social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Boy uzunluğuna Göre Sağlık Sorunları

Şaşırtıcı görülse de boy uzunluğu, birçok sağlık problemiyle ilişkilendirilmiştir. Ne kadar uzun ya da kısa olduğunuza bağlı olarak belirli hastalıklara yatkınlığınız vardır.

Sabahları, akşama göre daha uzun olduğunuzu biliyor muydunuz? Bunun sebebi gün içinde omurlar arasındaki mesafenin azalmasıdır. Bu azalma boyunuzu yaklaşık bir cm kısaltır. Eğer boyunuzdan memnun değilseniz ve daha uzun boylu olmak istiyorsanız, tekrar düşünün. Boy uzunluğunun nasıl göründüğünüz konusunda hayati bir rol oynadığını hakkında hemfikiriz.

Ancak boy uzunluğunun kardiyovasküler hastalıklardan, Alzhaimer hastalığına kadar bir çok sağlık sorunu ile bağlantılı olduğunu biliyor muydunuz?

Son yapılan araştırmalar göstermiştir ki bazı hastalıklar, belli bir uzunluktaki insanları daha çok etkilemektedir. Boy uzunluğunun nasıl belli hastalıklar için risk teşkil ettiği henüz anlaşılamasa da, boy uzunluğunun da hastalık gelişimde bir risk faktörü olduğu anlaşılmıştır.

1- Uzun Boylu Kişilerde Görülen Sağlık Sorunları:

*Kanser: Amerikan Kanser Derneği’ne göre, ortalama bir kadının yaşam boyunca kanser riski % 38.2’dir. Araştırmalara göre boy uzunluğundaki her 10 cm’lik artış böbrek, rektum, kan ve tiroid kanseri riskini %23’den %29’a çıkarırken deri, meme, yumurtalık ve kolon kanseri riskini %13’den %17’ye çıkarmaktadır.

2008 yılında yayınlanan başka bir çalışmada uzun boylu erkeklerde agresif prostat kanseri gelişimi riskinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bilim adamları uzun boylu kişilerde hücre sayısının daha fazla olması ve organlarının daha büyük olması gerekçesiyle bu kişilerin daha yüksek risk altında olduklarını düşünmektedir.

Beslenme alışkanlıkları, büyüme hormonlarının salgılanması ve çevresel faktörler de uzun boylu kişilerde artmış kanser riskinin bir nedeni olabilir.

*Gerilme Yaralanmaları: Artmış kemik uzunluğu uzun boylu kişileri gerilme yaralanmalarına karşı daha savunmasız bırakır. Çünkü uzun boylu insanların, kendilerini ortalama boyda olan kişiler için tasarlanmış ekipmanlara göre ayarlamaları gerekir.

Yani uzun boylu kişiler sık sık gerilme yaralanmalarından şikayetçidir bunlar içinde en sık görüleni el bileğinde sinir sıkışması olan Karpal Tünel Sendromu’dur. “Epikondilit” veya “tenisçi dirseği”, kemikler ve kaslar arasındaki tendon iltihapları, kaslar ve kemikleri etkileyen diğer durumlar uzun boylu kişileri daha çok etkilemektedir. Alt sırt ağrısı da uzun boylu kişileri etkileyen diğer bir problemdir.

*Travmatik Yaralanmalar: Araştırmaya göre 180 cm’den uzun kişilerin bir trafik kazasında yaralanma riskleri, diğer kişilere göre %27 daha fazladır. Uzun boy bu kişileri travmatik kazalara karşı daha savunmasız hale getirir. Ayrıca koruyucu cihazlar da ortalama yükseklikteki insanlar için tasarlanmış olduğundan bu cihazlar uzun boylu insanlar için iyi çalışmayabilir ve onları rahatsız edebilir. Zaman zaman sadece ortalama büyüklükteki insanlar için yapılmış bu ekipmanları kullanmak bile uzun boylu kişilerde yaralanmalara yol açabilir.

 

2- Kısa Boylu Kişilerde Görülen Sağlık Sorunları:

*Kalp ve Damar Hastalıkları: Avrupa Kalp Dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre kısa boylu olmak, kalp hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır. Bu konuda yapılan pek çok çalışmaya göre kısa boylu kişilerde kalp hastalıklarına yakalanma riski %50 artmıştır. Kısa boyun nasıl kalp hastalıkları riskini arttırdığı henüz bilinmese de bilim adamları yakın gelecekte bu soruya olası cevaplar bulacaklardır.

*İnme: İnmenin kısa boylu insanlarda çok daha yaygın olduğu bulunmuştur. Amerikan Kalp Derneği Dergisi’nde yayınlanan bir İsrail çalışmasına göre kısa boylu erkeklerin uzun boylu erkeklere göre %54 daha yüksek inme riski taşıdıkları gösterilmiştir.

Bunun nedeni beslenme ya da hormonal faktörler olabileceği gibi çevresel faktörler de olabilir. Sebep ne olursa olsun kısa boylu insanlar inme geçirmeye daha yatkındırlar.

*Alzheimer Hastalığı: Alzheimer Hastalığı Dergisi’nde yayınlanan 2007 yılında yapılan bir çalışmada, 175 cm’in üzerindeki kişilerde 165 cm’nin altındaki kişilere göre Alzhaimer hastalığı riski %59 azalmıştır. Alzheimer Derneği göre yaklaşık 5,2 milyon Amerikalı Alzheimer hastasıdır. Artan yaş ile Alzhaimer hastalığı riski artsa da en önemli risk faktörü kalıtımdır.

Kadınlarda ise riskin daha az olduğu belirlendi.

Boyu 1.55 metre olan kadınların bunama ya da Alzheimer’a bağlı rahatsızlıklardan ölüm riskinin, boyu 1.65 metre olanlardan yüzde 35 fazla olduğu saptandı.

Araştırmaya imza atanlardan Dr. David Batty, aslında sonuçların kısa olmanın bunamaya neden olduğu anlamına gelmediğini, boyun genellikle başka risk faktörlerini işaret ettiğini belirtti.

Edinburgh Üniversitesi’nden Tom Russ da boy ile bunama ya da Alzheimer’a bağlı komplikasyonlardan ölüm arasındaki bağlantının yaş, sosyo-ekonomik statü, obezite, sigara içme alışkanlığı, kalp-damar ve kronik hastalıklar gibi etkenler göz önüne alındığında da değişmediğini vurguladı.

Boy uzunluğunun belirli hastalıklara nasıl yatkınlık oluşturduğu henüz bilinmese de bilim adamları, bu soruya yanıt aramaya devam ediyorlar. Ancak dengeli beslenme, düzenli spor ve sağlıklı bir yaşam tarzıyla endişeleneceğiniz bir sorun kalmayacaktır.

Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/health-problems-related-to-your-height.html 

Devamını oku...

Her Derde Deva Beslenme Sistemiyle Tanışın!

Maksimum düzeyde sağlık, gençlik ve güzellik için; mümkün olduğunca organik bitkisel ürünün, gıdaların besin değerlerini neredeyse tamamen yok edici herhangi bir işleme maruz kalmadan, en besleyici haliyle yani canlı -pişirmeden pişirilmiş, başka bir deyişle geleneksel tarzda pişirilmemiş- olarak tüketimini öneren bir yaşam biçimidir.

İşte RALF'i seçmek için Tam 40 Neden:

1. Yataktan tamamen uyanık, daha önce hiç olmadığınız kadar göz alıcı derecede canlı ve sağlıklı kalktığınızı hayal edin!

2. RALF birçok hastalığın kolaylıkla iyileştirilmesinde etkili olup, çok ciddi hastalıklarda bile tedavi sürecine önemli derecede olumlu destek olur.

3. RALF ile fazla kilolar kendiliğinden eriyip kaybolur!

4. RALF ile zamanı geri döndürerek gençleşmek bile mümkün!

5. RALF ile hücrelerinizi ve vücudunuzu sadece canlı gıdaların içerdiği canlı vitamin, mineral, enzim ve diğer hayat veren maddeler ile besliyorsunuz. Hayatınıza hayat katan bu değerli besin maddeleri pişirilmiş gıdalarda maalesef büyük ölçüde hasar görmüş ya da tamamen yok olmuştur.

6. Gıdalar 46 derecenin üzerinde pişirildiğinde, yediğiniz yemekte artık CANLI ENZİMLER YOKTUR!

7. Vücudun her işlevi için enzimlere ihtiyacı var. Nefes almak, hareket etmek, konuşmak ve benzeri herşey için CANLI ENZİMLERE ihtiyacımız var, HAYAT için CANLI ENZİM GEREKLİ! Bu bilgiden sonra gıdaları pişirerek, enzimlerini yok ederek, yer miydiniz? Düşünün bir kez enzimleri mi yok ediyoruz, yoksa kendimizi mi?

8. Üstelik RALF sağlıklı, güzel bir hayat için canlı gıdaları önerirken muzlu kremalı tarttan vazgeçin yerine canlı gıdalarla hazırlanan her şeyi tadını çıkararak doya doya yiyin diyor...

9. RALF tatlıları o kadar zengin çeşitli ve yararlı ki dilediğiniz kadar yiyebilirsiniz  Hem de hiç suçluluk duymadan ve daha da önemlisi KİLO ALMADAN!

10. Gıdaları pişirdiğinizde ilk kaybedilen şey içerdikleri besin değeri yüksek ÖZSUlarıdır. Oysaki vücudumuzun %60-%75'lik bölümü sudan oluşmuştur ve canlıdır, yani CANLI besine ihtiyaç duyar. Üstelik sebze ve meyveler doğal hallerinde bu CANLI özsular ile doludur.

11. Geleneksel yöntemlerle pişirdiğimiz gıdalardaki proteinin yaklaşık %50'si pişirme sırasında yok olmaktadır. Pişirmenin gıdaya verdiği zarar bununla da kalmaz. Proteinin yanı sıra vitamin ve minerallerin de yaklaşık %50-%80'i de yok olur. Bu durumda ne yiyoruz, pişmiş boş bir balon mu?

12. Gıdalar pişirilirken oksijenlerini kaybederler ve serbest radikaller oluşur, ki vücudumuzun sağlığını korumak için hücrelerimizi tehdit eden bu zararlılara da ihtiyacı olmadığını gayet iyi biliyoruz!

13. Pişmiş yağlar ile canlı yağlar arasında çok büyük bir fark vardır! Pişmiş yağlar vücutta depolanabilirken, canlı yağlar normal şartlar altında kolaylıkla vücuttan atılabilir.

14. Obezite, yüksek kanser oranları, kalp krizleri, böbrek yetmezliği, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, kalp hastalıkları, kan ve damar hastalıkları ve tüm diğer hastalıkların yağ ile ilişkisi üzerine yapılan araştırmalar bu hastalıkların görüldüğü hastaların ağırlıklı olarak pişmemiş değil, pişmiş yağ tükettiklerini göstermektedir.

15. Avokado, zeytin, hindistan cevizi, kalın kabuklu fındık, ceviz gibi yemişler ve çekirdeklerin içerdiği ham -pişmemiş yağlar- sağlıklı bir beslenmenin vazgeçilmez temel unsurlarındandır. Bu yağlar değişik antioksidanlar içerdikleri gibi, kemiklere, sinirlere ve eklemlere destek olan yağlar da içermektedir.

16. İşlenmemiş-pişmemiş- bitkisel yağlar vücudun kilo almasına sebep olmazlar; çünkü pişmemiş yağlardaki lipaz enzimi yağların sindiriminin sağlanması için gerekli olan enzimdir. Bu nedenle lipaz enziminin aktif olması için; fındık, fıstık gibi yemişlerin kavrulmamış, çiğ, olması, çiğ tüketilmesi çok önemlidir.

17. Yağları pişirmek içlerindeki lipaz enzimini yok ettiği için, vücudumuzda yeterli enzim rezervi ve/veya üretimi de yoksa KİLO almak KAÇINILMAZ olur. Çünkü lipaz enzimi olmadan vücudumuz yağları sindiremez. Üstelik pişirme sırasında yok olan sadece bu enzim değildir! Diğer çok önemli enzim, vitamin ve mineraller de pişirme sırasında yok olmaktadır.

18. Tüm canlı gıdalar filizlendirilerek yetiştirilebilir, yani hepsi HAYAT DOLUdur!

19. RALF ile beslenen insanlar arasında en sık görülen his "hafiflik, sürekli ve doğal bir biçimde hayatından memnun olma halidir!"

20. RALF Beslenme Sistemi’nde gıdalar işlem görmemiş, ısıtılmamış, pişirilmemiş veya gıdaya zarar verebilecek türde herhangi bir işleme tabi tutulmamıştır. Özetle RAFL gıdaları tam anlamıyla hiçbir besin değerini kaybetmemiş "DOĞAL halinde olduğu gibi TAM GIDA"lardır.

21. Vejeteryan ve vegan da dahil olmak üzere hiçbir beslenme sistemi sağladığı SAĞLIKLI GÜZELLİK ve CANLILIK açısından RALF Beslenme Sistemi uygulama sonuçlarının yanına bile yaklaşamaz, çünkü sistem olarak tamamı CANLI olmak için CANLI, TAM BESİN üzerine odaklanmış başka bir beslenme sistemi yoktur.

22. Canlı gıdalar CANLI, HAYAT DOLU insanlar, ölü gıdalar ise cansız, kolay hastalanan ve kolay yaşlanan insanlar demektir.

23. RALF Beslenme Sistemi insanı gençleştirebilir ya da en azından yaşlanmayı yavaşlatarak geciktirebilir. Bunun en önemli sebebi RALF ile önerilen gıdalarda yüksek miktarda bulunan belli vitamin, mineral ve antioksidanlardır.

24. RALF Beslenme Sistemi'ni seçen birçok insan hayatlarında ilk kez çok sağlıklı olmanın, çok iyi hissetmenin ne demek olduğunu anladıklarını söylemişlerdir.

25. RALF zihinsel performansı fark edilir derecede yükseltir. Konsantrasyon gücünü artırır, zihni açar, vücudunuzdaki yorgunluğu kovar!

26. RALF ile kişi sadece birkaç gün içinde bile daha iyi bir ruh haline kavuşur, daha iyi hissetmeye başlar, varsa zihin dağınıklığı/bulanıklığı hızla ortadan kalkmaya başlar.

27. RALF kişinin kısa sürede daha enerjik, daha kolay konsantre olabilen-odaklanabilen-, daha az yorulan ve aynı zamanda daha huzurlu biri olmasını sağlar.

28. RALF ile vücut kendi kendini bir yandan onarırken bir yandan da yeniden şekillendirir, ihtiyacı olmayan fazlalıkları atmaya başlar.

29. RALF kişiyi çok kısa sürede (15 gün-2 ay) fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal olarak her anlamda olumlu şekilde etkiler.

30. Yeterince iyi bakılmamış bir vücut RALF ile biraz ilgi gösterildiğinde bile kendini onarıp iyileştirerek tekrar tam ve sağlıklı olmak için deli gibi çalışır. 31. Yaşlandıkça vücudun doğal enzim kaynakları tükenmeye başladığı için vücut oluşan enzim ihtiyacını aldığı besinlerle takviye etmeye çalışır ki bu noktada RALF çok kısa sürede hızla sonuç alınması açısından oldukça etkilidir.

32. Gıdaları pişirerek tüketmek vücudun ihtiyacı olan besinleri alma prosesini -gıdaları parçalama, hazmetme ve emilim işlemini- zorlaştırır.

33. Pişmiş gıdalar sınırlı besin sağlamanın yanı sıra vücudumuzda toksin olarak depolanarak birçok rahatsızlık ve hastalığa yol açabilirler.

34. Pişmiş gıdalardaki hasar görmüş enzimler sağlık için birçok yönden zararlıdırlar. Vücudun sadece bağışıklık sistemini olumsuz etkilemekle kalmaz, aynı zamanda beyin fonksiyonlarını ve enerji seviyesini de olumsuz yönde etkilerler.

35. Yaşlanmanın en önemli göstergelerinden biri de vücutta azalan enzim miktarlarıdır. Hücreler bölünmeyi yavaşlattığı ve hatta durdurduğu için bağışıklık sistemimiz görevini yapamaz hale gelir. Geeneksel beslenme sistemlerinde çoğunlukla pişmiş gıdalarla beslenildiği için vücuttaki enzim rezervleri belli bir süre sonunda tükenme noktasına gelir ve bu aşamada sağlıklı bir vücut için mutlaka enzim takviyesi yapılıyor olmalıdır.

36. Vücudu canlı, sağlıklı, genç ve güzel tutan enzimlerdir ve canlı gıdalar içerdikleri canlı enzimler açısından hiçbir gıdanın olmadığı kadar zengindirler.

37. Vücudun sağlıklı, parlayan bir cilde, gözlere, saç ve tırnaklara sahip olabilmesi için mutlaka antioksidan alıyor olması gerekir ki yine canlı gıdalar antioksidan deposu olarak diğer pişmiş gıdalara göre çok zengindir.

38. RALF, vücudun uygun asit/baz dengesinde, ideal pH ortamında, tutulmasını sağlayan en etkili beslenme biçimidir. Bu nokta çok önemlidir, çünkü asidik bir vücut ciddi akut veya kronik hastalıkların ortaya çıkması açısından çok uygun bir zemine sahiptir. Gıdaları pişirme sırasındaki ısıl işlem kullanılan tüm canlı gıdaları asidik bir yapıya dönüştürür ki bu sağıklı bir vücut için istenmeyen bir durumdur. Halbuki canlı gıdalar orijinal hallerinde bazik yapılıdırlar ve vücudun asiditesini düşürmeye yardımcı olarak rahatsızlık ve/veya hastalıkların gelişebileceği ortamların oluşmasını engellerler.

39. RALF çok yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşıma sahip! Hayata, sağlığa ve güzelliğe engel olan “her şeye” hayır diyor... Bu da yemek pişirme, işlem görmüş gıdalar, yapay tatlandırıcılar, konserveler, hayvan ürünleri, katkı maddeleri gibi tadı güzel ama “can”a kast eden vb birçok şeyin sonu demek... Bu nedenle RALF’i öldürmeye çalışanlardan neler duyacaksınız neler... Karar sizin RALF HAYAT demek, CAN demek... Diğerlerinin ne önerdiğini ise zaten biliyorsunuz....

40. Şunu hep hatırlayın yeter “Geleneksel beslenme yöntemlerinin dışında besleniyor olmak yanlış beslenmek anlamına gelmez, üstelik sonuçları yaklaşık yüz yıldır mucizeler yaratıyor ve bunu harika lezzetlerle yapıyorsa!..” Evet, "Hayat dolu bir yaşam" sizi bekliyor, peki siz ne bekliyorsunuz? 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?