social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Meditasyonun Beynimize ve Vücudumuza Yaptıkları

Meditasyon ile beyinde sağlanılan fiziksel değişim inanılmaz!

Aristo’nun “Mutluluk kendimize bağlıdır” felsefesini bilimadamlarının son araştırmaları kanıtlıyor gibi. Yapılan araştırmalar meditasyon ve odaklanmayı arttıran uygulamalar ile daha mutlu bir beyni geliştirebileceğini belirtiyor. Bilimadamları uzun zamandır zevk ve arzu gibi duyguları harekete geçiren hormonlar hakkında bilgi sahibi olsa da, uzun zamandır “iyi” hissetmeyi ve memnuniyeti harekete geçirenin ne olduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değildi. Bu konuyu araştırmak isteyen Kyoto Üniversitesi’nden bilim insanları 51 gönüllü ile yaptıkları araştırma ile mutluluk seviyeleri arttıkça, beynin buna karşılık gelen kısımları bulmaya çalıştılar. Seçtikleri kişiler arasından daha pozitif kişilere karşılık daha üzgün kişileri inceleyen bilim adamları, bu kişilerde beynin çalışan bölgelerini incelediler. İlginç bir şekilde daha mutlu ve pozitif insanlarda beynin “Precuneus” kısmının daha büyük olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar bu çalışma üzerinden Precuneus’un bir kas gibi geliştirebileceği tezine ulaştılar. Daha önceki araştırmalar, düzenli olarak meditasyon yapan insanların memnuniyet ve hatta kutluluk gibi duyguları hissetmesinin, beyinlerindeki Precuneus bölgesindeki gri maddenin artması ile açıklanabileceğini ortaya çıkarmıştı. Kyoto Üniversitesi’ndeki uzmanlar da bu son araştırmalar ile insanları neyin daha fazla mutlu ettiğini klinik anlamda ölçebileceklerini belirtiyorlar. Dr. Waturu Sato bu araştırmalara ile artık daha mutlu bir beyni geliştirmenin mümkün olduğunu belirtti.

Araştırmaya katılan gönüllülerin Precuneus büyüklüklerinde en büyük ile en küçük arasında %15 oranında bir fark ortaya çıktı. Her ne kadar mutluluk bireysel olarak algılansa da, beyindeki precuneaus bölgesinin ve onun etrafında ki gri maddedin büyüklüğü ile olan bağ kişisel mutluluğu etkileyen memnuniyet oranlarını arttırıyor. London School of Economics’den Prof. Paul Dolan ise bu araştırmanın sonucunun kendisini hiç şaşırtmadığını ve beynin diğer organlar gibi değişebilen ve genleşebilen bir yapıda olduğunu belirtti. Odaklanmanın beyni değiştiridği ve geliştiridiği sonucuna ulaşılan araştırmalardan biri de Londra’daki taksi sürücülerin 25,000 sokağı akıllarında tutarak belli bir adrese ulaşması gerektiği bir testin sonucu. Taksi şoförlerinin sadece yarısının geçebildiği bu testin sonunda uzmanlar, başarılı taksi şoförlerinin beyinlerindeki mekansal hesaplamaları yapan hippocampi kısımlarının, daha büyük olduğunu ortaya çıkardı. Buna ek olarak araştırma taksi şoförlerinin beyinlerindeki hippocampi kısımlarının daha önceden değil, bu teste çalıştıkça büyüdüğünü belirtiyor.

Prof Dolan, bizi mutlu ettiğini düşündüğümüz çoğu şeyin aslında uzun dönemde bir etkisi olmadığını belirtiyor. Bir işin odaklanarak yapıldığında, bunun hem duygusal statümüze hem de beynimize etkisinin olduğunu, özellikle sevilen bir müzik dinlenildiğinde beynin makinelerde her bölgesinin aktif olarak ışıldadığını belirtiyor. 

 Fizylojik Faydaları:

1. Oksijen tüketimini azaltır.

2. Solunum oranını düşürür.

3. Kan akışını artırır ve nabzı yavaşlatır.

4. Egzersize tahammülü artırır.

5. Derin seviyede fiziksel rahatlama sağlar.

6. Kan basıncını artırır.

7. Kan laktat düzeyini düşürür (yüksek seviyeler kaygı ataklarına neden olur).

8. Kas gerginliğini hafifletir.

9. Alerji ve Artirit gibi kronik rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olur.

10. Premenstrüel (adet dönemi öncesi) sendrom (PMS) belirtilerini azaltır.

11. Operasyon sonrası iyileşmeye yardımcı olur.

12. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

13. Virüs aktivitelerini ve duygusal stresi azaltır.

14. Enerji seviyelerini, gücü ve zindeliği artırır.

15. Zayıflamaya yardımcı olur.

16. Serbest kök sayısını azaltır ve doku hasarını minimum düzeye indirir.

17. Cilt direncini artırır.

18. Kolesterol seviyelerini düşürür, kardiyovasküler hastalıklar riskini azaltır.

19. Ciğerlere hava akışını, dolayısıyla nefes alıp vermeyi kolaylaştırır.

20. Yaşlanma sürecini yavaşlatır.

21. DHEAS (dehidroepiandrosteron) seviyelerini yükseltir.

22. Kronik rahatsızlıklarla ilişkili ağrıları önler, yavaşlatır veya kontrol altına alır.

23. Daha az terlemenizi sağlar.

24. Baş ağrıları ve migrenleri tedavi eder.

25. Beyin fonksiyonlarının düzenliliğini artırır.

26. Tıbbi bakım ihtiyacını azaltır.

27. Enerji verimliliğini güçlendirir.

28. Bireylerin spor ve diğer aktivitelere olan yatkınlığını artırır.

29. Astım semptomlarını ciddi anlamda hafifletir.

30. Atletik aktivitelerde performansı artırır.

31. İdeal vücut ağırlığına ulaşmanızı sağlar.

32. Endokrin sisteminizi düzenler.

33. Sinir sisteminizi rahatlatır.

34. Beynin elektrik aktivitelerinde uzun süreli, faydalı değişimler sağlar.

35. Kısırlığı giderir (kısırlık stresi, yumurtlamayı düzenleyen hormon salgılarına müdahele edebilir).

Psikolojik Faydaları:

36. Özgüveni artırır

37. Ruh hâli ve davranışları etkileyen serotonin seviyelerini artırır.

38. Fobi ve korkulardan kurtulmaya yardımcı olur.

39. Düşünceleri kontrol etmeye yardımcı olur.

40. Odak ve konsantrasyonu güçlendirir.

41. Yaratıcılığı artırır.

42. Beyin dalgası uyumluluğunu artırır.

43. Öğrenme becerisini ve hafızayı geliştirir.

44. Canlılık ve tazelik duygularını artırır.

45. Duygusal istikrarı artırır

46. İlişkileri geliştirir.

47. Zihinsel bozulma oranını azaltır.

48. Kötü alışkanlıklardan kurtlmayı kolaylaştırır.

49. Sezgileri güçlendirmeye yardımcı olur.

50. Üretkenliği artırır.

51. Ev ve işyerindeki ilişkileri güçlendirir.

52. Durumları daha net ve derinlemesine değerlendirmenize yardımcı olur.

53. Gereksiz sorunları göz ardı etmenize yardımcı olur.

54. Karmaşık sorunları çözme becerisini artırır.

55. Karakterinizi arındırır.

56. İrade gücü geliştirir.

57. Beynin iki yarım küresi arasındaki iletişimi güçlendirir.

58. Stresli durumlar karşısında daha hızlı ve etkili bir şekilde tepki vermenizi sağlar.

59. Algısal beceri ve motor performansını artırır.

60. Zeka büyümesini tetikler.

61. İş tatminini artırır.

62. Sevdiğiniz insanlarla yakın ilişkiler kurabilme kapasitenizi artırır.

63. Zihinsel hastalıklara maruz kalma olasılığını azaltır.

64. Sosyal etkileşimleri güçlendirir.

65. Agresif eğilimleri azaltır.

66. Sigara veya aşırı alkol tüketimi gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırır.

67. Uyuşturucu ve/veya ilaç ihtiyacını ve bağımlılığını azaltır.

68. Uyku ihtiyacınızı azaltır.

69. Daha kolay uykuya dalmanıza neden olur, uykusuzluğu giderir.

70. Sorumluluk hissini artırır.

71. Trafikteki öfke hâlini azaltır.

72. Huzursuzluğu azaltır.

73. Endişelenme eğilimini azaltır.

74. Dinleme ve empati kurma becerilerini artırır.

75. Daha doğru yargılara varmanıza yardımcı olur.

76. Hoşgörü seviyelerini artırır.

77. Yapıcı ve olumlu şekillerde tepki vermenize yardımcı olacak dinginliği sağlar.

78. Daha istikrarlı, dengeli bir karakter geliştirmenize yardımcı olur.

79. Duygusal olgunluğu artırır.

Spiritüel Faydaları:

80. Olayları bir perspektif dahilinde değerlendirmenize yardımcı olur.

81. Gönül rahatlığı sağlar, mutluluğa giden yoldur.

82. Amacınızı keşfetmenize yardımcı olur.

83. Kendi kendini gerçekleştirme eylemini güçlendirir.

84. Merhamet duygularını artırır.

85. Bilgeliği artırır.

86. Kendinize ve başkalarına dair daha derin bir anlayış kazanmanızı sağlar.

87. Beden, zihin ve ruh uyumunu güçlendirir.

88. Daha derin bir seviyede spiritüel rahatlama sağlar.

89. Kişinin kendini kabullenmesine yardımcı olur.

90. Bağışlayıcı olmanıza yardımcı olur.

91. Yaşama karşı tutumunuzu değiştirir.

92. Spiritel dünya ile daha derin bir ilişki kurmanızı sağlar.

93. Aydınlanma yolunda ilerlemenize yardımcı olur.

94. İçsel benliğinize odaklanma becerinizi güçlendirir.

95. Şimdiki zamanda yaşamaya yardımcı olur.

96. Sevgiye dair daha geniş, derin bir kapasite sunar.

97. Egonun da ötesinde gücü ve bilinci keşfetmenize olanak verir.

98. İçsel bir bilirlik hissi yaşamanızı sağlar.

99. Birlik hissi yaşamanızı sağlar.

100. Yaşamınızda eşzamanlılığı artırır.

Devamını oku...

İnternet Hafızaya Zararlı, Ancak....

Yıllar içinde dünya muazzam denilebilecek bir dijital dönüşüm geçirdi. Bu dönüşüm sürecinde yaşanan en büyük değişikliklerden birisi de, bir şeyleri hatırlamaya artık o kadar da ihtiyaç duymamamız. Hayatımızdaki bütün detayları bilgisayarımıza, laptopumuza, akıllı telefonumuza ya da tabletimize kaydederek kendimize bir hatırlatıcı sağlayabiliyorken, neden sevdiğimiz kişinin doğum gününü ya da yakın bir arkadaşla yenecek akşam yemeğini unutalım ki?

Paul McCartney yaz aylarında yapılan bir röportajında bu konuda faydalı bir bakış açısı sağladı. McCartney, 1960larda, The Beatles’ın asla duyulmayan onlarca şarkısının olduğunu çünkü John Lennon’ın ve kendisinin geceleri yaptıkları kimi şarkıları ertesi sabah unutabildiğini söyledi.

Elbette, o dönemde kayıt yapmakla günümüzde kayıt yapmak arasında oldukça fark var. Bir şarkıyı oluşturmak, onu biçiplendirip bitirmek, daha sonra hatırlamak ve hızlı bir şekilde kaydetmek oldukça farklı ve uzun süren bir deneyim. Konunun araştırılma boyutuna geldiğimizde ise; günümüzde teknolojinin gündelik hayatlarımızda kendini oldukça sevdirmesiyle birlikte, teknolojinin etkileri üzerine yapılan en yeni çalışmalar, insanların hatırlama ve öğrenmesiyle alakalı oldu.

Bu konuda yapılan bazı araştırmalar, teknolojiye olan güvenimizin ve internetin dijital bir unutkanlığa yol açtığı ve bunun birlikte insanların dijital ortamda tutabildikleri bilgileri artık hatırlamamaya başladıkları öne sürüldü. Yapılan bir çalışmada, 16 ve üzeri yaştaki 1000 tüketiciye teknoloji kullanımı hakkında bazı sorular soruldu. Sonuçlarda, katılımcıların %91’inin bir şeyleri hatırlayabilmek için internet ve dijital bazı aletlere bağımlı oldukları görüldü. 6000 kişi üzerinde yapılan benzer bir çalışmada ise katılımcıların %71’i teknolojik yardımlar olmadan çocukların telefon numaralarını hatırlayamazken, %57’sinin de kendi iş numaralarını bilmedikleri görüldü.

Çalışmalar bilgileri hatırlamak için dijital aletlere olan bağlılığın kendi hafıza sistemimize zarar verdiği sonucunu ortaya koydu. Hafızayı Yükseltme Ancak bu hafıza kaybının yasını tutmadan önce, yeni bir çalışmanın bu hafıza zayıflığından oluşan adaptasyonla ilgili heyecan verici bulgularından bahsetmeliyiz.

2011 yılında yapılan bir çalışmada, belirli deneyler dizisi bilgisayarların hafızamız üzerindeki etkisini inceliyordu. Bu çalışmanın katılımcılarından “bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür” gibi bir takım cümleler yazmaları isteniyordu. Çalışmada, katılımcıların yarısına yazdıklarını kaydedebilecekleri söylenirken, diğer yarısına ise kaydedemeyecekleri söylendi. Çalışmanın sonunda, herkes yazdıklarını hatırlayıp hatırlayamadığı konusunda test edildi. Yazılarını kaydedebilen grubun, testin sonunda yazdıklarını hatırlama konusunda oldukça başarısız olduğu gözlendi. Başka bir deneyde ise, katılımcılardan belirli klasörlere kaydedilecek bazı ifadeler yazmaları istendi. Daha sonra ifadeleri ve bulunduğu klasörleri hatırlamaları istendi. Katılımcıların, genel olarak, klasör konumlarını hatırlama konusunda daha iyi olduğu çalışmanın sonunda ortaya çıktı. Peki, bu iki deneyden ortaya çıkan sonucun ne olduğu söylenebilir? Öncelikle, teknoloji bilgiyi düzenleme yöntemimizi değiştirmiştir, bu sayede artık sadece kaydedilmeyen detayları hatırlayabiliyor ve önceliğimizi içerikten ziyade bilginin konumlandığı yere kaydırıyoruz.

Grup Hafızası İnsanların bilginin bulunduğu konumu öncelendirdiği fikrinin araştırmacıları zamanla başka argümanlar sunmaya teşvik ettiği bir gerçek. Günümüzde, internet ve dijital araçların bir tür dönüşebilen hafıza olduğu düşünülüyor. Temelleri 1980lere uzanan bu iddia, grup hafızasının herhangi bir bireyin hafızasından daha iyi olduğunu öne sürmekte. Bütün bu hesaplamalar, bireylerin ortak bir bilgi deposunu kullanarak bilgileri kolektif olarak depoladıklarını ve yaydıklarını gösteriyor. Bu bilgi deposu, insanların kendileri bilmese de başka kimseler tarafından hatırlanan detaylara erişebilmelerini sağlıyor. Aynı şekilde, bireyler internet kullanımı ile bir tür dönüşebilen hafıza geliştirerek ve bilgileri ona naklederek, detayların kendisinden ziyade onları nereye olduklarına odaklanıyorlar.

Daha yakın tarihli bir araştırma bu çalışmayı genişletti ve bilgisayarda kayıtlı olan bilgilerin sadece beynimizin işleyişini değiştirmediği ayrıca yeni bilgileri öğrenmeyi kolaylaştırdığını da ortaya çıkardı. Geçen sene yayımlanan bu çalışmada, katılımcılar sözcük listesinin bulunduğu iki ayrı dosyayla test edildi. Her iki listenin de ezberlenmesi gereken bu çalışmada, katılımcıların yarısından ikinci dosyaya ilerlemeden önce ilk dosyayı kaydetmeleri istendi. Diğer gruptan ise ilk dosyayı kaydetmeden kapatmaları istendi. Bu deney katılımcıların, eğer ilk dosyayı kaydettilerse ikinci dosyadan daha fazla bilgi hatırlayabildiklerini ortaya koydu. Yani, kaydetme ya da beyinden bilgisayara bilgi aktarımı sayesinde, bilişsel kaynaklarımızı daha fazla bilgi ezberlemeye ve yeni bilgileri daha fazla hatırlamaya yöneliyoruz. Özetle, teknoloji konusunda endişelenenlerin içine su serpilebilir. Ancak bu demek değildir ki teknoloji sayesinde her şey daha iyi.

McCartney röportajında, 1960’lı yıllarda sadece en hatırlanabilir şarkıları kaydedebildiklerini söylemişti. Bu yüzden, belki de The Beatles’ı iyi şarkı yazarı yapan şey, o dönemde teknolojinin bu denli iyi olmamasıydı. Çünkü hatırlanması zor şarkılar ister istemez eleniyordu. Sonuç olarak, teknoloji ve internet sayesinde artık her şeyi hatırlamak zorunda değiliz. Ve eğer teknolojik yardımları doğru şekilde kullanabilirsek hayatta gerçekten büyük ilerle kaydedebiliriz. Bu yüzden de teknoloji yüzünden ne kaybettiğimiz hakkında endişelenmekten ziyade ne kazandığımıza odaklanmak daha doğru olacaktır.

Kaynak: “The Internet Is Eating Your Memory, But Something Better Is Taking Its Place,” http://www.iflscience.com/brain/internet-eating-your-memory-something-better-taking-its-place 

Devamını oku...

Aynı Anda Birden Fazla İşi Yapmaktan Vazgeçmek İçin 5 Neden

  Kendinizi suçlamayın. Aynı anda birden fazla iş yapmak bilinçaltımıza iyi bir şey olarak yerleştirildi. Bunu başarabilenler de zeki, yetenekli insanlar olarak görüldü. Ayrıca birden fazla şeyi aynı anda yürütmenin etkili olduğuna, zaman tasarrufu sağladığına ve üretkenliği arttırdığına inanıldı.

Peki, bunlar gerçekten doğru mu?

Hayır. Doğru olan şu; aynı anda birden fazla iş yapma kavramı tamamen bir efsane. Fizyolojik olarak, insan beyni aynı anda birden fazla işi yürütmeye uygun yaratılmamıştır. İki işin aynı anda yürüdüğünü sandığımızda aslında beyin çok hızlı bir şekilde bir işten diğerine geçiş yapıyor. Ve bu da beynin doğal yapısı için zarar verici oluyor. Birden fazla işi aynı anda yapmamak için çok nedeniniz var. Onlardan bazılarını sizler için listeledik:

1. Üretkenliğinizi azaltır! Uzmanlara göre, aynı anda birden çok iş yapmanız düşünme yetisinin kesintiye uğramasına neden olabiliyor ve bu da üretkenliğinizi %40 oranında azaltabiliyor. Günlük işlerinizi sınıflandırmaya çalışın. En önemli olanları listenin başına alın. Ve işlerinizi aynı anda değil, her birini ayrı ayrı zamanda yapın. Unutmayın: zaman yönetimi kısa zamanda çok iş yapmak değildir. En önemli işleri etkili bir biçimde tamamlamaktır.

2. Sizi aşırı stres altına sokar! Birden fazla işi aynı anda yapmaya çalıştığınızda, beyniniz kortizol isimli maddeyi salgılar. Bu durumun kronikleşmesi kalp hastalıklarına, kilo kaybına, yüksek tansiyona ve diyabete neden olabilir.

3. İşinizin kalitesini düşürür! Aynı anda birden fazla işi yürütmenizin, yaptığınız işin kalitesi üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bir uzman bunu şu şekilde açıklamıştır: Aynı anda birden fazla işi yapmayı denemek çok yanlış bir yöntemdir. İnsan psikolojisine aykırı bir durumdur. Bir işi en iyi şekilde tamamlayabilmek için sadece o işe yoğunlaşmak gerekir. Ayrıca, birden fazla işi aynı anda yapmak o işe olan saygımızı zedeler. Çünkü bu durum, o işe hak ettiği dikkati vermediğimizi gösterir.

4. Hayatı kaçırmanıza neden olur! Birden fazla işi aynı anda yapmanız şüphesiz anı yaşamanıza engel olur. Aynı zamanda ilişkilerinize zarar vermesi de mümkündür. Belki de aileniz içinde fark ediyorsunuzdur. Çocuğunuzla onu telefonundan soyutlayarak en son ne zaman sohbet ettiğinizi hatırlıyor musunuz? Ya da eşinizle onu telefonun ya da bilgisayarın başından kaldırarak konuşabiliyor musunuz? Muhakkak telefonlarından ya da bilgisayardan takip etmeleri gereken işleri, okumaları gereken mailleri oluyordur değil mi? Çoğumuz anı yaşadığımızı söyleyemeyiz. Elektronik aletler bu kadar yaygın değilken bile insanlar işleri ile günlük aktivitelerini aynı anda yürütüyorlardı.

Peki, yakınlarımızla anı yaşamak için neler yapabiliriz?

Kurallar şunlar; Birisi ile iletişim halindeyken başka bir yere bakmayın, başka birini dinlemeyin, bir şeye dokunmayın, bir şey yemeyin. Temel kural çok açık: Bir işe ya da kişiye tüm dikkatinizi vermek!

5. İnsanı sersemleştirir! Yapılan bir çalışma, teknolojinin aşırı kullanımının kavrama yeteneğini düşürdüğünü belirtmiştir. Teknolojiye aşırı maruz kalındığında verimli bir gece uykusu uyunamaz, bu da zihnin keskinliğine zarar verir. Tüm bu sorunların tek çözümü var! Aynı anda birden fazla iş yapmamak!

Diğer kötü alışkanlıklar gibi, bunun da üstesinden gelinebilir. Üretkenliğinizi sürdürebilmek istiyorsanız az önce de söylediğimiz gibi, çözüm aynı anda birden fazla iş yapmamak. Birkaç uygulama ile bu alışkanlığı edinebilmeniz hiç de zor değil:

1. Günlük işlerinizi önem sırasına koyduğunuz küçük bir liste hazırlayın.

2. Bu listeyi tamamlamadan başka bir işe geçmeyin. Tabii ki bu işleri yaparken Facebook, email ve Twitter’dan da uzak durun.

3. Dikkatinizi dağıtacak şeyleri ortadan kaldırın. Cep telefonu, mailler, Tv vs…

4. İşinizi tamamlayana kadar tüm dikkatinizi sadece o işe verin.

5. Odaklanma kaybı yaşarsanız, dikkatinizi tekrar o işe vermeye çalışın.

6. Günlük işler listesini yapmaya devam edin. Önem sırasına göre sıralamayı da ihmal etmeyin.

7. Önemli şeyler aklınıza gelirse, bunları hemen not edin ve daha sonra yapmak üzere stoklayın.

8. Önemli işlerinizi tamamlarken kendinize küçük molalar vermeyi sakın unutmayın. Biraz çaba ile kendinizi mükemmel, üretken bir kişiye dönüştürebilirsiniz. Unutmayın: dikkatinizi dağıtacak şeyleri minimuma indireceksiniz ve en önemli işlere odaklanacaksınız!  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Dilinize Dolanan Şarkıdan Kurtulun!

Bu ilginç ama bir o kadar da etkili yöntem dilinize takılan şarkıdan kurtulmanıza yardım edecek. Kulağa hoş gelen şarkılar beyninize doğru yılan gibi kıvrılarak ilerler ve isteseniz de bu şarkıları mırıldanmaktan kurtulamazsınız.

Araştırmacılar bu durumun insanlar arasında ilginç bir şekilde yaygın olduğunu dile getiriyorlar. Bir şarkının dilinize dolanması yaygın ve aynı zamanda son derece dikkat dağıtıcı bir durum.

Araştırmacılar, yıllardır bunu engelleyecek bir yol bulmak için çabalıyorlar. Ve anlaşılan o ki, çözüm çok kolaymış. Hem de sakız çiğnemek kadar!

Yeni yapılan bir araştırma, dilinize dolanan şarkıdan kurtulmanız için sakız çiğnemenin en kolay ve en etkili yöntem olduğunu gösteriyor. Teoriye göre sakız çiğnemek konuşma yetisi ile alakalı olan motor becerilerini etkiliyor. Böylece, sakız çiğneyerek beyninizi dilinize yapışan bu şarkıları söylemekten alıkoyabiliyorsunuz.

Araştırmacılar, bu konu ile ilgili 3 adet deney yaptıklarını ve üç deneyde de sakız çiğneyenlerin çiğnemeyenlere oranla dillerine dolanan şarkılardan daha kolay kurtulduklarını dile getiriyorlar.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?