social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Midemizdeki Bakteriler ve Akıl Sağlığımızın İnanılmaz Bağı

Heyecanlanınca midenizde kelebekler uçuyor, kötü bir haber öğrenince içiniz sızlıyor, stresli olunca karnınız kaskatı kesiliyor...

Ama hiç aklınıza geldi mi bu terimleri niye kullanıyoruz?

Aslında sadece özdeyişten ibaret gibi görünen bu deyimlerin gerçeklik payı olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar, sindirim sisteminiz ile beynimizin karmaşık bir yapıda bütünleştiğini gösteriyor. Bu o kadar güçlü bir bağ ki, bazı biliminsanları zaten ikinci beyin olarak adlandırdıkları sindirim kanalını ile beyni tek bir sistem altında adlandırabileceğimizi belirtiyor. Bu bağ, vagus (onuncu) sinir ile beraber beynin direkt olarak sindirim kanalı ile nöronal bir bağlantı kurması ile oluşuyor. İşte bu yüzden, şu anki araştırmalar biliminsanlarını bu çiftyönlü iletişim kanalının oluşturduğu; sindirim kanalı-beyin eksenine yönlendirmiş durumda.

Sindirim kanalının o an yaşanan sinir, stres, heyecan, üzüntü ve endişe gibi duygulara oldukça duyarlı olduğu durumları birinci elden de yaşamışsınızdır. Bu özellikle stres ve basklı altında bulunduğunuz zaman, vücudunuzun girdiği “kaç ya da savaş” modundan kaynaklanıyor. Bu durumda sindirim yavaşlayıp hatta durma noktasına gelebilir. Vücudumuz “kaç ya da savaş” modunda sindirime harcanacak olası bir enerjiyi, o an daha önemli gördüğü beyin ve kaslara yönlendirmekte. Büyük bir tartışma sırasında, bir iş görüşmesi öncesinde, hatta sınav notlarınızın açıklanırken yaşayabileceğiniz mide ağrıları, sindirim sorunları hatta ishal gibi belirtiler hep “kaç ya da savaş” modunun etkileri.

Psikoterapinin bir kolu olan Bilişsel Davranışçı Tedavi (CBT), rahatlama terapileri ve hipnoz gibi tedavilerin, irritabl bağırsak sendromu gibi fiziksel bir sebebi olmayan, yapısal sindirim hastalıkları geçiren kişilere yardımcı olduğunu ortaya çıkardı.

13 araştırmanın 10’unda, sindirim problemleri geçiren ve psikoterapi tedavilerini uygulayan grupların hastalıklarının etkilerini geleneksel ilaç kullanan gruplara göre daha çok azalttığını ortaya çıkarıyor. Bir başka diğer araştırma ise , sindirim kanalımızda bulunan, topluca mikrobiyom ismini verdiğimiz yararlı bakterilerin sağlığımızla bağının düşündüğümüzden daha kuvvetli olduğunu ortaya çıkardı. Her bir hücremize karşılık 10 kat daha fazla bakteri ile, ki bu 100 trilyon bakteri demek, beraber yaşadığımızı düşünürsek, midemizde yaklaşık 3 kiloya yakın bir ağırlığı bulunan bu bakterilerin sağlığımıza etkisi olduğunu duymak gerçekten ilgi çekici. Ama araştırmalar mikrobiyomun sindirim sistemimize olan etkisinden daha öte bir şey keşfetmiş durumda.

Bağışıklık, metobolizm ve akıl sağlığımız bu bakteriler ile içiçe geçmiş olabilir. Giderek daha fazla biliminsanının katıldığı bir çok araştırma mikrobiyomun nasıl düşündüğümüzü, hissettiğimizi ve hareket ettiğimizi, hatta bazı nörolojik durumlar ile beynimizi etkilediğini ortaya çıkarıyor. Örnek vermek gerekirse, beynimizdeki nöronların kendi arasında iletişim kurmak ve ruh halimizi düzenlemek adına salgıladığı, dopamin, serotonin içeren aynı maddeleri bağırsaklarımızda bulunan bazı bakteriler tarafından da salgılandığı belirtiliyor. Aynı zamanda şu an oldukça desteklenen bir hipotez bu bakterilerin endişe ve depresyonu da etkileyebileceğini tartışıyor. Kanada’da bulunan McMaster Üniversitesi, farelerde normal bakteri dengesini bozmanın, endişeye benzer durumlara yol açtığını belirtiyor. Bu değişim özellikle bir salgı proteini olan ve az miktarlarda endişe de depresyonu tetikleyen beyin türevli nörotrofik faktör (BDNF) seviyelerinin artmasını ile farkedilmiş.

Bir başka araştırmada, endişeli hareket etmeye yatkın olan bir farelerin bağırsak bakterileri, sakin davranış sergileyen bir farelere aktarıldığından, bu farelerin de endişeli hareket etmeye başladığı tespit edilmiş. Bakterilerin oluşturduğu mikrobiyomların akıl sağlığımıza etkisini araştıran çalışmalar daha emekleme çağında olsa da, sindirim ve akıl sağlığımızın birbiri ile bağlantılı olduğunun keşfedilmesi, geliştirelecek tedavilerin geleneksel tedavilerden oldukça farklı olacağını gösteriyor. 

Haber Görkem Gömeç

Devamını oku...

İnsan Vücudu Müthiş Makine!

Vücudumuzda 25 milyar oksijen alıcı kırmızı kan yuvarlakları bulunmaktadır. Bunları bir yüzey üzerine yayacak olursak 2570 metre karelik bir alanı kaplar.

Kalbimiz normal olarak dakikada 70-72 kere atar. Bu atışa göre 70 yaşındaki insanın kalbi 2500 milyon kere atmış ve bu süre içindede 167561600000 kilo kanı damarlarımıza pompalamıştır.

Normal bir insan vücudunda bulunan elektrik 25 Watt'lık bir lambayı dakikalarca yakabilir.

Tek bir dakika içerisinde 1025 cm küplük havayı içimize çeker 4 kilograma yakın kanı vücudumuz içinde devrederiz.

O kadar çok karbon taşırız ki bunları bir araya toplayıp kullanmak mümkün olsa; 9000 adet kurşun kalem yapabiliriz.

2200 kibrite yetecek kadar fosforumuz, 250 gramdan fazla sürfürümüz, bir kaşık dolusu magnezyumumuz, 5 cm boyunda bir çivi yapacak kadar demirimiz vardır.

Vücudumuz hakkında sizi şaşırtacak 16 olağanüstü gerçek:

1. Dil izi: Eğer kimliğinizi saklamak isterseniz, dilinizi çıkarmayın. Parmak izine benzer şekilde, herkes tek ve benzersiz bir dil izine sahip.

2. Döküntü: Evde tüy dökme derdinden şikayetçi olan sadece evcil hayvanınız değil. İnsanlar her saat yaklaşık 600 bin deri partikülü döküyor. Bu her yıl yaklaşık 680 gram tutuyor, bu nedenle ortalama bir insan 70 yaşına kadar yaklaşık 48 kg deri dökmüş oluyor.

3. Kemik sayısı: Yetişkinlerde bir bebekten daha az kemik bulunuyor. Doğduğumuzda yaklaşık 270 kemiğe sahip oluyoruz, ancak gelişim süreci boyunca kemikler eriyip birbiriyle kaynaşıyor ve yetişkin olduğumuzda sadece 206 kemiğimiz kalıyor.

4. Yeni mide: Mide mukozasının dış tabakası ömrü çok kısa olduğu için 3-4 günde yenilendiğini biliyor muydunuz? Eğer yenilenmeseydi, midenizdeki yiyecekleri hazmetmek için kullanılan güçlü asitler, aynı zamanda midemize de zarar verecekti.

5. Koku hatırlama: Burnumuz köpekler kadar hassas değildir, ancak 50 bin farklı kokuyu hatırlayabilir.

6. Uzun bağırsaklar: İnce bağırsağın uzunluğu yetişkin bir insanın boyunun yaklaşık 4 katı uzunluğundadır. Eğer geriye doğru katlanmasaydı, 5-6 metrelik uzunluğu karın boşluğuna sığmazdı.

7. Bakteri: Bu cilt için gereklidir. İnsan vücudunda cildin her santimetre karesinde yaklaşık 32 milyon bakteri yaşıyor. Bunların büyük bir çoğunluğu zararsız.

8. Vücut kokusunun kaynağı: Koltuk altı gibi, kokan ayakların kaynağı terdir. İnsanlar ayaklarından da terler. Bir çift ayak 500 bin ter bezine sahiptir ve günde yarım litre ter oluşturabilir.

9. Hapşırma hızı: Hapşırık havada saatte 161 km hızla gidebiliyor. Bu nedenle hapşırınca burnunuzu ve ağzınızı mutlaka bir mendille kapatmalı, fakat hapşırığınızı tutmaya çalışmamalısınız.

10. Kan aralığı: Eritrosit olarak bilinen kan hücreleri bikonkav (iki yanı çukur) diskler şeklindedir. Kan uzun bir yolda seyahat eder. İnsan vücudunda yaklaşık 96 bin 560 km kan damarı bulunuyor. Çok çalışkan olan kalp her gün damarların içine 7 bin 571 litre kan pompalıyor.

11. Tükürük miktarı: Tükürüğünüzün içinde yüzmek istemeyebilirsiniz, fakat biriktirseydiniz bunu yapabilirdiniz. Çünkü, bir ömür boyunca insan 25 bin litre tükürük üretiyor. Bu miktar 2 yüzme havuzunu doldurmaya yeter.

12. Horlama sesi: 60'lı yaşlarda, erkeklerin yüzde 60'ı ve kadınların yüzde 40'ı horluyor. Horlama ortalama 60 desibelken, horlama seviyesi bazı kişilerde 80 desibelin üzerine çıkabiliyor. 80 desibel seviyesindeki ses havalı matkabın çıkardığı ses kadar yüksektir. 85 desibelin üzerindeki sesler insan kulağına zarar verdiği saptanmıştır.

13. Saç rengi ve sayısı: Sarışınlar daha eğlenceli olabilir ya da olmayabilir, ancak sarışınlar kesinlikle daha fazla saça sahipler. Saç rengi saçımızın ne kadar sık olduğunu belirlememize yardımcı oluyor. Buna göre sarışınlar en üst sırada yer alıyor. Bir insanda ortalama 100 bin saç kılı bulunurken, sarışınlarda bu sayı ortalama 146 bin. Siyah saçlı insanlar yaklaşık 110 bin saç kılına sahip, kahverengi saçlı insanlarda ise 100 bin saç kılı bulunuyor. Kızıl saçlı insanların ise saç kılı daha az yaklaşık 86 bin kadar.

14. Tırnak gelişimi: Eğer el tırnaklarınızı ayak tırnaklarınızdan daha sık kesiyorsanız, bu doğaldır. El tırnaklarımız daha çok kullanıldığı için daha hızlı uzuyorlar. Elimizin tırnakları 0,5 - 0,6 mm hızla uzar. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır. En hızlı uzayan tırnak orta parmağın tırnağıdır.

15. Baş ağırlığı: Bebekler doğduklarında başlarını tutamazlar. İnsan başı doğduğunda vücudumuzun toplam uzunluğunun dörtte biri kadardır. Fakat, yetişkin olduğumuzda bu oran toplam uzunluğumuzun 8'de birine ulaşır.

16. Uyku ihtiyacı: Eğer iyi bir gece uykusu için öldüğünüzü söylerseniz, tam anlamıyla bunu kastediyorsunus. Haftalarca bir şey yemezseniz ölmezsiniz, fakat 11 günden sonra uykusuzluğa dayanamaz, sonsuza kadar uyup kalırsınız...

www.yesilaile.com 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?