social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Meditasyonun Beynimize ve Vücudumuza Yaptıkları

Meditasyon ile beyinde sağlanılan fiziksel değişim inanılmaz!

Aristo’nun “Mutluluk kendimize bağlıdır” felsefesini bilimadamlarının son araştırmaları kanıtlıyor gibi. Yapılan araştırmalar meditasyon ve odaklanmayı arttıran uygulamalar ile daha mutlu bir beyni geliştirebileceğini belirtiyor. Bilimadamları uzun zamandır zevk ve arzu gibi duyguları harekete geçiren hormonlar hakkında bilgi sahibi olsa da, uzun zamandır “iyi” hissetmeyi ve memnuniyeti harekete geçirenin ne olduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değildi. Bu konuyu araştırmak isteyen Kyoto Üniversitesi’nden bilim insanları 51 gönüllü ile yaptıkları araştırma ile mutluluk seviyeleri arttıkça, beynin buna karşılık gelen kısımları bulmaya çalıştılar. Seçtikleri kişiler arasından daha pozitif kişilere karşılık daha üzgün kişileri inceleyen bilim adamları, bu kişilerde beynin çalışan bölgelerini incelediler. İlginç bir şekilde daha mutlu ve pozitif insanlarda beynin “Precuneus” kısmının daha büyük olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar bu çalışma üzerinden Precuneus’un bir kas gibi geliştirebileceği tezine ulaştılar. Daha önceki araştırmalar, düzenli olarak meditasyon yapan insanların memnuniyet ve hatta kutluluk gibi duyguları hissetmesinin, beyinlerindeki Precuneus bölgesindeki gri maddenin artması ile açıklanabileceğini ortaya çıkarmıştı. Kyoto Üniversitesi’ndeki uzmanlar da bu son araştırmalar ile insanları neyin daha fazla mutlu ettiğini klinik anlamda ölçebileceklerini belirtiyorlar. Dr. Waturu Sato bu araştırmalara ile artık daha mutlu bir beyni geliştirmenin mümkün olduğunu belirtti.

Araştırmaya katılan gönüllülerin Precuneus büyüklüklerinde en büyük ile en küçük arasında %15 oranında bir fark ortaya çıktı. Her ne kadar mutluluk bireysel olarak algılansa da, beyindeki precuneaus bölgesinin ve onun etrafında ki gri maddedin büyüklüğü ile olan bağ kişisel mutluluğu etkileyen memnuniyet oranlarını arttırıyor. London School of Economics’den Prof. Paul Dolan ise bu araştırmanın sonucunun kendisini hiç şaşırtmadığını ve beynin diğer organlar gibi değişebilen ve genleşebilen bir yapıda olduğunu belirtti. Odaklanmanın beyni değiştiridği ve geliştiridiği sonucuna ulaşılan araştırmalardan biri de Londra’daki taksi sürücülerin 25,000 sokağı akıllarında tutarak belli bir adrese ulaşması gerektiği bir testin sonucu. Taksi şoförlerinin sadece yarısının geçebildiği bu testin sonunda uzmanlar, başarılı taksi şoförlerinin beyinlerindeki mekansal hesaplamaları yapan hippocampi kısımlarının, daha büyük olduğunu ortaya çıkardı. Buna ek olarak araştırma taksi şoförlerinin beyinlerindeki hippocampi kısımlarının daha önceden değil, bu teste çalıştıkça büyüdüğünü belirtiyor.

Prof Dolan, bizi mutlu ettiğini düşündüğümüz çoğu şeyin aslında uzun dönemde bir etkisi olmadığını belirtiyor. Bir işin odaklanarak yapıldığında, bunun hem duygusal statümüze hem de beynimize etkisinin olduğunu, özellikle sevilen bir müzik dinlenildiğinde beynin makinelerde her bölgesinin aktif olarak ışıldadığını belirtiyor. 

 Fizylojik Faydaları:

1. Oksijen tüketimini azaltır.

2. Solunum oranını düşürür.

3. Kan akışını artırır ve nabzı yavaşlatır.

4. Egzersize tahammülü artırır.

5. Derin seviyede fiziksel rahatlama sağlar.

6. Kan basıncını artırır.

7. Kan laktat düzeyini düşürür (yüksek seviyeler kaygı ataklarına neden olur).

8. Kas gerginliğini hafifletir.

9. Alerji ve Artirit gibi kronik rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olur.

10. Premenstrüel (adet dönemi öncesi) sendrom (PMS) belirtilerini azaltır.

11. Operasyon sonrası iyileşmeye yardımcı olur.

12. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

13. Virüs aktivitelerini ve duygusal stresi azaltır.

14. Enerji seviyelerini, gücü ve zindeliği artırır.

15. Zayıflamaya yardımcı olur.

16. Serbest kök sayısını azaltır ve doku hasarını minimum düzeye indirir.

17. Cilt direncini artırır.

18. Kolesterol seviyelerini düşürür, kardiyovasküler hastalıklar riskini azaltır.

19. Ciğerlere hava akışını, dolayısıyla nefes alıp vermeyi kolaylaştırır.

20. Yaşlanma sürecini yavaşlatır.

21. DHEAS (dehidroepiandrosteron) seviyelerini yükseltir.

22. Kronik rahatsızlıklarla ilişkili ağrıları önler, yavaşlatır veya kontrol altına alır.

23. Daha az terlemenizi sağlar.

24. Baş ağrıları ve migrenleri tedavi eder.

25. Beyin fonksiyonlarının düzenliliğini artırır.

26. Tıbbi bakım ihtiyacını azaltır.

27. Enerji verimliliğini güçlendirir.

28. Bireylerin spor ve diğer aktivitelere olan yatkınlığını artırır.

29. Astım semptomlarını ciddi anlamda hafifletir.

30. Atletik aktivitelerde performansı artırır.

31. İdeal vücut ağırlığına ulaşmanızı sağlar.

32. Endokrin sisteminizi düzenler.

33. Sinir sisteminizi rahatlatır.

34. Beynin elektrik aktivitelerinde uzun süreli, faydalı değişimler sağlar.

35. Kısırlığı giderir (kısırlık stresi, yumurtlamayı düzenleyen hormon salgılarına müdahele edebilir).

Psikolojik Faydaları:

36. Özgüveni artırır

37. Ruh hâli ve davranışları etkileyen serotonin seviyelerini artırır.

38. Fobi ve korkulardan kurtulmaya yardımcı olur.

39. Düşünceleri kontrol etmeye yardımcı olur.

40. Odak ve konsantrasyonu güçlendirir.

41. Yaratıcılığı artırır.

42. Beyin dalgası uyumluluğunu artırır.

43. Öğrenme becerisini ve hafızayı geliştirir.

44. Canlılık ve tazelik duygularını artırır.

45. Duygusal istikrarı artırır

46. İlişkileri geliştirir.

47. Zihinsel bozulma oranını azaltır.

48. Kötü alışkanlıklardan kurtlmayı kolaylaştırır.

49. Sezgileri güçlendirmeye yardımcı olur.

50. Üretkenliği artırır.

51. Ev ve işyerindeki ilişkileri güçlendirir.

52. Durumları daha net ve derinlemesine değerlendirmenize yardımcı olur.

53. Gereksiz sorunları göz ardı etmenize yardımcı olur.

54. Karmaşık sorunları çözme becerisini artırır.

55. Karakterinizi arındırır.

56. İrade gücü geliştirir.

57. Beynin iki yarım küresi arasındaki iletişimi güçlendirir.

58. Stresli durumlar karşısında daha hızlı ve etkili bir şekilde tepki vermenizi sağlar.

59. Algısal beceri ve motor performansını artırır.

60. Zeka büyümesini tetikler.

61. İş tatminini artırır.

62. Sevdiğiniz insanlarla yakın ilişkiler kurabilme kapasitenizi artırır.

63. Zihinsel hastalıklara maruz kalma olasılığını azaltır.

64. Sosyal etkileşimleri güçlendirir.

65. Agresif eğilimleri azaltır.

66. Sigara veya aşırı alkol tüketimi gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırır.

67. Uyuşturucu ve/veya ilaç ihtiyacını ve bağımlılığını azaltır.

68. Uyku ihtiyacınızı azaltır.

69. Daha kolay uykuya dalmanıza neden olur, uykusuzluğu giderir.

70. Sorumluluk hissini artırır.

71. Trafikteki öfke hâlini azaltır.

72. Huzursuzluğu azaltır.

73. Endişelenme eğilimini azaltır.

74. Dinleme ve empati kurma becerilerini artırır.

75. Daha doğru yargılara varmanıza yardımcı olur.

76. Hoşgörü seviyelerini artırır.

77. Yapıcı ve olumlu şekillerde tepki vermenize yardımcı olacak dinginliği sağlar.

78. Daha istikrarlı, dengeli bir karakter geliştirmenize yardımcı olur.

79. Duygusal olgunluğu artırır.

Spiritüel Faydaları:

80. Olayları bir perspektif dahilinde değerlendirmenize yardımcı olur.

81. Gönül rahatlığı sağlar, mutluluğa giden yoldur.

82. Amacınızı keşfetmenize yardımcı olur.

83. Kendi kendini gerçekleştirme eylemini güçlendirir.

84. Merhamet duygularını artırır.

85. Bilgeliği artırır.

86. Kendinize ve başkalarına dair daha derin bir anlayış kazanmanızı sağlar.

87. Beden, zihin ve ruh uyumunu güçlendirir.

88. Daha derin bir seviyede spiritüel rahatlama sağlar.

89. Kişinin kendini kabullenmesine yardımcı olur.

90. Bağışlayıcı olmanıza yardımcı olur.

91. Yaşama karşı tutumunuzu değiştirir.

92. Spiritel dünya ile daha derin bir ilişki kurmanızı sağlar.

93. Aydınlanma yolunda ilerlemenize yardımcı olur.

94. İçsel benliğinize odaklanma becerinizi güçlendirir.

95. Şimdiki zamanda yaşamaya yardımcı olur.

96. Sevgiye dair daha geniş, derin bir kapasite sunar.

97. Egonun da ötesinde gücü ve bilinci keşfetmenize olanak verir.

98. İçsel bir bilirlik hissi yaşamanızı sağlar.

99. Birlik hissi yaşamanızı sağlar.

100. Yaşamınızda eşzamanlılığı artırır.

Devamını oku...

Aynı Anda Birden Fazla İşi Yapmaktan Vazgeçmek İçin 5 Neden

  Kendinizi suçlamayın. Aynı anda birden fazla iş yapmak bilinçaltımıza iyi bir şey olarak yerleştirildi. Bunu başarabilenler de zeki, yetenekli insanlar olarak görüldü. Ayrıca birden fazla şeyi aynı anda yürütmenin etkili olduğuna, zaman tasarrufu sağladığına ve üretkenliği arttırdığına inanıldı.

Peki, bunlar gerçekten doğru mu?

Hayır. Doğru olan şu; aynı anda birden fazla iş yapma kavramı tamamen bir efsane. Fizyolojik olarak, insan beyni aynı anda birden fazla işi yürütmeye uygun yaratılmamıştır. İki işin aynı anda yürüdüğünü sandığımızda aslında beyin çok hızlı bir şekilde bir işten diğerine geçiş yapıyor. Ve bu da beynin doğal yapısı için zarar verici oluyor. Birden fazla işi aynı anda yapmamak için çok nedeniniz var. Onlardan bazılarını sizler için listeledik:

1. Üretkenliğinizi azaltır! Uzmanlara göre, aynı anda birden çok iş yapmanız düşünme yetisinin kesintiye uğramasına neden olabiliyor ve bu da üretkenliğinizi %40 oranında azaltabiliyor. Günlük işlerinizi sınıflandırmaya çalışın. En önemli olanları listenin başına alın. Ve işlerinizi aynı anda değil, her birini ayrı ayrı zamanda yapın. Unutmayın: zaman yönetimi kısa zamanda çok iş yapmak değildir. En önemli işleri etkili bir biçimde tamamlamaktır.

2. Sizi aşırı stres altına sokar! Birden fazla işi aynı anda yapmaya çalıştığınızda, beyniniz kortizol isimli maddeyi salgılar. Bu durumun kronikleşmesi kalp hastalıklarına, kilo kaybına, yüksek tansiyona ve diyabete neden olabilir.

3. İşinizin kalitesini düşürür! Aynı anda birden fazla işi yürütmenizin, yaptığınız işin kalitesi üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bir uzman bunu şu şekilde açıklamıştır: Aynı anda birden fazla işi yapmayı denemek çok yanlış bir yöntemdir. İnsan psikolojisine aykırı bir durumdur. Bir işi en iyi şekilde tamamlayabilmek için sadece o işe yoğunlaşmak gerekir. Ayrıca, birden fazla işi aynı anda yapmak o işe olan saygımızı zedeler. Çünkü bu durum, o işe hak ettiği dikkati vermediğimizi gösterir.

4. Hayatı kaçırmanıza neden olur! Birden fazla işi aynı anda yapmanız şüphesiz anı yaşamanıza engel olur. Aynı zamanda ilişkilerinize zarar vermesi de mümkündür. Belki de aileniz içinde fark ediyorsunuzdur. Çocuğunuzla onu telefonundan soyutlayarak en son ne zaman sohbet ettiğinizi hatırlıyor musunuz? Ya da eşinizle onu telefonun ya da bilgisayarın başından kaldırarak konuşabiliyor musunuz? Muhakkak telefonlarından ya da bilgisayardan takip etmeleri gereken işleri, okumaları gereken mailleri oluyordur değil mi? Çoğumuz anı yaşadığımızı söyleyemeyiz. Elektronik aletler bu kadar yaygın değilken bile insanlar işleri ile günlük aktivitelerini aynı anda yürütüyorlardı.

Peki, yakınlarımızla anı yaşamak için neler yapabiliriz?

Kurallar şunlar; Birisi ile iletişim halindeyken başka bir yere bakmayın, başka birini dinlemeyin, bir şeye dokunmayın, bir şey yemeyin. Temel kural çok açık: Bir işe ya da kişiye tüm dikkatinizi vermek!

5. İnsanı sersemleştirir! Yapılan bir çalışma, teknolojinin aşırı kullanımının kavrama yeteneğini düşürdüğünü belirtmiştir. Teknolojiye aşırı maruz kalındığında verimli bir gece uykusu uyunamaz, bu da zihnin keskinliğine zarar verir. Tüm bu sorunların tek çözümü var! Aynı anda birden fazla iş yapmamak!

Diğer kötü alışkanlıklar gibi, bunun da üstesinden gelinebilir. Üretkenliğinizi sürdürebilmek istiyorsanız az önce de söylediğimiz gibi, çözüm aynı anda birden fazla iş yapmamak. Birkaç uygulama ile bu alışkanlığı edinebilmeniz hiç de zor değil:

1. Günlük işlerinizi önem sırasına koyduğunuz küçük bir liste hazırlayın.

2. Bu listeyi tamamlamadan başka bir işe geçmeyin. Tabii ki bu işleri yaparken Facebook, email ve Twitter’dan da uzak durun.

3. Dikkatinizi dağıtacak şeyleri ortadan kaldırın. Cep telefonu, mailler, Tv vs…

4. İşinizi tamamlayana kadar tüm dikkatinizi sadece o işe verin.

5. Odaklanma kaybı yaşarsanız, dikkatinizi tekrar o işe vermeye çalışın.

6. Günlük işler listesini yapmaya devam edin. Önem sırasına göre sıralamayı da ihmal etmeyin.

7. Önemli şeyler aklınıza gelirse, bunları hemen not edin ve daha sonra yapmak üzere stoklayın.

8. Önemli işlerinizi tamamlarken kendinize küçük molalar vermeyi sakın unutmayın. Biraz çaba ile kendinizi mükemmel, üretken bir kişiye dönüştürebilirsiniz. Unutmayın: dikkatinizi dağıtacak şeyleri minimuma indireceksiniz ve en önemli işlere odaklanacaksınız!  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Bu Pozitif Düşünce Efsanelerine İnanmayın

Pozitif düşüncelerin hayatımızı yeniden biçimlendirdiğine inanılabilir. Maalesef pozitif düşünce konusu, bu durumu doğru bir şekilde anlayamayan kişiler için çok fazla yanlış anlaşılmalar barındırır.

Pozitif düşünen insanların negatif düşünceleri pozitife çevirerek daha iyi bir hayat yaratabileceklerini düşündüklerini sanmak bu yanlış anlamanın bir sonucudur. Pozitif düşünce her şeyi daha iyi yapmaz; bir şeyleri daha iyi yapabilmenize ve daha doğru kararlar alabilmenize yardımcı olur. Pozitif düşüncelerle ilgili birçok efsane bulunmaktadır.

Pozitif düşünce hayata pembe gözlüklerle bakmak demek değildir. Pozitif düşünenler gerçekçidirler ve çevresinde olup biteni tam olarak kavrarlar. Bunu çevrelerine farklı bir gözle bakarak başarırlar. Peki, pozitif düşüncelerle ilgili efsaneler neler, merak ediyor musunuz?

İşte asla inanmamanız gereken o hikâyeler:

1. Pozitif düşünce ulaşılmayacak büyük hayallere teşvik eder. Pozitif kişiler hedefleriyle ve hedeflerine ulaşmak için gerekli olan adımlarla uyum içindedirler. Hedefleri büyük olabilir, ancak onlar bu hedeflerine ulaşabilmek için ne yapmaları gerektiğini bilirler.

2. Pozitif düşünenler dünya sorunlarıyla ilgilenmezler. Aksine, pozitif düşünenler dünyanın sorunlarına yönelen kişilerdir. Dünyada korkunç şeylerin meydana geldiği bir gerçektir. Ancak karamsar bir ruh hali içinde olmak kimseye yardım etmeyecektir. Pozitif kalmak ve sorunları çözmeye odaklanmak pozitif düşünenlerin dünya sorunlarına yönelme biçimidir.

3. Pozitif düşünenler, durumdan mağdurları sorumlu tutarlar. Sınırlandırmaların ve hastalığın varlığını kabul etmek hatanın hastaya ya da mağdura ait olduğunu söylemek değildir. Aslında, bu, beynimizin bize zorluklarla baş edebilmemiz ve ileriye doğru yol alabilmemiz için sağladığı güçtür. Mağduru suçlamak söz konusu değildir. Sadece yardım elini verme gücüne sahip olduğunu bilmektir.

4. Pozitif düşünce ince bir ayrıntıdır. İnsanlar, yüzyıllardır, düşüncelerin yaşam üzerindeki etkilerini anlamaya çalışmıştır. Pozitif düşüncenin etkileri hakkında yüzlerce çalışma yapılmıştır ve pozitif düşüncenin potansiyel olarak yaşamı iyi yönde değiştirebildiği yönünde kanıtlar bulunmuştur. Pozitif düşünce sadece insanların gerçekleştirdiği eylemden ibaret değildir. Pozitif düşünce insanların hayata bakış açılarını değiştirme gücüne sahiptir.

5. Pozitif düşünce gerçek hayatımızı şekillendirmez. Düşüncelerimiz hayatımız üzerindeki tek etki olmaktan uzak olabilir. Ancak öncelikle, sadece düşüncelerimizin gücüne inanmalıyız.

Pozitif düşüncenin gerçek yaşama katkısını görmek için sürekli pozitif bir perspektif ile dengeli ve ılımlı bir yaklaşım içinde olmak gerekir. Bu bir süreçtir. Pozitif düşünce, bir şeylerin değişeceğine inanma gücü verir. Zorluklarla karşılaştıklarında, acı çektiklerinde, mutsuz olduklarında, pozitif düşünenler bu olumsuzlukları değiştirebileceklerini bilirler ve buna bağlı olarak da hayatlarını değiştirebileceklerine inanırlar. Asla mağlup hissetmezler. Çünkü dünyayı değiştiremeyeceklerini ancak kendi dünyalarını değiştirerek mutlu olabileceklerini bilirler.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Minnettar İnsanların Kaçındığı 5 Şey

Her şey mükemmel giderken minnettar olmak kolaydır. Ancak en mutlu ve en minnettar insanların mutlulukları ve minneti durumlara bağlı değildir.

Hayatlarının kalitesini düşüreceğini bildikleri şeylerden kaçınarak mutlu ve minnettar kalmayı başarırlar. İşte bu insanların hayatlarını en iyi şekilde yaşamak için kaçındıkları 5 şey:

ŞİKÂYET ETMEZLER VE ŞİKÂYET EDENLERİ DİNLEMEZLER

“Bir şeyi beğenmiyorsan, değiştir. Değiştiremiyorsan, tavrını değiştir. Şikâyet etme.”—Maya Angelou Şikâyet etmek ve şikâyet edenleri dinlemek bizi minnettarlığın pozitif alanından uzaklaştırır. Daha da kötüsü ne biliyor musunuz? Beynimizi olumsuz yönde etkileyebilir.

Araştırmalar sadece 30 dakika şikâyete ve olumsuzluğa maruz kalındığında doğru karar alabilme yetisinin etkilendiğini göstermiştir. Hiç şikâyet etmeden yaşamın derinliklerine inebilmek neredeyse imkânsızdır. Hayat zor olabilir ve hayat boyunca birçok hayal kırıklığı yaşamak olasıdır.

Minnettarlığımızı olumsuz yönde etkileyen şikâyet etmemiz ya da hayal kırıklığı yaşamamız değildir. Zararlı olanı bu şikâyetçi tavrın süreklilik haline gelmesidir. Bu konuda ne yapabiliriz?

Yaşadığınız olumsuzlukları düşünün. Daha sonra kendinizi olumsuzluktan soyutlayacak küçük eylemlerde bulunun ve kendinizi pozitif ve daha minnettar bir atmosferin içine sokmaya çalışın.

KÜÇÜK ŞEYLERİ DOĞAL KARŞILAMAZLAR

“İnsanlar, tehlike kapıyı çalmadığı zaman, küçük şeyleri tekrar doğal bir şeymiş gibi karşılamaya başlarlar.” – David Hackworth .

Hayatı büyük yapan küçük şeylerdir. Minnet duymak hayattaki büyük şeylere odaklanmak değildir. Aksine minnettar insanlar yüreklerinde tebessüm yaratacak küçük şeylere odaklanırlar. Güzel bir çiçek ya da yabancı birinin gülümsemesi minnet duygumuzu geliştirecek güce sahiptir. Tüm küçük mucizelerin farkına varmak minnettar olmanın temelini oluşturmaktadır. Bu konuda ne yapabiliriz?

Yaşamınızda minnet duygusunu tattığınız anları düşünün. Bu anlar vasat bir günü mucizevî bir güne çevirecektir.

MÜKEMMEL BİR HAYAT BEKLEMEZLER

“Hayat ya harika bir maceradır ya da hiç bir şey.”—Helen Keller .

Hepimiz hayatın mükemmel olmadığını biliriz. Ne kadar mutlu ve minnettar olsak da hayat bütün enerjimizi tüketebilir. Madem hayatın dört dörtlük olmadığını biliyoruz, beklenmeyen şeyler olduğunda neden kendimizi köşeye sıkışmış hissediyoruz? Muhtemelen hazırlıksız yakalandığımız için…

Sizi minnet duygusundan uzaklaştıran zorluklara müdahale edin. Minnettar ve mutlu hayatınızı devam ettirmeye, onu korumaya çalışırken problemlere odaklanmaktan uzaklaşmış olursunuz. Ayrıca hayatın size getireceği kötü sürprizlere hazırlıklı olun, çünkü bu tür sürprizler bir şekilde gerçekleşecektir. Bu konuda ne yapabiliriz?

Bugünü yaşayın. Yaşadığınız zorlukları, minnettarlığınızı ve mutluluğunuzu ölçmede değerlendirin.

UYKUNUN ÖNEMİNİ HAFİFE ALMAZLAR

“Uyku en iyi meditasyondur.”—Dalai Lama .

Uyku, muhtemelen daha minnettar bir yaşam için en çok küçümsenen ve en az başvurulan unsurdur. Uykudan yoksun bir toplum olduğumuzu inkâr edemeyiz. Ancak uykusuz kaldığımızda, daha duygusal, daha hassas ve aşırı tepki vermeye daha meyilli oluyoruz. Duygusal ve fiziksel sağlığımız gerektiği gibi olmadığında, tam anlamıyla minnettar bir kişi olamayız. Uyku vücudumuzu zorluklarla mücadele etmesi için hazırlar ve bu zorluklara karşı tutumumuz da minnet duygumuzu etkiler. Bu konuda ne yapabiliriz?

Uyuyun. Bir uyku rutini oluşturun. Uyumak ruhunuzu besleyecektir. Böylelikle kendinizi yenilenmiş ve günün zorluklarına karşı hazır hissedeceksiniz. Ve bu da minnettar olmanızı sağlayacaktır.

ÖNEMLİ OLAN KİŞİLERİ YOK SAYMAZLAR, KENDİLERİNİ DE..

“Yaşamınızın kalitesi ilişkilerinizin kalitesine bağlıdır.”—Anthony Robbins.

İlişkilerimizi doğal bir şeymiş gibi görürsek, bu, minnet duygumuza zarar verecektir. Bir düşünün. İlişkilerimiz kim olduğumuzda, nereye gittiğimizde ve nasıl yaşadığımızda önemli bir rol oynar. Eğer ilişkilerimizi önemsemezsek, hayatımızı da önemsememiş oluruz. Bu konuda ne yapabiliriz?

Konulara değil, kişilere önem verin. Düzenli iletişim kurarak, sevgi ve minnet ifadeleri kullanarak ilişkilerinizi geliştirin.

Minnet duygumuzu geliştirmek için minnettar olmaya odaklanmak ve bu sürece sadık kalmak gerekir. Biraz çaba ile minnettar hissettiğimiz anları ve bu anların günümüze ve yaşamımıza olan katkılarını fark edebiliriz.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?