social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Enerji İçecekleri Ne Kadar Masum?

Otomobil kullanırken uyuya kalmamak için, ders çalışmadan önce enerji vermesi için ya da yalnızca tadını sevdiğimiz için birçoğumuz enerji içeceği tüketiyoruz. Fakat, çoğu insanın enerji ihtiyacını ‘karşılamak’ için içtiği enerji içecekleri aslında sanıldığı kadar masum değil. Enerji içecekleri içerisinde bulunan kafein, yüksek oranlarda alındığında insan sağlığı için tehlike oluşturabilir. Bu sebeple de enerji içeceklerinin günde en fazla 1 ya da 2 kutu tüketilmesi önerilir. Fakat, acaba enerji içeceklerinin tek zararı kafein mi?

Bilim insanları, bu içeceklerin insan sağlığına zararlarını araştıran yeni bir çalışmayı sonlardılar. Yalnızca 480 ml enerji içeceğinin vücuda verdiği zararları araştıran bu çalışmanın sonuçları adeta bir uyarı niteliği taşıyor. Araştırmanın bulgularına göre; yalnızca 480 mililitre tüketilse dahi, enerji içecekleri sağlıklı yetişkinlerin kan basıncını ve stres hormonunu seviyelerini arttırıyor. Stres hormonu seviyelerindeki ve kan basıncındaki enerji içecekleri tarafından tetiklenen bu artış, ciddi kalp ve damar rahatsızlıklarına yol açabilecek kadar fazla.

Mayo Clinic’den bilim insanları tarafından yürütülen bu çalışmaya, ortalama yaşları 29 olan ve 14’ü erkek 11’i kadın olmak üzere 25 kişi dahil edildi. Sigara kullanmayan katılımcıların ayrıca herhangi bir sağlık problemi de bulunmuyordu. Yürütülen çalışmada, piyasada rahatlıkla bulunabilecek enerji içeceği markalarından birisi kullanıldı ve katılımcılardan bu içeceği 5 dakika içerisinde içmeleri istendi.  Aralığı rastgele seçilmek üzere bu katılımcılardan bu davranışı iki hafta içerisinde bir gün daha tekrarlamaları istendi. Katılımcıların tükettiği bu enerji içeceği içerisindeki uyarıcıların (taurine ve kafein gibi) miktarları da, piyasadaki diğer içeceklerden fazla değildi. Denekler, enerji içeceklerini tükettikleri anların öncesinde ve 30 dakika sonrasında bir dizi teste tabi tutuldular. Kafein ve şeker seviyeleri, kan basıncı ve kalp atış hızı ölçümleri gibi. Ayrıca bilim insanları, kan içerisinde stres hormonu olarak bilinen noradrenalin seviyesini de ölçtüler. Bu hormon, kalp atış hızını ve kan basıncını arttırırken aynı zamanda kavga esnasında ya da bir durumdan kaçarken kullanılmak için depolanmış şekerlerin de salınımını sağlıyor. Araştırmanın verilerine göre; şaşırtıcı olmayacak bir sonuç olarak enerji içecekleri içtikten sonra kafein seviyelerinin arttığı görüldü. Kan basıncı ve kalp atış oranı seviyeleri ise enerji içecekleri içilmeden önce ve hiç içilmediği günlerde normal seviyelerdeydi. Fakat, enerji içeceği tükettikten hemen sonra, deneklerin noradrenalin seviyelerinde, kan basınçlarında ve kalp atış hızlarında artış gözlemlendi. Gözlemlenen bu artışlar da kalp rahatsızlıkları riskinin yükselmesine işaret ediyor.

The Journal of the American Medical Association’da yayımlanan araştırmanın sonuçları, dar bir denek grubu üzerinde yapılmış olsa da, enerji içeceği tüketmenin vücut üzerinde kısa sürede yarattığı değişiklikler hakkında bilgi vermesinin yanı sıra bir uyarı niteliği taşıyor. Bu sebeple, enerji içeceği tüketirken daha dikkatli olunması sağlığınız için en iyisi olabilir.

Kaynak: Science Alert ‘Just one energy drink could increase risk of heart disease, experts warn‘ Retrieved from http://www.sciencealert.com/just-one-energy-drink-could-increase-risk-of-heart-disease-experts-warn IFLscience ‘New Study Reveals What A Single Energy Drink Does To Your Body‘ Retrieved from http://www.iflscience.com/health-and-medicine/does-single-energy-drink-really-raise-risk-heart-attack0 

Devamını oku...

Günde 3 Fincan Kahve İçmenin Etkisi

Kahve sevilen ve güzel bir içecektir ve pek çok kişi için vazgeçilmezdir, Gün geçtikçe ilginç faydaları ortaya çıkmaktadır.

Son araştırmalara göre, kahvenin karaciğerimize çok faydalı olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmacılarda yaptıkları bilimsel çalışmalarla, gün içinde kahveyi sıklıkla tüketen kişilerde, karaciğerlerindeki işlevsiz enzimlerin sayısında düşüş gözlendiğini tespit etmişlerdir. Ayrıca kafeinsiz kahve içenlerde de bu etkiler gözlenmiştir.

Dr. Xiao Qian adında bir araştırmacı; kahvenin karaciğer üzerinde olumlu etkileri olduğunu zaten bildiklerini ancak kafeinsiz kahvenin de aynı etkiyi gösterdiklerini daha önceden bilmediklerini belirtmiştir. Xiao ve takım arkadaşları, kafeinsiz kahvenin etkilerini test ettiklerinde, eskiden yapılan araştırma bulgularını da referans almışlardır.

Yapılan bu araştırma da günde 3 fincan yada daha fazla kahve tüketen bireylerin karaciğerlerinde, kahve tüketmeyen bireylere oranla, işlevsiz enzim sayılarının daha düşük olduğunu tespit etmişlerdir. Kahvenin karaciğere faydası olduğunun tespiti ile birlikte kahvenin bir yararını daha öğrenmiş bulunmaktayız.

Kahvenin diğer bilinen faydaları da;

günde 3 fincandan fazla tüketmemek koşuluyla kalp krizi riskini önlediği, içerdiği kafeinin zihni uyarıcı etkisi sayesinde sabahları kendimizi daha zinde hissetmemizi sağlayarak konsantrasyonu arttırdığı ve antioksidan içeriği sayesinde vücudumuzdaki hücrelerde oksidasyonu önleyerek yaşlanmayı geciktirdiği, bilinen faydalar arasındadır. 

Ayrıca bonus bilgi; sabahları aç karnına içilen kahvenin bireyi daha zinde tuttuğu ve konsantrasyonu arttırdığı belirlenmiştir. Gün içinde içilen kahvenin ayrıca, özellikle kadınlarda depresyonu önleyici etkisinin de bulunduğu pek çok kaynak tarafından doğrulanmaktadır. Ancak bazı bireylerde, günde 3 fincandan fazla tüketildiğinde kalp atışını hızlandırarak çarpıntıya sebep olduğu da rapor edilmiştir.

Midesi hassas olan kişilerin de dikkatli tüketmesi gerekir, yine yoğun miktarlarda tüketildiğinde mideye zarar verebilmektedir. Her şeye rağmen kahve sevilen ve güzel bir içecektir ve pek çok kişi için vazgeçilmezdir (benim gibi kahve tiryakileri için). Ancak tabi ki her konuda olduğu gibi kahve tüketiminde de aşırıya kaçmadan belirli limitler dahilinde tüketerek hem sevdiğimiz bir içeceği tüketerek kendimizi mutlu hissederiz, hem de sayısız faydalarından yararlanabiliriz.

Kaynakça: www.healthylifetricks.com eu.wiley.com coffeeandhealth.org  

Devamını oku...

Çikolata hakkında 7 Bilinmeyen!

Çikolatanın hayatımızda önemli bir yeri var. Ve o her yerde: keklerde, kurabiyelerde, brownilerde, pudinglerde, tartlarda, suflelerde, soslarda, bisküvilerde ve bitmek bilmeyen bir liste kadar ürünün içinde. Bir kutlama yaparken de oradadır; kalp ağrınızı, melankolinizi, hayal kırıklıklarınızı dindirmek için de.

Onu çok isteriz ama sonra yediğimiz için kendimizi azarlarız; haz alırız, sonra da suçluluk duygusuyla cezası neyse çekmeye razı oluruz. İşte çikolata hakkında bilmeniz gereken 7 gerçek.

1. Başlangıçta: Görünüşe göre, Kristof Kolomb ve onunla birlikte araştırma yapan denizciler çikolatayı keşfeden ilk Avrupalılardı. Kakao çekirdeğine o kadar hayran kalmışlardı ki Kral ve Kraliçe’ye sunmak üzere İspanya’ya getirdikleri hazinelerin arasında onlara da yer verdiler.

2. Dillerdeki kutsallığı: Kakao çekirdeklerinin toplandığı ağacın adı Theobroma Cacao’dur. ‘Kakao’ eski Güney Amerika yerlilerinden Olmec’lerin kullandığı ‘kakawa’dan gelmektedir. ‘Theobroma’ ise Yunanca ‘yiyeceklerin tanrısı’ anlamına geliyor. Ne kadar yerinde değil mi?

3. Uzun bir süredir etrafımızda: Arkeologlar, MÖ. 600’lerde Olmec sürahilerinde kakaoların izine rastlamıştır. Bu eski toplumlarda, Maya ve Aztekler’de de görüyoruz ki, çikolatayı sıvı halde tüketmişler ve onun için özel bardaklar tasarlamışlardır.

4. Kafein oranı düşündüğünüzden daha az: Son zamanlarda çikolatanın kafein içerdiği kabul edilmeye başlandı ve bu ondan uzak durmamız için kullanıyor. Gerçekte ise 150 gram çikolata 10 miligram kafein içerirken, 200 gram kahve 150 miligram kafein içeriyor. Bu nedenle diyet programlarından yalnızca çikolatayı çıkarmamalı.

5. Ağızda erime özelliği: Kakao yağları oda sıcaklığında katı haldedir, ancak 35-36 derecede sıvı hale geçmeye başlar. Eğer ayrışma noktası insan vücudunun sıcaklığından daha yüksek olsaydı (ki bu 37.5 derecedir) çikolatayı ‘ağızda eritmek’ yerine tost gibi kıtır kıtır yemek zorunda olacaktık.

6. Buzdolabında saklamayın: Çikolata asla buzdolabında muhafaza edilmemeli. Bunun yerine diğer yiyeceklerden ayrı, kuru ve serin yerlerde saklanmalı. Çok düşük derecelerde, çikolata beyazımsı bir renk alarak form değiştirmeye başlar. Bu haliyle yemek güvenlidir ama o kadar da lezzetli görünmez.

7. Zehirlidir: Çok yüksek miktarda yenildiğinde zehirleyici özelliği vardır. Teobromin denilen ve merkezi sinir sistemini etkileyen, kalp çarpıntısına, krize ve dehidrasyona yol açan bir kimyasal içermektedir. İnsan için öldürücü dozu 10 kg olmasına rağmen sütle tüketildiğinde sorun kalmayacaktır.  

Devamını oku...

Beyni Genç ve Zinde Tutmak İçin 9 Yol

Zaman içerisinde her insan, düşünce hızının ve kapasitesinin azaldığını veya düştüğünü hissedebilir.
Bu çoğunlukla da doğru sayılabilir. Biyolojik nitelikler taşıyan insan beyni, yaşlandıkça belli kabiliyetlerini kaybedebilir. Fakat yine bir başka organ gibi beyni zinde tutmak da belli yöntemler dahilinde mümkün.

İşte yıllar geçmesine rağmen beyni genç ve zinde tutmanın 9 yolu;

Susuz kalmayın
İnsan vücudundaki su oranı, fizyolojik birçok aktivite için hayati önem taşır. Beynin çalışması da bunların en önemlilerinden birisidir. Vücuttaki su oranın düşmesi, konsantrasyon kaybına ve uyuşukluğa sebep olur.

Vücuttaki doğru su oranını korumak için, güne iki bardak su içerek başlamak ve gün içerisinde her an içmeye hazır olarak bir şişe su taşımak da faydalı olacaktır.

Şekeri azaltın
Vücuda alınan şeker, tat anlamında keyif verici olsa da, beyin açısından pek sağlıklı değildir. Şekerin beyin üzerinde sersemletici bir etkisi olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Şekeri azaltmanın en iyi yolu, ofis veya ev ortamında ulaşılabilir olmasını önlemeye başlamaktan geçiyor. Vücudun şeker ihtiyacını doğal olarak tatlı olan gıdalardan karşılamak da şekeri azaltmada yardımcı olacaktır.

“Abur cubur” tehlikesi
“Abur cubur” sınıfı içinde sayılabilecek aşırı tuz veya yağ içerikli gıdalar, beyin fonksiyonları üzerinde olumsuz etkilere sebep olurlar. Bu tip gıdaların tehlikesi, özellikle hidratasyon sorunlarına zemin sağlamalarıdır.

Gün içerisindeki atıştırmaları tamamen terketmek mümkün değilse bile, tercih edilen gıdaların içeriklerine dikkat ederek, doğal yağlardan üretilen gıdaları tüketmek mümkün olabilir.

Omega-3
Omega-3 yağ asitleri, beyin için son derece faydalıdır. Beynin çalışma faaliyetlerine sağladığı büyük desteğin yanında, stresi azaltıcı etkileri de göz ardı edilemeyecek seviyede yüksektir. Ufak bir hatırlatma, Omega-3 balıklarda özellikle somon balığında yüksek miktarda vardır.

Antioksidanlar
Bilindiği gibi, insanlar yaşlandıkça beyin hücreleri yıkıma maruz kalır. Antioksidanlar vücuttaki hücrelerin yıkımını yavaşlatarak, daha uzun süre zinde kalacak bir beyne sahip olmanızı sağlar. Antioksidanlar en fazla, bazı baharatlarda ve yeşil çay gibi bitki çaylarında bulunmaktadır.

Kafein tüketimini azaltın
Daha önce bir başka yazımızda  daha detaylı şekilde açıkladığımız üzere, kafeinin zararları ne yazık ki faydalarından çok daha fazla. Özellikle beyin üzerinde uzun vadeli sorunlara sebep olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.

Alkolü azaltın
Alkol, hidratasyona sebep olarak vücuttaki su oranını dengesizleştiren unsurların başında gelmekte. Bunun yanında beyin için büyük önem taşıyan B1, B6 ve B12 gibi vitaminlerin de eksikliğine sebep olmakta. Tüm bunlar göz önüne alındığında alkol kullanmaktan vazgeçmek veya en azından azaltmak gerçekten beyin için faydalı olacaktır.

Egzersiz yapın
Fiziksel egzersizler, vücuttaki kan akışını daha dinamik hale getirmenin en önemli yoludur. Ve bu da daha düzgün kan akışıyla dengelenmiş, sağlıklı ve dinç bir beynin anahtarı anlamına geliyor.

Stres yönetimi
Moral ve stres her ne kadar sinirsel gibi algılansa da, fizyolojik etkileri yadsınamayacak ölçüde yüksektir. Stres, tansiyondan hafıza kabiliyetlerine kadar sağlığı gerçekten tehdit edici bir faktör haline gelebilir.

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?