social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Hanımlar Yazımızı Lütfen Dikkatle Okuyunuz!

Geleneksel Çin tıbbının en önemli parçalarından biri olan zencefil (Zingiber officinale) binlerce yıldır gıda ve ilaç olarak kullanılmaktadır. Eski Çin, Hindistan ve Ortadoğu belgelerinde sık sık adı geçen bitki 2000 yıl önce Romalılar tarafından Avrupa kıtasına getirilmiş ve başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere kısa sürede kıta genelinde kullanılmaya başlanmış. Başlarda Avrupa’da yetiştirilmediği ve ithal edildiği için pahalı olan zencefil buna rağmen güçlü aroması ve lezzeti ile yoğun ilgi görmüş. 16. yüzyılda ise İspanyol kaşifler tarafından Kuzey ve Güney Amerika kıtalarına taşınmış. Günümüzde en çok zencefil üreten ülkeler Jamaika, Hindistan, Endonezya ve Avustralya’dır.

Zencefilin kadınlar için faydalarına gelince: zencefil, geleneksel olarak iyileştirici özellikleri nedeniyle pek çok kültür tarafından kullanılan, pek çok faydası olan bir köktür. Bu özelliklerin pek çoğu kadınların sağlığıyla ilgilidir. Bunlara soğuk ayakları ısıtmak, menopoz esnasında libidoyu arttırmak, hamilelik süresince mide bulantısını önlemek veya metabolizmayı hızlandırmak örnek gösterilebilir. Aşağıda, zencefilin kadınlar açısından faydalarını açıklayacağız ve ayrıca zencefili tüketebileceğiniz farklı yolları ve lezzetli, orijinal bazı tarifleri sunacağız.

Zencefil Doğuda asırlardır kullanılan zencefil (Zingiber officinale), çok değişik bir tada sahiptir. Bu bir nevi tatlı, ferahlatıcı ve acıdır. Özellikleri nedeniyle kullanılan kısmı köksapıdır.

Kadınlar için Faydaları

Zencefili düzenli bir şekilde tüketmek aşağıdaki faydaları sağlar: Anti-inflamatuar ve doğal bir ağrı kesici: Zencefil, artrit, artroz, fibromiyalji veya kronik yorgunluk gibi iltihaplı veya ağrılı hastalıkları doğal bir şekilde tedavi etmek için önerilir.

Sindirim: Zayıf sindirim, şişkinlik, gastrit, mide ülseri, ishal gibi durumları tedavi etmeye yardımcı olur. Bu aynı zamanda alkol tüketirken veya ilaç kullanırken bir mide koruyucusu görevini de görür.

Boğaz enfeksiyonları: Boğaz enfeksiyonlarını tedavi etmenize yardımcı olur ve özellikle ses kısılmaları durumunda ve profesyonel şarkıcılar için önerilir.

Bulantı ve kusma: Özellikle annede veya fetüste bir yan etkiye neden olmaması nedeniyle hamileliğin ilk aylarında tüketilmesi önerilir. Bu aynı zamanda kanser tedavisi için kemoterapi süresince mükemmel bir takviyedir. Ayrıca deniz tutmasını önlemeye yardımcı olur.

Isı sağlar: Zencefil, tüketmeniz veya onu harici olarak uygulamanız durumunda yüksek ısıtma değerine sahiptir. Bu özellikle kendini soğuk hissedenlere ve genel olarak soğuk dönemlerde önerilir. Senenin sıcak dönemlerinde bunun terlemeyi arttıracağını göz önünde bulundurunuz.

Metabolizmayı hızlandırır: Bu ısıtıcı özellik aynı zamanda metabolizmanızı arttırır ve kilo vermek açısından oldukça faydalıdır.

Libidoyu arttırır: Doğal bir afrodizyaktır. Zencefil ve toz tarçını balla karıştırmanızı ve bu karışımı günde bir çorba kaşığı tüketmenizi öneririz.

Kalp-damar hastalığını önler ve kan dolaşımını arttırır: Ancak, eğer ilaç kullanıyorsanız, zencefilin ilacın faydalarını engelleme durumu söz konusu olabilir. Bu nedenle doktorunuza danışmanız önerilir.

NASIL TÜKETİLMELİ?

Bunu pek çok şekilde tüketebilirsiniz:

Çiğ kök: Bunu rendeleyebilir ve her türlü tarife katabilirsiniz. Toz haline getirilmiş olarak: Bu tedaviyi gerçekleştirmek için, dozajını kontrol edebilmeniz için onu toz haline getirilmiş biçimde tüketmenizi öneririz. Günde 2 gramı aşmamanızı ve önce hekiminize danışmanızı öneririz.

Kristalize edilmiş olarak: Kristalize edilmiş zencefil artık günümüzde bitkisel ürünler satan dükkanlardan kolayca temin edilebilmekte. Bunun yüksek şeker içeriğine sahip olduğunu göz önünde bulundurunuz.

Çaylarda: Sıcak bir dem, özellikle soğuğa karşı duyarlı olanlar için idealdir.

Sıkma su: Taze zencefil suyu, tüketiminde aşırıya kaçılmadığında elma, ananas, havuç, vs. sularına orjinal ve ek tıbbi bir özellik kazandırır.

Uçucu yağ: Zencefili bir uçucu yağ olarak temin edebilirseniz, masajlarda ve soğuk ayaklar için kullanabilirsiniz. Bunu günlük nemlendirici kreminizle karıştırıp ayaklarınıza iyice masaj yapabilirsiniz. Kısa bir sürede onun sağladığı yüksek miktarda ısının farkına varacaksınız.

ORJİNAL TARİFLER

Zencefili yukarıda belirtilen herhangi bir şekilde, herhangi bir tarife katabilirsiniz. Bu örneğin pastalara, tatlılara, kurabiyelere veya keklere hoş ve ferahlatıcı bir tat katar. Zencefili ayrıca tarçın, anason ve zerdeçalla birlikte sütle veya bir sebze içeceğiyle birlikte kaynatabilirsiniz. Böylece vücudunuzu ısıtacak çok lezzetli bir karışım elde edebilirsiniz. Japon mutfağında, zencefil turşusu suşi ile birlikte sunulur. Belki daha önce fark etmemişsinizdir, ama bu oldukça farklı bir tada sahip turuncumsu bir yaprağa benzer. Japonlar bunu çiğ balık yedikten sonra damaklarını temizlemek için kullanırlar. Son olarak, kristalize edilmiş zencefil hem tatlı, hem de tuzlu tariflere renk katmak için kullanılabilir. Bunu ayrıca isterseniz sıcak çikolataya katabilirsiniz ve buzdolabında soğumasına izin vererek lezzetli tatlılar hazırlayabilirsiniz.

Zencefilin Bazı Ülkelerde Geleneksel Olarak Kullanımı

Burma’da soğuk algınlığından korunmak için zencefil ve palmiye ağacı suyu birlikte kaynatıldıktan sonra içilir. Çin’de gripten korunmak için dilimlenmiş zencefil suya atılır ve kaynatılır. Daha sonra esmer şeker eklenir ve içilir. Yine Çin’de öksürüğü geçirmek için çok ince kıyılmış zencefil yumurtayla birlikte tavada çırpılır ve yenir. Hindistan’da zencefil migren ağrılarını hafifletmek için havanda iyice ezildikten sonra şakaklara sürülür. Peru’da mide ağrılarına karşı içinde zencefil dilimleri bulunan kayntılmış su içilir.

Zencefilin Yan Etkisi Var mı?

Gıda şeklinde alınan zencefilin bilinen bir yan etkisi yoktur ve genel olarak güvenli kabul edilen gıdalar arasında yer alır. Ancak fazla miktarda zencefil özütü, tableti veya kapsülü tüketmek, ters etki yaratarak mide bulantısı ve kusmaya yol açabilir. Ayrıca kan inceltici ilaç kullanmanızı gerektiren bir rahatsızlığınız varsa zencefil takviyesi kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız. Genel anestezi gerektiren bir operasyon geçirecekseniz ve zencefil takviyesi kullanıyorsanız doktorunuza bu bilgiyi verin. Safra taşı olanlara zencefil takviyesi kullanmaya başlamadan önce doktora danışmaları önerilmektedir. Yukarıda zencefilin şeker hastaları için olumlu etkilerinden söz etmiştik. Ancak zencefilin kan şekerini düşüren etkisi şeker hastalığı nedeniyle ilaç kullananlarda ilacın etkisini istenmeyen boyutlarda artırarak kan şekerini çok düşürebilir. Bu nedenle şeker ilacına ek olarak zencefil takviyesi kullanmayı düşünüyorsanız önce doktorunuza danışın. Zencefil kan basıncını (tansiyonu) düşürebilir. Dolayısıyla yüksek tansiyon ilacı kullananların zencefil takviyesi kullanması tansiyonun normalden çok düşmesine yol açabilir. Gebelik döneminde zencefil takviyesi kullanmak isteyenler olası yan etkilerinden korunmak adına önce doktora danışmalıdır.

 

Zencefilin Diğer Faydaları

Boğaz Ağrısı: 1 bardak suyu kaynattıktan sonra içine 2-3 dilim taze zencefil atıp 6-7 dakika demleyin. Daha sonra 1 çubuk tarçın (yarım çay kaşığı toz tarçın da olur) ve 1 çay kaşığı bal ekleyip içebilirsiniz.

Kas Zorlanması: Ters bir hareket veya ağır bir egzersiz sonrası ağrıyan kaslara zencefil sürebilirsiniz. “Zencefil merhemi” hazırlamak için 4-5 çay kaşığı toz zencefili yoğun bir merhem kıvamına gelinceye kadar azar azar sıcak su ekleyerek karıştırın. Ilık haldeyken ağrıyan kasın üzerine sürün ve 10-15 dakika bekletin. Ağrılar hafifleyene kadar günde 2 kez tekrarlayabilirsiniz. Bu uygulamayı baş ağrısı için de kullanabilirsiniz.

Öksürük: İnatçı öksürük için, 1 bardak kaynamış suya yarım çay kaşığı zencefil tozu, çeyrek çay kaşığı toz tarçın ve 2-3 karanfil tanesi atın. 5-6 dakika demlenmesini bekledikten sonra 1 çay kaşığı bal ekleyerek içebilirsiniz.

Kan Dolaşımı: Krom, magnezyum ve çinko minerallerini içeren zencefil kan akışını geliştirir. Kilo: Zencefil, vücudun enerjiyi düzenlemesi için gerekli olan ancak fazlası bel çevresinde yağlanmaya yol açan kortizol hormonu seviyesini dengeler.

Enerji: Kafein içermeyen zencefil “kafein etkisi” yaratarak vücuda ekstra enerji sağlayan bitkiler arasında gösterilmektedir. Günde 2 çay kaşığı toz zencefil tüketmek egzersiz öncesi gereken enerjinin toplanmasına yardımcı olur.

Karaciğer: Hindistan’da yapılan bir araştırmaya göre düzenli olarak zencefil yemek, tahrip edici toksinlere karşı karaciğeri koruyor. Ağız Sağlığı: Zencefil salya üretimini arttırarak ağız içinde bakteri birikimini önlüyor ve buna bağlı diş ve diş eti sorunlarını azaltıyor.

Devamını oku...

Kadın Pedlerinin Zararları Nelerdir?

Kadınların içn gerek özel , gerek günlük kullanımlarda büyük önem taşıyan pedlerin acaba sağlığa etkileri nelerdir?

Piyasada bulunan birçok standart hijyenik ped, emme özelliğinin sağlanması için iki katlı kağıttan üretilmektedir. Bu ürünlerin yapısında büyük oranda kurşun maddesi, mikropların barınacağı ortam ve aynı zamanda farklı kimyasal maddeler vardır ki, bunlar da tekrar yeni malın üretiminde kullanılıyor.

Sağlıklı bir insanın cildinde Ph tipi zayıf asitler bulunmaktadır. Bu asitler bağışıklık sistemine yardım etmektedir. Piyasada rastlanan hijyenik bezlerin bir çoğu, insan cildindeki asit miktarını azaltan alkali maddesi içeriyor. Ciltteki asit miktarını azalması trişin bakterilerinin yani ince bağırsaklarda asalak olarak yaşayan solucan şeklindeki bakterilerin çoğalmasına neden olur. Trişin bakterilerinin çoğalması ise kadın döl yolundaki spermatozoitleri (spermleri) yok eder. Bu sürekli iltihaplı rahatsızlıklara sebebiyet verir.

Maalesef piyasada var olan birçok pedin verdiği zarar bu kadarla kalmıyor. İncelediğimizde görebileceğimiz suni liflerden veya kaba pamuklardan oluşmuş tabaka, uzmanlar tarafından tavsiye edilmeyen ilaçlarla oluşturulmuş kat, nem katını oluşturmak için kullanılan kimyasal katlar / lifler kullanılıyor. Hassas derilerin bu tür ürünlerle teması çok sakıncalıdır. İçeriği belli olmayan emici maddeler, hava geçirmeyen plastik katlar ve iç çamaşırını tutması için saniyede kullanılan yapışkan maddelere başvurulması oldukça sağlıksız. İçeriğinde bu kadar kimyasal madde bulunduran ürünlerin ten ile teması cilt kanserinden rahim kanserine kadar pek çok hastalığa sebep olmaktadır.

Bayanlar kullanacakları ürünleri tercih ederken güvenilir markalar tercih etmelidir. Tercih ettikleri ürünlerin pamuksu üst yüzeyli olmasına, yapışkan maddenin kimyasal değil doğal (damla sakızlı) olmasına, plastik kat içermemesine ve son kullanma tarihinin geçmemiş olmasına özen göstermeleri gerekmektedir. 

Sağlıklı bir genital bölge için ipuçları

Her kadın farklıdır, birine yardımcı olan yöntem, diğerine zarar verebilir.

Genel öneriler: Öncelikle, pedlerinizi satın alırken, hava aldığından emin olun. Gözenekli ve plastik kaplamasız olmalıdır. Genital bölgenin hava alması çok önemlidir. Aksi takdirde, bölgede biriken nem enfeksiyonlara zemin hazırlar.

Pedinizi günde birden fazla kez değiştirmelisiniz. Bu sayı en az 4ten 6ya kadar olmalıdır.

Tuvalete girmeden önce ve girdikten sonra, ve hijyenik pedleri kullanacağınız esnada ellerinizi iyice yıkamanız çok önemlidir.

Enfeksiyonlara karşı diğer ipuçları: Vajinal bölgenizi tamamen tıraş etmeyin. Kıllar bölgeyi korumak için vardır. Kişisel bakım ve hijyen, özellikle adet dönemlerinde hayati önem taşır.

Toz sabun kullanmaktan kaçının, bunlar vajinanın ph dengesini bozabilmektedir. Doğal sabunlar ya da özellikle bunun için üretilmiş olan çeşitli sabunlar daha uygundur ve kadın sağlığı için daha iyidir.Ph oranı bölgeyi temiz ve sağlıklı tutacak olanlardan birini seçmeniz en iyisidir.

Pamuklu iç çamaşırı giyin. Bu havalandırmayı kolaylaştıracaktır. Uzun süre dar pantolonlar giymekten kaçının. Bunlar bölgedeki sıcaklığı ve nemi arttırarak, fırsat kollayan bakteri ve virüslere uygun iklimi yaratır.

Sentetik maddelerden üretilmiş kıyafetler giymeyin. Uyku kıyafetinizin geniş ve rahat olmasına dikkat edin. Çok uzun süre oturmaktan kaçının.

Genital bölge için satılan deodorantlardan kullanmayın. Sadece kötü kokuyu bastıran bu ürünlerin tahriş etmekten başka özelliği yoktur.

Bölgeyi mümkün olduğu kadar kuru tutmaya çalışın.

Enfeksiyona zemin hazırlayan faktörler

Uzun süreli antibiyotik kullanımı, hamilelik ve diyabet. Bu faktörlerin hepsi kişiyi enfeksiyona açık hale getirir. Eğer bu kategorilerden birinde iseniz, daha da sıkı önlemler almanız gerekiyor.

Bu semptomlardan herhangi birine sahip iseniz dikkat edin:

Vajinal akıntıda belirgin bir artış ve yoğunluk.

Salgı renginde değişiklik.

Kötü kokular.

İdrar sırasında acı ve yanma.

İlişki sırasında acı.

Kendi kendinizi tedavi etmeyin. Birçok kadın, gerek korkudan gerek utangaçlıktan, bir uzmana danışmaktan kaçıyor. Unutmayın ki enfeksiyonla geçirdiğiniz her gün, tedaviyi daha da zorlaştıracaktır. Eğer vajinal enfeksiyon kaptığınızdan şüpheleniyorsanız, kendiniz tedavi etmeye çalışmayın ve bir doktora görünün. Erken tedavi her şeyi çok daha kolay kılacaktır. Kendinizi tedavi etmeye çalışmanız durumu ancak daha kötüye götürür. Doktorun, özel durumunuz için en uygun ilacı vermesi çok önemlidir. Eğer vajinal enfeksiyon gibi duran bazı semptomlarınız var ise, ped kullanımına ara verin. Uygun tedavisi yapılmayan bir vajinal enfeksiyon, idrar yollarında da enfeksiyona sebep olur. Bu da daha büyük sağlık sorunlarına yol açacaktır. Uzmanlar kadınların büyük çoğunluğunun herhangi bir çeşit vajinal enfeksiyon geçirdiğini veya geçireceğini söylüyor. Ama, fırsatımız var iken buna engel olmak daha iyi değil mi?

Devamını oku...

Sebzelerdeki Kimyasalların Hamilelere Zararı

ABD’de yapılan bir araştırmada, hamile kadınların vücudunda bulunan organofosfatlı böcek öldürücü seviyesinin doğacak bebeğin doğum haftasını ve doğum ağırlığını etkilediği bulunmuş.

Araştırmayı yürüten Dr. Bruce Lanphear ve meslektaşları, Cincinnati bölgesinden, farklı etnik ve ekonomik gruplara mensup 300’den fazla gebe kadını takip etmiş. İdrarında en fazla organofosfat bulunan kadınların yenidoğan bebeklerinin, diğer bebeklerden ortalama yarım hafta erken doğduğu ve doğum ağırlıklarının diğer bebeklere kıyasla yaklaşık 150 gr. daha düşük olduğu tespit edilmiş. Anne karnında maruz kalınan organofosfatların, bebeklerin zekâ seviyesini olumsuz yönde etkilediğini ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi bozuklukları artırdığını kanıtlayan araştırmalar da mevcut.

Dönüp ülkemize bakacak olursak, geçtiğimiz haftalarda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca “iftira” ifadesiyle reddedilen Greenpeace pestisit raporunun doğruluğu, bağımsız bir laboratuvarda bir kez daha kanıtlandı. Tahlil sonuçlarına göre, incelenen 10 farklı sebze ve meyveden 7 tanesinde yasak veya yasal sınırların üzerinde kimyasal kalıntısına rastlandı. Pazardan alınan armut, portakal, greyfurt, kırmızı biber, domates, patlıcan ve salatalık örneklerinde, insanların kullanımına uygunsuz düzeyde kimyasal bulunuyor; ayrıca, patlıcan ve armutlarda yasaklı pestisitler kullanılıyor.

Radikal’deki habere göre, konuyla ilgili açıklama yapan Greenpeace Akdeniz Tarım Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç şöyle demiş: “Türkiye’de sebze meyveleri denetlemek, diğer gıdaları, işlenmiş ürünleri denetlemekten çok daha kolay. Ancak yayınlanan tahliller bu konuda bile ne yazık ki bakanlığın ciddi eksiklikler içinde olduğunu gösterdi.

Şu anda doğrudan gıdamıza girmek üzere değerlendirilmekte olan 29 tane GDO başvurusu var. Sebze meyvelerin denetimini yeterince gerçekleştiremeyen bir bakanlığın, GDO’lu gıdaları etkin şekilde denetleyebileceğine ikna olmak ne yazık ki imkansız.

Devamını oku...

DR : “Aşıdan Uzak Durun!”

HPV, human papilloma virus’un kısaltması. Türkçe kısaltması İPV (insan papilloma virüsü), ama yaygın olarak HPV kullanılıyor.

HPV cinsel yolla bulaşıyor. Bulaştığı kişilerin küçük bir bölümünde enfeksiyona yol açıyor. Çoğundaysa hiç belirti vermiyor.

Cinsel açıdan aktif kişilerin, özellikle de birden fazla partneri olanların, HPV taşıma ihtimali yüksek.

ABD’deki araştırmalara göre, cinsel olarak aktif 10 kadından sekizinin hayatının bir döneminde HPV görülüyor. Bunların çoğunda hiç belirti olmuyor ve vakaların %98’i kendiliğinden iyileşiyor. Ancak kendiliğinden iyileşmeyen vakaların küçük bir bölümünde, tedavi edilmediği takdirde rahim ağzı kanserine dönüşme riski var. İşte bu risk, kız çocukların hepsine HPV aşısı yapmak için gerekçe olarak kullanılıyor.

Ancak aşıyı geliştiren ekibin başkanı Dr. Diane Harper’a göre, aşı olanlar, olmayanlara göre daha büyük risk alıyor. 

Dr. Diane Harper, Gardasil ve Cervarix aşılarını geliştiren firmada çalışıyordu. Ancak 2009’da Virginia’da gerçekleşen bir uluslararası aşı konferansında, aşıların faydalarından bahsetmek yerine, taşıdıkları riskleri vurgulamayı seçti. Kendi ifadesiyle Dr. Harper bunu, “geceleri rahat uyuyabilmek” için yaptı.

Ülkemizde de HPV aşısı, Aşı Çalışma Grubu da dahil olmak üzere pek çok çevre tarafından halka benimsetilmeye çalışılıyor. Hatta erkeklerin de HPV aşısı yaptırması gerektiğini savunanlar bile var. Gelin görün ki, Dr. Harper’ın mesajı açık: “HPV aşısından uzak durun!”

Dr. Harper’ın konuşmasının özeti, aşağıdaki gibi:

“ABD’de, rahim ağzı kanserine yakalanma riski zaten çok düşük; aşıların kanser vakalarını azaltma ihtimali de yok denecek kadar az. HPV vakalarının %70’i herhangi bir tedavi uygulanmaksızın bir yıl içinde tamamen iyileşir. İki yıl sonraysa vakaların %90’ından çok fazlası kendiliğinden iyileşmiş olur. Ancak bundan daha önemlisi, aşıların ne kadar güvenli olduğunun bilinmemesi.

Klinik deneyler sırasında aşılar hep 15 yaş ve üzeri kişilerde denendi. Oysa aşılar 9 yaşındaki kız çocuklara uygulanmak üzere piyasaya sürüldü. Şimdiye kadar 15.037 kız çocuğu Gardasil aşısının yan etkilerinden şikayetçi oldu. 44 kız ise Gardasil aşısından sonra hayatını kaybetti. Aşıların bilinen yan etkileri arasında Guillian Barre Sendromu (tüm vücudu etkileyen ve bazen kalıcı olan felç), lupus, inme, kanın damarlarda pıhtılaşması ve beyin enflamasyonu bulunuyor.

Veliler genellikle bu risklerden haberdar edilmiyor. Üstelik aşıların rahim ağzı kanserini önleyeceği yönündeki iddia tamamen varsayıma dayalı. Aşı olmanın, rahim ağzı kanseri riskini azalttığını bilimsel olarak kanıtlayan hiçbir araştırma yok. Ancak yine de aşı böyle pazarlanıyor.

” Siz hiçbir belirti vermeyen ve genellikle bağışıklık sisteminin kendi kendine üstesinden geldiği bir virüse karşı dokuz yaşındaki kızınızı aşılar mıydınız?

Aşağıdak linkten da Doç.Dr Ahmet Rasim Küçükusta'nın açıklamalarını da mutlaka okuyun.

http://ahmetrasimkucukusta.com/2010/07/16/yazilar/elestirel-yazilar/ilaclar/rahim-agzi-kanseri-ve-hpv-asisi-hakkinda-bilimsel-gercekler/

Önemli Uyarı!Önemli Uyarı: Rahim ağzı kanseri son derece tehlikeli bir kanser türüdür. Ancak tek nedeni HPV virüsü değildir. Burada vurgulamak istediğimiz, nadiren kansere yol açan bir virüs için küçük yaştaki çocukların (üstelik hem kız hem erkek) aşılanmasıyla ve aşının yan etkileriyle ilgili endişeleri dile getirmektir. Rahim ağzı kanserinden korunmak için düzenli jinekolojik muayeneleri ihmal etmeyiniz ve yılda bir kez mutlaka pap smear yaptırınız!

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?