social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Minnettar İnsanların Kaçındığı 5 Şey

Her şey mükemmel giderken minnettar olmak kolaydır. Ancak en mutlu ve en minnettar insanların mutlulukları ve minneti durumlara bağlı değildir.

Hayatlarının kalitesini düşüreceğini bildikleri şeylerden kaçınarak mutlu ve minnettar kalmayı başarırlar. İşte bu insanların hayatlarını en iyi şekilde yaşamak için kaçındıkları 5 şey:

ŞİKÂYET ETMEZLER VE ŞİKÂYET EDENLERİ DİNLEMEZLER

“Bir şeyi beğenmiyorsan, değiştir. Değiştiremiyorsan, tavrını değiştir. Şikâyet etme.”—Maya Angelou Şikâyet etmek ve şikâyet edenleri dinlemek bizi minnettarlığın pozitif alanından uzaklaştırır. Daha da kötüsü ne biliyor musunuz? Beynimizi olumsuz yönde etkileyebilir.

Araştırmalar sadece 30 dakika şikâyete ve olumsuzluğa maruz kalındığında doğru karar alabilme yetisinin etkilendiğini göstermiştir. Hiç şikâyet etmeden yaşamın derinliklerine inebilmek neredeyse imkânsızdır. Hayat zor olabilir ve hayat boyunca birçok hayal kırıklığı yaşamak olasıdır.

Minnettarlığımızı olumsuz yönde etkileyen şikâyet etmemiz ya da hayal kırıklığı yaşamamız değildir. Zararlı olanı bu şikâyetçi tavrın süreklilik haline gelmesidir. Bu konuda ne yapabiliriz?

Yaşadığınız olumsuzlukları düşünün. Daha sonra kendinizi olumsuzluktan soyutlayacak küçük eylemlerde bulunun ve kendinizi pozitif ve daha minnettar bir atmosferin içine sokmaya çalışın.

KÜÇÜK ŞEYLERİ DOĞAL KARŞILAMAZLAR

“İnsanlar, tehlike kapıyı çalmadığı zaman, küçük şeyleri tekrar doğal bir şeymiş gibi karşılamaya başlarlar.” – David Hackworth .

Hayatı büyük yapan küçük şeylerdir. Minnet duymak hayattaki büyük şeylere odaklanmak değildir. Aksine minnettar insanlar yüreklerinde tebessüm yaratacak küçük şeylere odaklanırlar. Güzel bir çiçek ya da yabancı birinin gülümsemesi minnet duygumuzu geliştirecek güce sahiptir. Tüm küçük mucizelerin farkına varmak minnettar olmanın temelini oluşturmaktadır. Bu konuda ne yapabiliriz?

Yaşamınızda minnet duygusunu tattığınız anları düşünün. Bu anlar vasat bir günü mucizevî bir güne çevirecektir.

MÜKEMMEL BİR HAYAT BEKLEMEZLER

“Hayat ya harika bir maceradır ya da hiç bir şey.”—Helen Keller .

Hepimiz hayatın mükemmel olmadığını biliriz. Ne kadar mutlu ve minnettar olsak da hayat bütün enerjimizi tüketebilir. Madem hayatın dört dörtlük olmadığını biliyoruz, beklenmeyen şeyler olduğunda neden kendimizi köşeye sıkışmış hissediyoruz? Muhtemelen hazırlıksız yakalandığımız için…

Sizi minnet duygusundan uzaklaştıran zorluklara müdahale edin. Minnettar ve mutlu hayatınızı devam ettirmeye, onu korumaya çalışırken problemlere odaklanmaktan uzaklaşmış olursunuz. Ayrıca hayatın size getireceği kötü sürprizlere hazırlıklı olun, çünkü bu tür sürprizler bir şekilde gerçekleşecektir. Bu konuda ne yapabiliriz?

Bugünü yaşayın. Yaşadığınız zorlukları, minnettarlığınızı ve mutluluğunuzu ölçmede değerlendirin.

UYKUNUN ÖNEMİNİ HAFİFE ALMAZLAR

“Uyku en iyi meditasyondur.”—Dalai Lama .

Uyku, muhtemelen daha minnettar bir yaşam için en çok küçümsenen ve en az başvurulan unsurdur. Uykudan yoksun bir toplum olduğumuzu inkâr edemeyiz. Ancak uykusuz kaldığımızda, daha duygusal, daha hassas ve aşırı tepki vermeye daha meyilli oluyoruz. Duygusal ve fiziksel sağlığımız gerektiği gibi olmadığında, tam anlamıyla minnettar bir kişi olamayız. Uyku vücudumuzu zorluklarla mücadele etmesi için hazırlar ve bu zorluklara karşı tutumumuz da minnet duygumuzu etkiler. Bu konuda ne yapabiliriz?

Uyuyun. Bir uyku rutini oluşturun. Uyumak ruhunuzu besleyecektir. Böylelikle kendinizi yenilenmiş ve günün zorluklarına karşı hazır hissedeceksiniz. Ve bu da minnettar olmanızı sağlayacaktır.

ÖNEMLİ OLAN KİŞİLERİ YOK SAYMAZLAR, KENDİLERİNİ DE..

“Yaşamınızın kalitesi ilişkilerinizin kalitesine bağlıdır.”—Anthony Robbins.

İlişkilerimizi doğal bir şeymiş gibi görürsek, bu, minnet duygumuza zarar verecektir. Bir düşünün. İlişkilerimiz kim olduğumuzda, nereye gittiğimizde ve nasıl yaşadığımızda önemli bir rol oynar. Eğer ilişkilerimizi önemsemezsek, hayatımızı da önemsememiş oluruz. Bu konuda ne yapabiliriz?

Konulara değil, kişilere önem verin. Düzenli iletişim kurarak, sevgi ve minnet ifadeleri kullanarak ilişkilerinizi geliştirin.

Minnet duygumuzu geliştirmek için minnettar olmaya odaklanmak ve bu sürece sadık kalmak gerekir. Biraz çaba ile minnettar hissettiğimiz anları ve bu anların günümüze ve yaşamımıza olan katkılarını fark edebiliriz.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Hayatınızda İhtiyaç Duymayacağınız 5 Arkadaş Tipi

Yaşam boyu arkadaşa ihtiyaç duyarız. En iyi şekilde gelişebilmemiz için çevremizde bizi destekleyen arkadaşlarımızın bulunması son derece önemlidir. Ancak bazı durumlarda, arkadaşlıklarımızı gözden geçirip hangilerinin hala verimli arkadaşlık olup olmadığına karar vermemiz gerekebilir.

İşte hayatınızda ihtiyaç duymayacağınız 5 arkadaş tipi:

1-SÜREKLİ ŞİKÂYET EDEN: Dünyada, sürekli şikâyet ederek yaşamak gerçekten çok yorucu olsa gerek. Bir şeyler hep ters gidebilir, ya da her şey en iyi şartlara sahip olmayabilir. Eğer şikâyetçi biriyle çok fazla vakit geçirirseniz, sizin için de şikâyet etmek kolay hale gelmeye başlayacaktır. Kronik şikâyetçi kişilerin sorunlarını görmesine yardım edebilmeniz mümkün olmayabilir. Kendilerini şikâyetçi olarak görmezler. Olumlu tavsiyelere kulak vermezler. Kronik şikâyetçiler bardağın boş tarafını görmekten mutluluk duyarlar.

2- DEVAMLI HAYIR DİYENLER : Muhtemelen çevrenizde bu tür insanlardan çok bulunmaktadır. Bir öneri, fikir ya da amaç söz konusu olduğunda bu kişilerin otomatik olarak verecekleri cevap “hayır”dır. Sürekli bir şeylere ret cevabı veren insanların tek problemleri korkularıdır. Ne yapacağınızı, nasıl yapacağınızı anlamaya çalışmazlar bile. Çünkü risk almaktan korkarlar. Bu tür insanlarla devamlı iç içe olursanız, kendinizi kısa zaman içerisinde her şeye hayır derken bulabilirsiniz.

3- HERŞEYDEN ŞÜPHE EDENLER: Sürekli hayır diyen arkadaşlardan daha tehlikelidirler. Çünkü destekleyici gibi görünürler. Ancak, üstesinden gelebileceğiniz işler için sahip olduğunuz yeteneklerle ilgili şüpheler yaratarak çabalarınızı boşa çıkarırlar. Başarısızlığın en büyük nedeni özgüvenle ilgili şüphelerin oluşmasıdır. Bir çalışmaya onu başarabileceğiniz inancı ile başlarsanız o işte başarılı olma şansınız yüksektir. Eğer başarılı olamazsanız da bir hal çaresine bakarsınız. Şüpheci arkadaşlar yanlış adım atmanızda bu noktada etkili olur. Başarısızlık anında en iyisinin vazgeçmek olduğuna inandırırlar. İşin tehlikeli tarafı bunu destekleyici görünerek yaparlar. Ama aslında bu, karakterinize, gayretinize ve hırsınıza yapılmış bir saldırıdır. Şüpheci arkadaşlarınızı çevrenizden uzakta tutun ve size sizden daha çok inanan arkadaşlar edinin.

4-DEVAMLI KENDİNİ ÖVEN ARKADAŞLAR : Arkadaşlarınızla başarılarınızı paylaşırken böbürlenmeyi sevmediğinizden eminiz. Tabi ki kendinizle gurur duyduğunuz başarılarınızı arkadaşlarınızla paylaşmanız normal bir durumdur. Ancak devamlı kendinizi överseniz bu arkadaşlığınıza zarar verecektir. Devamlı kendini övmeye ihtiyaç duyma, özsaygı eksikliğinin belirtisidir. Bir arkadaş olarak size düşen sürekli övünmeyi seven arkadaşınızı desteklemektir. Ama arkadaşınızın sürekli pohpohlanma isteğine de kapılıp gitmemelisiniz. Kendi başarılarınız yerine onun başarılarını övmeye daha çok vakit harcıyorsanız, zamanla bu durumu aşırıya kaçırabilirsiniz.

GÜVEN VERMEYENLER: Bu tür arkadaşlar, Instagram’a fotoğraf yüklemeyi daha önemli gören, sohbetin ortasında telefonuna cevap veren, insanlar konuşurken konuşmalarını bölen, kısacası hoşa gitmeyen davranışların tümünü sergileyebilen insanlardır. Bu tarz kişilerle olan arkadaşlığınızda kendinizi sıklıkla değersiz hissedersiniz. Herkesin bazı zamanlarda bu tür davranışlarda bulunduğu olur. Ancak, arkadaşlığa zarar verecek olanı bunun devamlılık arz etmesidir. Karşılıklı olarak birbirinize fayda sağlayabileceğiniz, değişik karakterde arkadaşlara ihtiyaç duyarsınız. Farklı özellikler taşıyan arkadaşlara sahip olduğunuzda, paylaştığınız anların sonucunda hayatınız zenginleşecektir.

Sonuç: Arkadaşlıklarınızda yaşadığınız deneyimlerin sizi güçlendirmesine önem verin. Moralinizi bozan, enerjinizi düşüren, gelişmenize engel olan arkadaşlıklarınız üzerinde tekrar düşünün.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Utangaç Liderlerin Başarı Yolu

Utangaçlık Süreci: Amerikan toplumunun %40’ı kendisini utangaç olarak tanımlar. Gerçekte “utangaçlık” davranışsal bir süreçtir. Şu egzersizi bir deneyin: Kendinizi 0 (utangaç değil) ile 10 (anti-sosyal) arasında puanlandırın. Puanlandırdıktan sonra sizi iyi tanıyan üç arkadaşınızdan sizin için puanlama yapmasını isteyin. Eğer kendinize verdiğiniz utangaçlık puanı sizi tanıyan insanlarını size verdiğinden daha fazla çıkıyor ise, muhtemelen “genelleme mantığı” denilen bir tür düşünce kalıbını kullanıyorsunuz.

Stanford Üniversitesi Profesörü Emeritus Philip Zimbardo, utangaç insanların nasıl düşündüğüne dair öncü bir çalışma yürüttü. Utangaç insanların kullandığı düşünme yöntemlerinden biri “genelleme mantığı”, duruma özel mantık yürütmüyorlar (1986). Örneğin, 36 utangaç ve 36 utangaç olmayan öğrencinin 10 farklı durumdaki nedensel atıflarının karşılaştırıldığı çalışmada, iki grup arasında durumun sonuçlarını açıklama bakımından anlamlı bir fark çıkmıştır (Teglasi, 1982). Kişinin utangaçlığı arttıkça, yürüttüğü mantık duruma uygun olmaktan çıkıyor. 

Genelleme mantığına bir örnek:

İki yaşındaki Jennifer annesiyle birlikte annesinin bir arkadaşını ziyarete gider. Jennifer, annesinin eteğine yapışır ve annesinin arkadaşıyla göz kontağı kurmaktan kaçınır.  Bunun üzerine annesi arkadaşına “özür dilerim Jennifer utangaçtır” der. Bu açıklama, genelleme mantığının bir örneğidir. Bir durumdaki bir davranışı yorumlar ve daha sonra aynı davranışı diğer tüm farklı durumlarda da o şekilde yorumlar. Utangaçlık ölçeğinde +4’e doğru hareket ettikçe insanlar, kendilerini genelleme mantığı sonucuna götüren bir bilişsel çerçeve oluştururlar. Bu bazen kullanışlı bazen de kullanışsızdır. Yaptığımız tüm çalışmalarda bunu “ben iletişimde kötüyüm” veya “ben telefonla müşteri araması yapamam” diyenlerde gördük.
Jennifer ve annesine dönelim.  Annesi şunları söylüyor:
-Kusura bakma, Jennifer yabancı biriyle ilk tanışmasında biraz utanma eğiliminde olabiliyor ama tanıdıkça daha farklı davranacaktır.
Bu mantık, durumun koşullarına odaklanır. Genelleme yapmaktan kaçınır. Koşullar değiştikçe, Jennifer’ın davranışlarının da değişeceğini açıkça vurgular. İlk açıklama değişime hiç şans tanımamıştı ama ikinci açıklama değişme odaklandı.

Etkili liderler, hem genelleme mantığını hem de durumsal mantığı kullanma yeteneğine sahip olmalıdır. Utangaçlığınız arttıkça mantık kalıbınız dengesini kaybedebilir ve siz bunun farkında olmayabilirsiniz. Bu dengesizlik, sizi yanlış kararlar almaya itebilir bu da kariyerinize ve şirketinize zarar verir.

Genelleme Mantığının Fazla Kullanımı Zararlı Olabilir:

İşveren, Boston’dan Tulsa’ya gidebilecek olan bir finans direktörü aramaktadır. Bir finans direktörü durumsal mantıktan yola çıkarak şu şekilde düşünebilir: “İş görüşmesi pratiği olarak düşünürsek, bu iş görüşmesi zamanıma değer Tulsa’ya taşınmakla ilgilenmiyorum. Fakat kim bilir? Belki firmada yükselmek için güzel bir fırsat olur. Daha önce Tulsa’ya hiç gitmedim görene kadar yargılamamalıyım. Denemeden asla bilemem. Sonuçta, bu sadece bir iş görüşmesi. Ailem bu değişiklik fikrinden hoşlanabilir de hoşlanmayabilir de. Eğer bu köprüyü geçmeye ihtiyaç duyarsak, geçelim.”

Utangaçlık ölçeğinde +4 puanda olan bir finans direktörü şu şekilde düşünebilir:  “Eğer teklif alırsam ne olur? Eşim asla Tusla’ya taşınmaz, çocuklarım bana kızabilir. Çocuklarım bana yabancılaşacak ve eşim benden ayrılacak. Tulsa’da ucuz bir otelde tek başıma kalacağım.  Bütün yemeklerim hazır yemek olacak!  Yaşamak için başka bir yol var mı ?  İş görüşmesi için Tulsa’ ya gitmeyeceğim.”

Çalışanları Değerlendirmede Genelleme Mantığının Kullanımı:

Aynı tarz genelleme mantığı, çalışanlarınızı değerlendirmedeki başarınızı düşürebilir. Örneğin, sizin takımınızdan birinin müşterilere karşı kaba olduğu iddia edilebilir. +4 utangaçlıkta bir patron, bilişsel bir önyargıya düşerek, bu kişi takımın bir parçası değil diyebilir. Patronun bu şekilde düşünmesinin sebebi “rasyonelleştirme” olabilir.  Sonuçta değerli bir takım elemanınızı ve verimliliğinizi kaybedebilirsiniz. Daha çok durumsal mantıkla yaklaşan birisi, müşteriye karşı kaba davranma durumu yaşanmadan harekete geçmez.

Genelleme Mantığı Ölçülülük İçin Çok Değerli Olabilir

Genellenmiş mantık, sahip olunabilecek güzel bir özellik çünkü bir olaydan çıkarılan dersin diğer olaylarda da kullanılabilmesini sağlar. Avukatlar bu mantığı, olayı kanuna uydurmaya çalışırken kullanırlar. Doktorlar da bir hastadan elde ettikleri bulguları diğer hastalara uygulamak için kullanırlar.

Düşüncenin tüm tarzları gibi, efektif liderler genelleme mantığını ne sıklıkta kullandıklarını değerlendirirler. Ve genelleme mantığının sınırlarını görürler.

Eğer utangaçlık ölçeğinde +4 numaradasınız, genelme mantığı sizin için dünyaya bakmanın rutin yoludur, durumsal açıklamaları tutarsız bir şekilde göz ardı edersiniz. Bu göz ardı etmeler, gelecekteki gelişim fırsatlarınıza engel olur.

Örneğin, sosyal ve profesyonel bir ağ geliştirme ihtiyacınız olduğunu biliyorsunuz. Hayat belirsiz, bütün gelecek kazancınız için patronunuza bağlı kalmak istemiyorsunuz. Profesyonel bir topluluğa katılmaya ve herkes tarafından işinizin “oyuncusu” olarak bilinmek istiyorsunuz.

Bu topluluğa katılıyorsunuz ve birlikte bir kokteyle gidiyorsunuz. Verimsiz ve sıkıcı geçiyor. Şu sonuca varıyorsunuz: “Bu topluluk zaman ve para kaybı.” Burada genelleme mantığının devreye girdiğini görebiliyor musunuz? Durumsal mantığın açıklaması “kokteylde insanlarla tanışmak, tanınmanın ve tanışmanın en iyi yolu değil. Zamanımı topluluğun kurulunda geçirmeyi tercih ederim.” olurdu.

Seni buraya ne getirdi, oraya ne götürmeyecek?

Bu başlık Marshall Goldsmith’in (1988) koçluk üzerine olan kitabından. Pratiklerimizde pek çok kez karşılaştığımız bir çelişkiye dikkat çeker. Düşünce alışkanlıklarını değiştirmek oldukça zordur özellikle de geçmişte aktif olanları.

Eğer bakış açınız genelleme mantığı ve durumsal mantık arasında dengesizce gidip geliyorsa, kendinize dengeleyici üçüncü bir yol bulun. Patronunuza sizi koçluk asistanlığı için göz önünde bulundurmasını sorun. Bu, şirketin sizi gelecekte nerede gördüğünü anlamanın bir yoludur. Son günlerde, koç aramak zayıflık olarak görülüyor tıpkı başarılı bir golfçünün kendisine daha iyi atışlar yapmak için koçtan yardım alması gibi. “Seni Buraya Ne Getirdi, Oraya Ne Götürmeyecek?”

Diğer bir seçenek ise kar amacı gütmeyen Uluslararası Kariyer Sertifikasyonu Enstitüsü’nden sertifika almış bir kariyer uzmanı aramak. Sertifikasyon akran değerlendirmesinin üç seviyesini gerektiriyor. Bu cerrahlar için FACS’ e eş değer.

Mantık sistemi değişimi sadece iyi niyet kullanarak yapılamaz.
Davranış alışkanlıklarını aşmak için takip edilmesi gereken bir disiplin var.

Kaynakça: Shy Leaders’ Success Guide | Psychology Today [Web log post]. (n.d.).

Retrieved from http://www.psychologytoday.com/blog/platform-success/201408/ shy-leaders-success-guide-1

- Düzenleyen: İlkem Coşkun, Psikolog, BA

Devamını oku...

Sosyal Olun Sağlık Bulun!

Yeni bir araştırma dışadönük karakter ile sağlıklı bağışıklık sistemi arasında ilginç bir bağlantı kurdu.

Küçük bir öğrenci grubu üzerinde gerçekleştirilen bu araştırmada, kişilik özelliklerinin fiziksel sağlığı şekillendirdiğine dair bulgulara rastlanmıştır. Yapılan bu araştırmada, araştırmacılar 121 öğrenci üzerinde inceleme yaptılar ve öğrencilere dışadönüklük, bilinçlilik ve nevrotizm gibi belirli kişilik özellikleri ile ilgili sorular yönelttiler.

Ayrıca öğrencilerin kan örnekleri alınarak incelemeler yapıldı. Dışadönük kişilerin, yapıları sonucu daha fazla enfeksiyona maruz kalabileceğini düşünen uzmanlar, bu durumun aksine, enfeksiyonlarla etkili şekilde savaşabilecek bir bağışıklık sistemine sahip olduklarını görmüşlerdir.

Hatta bu kişilerin tedbirli ve bilinçli doğaları nedeniyle enfeksiyonlara daha az maruz kalabileceklerini de dile getirmişlerdir.

Bulgular şaşırtıcı olsa da, araştırmacılara göre bu bulgular henüz kesin değil. Uzmanlara göre, dışa dönük kişiler çeşitli mikroplara maruz kaldıkları için güçlenmiş bir bağışıklık sistemine sahip olabilir ya da kişilikleri bağışıklık sistemlerinden etkileniyor olabilir.

Biyolojimizin mi fizyolojimizden yoksa fizyolojimizin mi psikolojimizden etkilendiği konusunda yaşanan çelişkiler, kişiliğimizin sağlığımız üzerindeki etkilerini anlamamızda bize ışık tutacak yeni çalışmaları da beraberinde getirecek gibi görünüyor.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?