social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Meditasyonun Beynimize ve Vücudumuza Yaptıkları

Meditasyon ile beyinde sağlanılan fiziksel değişim inanılmaz!

Aristo’nun “Mutluluk kendimize bağlıdır” felsefesini bilimadamlarının son araştırmaları kanıtlıyor gibi. Yapılan araştırmalar meditasyon ve odaklanmayı arttıran uygulamalar ile daha mutlu bir beyni geliştirebileceğini belirtiyor. Bilimadamları uzun zamandır zevk ve arzu gibi duyguları harekete geçiren hormonlar hakkında bilgi sahibi olsa da, uzun zamandır “iyi” hissetmeyi ve memnuniyeti harekete geçirenin ne olduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değildi. Bu konuyu araştırmak isteyen Kyoto Üniversitesi’nden bilim insanları 51 gönüllü ile yaptıkları araştırma ile mutluluk seviyeleri arttıkça, beynin buna karşılık gelen kısımları bulmaya çalıştılar. Seçtikleri kişiler arasından daha pozitif kişilere karşılık daha üzgün kişileri inceleyen bilim adamları, bu kişilerde beynin çalışan bölgelerini incelediler. İlginç bir şekilde daha mutlu ve pozitif insanlarda beynin “Precuneus” kısmının daha büyük olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar bu çalışma üzerinden Precuneus’un bir kas gibi geliştirebileceği tezine ulaştılar. Daha önceki araştırmalar, düzenli olarak meditasyon yapan insanların memnuniyet ve hatta kutluluk gibi duyguları hissetmesinin, beyinlerindeki Precuneus bölgesindeki gri maddenin artması ile açıklanabileceğini ortaya çıkarmıştı. Kyoto Üniversitesi’ndeki uzmanlar da bu son araştırmalar ile insanları neyin daha fazla mutlu ettiğini klinik anlamda ölçebileceklerini belirtiyorlar. Dr. Waturu Sato bu araştırmalara ile artık daha mutlu bir beyni geliştirmenin mümkün olduğunu belirtti.

Araştırmaya katılan gönüllülerin Precuneus büyüklüklerinde en büyük ile en küçük arasında %15 oranında bir fark ortaya çıktı. Her ne kadar mutluluk bireysel olarak algılansa da, beyindeki precuneaus bölgesinin ve onun etrafında ki gri maddedin büyüklüğü ile olan bağ kişisel mutluluğu etkileyen memnuniyet oranlarını arttırıyor. London School of Economics’den Prof. Paul Dolan ise bu araştırmanın sonucunun kendisini hiç şaşırtmadığını ve beynin diğer organlar gibi değişebilen ve genleşebilen bir yapıda olduğunu belirtti. Odaklanmanın beyni değiştiridği ve geliştiridiği sonucuna ulaşılan araştırmalardan biri de Londra’daki taksi sürücülerin 25,000 sokağı akıllarında tutarak belli bir adrese ulaşması gerektiği bir testin sonucu. Taksi şoförlerinin sadece yarısının geçebildiği bu testin sonunda uzmanlar, başarılı taksi şoförlerinin beyinlerindeki mekansal hesaplamaları yapan hippocampi kısımlarının, daha büyük olduğunu ortaya çıkardı. Buna ek olarak araştırma taksi şoförlerinin beyinlerindeki hippocampi kısımlarının daha önceden değil, bu teste çalıştıkça büyüdüğünü belirtiyor.

Prof Dolan, bizi mutlu ettiğini düşündüğümüz çoğu şeyin aslında uzun dönemde bir etkisi olmadığını belirtiyor. Bir işin odaklanarak yapıldığında, bunun hem duygusal statümüze hem de beynimize etkisinin olduğunu, özellikle sevilen bir müzik dinlenildiğinde beynin makinelerde her bölgesinin aktif olarak ışıldadığını belirtiyor. 

 Fizylojik Faydaları:

1. Oksijen tüketimini azaltır.

2. Solunum oranını düşürür.

3. Kan akışını artırır ve nabzı yavaşlatır.

4. Egzersize tahammülü artırır.

5. Derin seviyede fiziksel rahatlama sağlar.

6. Kan basıncını artırır.

7. Kan laktat düzeyini düşürür (yüksek seviyeler kaygı ataklarına neden olur).

8. Kas gerginliğini hafifletir.

9. Alerji ve Artirit gibi kronik rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olur.

10. Premenstrüel (adet dönemi öncesi) sendrom (PMS) belirtilerini azaltır.

11. Operasyon sonrası iyileşmeye yardımcı olur.

12. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

13. Virüs aktivitelerini ve duygusal stresi azaltır.

14. Enerji seviyelerini, gücü ve zindeliği artırır.

15. Zayıflamaya yardımcı olur.

16. Serbest kök sayısını azaltır ve doku hasarını minimum düzeye indirir.

17. Cilt direncini artırır.

18. Kolesterol seviyelerini düşürür, kardiyovasküler hastalıklar riskini azaltır.

19. Ciğerlere hava akışını, dolayısıyla nefes alıp vermeyi kolaylaştırır.

20. Yaşlanma sürecini yavaşlatır.

21. DHEAS (dehidroepiandrosteron) seviyelerini yükseltir.

22. Kronik rahatsızlıklarla ilişkili ağrıları önler, yavaşlatır veya kontrol altına alır.

23. Daha az terlemenizi sağlar.

24. Baş ağrıları ve migrenleri tedavi eder.

25. Beyin fonksiyonlarının düzenliliğini artırır.

26. Tıbbi bakım ihtiyacını azaltır.

27. Enerji verimliliğini güçlendirir.

28. Bireylerin spor ve diğer aktivitelere olan yatkınlığını artırır.

29. Astım semptomlarını ciddi anlamda hafifletir.

30. Atletik aktivitelerde performansı artırır.

31. İdeal vücut ağırlığına ulaşmanızı sağlar.

32. Endokrin sisteminizi düzenler.

33. Sinir sisteminizi rahatlatır.

34. Beynin elektrik aktivitelerinde uzun süreli, faydalı değişimler sağlar.

35. Kısırlığı giderir (kısırlık stresi, yumurtlamayı düzenleyen hormon salgılarına müdahele edebilir).

Psikolojik Faydaları:

36. Özgüveni artırır

37. Ruh hâli ve davranışları etkileyen serotonin seviyelerini artırır.

38. Fobi ve korkulardan kurtulmaya yardımcı olur.

39. Düşünceleri kontrol etmeye yardımcı olur.

40. Odak ve konsantrasyonu güçlendirir.

41. Yaratıcılığı artırır.

42. Beyin dalgası uyumluluğunu artırır.

43. Öğrenme becerisini ve hafızayı geliştirir.

44. Canlılık ve tazelik duygularını artırır.

45. Duygusal istikrarı artırır

46. İlişkileri geliştirir.

47. Zihinsel bozulma oranını azaltır.

48. Kötü alışkanlıklardan kurtlmayı kolaylaştırır.

49. Sezgileri güçlendirmeye yardımcı olur.

50. Üretkenliği artırır.

51. Ev ve işyerindeki ilişkileri güçlendirir.

52. Durumları daha net ve derinlemesine değerlendirmenize yardımcı olur.

53. Gereksiz sorunları göz ardı etmenize yardımcı olur.

54. Karmaşık sorunları çözme becerisini artırır.

55. Karakterinizi arındırır.

56. İrade gücü geliştirir.

57. Beynin iki yarım küresi arasındaki iletişimi güçlendirir.

58. Stresli durumlar karşısında daha hızlı ve etkili bir şekilde tepki vermenizi sağlar.

59. Algısal beceri ve motor performansını artırır.

60. Zeka büyümesini tetikler.

61. İş tatminini artırır.

62. Sevdiğiniz insanlarla yakın ilişkiler kurabilme kapasitenizi artırır.

63. Zihinsel hastalıklara maruz kalma olasılığını azaltır.

64. Sosyal etkileşimleri güçlendirir.

65. Agresif eğilimleri azaltır.

66. Sigara veya aşırı alkol tüketimi gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırır.

67. Uyuşturucu ve/veya ilaç ihtiyacını ve bağımlılığını azaltır.

68. Uyku ihtiyacınızı azaltır.

69. Daha kolay uykuya dalmanıza neden olur, uykusuzluğu giderir.

70. Sorumluluk hissini artırır.

71. Trafikteki öfke hâlini azaltır.

72. Huzursuzluğu azaltır.

73. Endişelenme eğilimini azaltır.

74. Dinleme ve empati kurma becerilerini artırır.

75. Daha doğru yargılara varmanıza yardımcı olur.

76. Hoşgörü seviyelerini artırır.

77. Yapıcı ve olumlu şekillerde tepki vermenize yardımcı olacak dinginliği sağlar.

78. Daha istikrarlı, dengeli bir karakter geliştirmenize yardımcı olur.

79. Duygusal olgunluğu artırır.

Spiritüel Faydaları:

80. Olayları bir perspektif dahilinde değerlendirmenize yardımcı olur.

81. Gönül rahatlığı sağlar, mutluluğa giden yoldur.

82. Amacınızı keşfetmenize yardımcı olur.

83. Kendi kendini gerçekleştirme eylemini güçlendirir.

84. Merhamet duygularını artırır.

85. Bilgeliği artırır.

86. Kendinize ve başkalarına dair daha derin bir anlayış kazanmanızı sağlar.

87. Beden, zihin ve ruh uyumunu güçlendirir.

88. Daha derin bir seviyede spiritüel rahatlama sağlar.

89. Kişinin kendini kabullenmesine yardımcı olur.

90. Bağışlayıcı olmanıza yardımcı olur.

91. Yaşama karşı tutumunuzu değiştirir.

92. Spiritel dünya ile daha derin bir ilişki kurmanızı sağlar.

93. Aydınlanma yolunda ilerlemenize yardımcı olur.

94. İçsel benliğinize odaklanma becerinizi güçlendirir.

95. Şimdiki zamanda yaşamaya yardımcı olur.

96. Sevgiye dair daha geniş, derin bir kapasite sunar.

97. Egonun da ötesinde gücü ve bilinci keşfetmenize olanak verir.

98. İçsel bir bilirlik hissi yaşamanızı sağlar.

99. Birlik hissi yaşamanızı sağlar.

100. Yaşamınızda eşzamanlılığı artırır.

Devamını oku...

Kalp Krizi Geçiren Birinin Hayatını Kurtarabilirsiniz

Kalp krizi yalnızca 60 saniye gibi kısa bir sürede gerçekleşen ve doğru müdahale edilmezse maalesef kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan bir olaydır. Tabi kalp krizini tetikleyen ve bu riski arttıran pek çok hastalık, gündelik yaşamda yapılan yanlışlar mevcuttur. Örneğin, yüksek kolesterol, damar tıkanıklığı ve daha pek çok olgu.

Bunlar düzenli yaşam, spor ve doğru beslenme ile zaman içinde elemine edilmelidir. Bu risk grubunda bireylerseniz ya da aile üyeleriniz de bu risk grubunda bireyler varsa mutlaka doktorunuza danışarak kalp krizi riskini önlemeniz gerekmektedir. 

Ancak bir önemli konu da şudur: Kalp krizi geçiren bireye yapılacak doğru müdahale ile bireyi hayata döndürmek mümkün müdür? Dr. John Christopher kalp krizi geçiren bir kişinin hayatını tek bir hareketle kurtarabileceğimizi iddia etmektedir. Dr. Cristopher bu konuda yapılacakları şöyle sıralıyor;

-Evinizde her zaman mutlaka toz kırmızı biber bulundurun.

-Kalp krizi geçiren ve bilinci açık olan kişiye acilen bir bardak suya acı toz kırmızı biberi karıştırarak içirin.

-Eğer bilinci açık değilse, dilinin altına birkaç tutam acı biber koyun.

-Dr. Cristopher bu yöntemin, kalp krizi geçiren kişinin hayatını birkaç dakika içinde kurtarabileceğimizi belirtiyor. Kalp krizi geçiren kişi birkaç dakika içinde bilincini geri kazanabiliyor ve normale dönüyor.

-Ayrıca bir başka kaynaktan alınan bilgi de, kalp krizi geçiren kişinin bilinci açıksa eğer, ona derin derin öksürmesini söyleyin. Derin derin bir süre öksürdükten sonra kişi tekrar eski bilincine kavuşarak normale dönecektir.

Bu bilgiler, belki de bir hayat kurtaracağından çok ama çok önemli bilgilerdir. Evde ya da doktora kısa sürede ulaşamayacağınız bir yerde bir yakınınız ile böyle bir durumla karşılaştığınızda doktora ulaşmadan önce ilk müdahale ile bir hayat kurtarabilirsiniz. Sevgi ve Sağlıkla Kalın..

Kaynakça: http://www.naturalhealthcareforyou.com/in-just-60-seconds-save-the-life-of-someone-who-suffered-a-heart-attack/ 

Devamını oku...

Rüyalarla İlgili Akıl Almaz 5 Gerçek!

Her geçen gün zihnimizin derinliklerine biraz daha inen araştırmacılar, uyuduğumuzda yaşanan gizemli olaylara ışık tutmaya başladılar.

Başınızı yastığa koyduğunuz anda, bilinciniz sizi terk eder. Ancak, beyninizde çalışan hücreler hareket halinde olmayı sürdürürler. Bazen çok gerçekçi bazen de korkulu rüyalar görmemizi sağlayan enerjiyi üretirler. Bazı insanlar kâbuslar görürken bazıları da geceyi huzurlu rüyalar görerek geçirirler.

Nedenini hiç düşündünüz mü?

Uyku kadar rüyalar da gizemli bir olgu. Ancak, araştırmacılar derin incelemeler yaptıkça şu cevaplara ulaştılar. İşte rüyalar âleminde olup bitenlerden bazıları;

1. Şiddet içerikli rüyalar bir işaret olabilir: Kâbuslar

REM uyku davranış bozukluğu olarak bilinen nadir görülen bir rahatsızlığın işareti olabilir. Bu rahatsızlık, kişilerin şiddetli tekmelerle, yumruklarla ve çığlıklarla rüyalarını dışa vurmalarına neden olur.

25 Temmuz 2010 tarihinde Nöroloji Gazetesi’nde yayımlanan araştırmaya göre, şiddet içerikli rüyalar Parkinson ve bunama gibi beyin hastalıklarının erken habercisi olabilir.

Sonuçlar, nörodejeneratif bozuklukların başlangıç evresinin, hastanın fark etmesinden ya da doktorun teşhisinden 10 yıl önce başlayabileceğini göstermiştir.

2. Gece kuşları daha çok kâbus görür :Geç yatmanın güzel yanları vardır elbette. Ama sonunda göreceğiniz tuhaf rüyalar bu güzelliğin bir parçası değil. 2011’de Uyku ve Biyolojik Ritimler gazetesinde yayımlanan bir araştırma, gece geç yatan kişilerin erken yatanlara oranla daha fazla kâbus gördüğünü göstermiştir.

Araştırmacılar, bununla birlikte, uyku alışkanlığı ile kâbus görme arasındaki ilişkiye neyin neden olduğu konusunda kesin bir sonuç elde edemediklerini dile getirdiler. Araştırmacıların tahminleri arasında, sabah kalkmadan hemen önce, REM aşamasında ya da rüya esnasında doruğa ulaşan kortizol stres hormonu yer alıyor. Kortizol yükselmesinin gerçekçi ya da korkulu rüyaları tetikleyebileceğini düşünüyorlar.

3.Erkekler daha fazla seks içerikli rüyalar görürler : Erkekler, kadınlara oranla daha fazla seks içerikli rüyalar görürler. Kadınların ise kâbus görme ihtimalleri daha fazladır. Uzmanlara göre, kadınların rüyaları/kâbusları 3 grupta incelenebilir: korkulu rüyalar (kaçırılma ya da hayatının tehlikede olması); sevdiği birini kaybettiğini gördüğü rüyalar ya da karışık rüyalar.

4. Rüyalarınızı kontrol edebilirsiniz : Eğer bilinçli rüyalar görmek istiyorsanız, video oyunları oynayabilirsiniz. “Ne alaka” mı? Psikolog Jayne Gackenbach’a göre, ikisi de bize alternatif gerçeklikler sunuyor. Oyun oynayan kişilerin oyunlarda olduğu gibi rüyalarında da kontrolü elinde tuttuğunu söylüyor .(Gackenbach) Kendilerini bedenlerinin dışından görebilen bu kişilerin oyun karakteri yönetir gibi kendi rüya âlemlerini de yönetebildiklerini göstermiştir. Bu rüya kontrolü, tüyler ürpertici bir kâbusu çok güzel bir rüyaya dönüştürebilir. Uzmanlar, bu yetenekle, geçmişte yaşanan travmaların da tedavi edilebileceğini belirtiyorlar.

5.Neden rüya görürüz?: Uzun yıllardır neden rüya gördüğümüzü araştıran uzmanlar, Sigmund Freud’un fikrine dayanan bir cevaba ulaştılar. Rüyaların uykumuzun REM aşamasının yan etkisi olduğunu açıklayan uzmanlar, nedenlerden bir tanesinin de eleştirel düşünce olabileceğini düşünüyorlar. Uzmanlara göre, rüyaların görsel ve genelde mantığa aykırı yanları, problemleri çözmede gerekli olan alışılmışın dışında olan düşünceleri tetikleyerek, gün içerisinde bizi uğraştıran sorunları aşmamıza da yardım ediyor.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?