social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Unutkanlık Ve Doğal Çözümleri

Unutkanlıkla ilgili sorunlar yaşadığınıza eminseniz mutlaka doktorunuza görünerek gerekli tanı ve tedaviyi uygulamaya başlamalısınız. Bunun yanında sağlık uzmanınıza danışarak aşağıda paylaştığımız bilgiler faydalı olabilir.

Stres: Unutkanlığa neden olan sebeplerin başında stres ve depresyon gibi zihni olumsuz etkileyen faktröler bulunur. Bunun yanında stres için kullanılan ilaçlarda unutkanlığı tetikler. Doğal yollarla stresten uzak durmaya çalışmalısınız.

Düzenli Uyku: Sağlıklı uyku düzeni zihin sağlığı için oldukça önemlidir. Düzenli ve yeterli şekilde uyumaya dikkat etmelisiniz.

B Vitaminleri: B vitaminini doğal yollarda almalısınız, B vitamini içeren besinler tüketerek zihin sağlığına katkıda bulunmalısınız.Özellikle B9, B6, B12 bellek için çok önemlidir.

Antioksidan Vitaminler: Bu vitaminler sinirler ve diğer beyin yapılarına zarar verebilen serbest radikalleri ve reaktif oksijen türlerini ortadan kaldırarak merkezi sinir sistemi sağlığını korur.

D Vitamini: D vitamini, antienflamatuar, antimikrobik ve hatta bağışıklık sistemini güçlendirici özelliklere sahiptir. Araştırmalar aynı şekilde D vitaminin belleğe faydalı olduğunu ortaya koymuşlardır. D vitamini içeren yiyecekler tüketerek unutkanlık sorunlarını azaltabilirsiniz.

Mineraller: Magnezyum, Selenyum, Kalsiyum, Demir, Çinko başta olmak üzere mineraller zihin sağlığı için elzemdir. Magnezyum nörogeneziyi teşvik ederek bellek faaliyetlerini arttırır. Selenyum beyinden reaktif oksijen türleri ve diğer serbest radikalleri temizlemeye yardımcı olabilir. Bu koruyucu etkisi önemli ölçüde bellek gücünü artırabilir. Kalsiyum bellek ile karmaşık bir ilişkisi vardır. Bununla birlikte, kalsiyum eksikliği hafıza kaybına neden olduğu açıktır.Demir beynin ihtiyaç duyduğu oksijenin sağlanmasına yardımcı olur, demir eksikliği bir çok hastalığı tetiklediği gibi belleğe de zarar verir.Çinko eksikliği de bellek bozukluğu, özellikle kısa süreli hafıza kaybına neden olur. Çinko beyinde önemlidir.

Ginseng: Beyin ve zihin sağlığı için oldukça faydalı olduğuna inanılan bir bitkidir. Bir çok klinik çalışması bu bitkinin belleği geliştirdiğini ortaya koymuştur.İçerdiği fitokimyasallar belleğe üzerinde güçlü etki yaparak, korteks ve hipokampus bölgelerinde nöronal faaliyetlerini artırır.

Ginkgo Biloba: Ginkgo biloba ve ginkgolides olarak bilinen önemli fitokimyasalların ikisini içerir. Bunlar beyinde hasralı hücrelerin onarılmasına yardımcı olurlar. Bunun yanında beyne kan akışını arttırır.Ginko Biloba Alzheimer hastalarına yaygın olarak tavsiye edilmektedir.

Yeşil Çay: Yeşil çay antioksidanlar ve diğer yararlı tıbbi fitokimyasallar maddeler içerir. Serbest radikalleri ortadan kalıdırarak beyin hücrelerinin sağlığını korur.

Kolin: Kolin eksikliği kanser, gelişim bozukluğu, hipertansiyon, kısırlık ve hafıza kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olur.

Omega-3 Yağları: Bu sağlıklı yağlar yağlı balık, balık yağı ve fındık yağında bulunur.Omega-3 yağ asitleri inflamasyonun verdiği zararlara karşı beyni korur. Ayrıca, Alzheimer hastalığı riskini düşürdüğüne dair güçlü kanıtlar vardır. 

 UNUTKANLIĞIN BELİRTİLERİ

Unutkanlık başlayan kişilerde bazı belirtiler ortaya çıkmaya başlar ama normal unutkanlıklarla hastalıktan kaynaklanan unutkanlıkları bir birine kaşıtırmamak gerekir. Bunun için bir bilimsel araştırma sonucunu paylaşalım;

Sonradan Hatırlamak: Bir isim, sözcük veya harfi unutmak ama kısa bir süre sonra hatırlamak normal. Ama bir ismi, deneyimi, kişiyi veya yeri hiçbir şekilde hatırlamamak anormal.

Hatırlatma Çalışmaları: Bir yeri, ismi, kişiyi veya tecrübeyi unutan kişiye başka birisi hatırlattığında aklına gelmesi normal. Fakat unutan kişinin hatırlaması için yapılan her şeye rağmen hatırlamaması normal değil.

Hatırlatacak Araçlar Kullanımı: Unutulan bir şeyi hatırlamak için notlatın, resimlerin, takvimlerin kullanılma yeteneğinin var olması normal. Ama kişi hatırlatacak argümanları kullanamaz durumdaysa normal değil.

Kendi Bakımı: Kişinin kendi bakımını yapambilmesi, yemek yemesi gerektiği, elbiselerini giymesi gerektiğini hatırlaması normal. Ama en temel ihtiyaçlarını yapması gerektiğini unutması, aç kalması, açlıktan kilo vermesi gibi durumlar anormal.

 

 

Devamını oku...

Sarımsağın Beyne Mucize Etkileri

Yeni yapılan bir çalışma, sarımsağın içerdiği bir bileşenin beyin hücrelerini yaşlanma etkilerinden ve hastalıklardan koruduğunu ortaya koymuştur. Sarımsak en fazla tüketilen besin öğelerinin arasında yerini almaktadır.

Sarımsağın sülfür içeren bileşenleri antioksidan ve anti inflamatuvar etkiye sahip olduğundan çoğu kişi sarımsağı “süper besin” olarak kabul etmektedir. Bilim adamları halen sarımsağın insan vücuduna olan faydaları hakkında araştırma yapmayı sürdürmektedirler. FruArg olarak bilinen karbonhidrat türevi bileşen üzerine yoğunlaşan uzmanlar, bu bileşenin koruyucu rolünü araştırmaktadırlar. 

Araştırmacılar, sarımsaktaki bu maddenin çevresel gerilimin beyin hücrelerine verdiği hasarları önlediğini hatta hasarları iyileştirdiğini belirtmişlerdir. Yaşlanma süreci, sigara kullanımı, hava kirliliği, travmatik beyin yaralanmaları ve aşırı alkol tüketimi çevresel gerilim faktörleri arasında yer alabilmektedir.

Uzmanlar, beyinde ve omurilikte bulunan bağışıklık sistemi hücreleri olan mikrogliyanın merkezi sinir sistemindeki ilk ve ana savunma hattı olduğunu dile getirmişlerdir. Diğer olgun beyin hücreleri kendilerini nadiren yenilerken, mikrogliyal hücreleri inflamasyona ve çevresel strese çoğalarak tepki verirler. Bu hücreler birleşerek sorunlu alana taşınır, inflamasyona tepki verir ve diğer beyin hücrelerini hasarlardan korurlar. Bununla birlikte, uzmanlara göre, mikrogliyal hücrelerin sayılarının artışı beyinde yaşlanma karşıtı etki yaratmaz aksine daha fazla hasara bile neden olabilir. Nedeni ise mikrogliyal hücreler koruyucu fonksiyonlarının sonucunda nitrik oksit üretirler.

Basit bir şekilde anlatmak gerekirse, mikrogliyal hücrelerin sayısını arttırırsak, aynı zamanda beyinde nitrik oksit miktarında arttırmış oluruz. Nitrik oksitin aşırı üretimi, beyin hücrelerine hasar verir ve beyin iskemisi, Parkinson hastalığı ve Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkları tetikler.

DAHA ÇOK ANTİOKSİDAN

FruArg bileşeninin bu reaktif soruna çözüm sağlayabileceğini düşünen araştırmacılar bu konuda çalışmalar yapmaya başladılar. Hücrelere stres uygulandığında, mikrogliyal hücrelerde ve ürettikleri nitrik oksitte beklenilen artış gözlenmiştir. Ayrıca, FruArg uygulandığında, mikrogliyal hücrelerin daha az miktarda nitrik oksit üreterek strese uyum sağlamaya başladıkları saptanmıştır.

Uzmanlar, FruArg isimli bileşenin diğer beyin hücrelerinin sağlığı için faydalı olan antioksidan üretimini tetiklediğini ve bunun da nörolojik hastalıklara ve yaşlanmaya bağlı stres ve inflamasyona karşı beyni daha dirençli hale getirdiğini söylemektedirler. Bu araştırmayı yapan ekip, FruArg’ın kalp hastalıkları, diyebet ve kanser ile ilişkili diğer hücrelere olan etkileri üzerinde de çalışma yapacaklarının müjdesini de vermişlerdir.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Boy uzunluğuna Göre Sağlık Sorunları

Şaşırtıcı görülse de boy uzunluğu, birçok sağlık problemiyle ilişkilendirilmiştir. Ne kadar uzun ya da kısa olduğunuza bağlı olarak belirli hastalıklara yatkınlığınız vardır.

Sabahları, akşama göre daha uzun olduğunuzu biliyor muydunuz? Bunun sebebi gün içinde omurlar arasındaki mesafenin azalmasıdır. Bu azalma boyunuzu yaklaşık bir cm kısaltır. Eğer boyunuzdan memnun değilseniz ve daha uzun boylu olmak istiyorsanız, tekrar düşünün. Boy uzunluğunun nasıl göründüğünüz konusunda hayati bir rol oynadığını hakkında hemfikiriz.

Ancak boy uzunluğunun kardiyovasküler hastalıklardan, Alzhaimer hastalığına kadar bir çok sağlık sorunu ile bağlantılı olduğunu biliyor muydunuz?

Son yapılan araştırmalar göstermiştir ki bazı hastalıklar, belli bir uzunluktaki insanları daha çok etkilemektedir. Boy uzunluğunun nasıl belli hastalıklar için risk teşkil ettiği henüz anlaşılamasa da, boy uzunluğunun da hastalık gelişimde bir risk faktörü olduğu anlaşılmıştır.

1- Uzun Boylu Kişilerde Görülen Sağlık Sorunları:

*Kanser: Amerikan Kanser Derneği’ne göre, ortalama bir kadının yaşam boyunca kanser riski % 38.2’dir. Araştırmalara göre boy uzunluğundaki her 10 cm’lik artış böbrek, rektum, kan ve tiroid kanseri riskini %23’den %29’a çıkarırken deri, meme, yumurtalık ve kolon kanseri riskini %13’den %17’ye çıkarmaktadır.

2008 yılında yayınlanan başka bir çalışmada uzun boylu erkeklerde agresif prostat kanseri gelişimi riskinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bilim adamları uzun boylu kişilerde hücre sayısının daha fazla olması ve organlarının daha büyük olması gerekçesiyle bu kişilerin daha yüksek risk altında olduklarını düşünmektedir.

Beslenme alışkanlıkları, büyüme hormonlarının salgılanması ve çevresel faktörler de uzun boylu kişilerde artmış kanser riskinin bir nedeni olabilir.

*Gerilme Yaralanmaları: Artmış kemik uzunluğu uzun boylu kişileri gerilme yaralanmalarına karşı daha savunmasız bırakır. Çünkü uzun boylu insanların, kendilerini ortalama boyda olan kişiler için tasarlanmış ekipmanlara göre ayarlamaları gerekir.

Yani uzun boylu kişiler sık sık gerilme yaralanmalarından şikayetçidir bunlar içinde en sık görüleni el bileğinde sinir sıkışması olan Karpal Tünel Sendromu’dur. “Epikondilit” veya “tenisçi dirseği”, kemikler ve kaslar arasındaki tendon iltihapları, kaslar ve kemikleri etkileyen diğer durumlar uzun boylu kişileri daha çok etkilemektedir. Alt sırt ağrısı da uzun boylu kişileri etkileyen diğer bir problemdir.

*Travmatik Yaralanmalar: Araştırmaya göre 180 cm’den uzun kişilerin bir trafik kazasında yaralanma riskleri, diğer kişilere göre %27 daha fazladır. Uzun boy bu kişileri travmatik kazalara karşı daha savunmasız hale getirir. Ayrıca koruyucu cihazlar da ortalama yükseklikteki insanlar için tasarlanmış olduğundan bu cihazlar uzun boylu insanlar için iyi çalışmayabilir ve onları rahatsız edebilir. Zaman zaman sadece ortalama büyüklükteki insanlar için yapılmış bu ekipmanları kullanmak bile uzun boylu kişilerde yaralanmalara yol açabilir.

 

2- Kısa Boylu Kişilerde Görülen Sağlık Sorunları:

*Kalp ve Damar Hastalıkları: Avrupa Kalp Dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre kısa boylu olmak, kalp hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır. Bu konuda yapılan pek çok çalışmaya göre kısa boylu kişilerde kalp hastalıklarına yakalanma riski %50 artmıştır. Kısa boyun nasıl kalp hastalıkları riskini arttırdığı henüz bilinmese de bilim adamları yakın gelecekte bu soruya olası cevaplar bulacaklardır.

*İnme: İnmenin kısa boylu insanlarda çok daha yaygın olduğu bulunmuştur. Amerikan Kalp Derneği Dergisi’nde yayınlanan bir İsrail çalışmasına göre kısa boylu erkeklerin uzun boylu erkeklere göre %54 daha yüksek inme riski taşıdıkları gösterilmiştir.

Bunun nedeni beslenme ya da hormonal faktörler olabileceği gibi çevresel faktörler de olabilir. Sebep ne olursa olsun kısa boylu insanlar inme geçirmeye daha yatkındırlar.

*Alzheimer Hastalığı: Alzheimer Hastalığı Dergisi’nde yayınlanan 2007 yılında yapılan bir çalışmada, 175 cm’in üzerindeki kişilerde 165 cm’nin altındaki kişilere göre Alzhaimer hastalığı riski %59 azalmıştır. Alzheimer Derneği göre yaklaşık 5,2 milyon Amerikalı Alzheimer hastasıdır. Artan yaş ile Alzhaimer hastalığı riski artsa da en önemli risk faktörü kalıtımdır.

Kadınlarda ise riskin daha az olduğu belirlendi.

Boyu 1.55 metre olan kadınların bunama ya da Alzheimer’a bağlı rahatsızlıklardan ölüm riskinin, boyu 1.65 metre olanlardan yüzde 35 fazla olduğu saptandı.

Araştırmaya imza atanlardan Dr. David Batty, aslında sonuçların kısa olmanın bunamaya neden olduğu anlamına gelmediğini, boyun genellikle başka risk faktörlerini işaret ettiğini belirtti.

Edinburgh Üniversitesi’nden Tom Russ da boy ile bunama ya da Alzheimer’a bağlı komplikasyonlardan ölüm arasındaki bağlantının yaş, sosyo-ekonomik statü, obezite, sigara içme alışkanlığı, kalp-damar ve kronik hastalıklar gibi etkenler göz önüne alındığında da değişmediğini vurguladı.

Boy uzunluğunun belirli hastalıklara nasıl yatkınlık oluşturduğu henüz bilinmese de bilim adamları, bu soruya yanıt aramaya devam ediyorlar. Ancak dengeli beslenme, düzenli spor ve sağlıklı bir yaşam tarzıyla endişeleneceğiniz bir sorun kalmayacaktır.

Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/health-problems-related-to-your-height.html 

Devamını oku...

Biberiye Koklayarak Zihninizi Açın!

Evet, biberiyeyi sadece koklamak bile yeterli. Biberiyenin ana bileşenlerinden biri olan 1.8- sineol maddesini koklayan sağlıklı katılımcılar, katıldıkları aritmetik test üzerinde daha başarılı olmuşlardır.

Kanında 1.8- sineol seviyesi yüksek çıkan katılımcıların testlerde daha hızlı ve daha dikkatli oldukları saptanmıştır. Biberiyeyi beyin gücünü arttırmak için kullanmak istiyorsunuz. “Ama bu bitkiyi nasıl ve ne kadar süreyle koklamak gerekiyor?” dediğinizi duyar gibiyiz.

Çalışma, biberiye kokusu yayılmış bir odada gerçekleştiğine göre, siz de odanıza bir aromaterapi difüzörü koyarak biberiyenin kokusundan faydalanabilirsiniz.

Katılımcılar, kokuyu 4, 6, 8 ve 10 dakika boyunca koklamışlardır. Daha önce de belirttiğimiz gibi kanlarındaki sineol seviyesi yükseldikçe, performansları da artmıştır.

Ayrıca biberiyenin gut hastalığına iyi geldiği bilinmektedir.

Damarlardaki ürik asit artışı ile oluşan bir çeşit eklem hastalığıdır.

Kral hastalığı olarak da bilinen gut hastalığı, artan ürik asidin eklemlerde birikerek iltihaplanmaya ve ağrılara sebep olmasıyla görülmektedir. Tarihimizin önemli kişilerinden olan; 2. Mehmet, 4. Murat, 2. Bayezid, Osman Gazi ve Nurullah Ataç’ın ölümlerine sebep olan hastalıktır.

Gut hastalığı; fazla kilo alımı ve devamında uygulanan açlıkla yapılan sıkı diyetler, protein içerikli yiyeceklerin aşırı miktarda tüketilmesi, herhangi bir hastalık sebebiyle ameliyat geçirme, ani ve şiddetli bir hastalık geçirme, aşırı yorgunluk, eklemlerde görülen yaralanmalar, kemoterapi ve diüretik ilaçların kullanımı gibi sebeplerden oluşmaktadır.

Uzman hekim tarafından uygulanan tedaviye destek olarak;

1 bardak kaynar suya 1 tatlı kaşığı biberiye eklenir. 9 dakika kısık ateşte demlendirilir. Ilındıktan sonra süzülür ve sabah akşam yemeklerden yarım saat önce ya da 2 saat sonra yudum yudum içilir. 15 gün boyunca düzenli bir şekilde uygulamaya devam edilir.

Her öğünde taze olarak hazırlanması gereken bu çaya herhangi bir tatlandırıcı ilave edilmemelidir.

 

Uzmanlar, ayrıca, 1.8- sineol maddesinin Alzheimer hastalığının gelişiminde etkili olan bir enzimi etkisiz hale getirdiğini söylüyorlar. Yapılan çalışma, biberiye kokusunun katılımcıların sadece zihnini açmadığını, bunun yanı sıra, kendilerini daha mutlu hissetmelerine de yardımcı olduğunu kanıtlamıştır.

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur  

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?