social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

1 Gece Uykusuzluk Bile, Diyeti Bozuyor!

Yeni yapılan bir araştırma, uykusuz veya sağlıksız bir uyku ile geçirilen bir gece ile 6 ay boyunca yüksek yağ içeren gıdalarla beslenmenin insülin duyarlılığına eşdeğer düzeyde zarar verdiğini açığa çıkardı. Araştırma aynı zamanda , günlük sağlıklı uyku düzenimizin vücudumuz için ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Araştırmanın merkezinde ise, doktora derecesine sahip olan Josiane Broussard ve Josiane’nin Los Angeles’da bulunan Cedars Sinai Medical Centre’den meslektaşları bulunuyor. Araştırmada denek olarak köpeklerin kullanıldığını belirtmekte fayda var.

Çoğumuzun bildiği gibi vücut insüline daha az duyarlı bir hale geldiğinde (insülin direnci) kan şekerini sabit bir düzeyde tutabilmek için daha fazla insülin salgılanır. Bu durum zamanla, vücudumuzun insüline karşılık verme mekanizmasının uygun bir biçimde çalışmadığı ve kandaki şeker miktarının oldukça yüksek olduğu Tip 2 Diyabet Şeker Hastalığına sebep olabilir.

Şeker hastalıkları genel olarak, kalp rahatsızlıklarını da içeren, birtakım ciddi karmaşa/zorluk ile ilişkilendirilirler. Obezite veya aşırı kilo problemi yaşayan bireylerde şeker hastalığının akabininde insülin direncinin daha çok gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Araştırma ile ilgili olarak Dr. Broussard: ‘’Araştırma, uyku eksikliği ve yüksek yağ içeren besinlerle beslenmenin insülin hassasiyetinin bozulmasına yol açtığını gösteriyor. Fakat durumun, insülin direncini daha fazla ve daha şiddetli bir hale getirdiği önceden bilinmiyordu.

Çalışmamızın sonuçları , bir gecelik total uyku yoksunluğunun insülin hassasiyetine verdiği zararın, 6 ay boyunca yüksek yağ muhteviyatı içeren besinlerle beslenmenin verdiği zarar kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Bu çalışma ayrıca, yeterli bir uyku seviyesinin; kan şekerininin belirli bir düzeyde tutulmasını sağlama ve obezite, şeker hastalıkları gibi metabolik rahatsızlıklara yakalanma riskini azaltma konusunda ne kadar önemli olduğuna vurgu yapıyor.’’ diyor.

Çalışmayı yürütmek için, araştırmacılar obeziteye göre uyarlanmış bir beslenme biçiminin öncesi ve sonrasında, 8 erkek köpeğin insülin duyarlılıklarını ölçtüler. Yüksek yağ içeren beslenme biçiminden önce, araştırmacılar bir gece boyunca uykusuz bıraktıkları köpeklerdeki insülin hassasiyetini ölçmek ve bu hayvanlardan edinecekleri bulguları sağlıklı bir biçimde uykusunu almış köpeklerle karşılaştırmak için oral glukoz tolerans testini kullandılar.

Ölçümlerin akabininde, köpeklere 6 aylık bir periyod boyunca sağlıksız olarak sınıflandırabileceğimiz yüksek yağ içeren bir diyet uygulandı. Ve bu işlemin ardından köpekler yeniden test edildi. Yüksek yağ diyeti uygulanmadan önce, bir gece uykusuz bırakılan köpeklerin insülin hassasiyetlerinde %33 dolaylarında bir azalma meydana gelmişti. Testlerden sonra, uykusuzluktan kaynaklanan bu azalmanın, 6 aylık yüksek yağ içeren diyet sonucunda meydana gelen %21’lik azalma ile benzer olduğu saptandı. Yani araştırmaya göre, 6 ay boyunca uygulanan sağlıksız, yüksek yağ içerikli diyet tipi tek başına insülin hassasiyetini %21 oranında azaltıyorken, tek bir gece uykusuz kalmak aynı hassasiyete %33 oranında daha fazla zarar veriyordu. Köpekler bir kere yüksek yağlı diyet sebebiyle bozulmuş insülin duyarlılığına maruz kaldıkları için, bir gecelik uyku yoksunluğu insülin duyarlılığına daha ileri derecede zarar vermemiştir.

Dr. Broussard: ‘’Köpeklerde, bir gecelik uyku yoksunluğu ile 6 ay boyunca yüksek yağ içeren besinlerle yapılan diyet faktörleri, benzer derecelerde insülin duyarlılığını azalttı. Bu durum insülin direncine neden olan yetersiz uyku ve yüksek yağ içeren diyet durumlarının benzer bir mekanizmaya sahip olduğuna dair bir izlenim uyandırabilir. Bu durum aynı zamanda , yüksek yağ içeren beslenme biçiminden sonra insülin duyarlılığının, uykusuzluk ile daha fazla azaltılamayacağı anlamına da gelebilir.’’ şeklinde bir açıklama daha yapıyor. Bozulmuş insülin duyarlılığına ek olarak, uykusuzluk tükettiğimiz besin miktarının ve metabolik rahatsızlıklara yakalanma riskinin artmasına yol açabilir. The Obesity Society’in sözcüsü Caroline M. Apovian, hekimlerin hastalarına sağlıklı bir uyku sürecinin önemini belirtmelerinin oldukça ciddi bir iş olduğunu vurgulayarak devam ediyor, ‘’Pek çok hasta dengeli bir beslenme biçiminin önemini biliyor. Fakat, çoğunun sağlıklı bir uyku halinin vücuttaki dengeyi korumaya yönelik ne kadar önemli ve hassas bir mekanizmaya sahip olduğuna dair net fikirleri yok.’’ Dr. Broussard’a göre, araştırma ile ilgili yeni çalışmalar uyku, beslenme ve bu faktörlerin insülin hassasiyeti ile bağlantılı ilişkilerine açıklık getirebilen yolları irdelemelidir. Ayrıca klinik çalışmalarda yeni yeni mercek altına alınan kurtarma uykusundan sonra, insülin direncinin gelişip gelişmediğini belirlemek önemli olacaktır. Bu tip temel bilimsel çalışmalar ve köpeklerle ilgili modeller, obezitenin nedenleri ve zorluklarını anlamak ve hastalığın engellenmesine olanak tanıyan mekanizmaları tanımlamak açısından kritik bir öneme sahiptir.

Kaynak: Obesity Society. (2015, November 4). Insulin sensitivity: One night of poor sleep could equal six months on a high-fat diet, study in dogs suggests. ScienceDaily. Retrieved November 6, 2015 from www.sciencedaily.com/releases/2015/11/151104134039.htm 

Devamını oku...

Hamburger 1 Saatte Vücudumuza Ne Yapar?

Fast Food ürünleri, beslenme ihtiyacımızı giderebilmek adına akıl almaz derecede kolaylık sağlayan ve genellikle lezzetli olan ürünlerdir. Fakat bu tip ürünler vücudumuzun ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamak için her zaman en iyi seçenek değildir.

Fast Food Menu Prices adlı internet sitesinde yer alan, detaylandırılmış bir veri grafiği tüm zamanların en faal ve popüler ürünlerinden biri olan McDonald’s Big Mac’in yendikten sonra vücudumuzda meydana getirdiği etkileri konu alıyor.

Bir Big Mac yedikten sonra, ilk 10 dakikalık süre zarfı içerisinde tüm metabolik faaliyetler düzgün bir biçimde işliyor. En azından görünürde durum bu şekilde. Bu arada insan beyninin, çoğunlukla yüksek kalorili besinleri tercih etmemize sebep olacak şekilde evrildiğini belirtmekte fayda var. (Bu gerçek bir nebze de olsa diyet yapan pek çok insanı üzebilir.) Öte yandan, Big Mac tek başına oldukça yüksek bir kalori sağlar. (Ortalama bir Big Mac, kan şekerimizin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan 540 kalori içerir.)

Bir Big Mac’i tükettikten sonra, iyi hissetmemizi sağlayan nörotransmitter dopamin* gibi kimyasalların beyinde salgılanması/artması ile birlikte kendinizi, bunun çok lezzetli bir burger olduğunu, düşünürken bulabiliriz. 20-30 dakikalık bir süreçten sonra dopamin düzeyi aşağı doğru inmeye, azalmaya başlar. Hamburgerin içinde bulunan yüksek fruktozlu* mısır şurubu ve sodyum minerallerinin etkinliğinde vücudumuz, yediğimiz hamburgere karşı daha şiddetli bir arzu duyar.( Bu durum uzun vadede obezite, şeker ve kalp hastalıklarına sebebiyet verebilir.) Daha sonra, sodyum mineralleri (yaklaşık 970 miligram kadar) vücudumuzda dehidrasyona* sebep olur ve böylece böbreklerimiz ve kalbimiz daha hızlı çalışır. Kan basıncının yükselmesi ile birlikte içimizde bir McFlurry ( Kıtır bisküviler, karemal dolgulu çikolata parçalıkları veya farklı tatlarda şekerli bileşenler ihtiva eden bir McDonald’s ürünü) yahut elmalı tart gibi tatlılara karşı bir kışkırtma hissedebiliriz.

Konumuzun başında açıkladığımız veri grafiğine geri dönecek olursak, grafiğe göre Big Mac’i yedikten sonra geçen 40 dakikalık aralıkta vücudumuz muhtemelen, belirttiğimiz şekerli yiyeceklere karşı hala şiddetli bir arzu duyacaktır. Ve netice itibariyle kan şekeri düzeyinde meydana gelen kayıplar bizi abur cubur olarak ifade edebileceğimiz yoğun şeker ihtiva eden ve olduğundan daha çekiciymiş gibi görünen yiyecekleri yemeye sevk edecektir. ( Bir kalıp çikolata gibi) Bu arada süreç devam ederken sindirim sistemimiz, daha önce değindiğimiz yüksek fruktozlu mısır şurubunu hızlı bir biçimde açlık ataklarını daha da arttırarak absorbe eder. 50-60 dakikalık süreçlerde ise, yavaş bir sindirim periyodu başlar. Tüketilen Big Mac’in sindirimi ortalama olarak 24 ila 72 saat aralığında devam eder. Fakat Big Mac’in içinde bulunan hayvansal ve trans* yağların sindirimi 3 günü aşabilir. Konu ile ilgili olarak Fast Food Menu Prices adlı site, ‘’ Eğer bir Big Mac’i keyifle yemek istiyorsanız, bu alışkanlığınızı ara sıra uygulayın.’’ şeklinde bir tavsiyede bulunup ekliyor :

‘’Hamburgerin içerdiği maddeler vücudunuzda ciddi hasarlara yol açabilir, özellikle onları düzenli olarak tükettiğinizde. ‘’ Konumuzun temelini oluşturan veri grafiği, McDonalds’a ait kişisel web sitesi ve LiveStrong, Blood Pressure UK ve FoodMatters gibi kaynaklarda yer alan makalelerin içerdiği bilgilerin bir araya getirilmesi ile oluşturuldu. McDonalds’ın kendisi yalnıca Big Mac ve patates kızartması içeren bir beslenme biçimini önermiyor fakat bu ürünleri düşük dozlarda tüketmenin yararlı olabileceğini de eklemeden geçmiyor.

Dipnotlar:

*Nörotransmitter Madde : Sinaps bölgesinde bulunan boşluğa gelen iletinin diğer sinir hücresine aktarılmasında rol alan sinirsel ileticilerdir. Nörotransmitter olarak en çok bilinen maddelerden biri dopamindir. Dopamin, vücutta doğal olarak üretilen bir kimyasaldır. Beyinde dopamin reseptörlerini aktive ederek nörotransmitter olarak görev yapar.

*Fruktoz : Pek çok besin maddesinde bulunan 6 karbonlu bir monosakkarittir. Bilhassa meyve şekeri olarak bilinir.

*Dehidrasyon : Kimyasal olarak su kaybının meydana geldiği tepkimelerdir.

*Trans Yağ : Bazen tekli bazen de çoklu doymamış yağ asitleridir. Trans yağlar vücudumuz için gerekli olan yağ asitlerinden değildir. Bu tip yağların tüketimi, kötü huylu LDL kolesterol düzeyi arttırdığından pek çok kalp rahatsızlığına sebep olabilir. Kısmi hidrojenleşme ile oluşan trans yağlar, doğal olarak oluşan trans yağlardan çok daha tehlikelidir.

Kaynak:David Nield (September 23, 2015), Here’s what eating a Big Mac does to your body in an hour, ScienceAlert Retrieved 23 September 2015 from http://www.sciencealert.com/here-s-what-eating-a-big-mac-does-to-your-body-in-an-hour 

Devamını oku...

Tok Tutan Baharatlar

Baharatlar bitkilerin genellikle yapraklarının ya da tohumlarının kurutulması ile elde edilirler. Kurutulan bitkiler toz haline getirilir ve yemeklerde tatlandırıcı olarak kullanılır. Çeşitliliği oldukça fazla olan baharatlar nerdeyse tüm yemeklerde kullanılır. Her kültürün mutfağında ayrı ayrı baharatlar sıklıkla tercih edilmektedir. Baharatlar yemekleri tatlandırmak için kullanıldığı gibi başka alanlarda da insanlara hizmet vermektedir. Alternatif tıpta şifa kaynağı olarak da pek çok baharat kullanılabilmektedir.

Bunlar dışında diyet yapanlar ya da sağlıklı yaşamaya özen gösterenler için de baharatlar çok iyi bir yardımcıdır. Bazı baharatlar uzun süre tokluk hissi verir ve kan şekerini dengeler. Bu sayede kilo vermeye yardımcı olur. Bu baharatların bazıları şunlardır:

* Zencefil: Kış aylarının olmazsa olmaz baharatı olan zencefil soğuk algınlığına çok iyi gelmesiyle bilinir. Bunun yanında hazım sistemini düzenler, mide dostudur ve tok tutan baharatlardandır.

* Karabiber: Ülkemizde en çok tüketilen baharatlar arasında yer alır. Yemeklere ve çorbalara katıldığında tok tutan özelliği ile kilo vermeye yardımcıdır. Ayrıca vücutta rahatlamaya, boğaz ağrılarının geçmesine de yardımcıdır.

* Karanfil: Genelde ağızda çiğnenerek kullanılan karanfil, vücudun şeker ihtiyacını karşılamada oldukça faydalıdır. Bu sayede de tokluk hissi verir.

* Zerdeçal: Metabolizmayı hızlandırmada oldukça etkili olan zerdeçal, iştah kesme özelliği ile de bilinir. Şeker ihtiyacını azaltır ve sindirim sistemini düzenler.

* Kekik: Diyet listelerinde oldukça fazla kullanılan kekik, kan yağlarının azaltılması için kullanılmaktadır. Genelde kekik suyu şeklinde ayrana veya meyve suyuna karıştırılarak tüketilen kekik yağ yakmada ve tok tutmada oldukça başarılıdır. Az miktarda tüketilmesi gereken kekik suyu sindirimi kolaylaştıran bir etkiye sahiptir.

* Tarçın: Kan şekerini dengelemede çok faydalı olan tarçın uzun süre tokluk hissi veren baharatlar arasındadır. Şeker isteğini dengeleyen ve metabolizmayı hızlandıran bir etkiye sahiptir. Meyvelerin ve tatlıların üzerine serpiştirilerek kullanılabilen tarçın ağız kokularının giderilmesinde de yararlıdır.

* Kırmızı biber: Metabolizmayı hızlandırması ile bilinen kırmızı biber aynı zamanda tokluk hissi veren baharatlar arasındadır. Bağırsak hareketlerini hızlandıran bir özelliği vardır.

* Kimyon: Genellikle kuru baklagillerle tüketilen kimyon da tok tutan baharatlar arasındadır. Bu baharatlar yemeklere aşırıya kaçmadan eklendiğinde tokluk hissi verecektir. Bu sayede kilo kontrolü daha kolay bir şekilde sağlanabilecektir. 

Devamını oku...

Kekiğin Mucizevi Faydaları

Faydaları saymakla bitmeyen, fakat tat ve aroma keskinliğinden dolayı biraz üvey evlat gibi kalmış olan kekik, sağlık açısından son derece önemli etkilere sahiptir. Ballıbabagiller familyasına mensup, 4-5 cm yüksekliğe sahip ve birçok yararı olan kekik, geçmişten günümüze önemi korumuş ve bu günlere taşınmış bir bitkidir. Çorak topraklarda yetişen ve dolayısıyla güneşli bölgeleri seven şit

kekik, bitkisel tedavilerde de oldukça sık kullanılmaktadır. Peki Kekiğin Bunca Sayılan Faydaları Nelerdir?

– Öksürük ve bronşit gibi solunum yoluyla ilgili hastalıklarda yaygın olarak kullanılır.

– Kekik suyu ve kekik yağı, harici olarak cilt yüzeyine uygulandığında mantar gibi hastalıkların tedavisinde yardımcı olur.

– Kekik suyuyla düzenli olarak ağız çalkalamak, ağızda bulunan bakteri sayısını azalttığı için, diş ve diş eti hastalıklarını önlemektedir.

– Antioksidan etkisi bulunan vitaminler açısından zengin olan kekik suyu, toksinlerin vücuttan daha hızlı atılmasını sağlayarak, çeşitli hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır.

– Kekikte bulunan “Thymol” adlı bileşiğin, anti-aging (yaşlanmaya karşı etkili) özellikleri olduğu bilinmektedir. Bu bileşen hücre yenilenmesine yardımcı olarak, organların fonksiyonlarını geliştirir.

– Hemoroid hastalarında ağrıları şiddetlendiren kabızlığı önlemek için önerilir. Yüksek lif içeriği ile gaz ve şişkinlik gibi sindirime bağlı sorunların tedavisinde kullanılır. 

– Kasılmaları azaltan kekik, regl döneminde yaşanan ağrıları hafifletmek için kullanılabilir.

– Böcek ısırığı, egzama ve diğer nedenlerle oluşan inatçı kaşıntılar için kekik suyu gelmektedir.

– Antiseptik ve mikropları önleyici özelliği bulunan kekik suyu, sivilce ve akne tedavisinde kullanılır. – Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. – İdrar söktürücü özelliği bulunmaktadır.

– Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder.

– Çocuklarda görülen kansızlığı giderir.

– Cinsel isteği arttırıcı özelliği bulunmaktadır.

– Kandaki şeker miktarını azaltmaktadır.

– Ağız kokusunu giderici özelliğinden dolayı çokça kullanılmaktadır.

– Kilo vermede yardımcı olmaktadır. Bunca faydasının arasında dikkat çeken en önemli durum ise, kullanım şekli normal dozlarda ve abartılmadan yapıldığında hiçbir yan etkisinin görülmemesidir. Yalnızca, fazla kullanımda rahim kaslarının kasılmasını tetiklediğinden ve düşük tehlikesi oluşturabileceğinden hamilelerin, ayrıca guatrı olanların da kekik yağının troid bezlerini fazlasıyla çalıştırmasından dolayı kullanmaması önerilmektedir.

Tarihte, Mısırlılar’ın da çokça kullandığı bir bitkidir. Mısır denildiğinde ilk akla gelen mumyalama işlemlerinde kullandıkları bilinmektedir.

Hipokrates sağlık açısından oldukça çeşitli konularda kekiği hayatında barındırmıştır. Örneğin astım, nefes darlığı, zehirlenmelerde kullanmış, ayrıca düşük yapan, ölü doğum yapan kadınlar için de tedavilerinde kullanmıştır.

Boğaz ağrılarında hardalla karıştırılarak boğazın dış tarafından sürülerek tedavi edilebileceğini, kan pıhtısını önleyici olarak ise balla karıştırılarak yapılmasının üzerinde durmuştur.

5000 yıl öncesinde Sümerler de tedavi amacıyla kekiği kullanmış, Hitit Uygarlığı’nın başkenti olarak bilinen Boğazköy metinlerinde ‘’Hasü” olarak tanımlanmıştır. Bunca özelliği belirtilen kekik, vücuda sağladığı yararlarla, mutfaklarımızın vazgeçilmezi olmayı hak etmektedir. Kekiği, baharat olarak kullanmanın yanı sıra, kekik çayı olarak, özel üretim teknikleriyle birlikte kekik suyu olarak, ayrıca içerisinde bulunan aromatik ve uçucu bileşen yağların damıtılmasıyla elde edilen kekik yağı olarak, çeşitli kullanım alanına sahiptir.

Kaynakça: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kekik

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?