social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

İlaç Gibi 20 Besin!

Sağlığımız için yararlı ve zararlı olan besinler hakkında devamlı bir şeyler söylenmektedir. İşin kötü tarafı bir zamanlar kahve ve yumurtanın zararlı olduğu dile getiriliyordu. Günümüzdeki çalışmalar ise bu besinlerin sağlığımız için iyi olduğunu gösteriyor. Yapılan çalışmaların da faydalı oldukları konusunda hem fikir olduğu 20 sağlıklı besinden oluşan bir liste hazırladık sizlere…

1. Fasulye: İster vejeteryan olun ister vegan olun, fasulye protein sağlamanız için ana besin kaynağınız olmalıdır. Etin aksine, fasulye doymuş yağsız ve kolesterolsüz protein sağlar. Ayrıca muhteşem bir lif, demir, kalsiyum, magnezyum, B vitamini ve antioksidan kaynağıdır. Fasulyeyi suda bekletin ve tüketmeden önce suyunu dökün. Midenizde şişkinlik yapmasına engel olmuş olacaksınız.

2. Sarımsak: Soğanın akrabası olan bu besini mutlaka günlük beslenme programınıza eklemelisiniz. Sarımsak, sülfür içeren bileşenler içermektedir. Ayrıca sarımsak kalp sağlığını desteklemesi ve inflamasyonun neden olduğu hastalıkları önlemesi ile bilinir. Bakterilerin, virüslerin, mantarların neden olduğu enfeksiyonları kontrol altına alır ve birçok kanser riskini azaltır. Sarımsağı soyun ve doğrayın. En iyi sonucu elde etmek için pişirmeden önce 10 dakika bekletin.

3. Enginar : Enginar lif açısından oldukça zengindir. Bir enginar 10 gramdan fazla lif içerir. Aynı zamanda C ve K vitamini, folik asit ve manganez deposudur. Enginar, karaciğeri koruyan silibinin isimli madde içerir. Araştırmacılar enginarın yapraklarında bulunan rutin ve kuersetin antioksidanlarının ve gallik asitin kanserle savaşmada önemli bir rol oynadığını dile getirmektedirler.

4. Tohumlar: Chia, kenevir ve keten tohumu beslenme programınızda mutlaka olması gereken besinlerdir. Özellikle de balık yemiyorsanız. Omega- 3 bakımından son derece zengin olan bu tohumlar kalp sağlığı ve beyin gelişimi için hayati derecede önemlidir. Ayrıca inflamasyonu ve eklem ağrılarını azaltır. Depresyonu kontrol altına alır, göz kuruluğunu önler, kolesterolü düşürür, tansiyonu dengeler, kemiklerinizi korur. Omega-3 bakımından en zengini keten tohumudur. En fazla proteini kenevir içerir. Chia ise lif ve kalsiyum açısından zengindir. Bu tohumları salatalarda ve soslarda kullanabileceğiniz gibi yoğurda ekleyerek de tüketebilirsiniz.

5. Nar: Nar serbest radikallerle savaşmaya yardım eder, kolesterolü dengeler. Kalp sağlığı için son derece önemlidir.

6.Balkabağı: Düşük kalorili bal kabakları K, B6, C ve A vitaminlerince zengindir.

7. Somon: ya da Pisi balığı Bu balıklar D vitamini deposudur. Özellikle de güneş ışığının sınırlı olduğu zamanlarda. Dahası, D vitamini ruhsal sağlık üzerinde de oldukça etkilidir. Somon balığı bağışıklık sistemini güçlendiren bileşenler içermektedir.

8. Tatlı patates : Lif, vitamin ve mineral yüklü tatlı patatesi pişirmesi de oldukça basittir. Bu tatlı yumru ile günlük A, C vitamini ve potasyum ihtiyacınızı karşılarsınız.

9. Hurma : Hurma hem tatlı ihtiyacınızı giderir, hem de lif açısından çok zengindir. Kuru ya da taze hurma kardiyovasküler kalp sağlığını destekler ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda mikrobiyal faydaları da mevcuttur.

10. Yeşil Çay : Yeşil çay kahvenin verdiği enerjiyi yavaş bir şekilde sağlar.

11. Muz : Muz, muhteşem bir potasyum kaynağıdır. Aynı zamanda B6 vitamini, magnezyum ve lif içerir. Sindirim sisteminizde bulunan iyi bakterileri destekler.

12. Yumurta: Uzun zamandır günde kaç tane yumurta tüketmemiz gerektiği ile ilgili tartışmalar sürmekteydi. Yüksek kolesterol içerdiği için çok sık tüketilmemesi tavsiye ediliyordu. Ancak bilim artık beslenme programımızdaki besinlerde bulunan kolesterolün vücudumuzdaki kolesterol seviyesini yükseltmediğini savunmaktadır.

13. Karahindiba Yaprağı : Karahindiba yaprağı sadece bir ot değildir. Yüksek miktarda K, A ve B vitamini ile demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi önemli mineraller içerir. Karahindiba yaprağındaki acımsı bileşenler sindirime yardımcı olur ve karaciğer ile pankreası korur. Ayrıca, çalışmalar bu bitkideki bileşenlerin sinir hasarlarına karşı koruyucu olduğunu ve karahindiba çayının güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu göstermiştir. Karahindiba yaprağını salatalarınıza ekleyerek tüketebilirsiniz.

14. Su teresi : Lahana ve ıspanağı herkes bilir. Ancak su teresi de popüler olmaya aday bitkilerden. Kaynak sularında yetişen bu bitki yüksek oranda nitrat içerir. Böylelikle tansiyonu düşürür ve egzersiz sırasında ihtiyaç duyulan oksijen miktarını azaltır. Ve de 2 kâse su teresi sadece 7 kalori içerir! 15. Arpa : Kolesterolü sünger gibi içine çeken beta-glukan isimli life sahiptir. Arpa aynı zamanda diyabet hastaları için çok faydalıdır. Beta-glukan daha sağlıklı kan şekeri düzeyi için insülin aktivitesini geliştirir.

16. Avokado: Güçlü bir besin deposu olan avokado, vitamin ve mineral açısından oldukça zengindir. Orta boy bir avokadonun yarısı yaklaşık olarak 140 kaloridir ve kolaylıkla menüye uyarlanabilir. Direkt olarak tüketebileceğiniz gibi, salsa sosuna, sandviçe ya da smoothieye ekleyerek de tüketebilirsiniz.

17. Kırmızı çekirdeksiz üzüm : Lutein ve zeaksantin isimli beta-karotenleri içerir. Bu maddeler gözleri yaşa bağlı sarı nokta hastalığından korur ve yaşa bağlı zihinsel rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olur. Bu iki beta-karoten aynı zamanda yumurta sarısında, bezelyede, mısırda, dolmalık biberde, kabakta, ıspanakta ve brokolide de bulunmaktadır.

18. Kırmızı mercimek : Mercimek yüksek proteinli, yüksek lifli bir besindir. Mercimek tüketmek kalp rahatsızlıklarını azaltır ve insülin direncini arttırır. Özellikle kırmızı mercimek çok kullanışlı bir besindir. Çünkü çok kısa bir zaman içinde pişer. Yumuşak dokusu ile çorba ve püreler için de vazgeçilmezdir.

19. Elma : Bu tatlı ve sulu meyve dişlerinizi temizler. İçerdiği fito besinlerle kansere neden olan radikallerle savaşır. C ve B vitamini içeren elma, aynı zamanda karbonhidrat kaynağıdır. Ancak bu, sağlığınız için faydalı bir karbonhidrat türüdür. Karbonhidrat içerdiği için kan şekerini dengeleyen elma, şeker hastaları ve kilo vermeye çalışan kişiler için çok uygun bir meyvedir.

20. Badem : Kolesterol içermeyen protein, lif ve E vitamini içeren badem, saçlarınız, tırnaklarınız, cildiniz için son derece faydalıdır. Ayrıca, serbest radikallerle de savaşır. İçerdiği kalsiyum, fosfor ve magnezyum ile de kemiklerinizin güçlenmesine yardımcı olur.  

Devamını oku...

Astaksantin ve Mucize Etkileri!

Astaksantin karides, ıstakoz, yengeç ve somon gibi canlılara pembe ve kırmızı rengini, bazı bitkilere de sarı ve turuncu rengini veren pigmenttir.

Astaksantin, doğada bulunan 600’den fazla karotenoidden biridir ve karotenoidlerin kralı olarak kabul edilir. Akıntıya karşı uzun süre yüzebilen somon balıklarının güç kaynağının astaksantin olduğuna inanılır.

Peki, astaksantini bu kadar önemli kılan şey nedir?

2007’de yapılan bir araştırma şu sonuçları bulmuştur:

• C vitamininden 6000 kat daha güçlü

• CoQ10’den 800 kat daha güçlü

• Yeşil çayın içerdiği kateşinden 550 kat daha güçlü

• Alfa lipoik asitten 75 kat daha güçlü

Sadece bu saydıklarımız bile “karotenoidlerin kralı” unvanını almasına yeterli olabilir. Ama dahası da var.

ASTAKSANTİN ÇOK SAYIDA OLUMLU ETKİYE SAHİPTİR

Diğer antioksidanların aksine, beta karoten, selenyum ve E,C ve D vitamini içeren astaksantin asla pro oksidan etki göstermez. Güçlü bir ağrı kesici ve anti inflamatuvardır. Vücudumuzda ağrıya neden olan kimyasalları nötralize eder ve çoğu kronik hastalığa neden olan inflamatuvar bileşenleri yok eder. Hem bazı ağrı kesiciler kadar etkili hem de %100 doğaldır.

Mide kanaması ya da diğer tehlikeli yan etkilere maruz kalmaktan korkmamıza da gerek kalmaz.

Etkili bir yorgunluk gidericidir. Egzersizden sonra kaslarımızın iyileşmesine yardımcı olur. Dayanıklılığımızı arttırır ve gücümüzü geri kazanmamızı sağlar.

Gözlerimiz için çok faydalıdır. Diyabete bağlı retinopati ve sarı nokta hastalığına karşı koruma sağlar. Göz yorgunluğunu azaltır ve ince detayları görebilmemize yardımcı olur.

Hücre temizleyici. Vücudumuzdaki her bir hücrenin bir parçası olma özelliğine sahip astaksantin, bütün hücrelerinizi hasarlardan ve yaşlandırmayı hızlandıran serbest radikallerden korur. Cilt güzelleştirici ve güneş koruyucu. Pahalı topikal cilt ürünlerini dışarıdan uygulayarak elde edeceğiniz faydaları astaksantin içeriden sağlar. İnce kırışıklıkları, lekeleri ve çilleri giderirken, cildin nem seviyesini dengeler, cildi pürüzsüzleştirir, sıkılaştırır ve esnekleştirir.

Ayrıca cildinizi sadece zararlı UV ışınlarından korumakla kalmaz, bronzlaşırken maruz kaldığınız ışınların sebep olduğu yangı ve kızarıklığa iyi gelir.

Alzheimer/ Demans/ Parkinson hastalıklarında dönüm noktası olabilecek bir antioksidan. Yapılan bir çalışma, 12 hafta boyunca alınan günlük 6 mg/ 12 mg arası astaksantinin, beynin sinyal gönderme özelliğine zarar veren bileşenleri %40-50 oranında azalttığını göstermiştir. Uzmanlar, astaksantinin demans, Alzheimer ve Parkinson hastalığında önleyici ve tedavi edici etkiye sahip olduğunu belirtmişlerdir.

ASTAKSANTİNİ HANGİ BESİNLERDE BULABİLİRİZ?

Somon balığı en yüksek oranda astaksantin içeren besindir. Kırmızı karides de astaksantin açısından zengindir. Günde 350 gr civarında doğal ortamda yetişmiş somon balığı yiyerek günde 6 mg’dan fazla astaksantin almış olursunuz. Eğer her gün somon yeme imkânınız bulunmuyorsa astaksantin takviyelerini araştırabilirsiniz.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Zihin Açan 10 Besin

Neredeyse hepimiz, sağlık ile mükemmel bir fiziği eşdeğer tutarız ve bunun sonucu olarak da vücut geliştirmek için spor salonlarında saatlerimizi harcarız. Fiziksel olarak fit olmak göz ardı edilemeyecek derecede önemlidir ancak bunun yanı sıra zihinsel olarak fit olmak da önemlidir.

Bilinçsel gelişimi destekleyen besinleri tüketerek zihinsel sağlığımıza katkıda bulunmuş oluruz. Bu besinleri doğru şekilde tüketmek beyne güçlü kan dolaşımını sağlar, zihinsel keskinliği arttırır, Alzheimer ve demans gibi dejeneratif hastalıkları önler. Bu konuyu destekleyen yeterli sayıda tıbbî araştırma mevcuttur.

Yapılan çalışmalara göre, bazı yağ türleri beyin sağlığı ile yakından ilgilidir. Bunların en önemlisi omega-3 yağ asididir. Beyin, bu yağ asitlerini sinirsel iletişimi ve gelişimi kolaylaştıran DHA(dokosaheksaenoik asit) ‘ya dönüştürür. Bu yağlardan zengin besinleri ne kadar tüketirsek, o kadar sağlıklı bir zihne sahip oluruz.

İşte beyin sağlığımıza iyi gelecek besinlerin listesi:

1- Elma: Elma, kuersetin isimli mucizevi bir madde içerir. Bu madde, beyni, oksidatif hasarlardan korur, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkları önlemede yardımcı olur.

2- Yoğurt: Yoğurt, protein ve sinir hücreleri arasındaki iletişimi güçlendiren B vitamini açısından oldukça zengindir.

3- Kuşkonmaz: Bol miktarda folik asit içerir. Folik asit, uzun zincirli yağ asitlerini parçalamada ve kullanmada gereklidir.

4- Tam tahıllar: Lif ve E vitamini açısından zengin olan tam tahıllar beyin sağlığımızı dolaylı olarak olumlu yönde etkiler. Beynimize giden kan dolaşımını geliştirdiği gibi kalp sağlığımız için de önemlidir.

5- Yağsız dana eti: Sinir dokularının sağlığı için, B12, demir ve çinko deposu yağsız dana eti doğru bir seçimdir.

6- Ceviz: Omega-3 kaynağı ceviz, sinir sağlığı için çok faydalıdır. Ceviz, protein, E ve B6 vitamini açısından çok zengindir.

7- Yaban mersini ve çilek: Sahip oldukları antioksidanla beyni oksidatif hasarlardan korur. Ayrıca, çalışmalar, bu meyvelerin hafıza ve motor becerilerinde olumlu etkiye sahip olduklarını göstermektedir.

8- Kurutulmuş oregano (geniş yapraklı kekik): Bu baharat, elmadan 40 kat, portakaldan 12 kat ve çilek ve yabanmersininden 4 kat daha fazla antioksidan içerir.

9- Somon: Somon da mükemmel bir omega-3 deposudur. Daha önce de söylediğimiz gibi bu yağ asidi sağlıklı bir beyin fonksiyonu için olmazsa olmazdır.

10- Bitter çikolata: Bu maddenin sizi şaşırttığına eminiz. Ama bütün çikolatalar sağlığımız için zararlı değil. Bitter çikolata, konsantrasyonumuzu güçlendirmeye yarayan harika bir besindir. Ayrıca, güçlü bir antioksidandır. Beyni endorfin salgılaması için uyarır. Hatırlamamız gereken şey, marketlerde bulunan her çikolata çeşidinin bu özelliklere sahip olmadığıdır.Sihirli etkilerini görebilmek için porsiyon başına 10 gramdan daha az şeker içeren bitter çikolataları tercih etmeliyiz.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Kollajen Arttırıcı Yiyecekler

Cildin genç görünümünü muhafaza etmek istiyorsanız, kollajen arttırıcı besinlerin önemini unutmamak gerekir. Kollajen cilde destek ve esneklik sağlayan önemli bir yapısal proteindir. Cilde yapı ve güç kazandıran çözünmez, lifli bir protein olan kollajeni arttırıcı besinler yemek, cildi sağlıklı tutmak için kişiye fayda sağlar.

Kollajen derinin bağ dokusunun önemli bir bileşenidir ve epidermisin altında bulunmaktadır. Kollajen doğal olarak vücutta meydana gelmesine rağmen, üretimi artan yaşla birlikte azalır. Kollajenin azalması ise cildin sıkılığını ve esnekliğini olumsuz etkiler. Bu yaşlanma belirtileri kollajen artımına yardımcı gıdalar alarak geciktirilebilir ve hatta tersine çevrilebilir. 

kollojen

Omega-3 yağ asitleri açısından zengin besinler ( örneğin fındık, soğuk su balıkları ve keten tohumu) antioksidanlar açısından zengin gıdalar (örneğin fasulye ve çilek) ve C vitamini açısından zengin besinler (örneğin narenciye) kollajen arttırıcı besinlerin başında gelmektedir. Bu besinlerin sağlıklı cildinizi korumaya yardımcı olan kollajen üretimini nasıl arttırdığı ile birlikte bu besinlere örnekler vereceğiz.

Narenciye: Yüksek C vitamini içeriği nedeni ile, turunçgiller kollajen üretimine katkıda bulunabilir. Antioksidan aktiviteye sahip C vitamini, kollajeni zayıflattığı bilinen serbest radikalleri temizlemektedir. Yani portakal, greyfurt ve limon gibi C vitamini yönünden zengin meyveler kollajenin korunmasına yardımcı olur ve cilt sağlığını korumayı sağlar.C vitamini ayrıca kollajen dokusunu güçlendirmek için çalışan lizin ve prolinin sırasıyla hidroksil lizin ve hidroksiproline dönüşümünü kolaylaştırır.

Kırmızı Sebzeler: Pancar ve domates gibi kırmızı sebzelerde bulunan iki güçlü antioksidan likopen ve antosiyaninler, prokollajen (kollajenin öncüsü) seviyelerini arttırmaya yardımcı olur. Prokollajen eksikliği derideki elastikiyet ve sıkılık kaybından sorumludur. Yani, bu sebzeler dolaylı olarak kollajen üretimini teşvik etmektedir ve cilt kırışıklıklarını azaltmaktadır. Ayrıca bu antioksidanlar cildi UV ışınların zararlı etkilerinden korumaktadır, UV ışınların cildi yaşlandırdığı bilinmektedir.

Böğürtlengiller: Düzenli olarak çilek, yaban mersini, böğürtlen gibi meyveler yemek cildinizi esnek ve yumuşak tutmanıza yardımcı olabilir. Bu meyveler, kollajeni serbest radikal hasarına karşı koruyan antioksidanlar olan “proantosiyanidinler” bakımından son derece zengindir. Bu güçlü antioksidanlar sadece serbest radikalleri nötralize etmez aynı zamanda kollajenin işlevini optimize etmeye katkıda bulunabilir.

Turuncu Sebzeler: Havuç, kabak, balkabağı, patates gibi sebzeler kollajen üretimini artırmaya yardımcı olan bir besin ögesi A vitamini açısından zengindir. Donuk cilt, kırışıklık ve çizgilerin oluşumu A vitamini eksikliği ile bağlantılı olmuştur. Yani, pürüzsüz, esnek bir cilt için, yeterli miktarda portakal yediğinizden olduğundan emin olun.

Ananas: Bromelain, ananas içinde mevcut doğal bir enzimin kollajen oluşumunu desteklemek için etkili olduğu bulunmuştur. Ağızdan alındığında, bu anti-inflamatuar enzimin yaralar ile ilişkili dokulardaki şişmeyi azalttığı bulunmuştur. Aynı zamanda kollajen ve derinin sağlıklı bağ dokusunu yeniden inşa etmek için yardımcı olabilir. Yani sıkı, güçlü ve sağlıklı kollajen için yeterli miktarda ananas yediğinizden emin olun.

Sarımsak: Sarımsak kollajen sentezinde yardımcı organo kükürt bileşiklerin mükemmel bir kaynağıdır. Kükürt cildin bağ dokusu işlevini destekler. Yani, yemeklerinize bir kaç diş çiğ sarımsak eklemek cilt sağlığınızı geliştirmeye yardımcı olan en yüksek değerli kükürt bileşiklerinin bazılarını sağlayabilir.

Yeşil Sebzeler: Kollajen arttırıcı bir diyet C vitamininin zengin kaynaklarından biri olarak kabul eden koyu yeşil sebzeler olmadan eksiktir. Kuşkonmaz, lahana, marul ve lahana gibi koyu yeşil sebzeler yüksek C vitamini içerikleri sayesinde cildin kollajen liflerine zarar veren serbest radikalleri önlemektedir. Serbest radikallerin derinin bu önemli bir yapısal bileşenine zarar verdiği bilinmektedir. Ancak C vitamini serbest radikal hasarı ile mücadele etmektedir ve kollajeni korumaktadır. Böylece sağlıklı bir cilde sahip olmanıza yardımcı olur.

Yumurta Beyazı: Lisin ve prolinin sağlıklı kollajen oluşumunda önemli bir rol oynayan iki temel amino asit olduğu görülmektedir. Aslında, bu amino asitler kollajenin yapı taşlarıdır ve doğal kaynaklar aracılığıyla alımları doku sıkılığını artırmak için en iyi yollarından biridir. Yumurta akı önemli miktarda lizin ve prolin içerir, dolayısıyla beslenmenize yumurta akı dahil etmek cilt görünümünü iyileştirmek için harikalar yaratabilir.

Balık: Balık, kollajene saldırıp zarar verdiği bilinen bazı enzimlerin üretimini bloke etmektedir. Ayrıca içerdiği omega-3’ün inflamasyonu azalttığı bilinen antiinflamatuvar faydaları da vardır. Kontrolsüz inflamasyon kollajeni zayıflattığı için, balığın bu anti-enflamatuar aktivitesi kollajen işlevini destekler. Yani omega-3’ün kollajenin bir destekçisi olduğunu söyleyebiliriz. Pürüzsüz ve parlak bir cilde sahip olmak için bir kaç porsiyon somon ve sardalya alarak omega-3 alımını arttırdığınıza emin olun.

Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/collagen-boosting-foods.html  

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?