social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Beraber Yaşam, Beden Yapılarını Birbirine mi Benzetiyor?

Yeni bir çalışmanın bulgularına göre; birisiyle aynı evi paylaşmak vücutlarınızın benzer olmaya başlamasına sebep olabilir.

Daha özelde, bağışıklık sistemleri; muhtemelen aynı yemeği, aynı uyku rutini, aynı banyo ve çok yakınsanız aynı salvayı paylaşmanızdan kaynaklı olarak birbirine benziyor.

Belçika’dan araştırmacılar, üç yıl boyunca 670’den fazla insanın bağışıklık sistemleri üzerinde çalıştılar.

Ekip; çocuklu evli çiftlerin bağışıklık sistemlerinde, benzer demografik özellikler gösteren rastgele çiftlerden %50 oranında daha az bir çeşitlilik gösterdikleri bulgusuna ulaştı. Öte yandan çalışmaya, birlikte yaşayan ancak evli olmayan çiftler dahil edilmezken, araştırmacılar sonuçların benzer olacağını düşünüyorlar. Yetişkin bireylerde, bağışıklık sisteminin yaklaşık %25’i genler tarafından, kalan kısmı ise çevresel şartlarla belirlenir.

Çalışmanın amacı bu çevresel faktörlerin bağışıklık sistemi üzerinde nasıl bir rol oynadığına dair daha fazla bilgi sahibi olmaktı ve böylece de diyabet ve dementia gibi bazı hastalıkların tedavisine ilişkin yeni kavrayışlar geliştirilebilecekti. Bir ilişki içerisindeki insanların eş uyumu olarak isimlendirilen sebepten kaynaklı olarak benzer davranışlar geliştirmeye yatkın olduklarını biliyoruz. Örneğin; ağır bir alkol kullanıcısı, “yeşilaycı” birisiyle aynı evi paylaşmaya başladığında alkol tüketimini büyük oranda azaltır. Ekibin bulgularına göre ise; paylaşılan yaşam koşullarıyla (örneğin; kirlilik seviyesi ve bakteriler gibi) birlikte bu ortak yaşam tarzı; bağışıklık sistemimlerimizin şekillenmesinde doğrudan bir etkiye sahip.

Öte yandan ekip; çocuk sahibi olmanın da önemli bir faktör olduğu bulgusuna erişti. Hayal etmesi pek hoş olmasa da; bağırsak bakterilerini taşımanın en kolay yolu; dışkı-oral yoldur ve ebeveynlerin her ikisi de bebeğin bezini değiştirebilir. Araştırmacılardan Adrian Liston’a göre; bu durum en azından anne-baba adayları için göz önüne alınması gereken bir durum. Yani, uyku eksikliği, stres, kronik enfeksiyonlar ve ebeveynliğin diğer zor tarafları yalnızca saçları ağartmakla kalmıyor; ebeveynin bağışıklık sistemi üzerinde çocuk etkisinin de dikkate değer bir faktör olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırma; birlikte yaşamın ve çocuk sahibi olmanın bağışıklık sistemi üzerinde grip ya da mide-bağırsak iltihabı gibi enfeksiyonlardan daha fazla etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Öte yandan, cinsiyet, bağışıklık sistemimiz üzerinde fazla bir etkiye sahip değil, ancak yaşın belirleyici bir özelliği var. Bu da yaşlı insanların enfeksiyonlara karşı neden daha duyarlı olduklarını kısmen açıklıyor.

Araştırma Referansı: Carr, Edward J., James Dooley, Josselyn E. Garcia-Perez, Vasiliki Lagou, James C. Lee, Carine Wouters, Isabelle Meyts et al. “The cellular composition of the human immune system is shaped by age and cohabitation.” Nature Immunology (2016). Kaynak: Nield, D. “Living with someone else can cause your bodies to become more similar,” http://www.sciencealert.com/living-with-someone-else-can-cause-your-bodies-to-become-more-similar 

Devamını oku...

İlişkiyi Bitirmekten Korkmamanız İçin 5 Neden

  'Ayrılığın acısı geçer, ilişkiyi sürdürmenin acısı geçmez.' Bazı çiftler kendini yaşadığı ilişkide sıkışmış şekilde bulur.İlişkiyi sonlandırmaktan korkmamanız için 5 neden bulur -ne ilişkiyi geliştirmeyi ne de ayrılmayı başaramaz.

Bu kişiler genellikle, değişikliğin getireceği belirsizlikten korktukları için ayrılmak istemez. Evli çiftlerde, her iki taraf da kendini ilişkiye adamış ve ilişkiye bağlıysa, evliliği kurtarmak üzerinde çalışmak iyi bir fikir olabilir. Aksi takdirde çiftler kendini yine aynı eski, moral bozucu yanlışlar içinde sıkışmış şekilde hisseder ve ayrılığın getireceği değişiklik korkusunun üstesinden gelmek isteyebilir.

Bazı durumlarda boşanmanın doğru karar olabileceğini gösteren 5 neden :

1. Evli kalmak çocuklar için her zaman daha iyi olmayabilir. Evliliklerinde sürekli mutsuz olan kişilerin birçoğu için, çocuklarına zarar verme korkusuyla boşanma fikrini düşünmek bile yürek parçalayan bir şeydir. Çocukların boşanma konusundaki düşüncelerini ciddiye almak, onlarla empati kurmak ve bu durumun onları (sizi değil) nasıl etkileyeceği konusunda konuşmalarına yardımcı olmak önemlidir. Ancak, kötü giden bir evliliği sürdürmenin çocuklar için daha iyi olacağı fikri kesin değildir. Çocuklar için olumsuz duygularla, gerginlikle ve sürekli devam eden tartışmalarla dolu bir evde zamanlarının çoğunu geçirmek çok daha zarar verici ve hatta travmatik bir durumdur. Çocuklar bu duyguları özümseme eğilimindedirler ve hatta bir şekilde bunlar için kendilerinin sorumlu olduklarına inanırlar. Eğer kronik olarak mutsuz bir birlikteliğiniz varsa ve sonunda bunu bitirme yönünde bir karar aldıysanız, bu durum çocuklarınıza onların kendi mutsuzluklarında pasif bir katılımcı olmamaları gerektiğini gösteren bir model olmanızı sağlar.

2. Fiziksel sağlığınızı ve duygusal iyiliğinizi geliştireceksiniz. Sağlıklı ilişkilerde kişiler anlaşmazlıklarını çözebilirler, böylece konuyla ilgili kendilerini daha iyi hissederler ve bazen bu kişiler anlaşmazlıklar sonucu kendilerini birbirlerine daha yakın ve daha çok anlaşılmış hissederler. Ancak, çiftler arasında olumsuz ilişki dinamikleri sürekli olarak oluşursa kırgınlıklar büyür. Kronik evlilik sorunlarına çözüm bulunamadığında, eşlerden her ikisi de savaş-ya da-kaç durumunda yaşarlar. Uyku uyumada, sağlıklı beslenmede ya da kısa süreli hafızada zorluklar yaşayabilirler. Kilo alabilirler ve doktora gitmezler ya da duygusal olarak kendilerini besleyemezler.

İş, çocuklar ve yaşadıkları kronik olumsuz duygular ile o kadar doludurlar ki kendilerine bakmak için zamanları yoktur. Kötü giden bir ilişkinin fiziksel sağlık üzerindeki olumsuz etkileri göz ardı edilmemelidir. Hatta kronik olarak olumsuz ya da tacizci ilişkilerin bir kişinin yaşam süresini kısalttığına dair araştırmalar vardır. Zehirli bir birlikteliği sonlandırmak kişinin kendine daha iyi bakmasını sağlamanın ilk adımıdır.

3. Daha tatmin edici bir sevgi bulmak için kapılarınızı açacaksınız. Bazı zamanlar zor bir evliliği çözmeye çalışmak, kendi rolünüzün ne olduğu hakkında daha fazla farkındalık geliştirmek, daha mutlu bir birlikteliğe giden yol için kapılarınızı açmanızı sağlayabilir. Kendiniz ve zayıflıklarınız ile ilgili dikkatli bir çalışmadan sonra, evliliğinizde herhangi bir gelişme görmüyorsanız, artık bu ilişkide ne kadar uzun kalırsanız kendiniz için romantik bir ilişki yaşamaya hakkınız olmadığı yönündeki düşünceleriniz o kadar artacaktır. Dünya ile tek başına yüzleşme korkusu yerine, mutlu olmadığınız bir kişi ile bütün yaşamı geçirme korkusu duyarsınız. Yalnız kalma korkusu, evliliği sürdürmek için yeterli bir sebep değildir ve umutsuzluğu arttırarak kişinin kapana kısılmış ve güçsüz hissetmesine sebep olur.

4. Yas geçecek. Boşanmak isteyen ve buna ihtiyacı olduğunun farkında olan insanlar için, boşanma sonrasında dayanılmaz bir acı duyacakları korkusu, mutsuz ve hatta sağlıksız ilişki içinde sıkışıp kalmalarına sebep olur. Bir ilişkiyi sonlandırmak ne kadar zor olsa da, kişiler kalp acılarından bir şeyler öğrendiklerini fark edebilirler – beklenmedik ve anlamlı bir şekilde büyüdüklerini görürler.

Örneğin, aile ve arkadaşlar ile daha fazla görüşmeye başlarlar, sahip olduğu ilişkilerden daha fazla anlam çıkarır, daha fazla memnuniyet ve şükran duygusu hisseder ya da gereksiz şeyleri kafalarına takmamayı daha kolay başarabilirler. Yası deneyimleyen kişiler problem yaşamazlar, çünkü yas boşanma sürecini atlatmak için doğal ve gerekli bir adımdır ancak yas yaşamak için kendilerine zaman tanımayan insanlar problem yaşayabilirler. Kaybınızı deneyimlemek için kendinize zaman tanıdığınızdan ve böyle önemli bir ilişkiyi sonlandırmanın getirdiği duyguları yaşadığınızdan emin olun. Birçok kişi için bu sürecin üzerinde çalışmak kişinin kendini tekrar keşfetmesi için bir yoldur.

5. Her şeyin daha iyi olacağı fantezisini bırakmak sonunda sizi özgürleştirecektir. Birçok kişi her şeyin daha iyi olacağına dair umut ve beklenti ile yıllarca sürer. Umut önemlidir ancak görülebilir bir adım atılmadığında yanlış yönlendirebilir. Uzun süredir tatminsizliklerle dolu bir ilişki içindeyseniz, muhtemelen kendinize şu şekilde söylediğiniz olmuştur, “Her şey düzelecek.” Her ne kadar bu düşüncenin iyi geldiği zamanlar olsa da, uzun vadede işler düzelmediğinde kişileri yenilgiye ve hayal kırıklığına hazırlar. Eğer siz ve eşiniz evliliğinizi geliştirmek için gerekli adımları atmıyorsanız; küçük ilerlemeleri fark etmiyorsanız ve bu işe her ikiniz de eşit derecede kendinizi adamıyorsanız, her şeyin daha iyi olacağını beklemek sonunda kaybedeceğiniz bir duruma saplanıp kalmanıza sebep olacaktır.

Çeviren: İnci Canoğulları, Uzman Psikolog Çift ve Aile Terapisti, MA Düzenleyen: İlkem Coşkun, Psikolog,

BA Kaynakça: 5 Reasons You Shouldn't Fear the End of a Relationship | Psychology Today. (n.d.). Retrieved from https://www.psychologytoday.com/blog/having-sex-wanting-intimacy/201412/5-reasons-you-shouldnt-fear-the-end-relationship?utm_source=FacebookPost&utm_medium=FBPost&utm_campaign=FBPost  

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?