social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Beyin Diyetini Hiç Duymuş muydunuz?

Beyin Diyetinin Size Sağladıkları

Beyin, vücudun %2'sini işgal eder ancak buna karşılık günlük sindirilen glikozun %20'sini tüketmektedir. İşte bu yüzden, yani beynimizi ihtiyaç duyduğu besleyici maddelerden yoksun bırakmamak için, sağlam bir beslenme diyeti izlemenin vakti çoktan geldi diyebiliriz.

1- Kilo vermek veya kilo kontrolü sağlamak amacı ile diyet yaparız. Vücudumuzu şekle sokmak ümidi ile spor salonlarında zaman geçiririz. Ancak çoğu zaman, tüm bunları yaparken, çok önemli bir kasımızı beynimizi unuturuz. ”Beyin diyeti” olarak adlandırılan bir beslenme diyeti duydunuz mu daha önce? Öğrenmek için, takip eden makaleyi okuyabilirsiniz.

”Beyin Sağlığı”, stresi kontrol altına alarak, nörodejeneratif hastalıklardan korunarak ve hafıza ile zekayı geliştirerek yaşam kalitesini arttırmayı amaçlayan bir tekniktir. Beyin Beslenmesi Çoğu zaman, vücudumuzda güçlü bir müttefik olan beynimizi nasıl beslememiz gerektiğini düşünmeyiz. Beyin, vücudumuzun %2’sini işgal eder ancak günlük sindirdiğimiz glikozun %20’sini tüketmektedir. Beyin Gün sonunda, izlemiş olduğunuz beslenme diyeti, beyin sağlığınızın daha iyi veya kötü olmasını etkileyicidir. Zihin fonksiyonlarını güçlendirici birçok farklı besin maddesi vardır; ancak her zaman dengeli bir beslenme diyeti uygulamanız gerektiğini unutmamalısınız. Diğer bir deyişle, eğer öğle yemeğinde fast food tüketecekseniz ve de tatlı olarak bir parça meyve yemeyecekseniz, sabahları yediğiniz bir avuç cevizin size bir faydası olmayacaktır. Ayrıca; omega 3 ve 6 yağ asitleri, vitamin ve protein içeren besinler tüketmeniz ve de günde en az iki litre (yazları veya egzersiz yaptığınız zamanlarda üç litre) su içmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Bunun yanı sıra; hareketsiz yaşam tarzı ve sabahları kahvaltı etmemek (üstünüzü giyinirken veya saçınızı yaparken içtiğiniz bir fincan kahve kahvaltı sayılmıyor) gibi kötü alışkanlıklardan kaçınmalısınız.

Normal şartlarda, beyin glikoz ile beslenir. Günlük tükettiğiniz kalori ve yağ miktarını azalttığınızda, beyninizin beslenme oranı da buna bağlı olarak değişmektedir. Hatta bu organizma, enerji eksikliği durumunda, fonksiyonlarını normal şekilde yerine getiremeyebilir de. Bu sebepledir ki, beyninizi beslemeniz oldukça önemli kabul edilir. Çünkü ancak bu sayede, ona fonksiyonlarını normal şekilde yerine getirebilmesi için ihtiyaç duyduğu enerjiyi verebilirsiniz.

Aklımız, bir kasımızı hareket ettirmek için ilgili mesajı gönderir, duygularımızı yönetir, yaklaşan bir doğum gününü hatırlamamızı sağlar veya geceleri daha iyi dinlenmemize yardımcı olur. Büyük şehirlerdeki yaşam hızı, hiç şüphesiz, beyin sağlığı açısından iyi değildir. Bu koşullarda, genellikle egzersiz yapmak veya yeterince dinlenmek için vakit bulamazsınız ve dört bir yanınızda yağlı ve şekerli yiyecekleri bulursunuz. Yemek yerken acele etme eğilimindesinizdir ve genellikle kullanışsız, katı bir diyete bağlı kalırsınız. Bu durumların tümünde, vücudunuza ihtiyaç duyduğu besinleri veremiyorsunuz demektir ki buna beyniniz de dahildir.

Her çeşit hastalıktan korunmak için, vücudunuzu bir bütün olarak düşünün ve ona iyi bakmaya bir an önce başlayın. İyi beslenen bir beyin demek; daha az yorgunluk hissi, daha kuvvetli konsantrasyon ve dikkat, daha kuvvetli hafıza ve günlük fonksiyonlar yerine getirilirken daha aktif ve enerjik olabilmek demektir. Tüm bunlar da, çevrenizdeki insanlarla daha az tartışma veya problem yaşama anlamına gelmektedir.

Beyin Diyetinde Mutlaka Bulundurmanız Gereken Besinler

Bu başlık altında bahsedeceğimiz besinler, ”beyin diyeti” olarak adlandırılan rutinde her hafta veya her gün tüketmeniz gereken besinleri kapsamaktadır. Bu besinleri öğünlerinizde bulundurmaya özen gösterirseniz, olumlu sonuçları en kısa zamanda gözlemlemeye başlayabilirsiniz.

Su: Bu madde, hiç şüphesiz, yaşamımızı devam ettirebilmemiz açısından hayati öneme sahiptir; zira vücutlarımızın büyük kısmı bu sıvıdan ibarettir. Eğer su içmekten hoşlanmıyorsanız, az şekerli çaylar, doğal meyve suları, portakal gibi meyveler veya ev yapımı smoothie gibi içecekler sizin için alternatif olabilirler. Beynimizin %91’i sudan oluşmaktadır; dolayısı ile yeteri kadar su tükettiğimizden emin olmalıyız. İnsan vücudu, yemek yemeden iki aya kadar dayanabilir; ancak su içmeden dayanabileceği maksimum süre iki haftadır. Günde tüketmeniz gereken ortalama su miktarı iki litre olarak belirtilmektedir, ancak bu ne kadar fiziksel aktivitede bulunduğunuza, nasıl bir işte çalıştığınıza, kaç kilo olduğunuza, boyunuzun uzunluğuna, yılın hangi döneminde olduğunuza ve benzeri durumlara göre değişiklik göstermektedir.

Brokoli: Bu, günlük beslenme diyetinizde muhakkak bulundurmanız gereken süper bir sebzedir. Brokoli, turpgiller ailesinin kralıdır ancak dilerseniz lahana, karnabahar ve Brüksel lahanası gibi brokoli benzeri diğer sebzeleri de diyetinizde bulundurabilirsiniz. Bu sebzeler, bol miktarda protein ve az miktarda kalori içermektedirler. Ayrıca yüksek oranda su ve tonlarca vitamini (A, B, C, E ve K) bünyelerinde barındırmaktadırlar. Bunlara ilaveten size folik asit, flavanoid ve lutein de sağlarlar. Brokoli, hafıza kaybını önlemek açısından mükemmel bir sebzedir çünkü harika bir antioksidan kaynağıdır. Buğulanmış veya ızgara brokoli yemeyi tercih etmelisiniz, çünkü böylelikle pişirme esnasında fazla miktarda C vitaminini kaybetmemiş olursunuz.

Brokoli Yulaf Ezmesi : Bu kahvaltılık gevreği; portakal suyu, süt veya yoğurt eşliğinde tüketebilirsiniz. Tonlarca protein ve bol miktarda aminoasit içerir, ayrıca doymamış yağlar, B ve E vitaminleri, magnezyum, potasyum ve selenyum da bu müthiş yiyecekte bulunmaktadır. Oldukça besleyicidir ve hafıza üzerinde olumlu etkileri vardır.

Tüketmek için klasik bir tarif: bal ile tatlandırılmış, bir fincan inek sütü ve iki yemek kaşığı pişirilmiş yulaf ezmesi olarak belirtilebilir. Bu; soğuk havalarda, yatmadan önce tüketmek için oldukça ideal bir içecektir. Muz Bu meyve bilgeliğin meyvesi olarak da bilinir çünkü Hindistan’daki en akıllı insanlar onu, muz ağacının gölgesinde uzanırken yerler. Muzda; iyi şeker, B ve C vitamini, kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyum bulunmaktadır. Muzu, iyice olgunlaştıktan sonra, yani koyu sarı veya kahverengi oldukları zaman tüketmenizi tavsiye ediyoruz; çünkü bu dönemde içerdikleri şeker daha kolay emilebilir ve doğrudan beyne iletilebilir. Ayrıca, hafıza ve ruh hali ile sorumlu olan özel bir nöro-vericinin üretimini sağlarlar.

Yeşil Çay : Yeşil-çay Bu muhteşem Doğu çayı, tonlarca faydalı içeriğe sahiptir. Mayalanmamıştır, yüksek miktarda antioksidan, manganez, oksalik asit ve benzerlerini içermektedir. Tümörlerin büyümelerini engelleyicidir, arındırıcı bir içecektir ve beyin fonksiyonlarını korur. Tüm bunlara ilaveten yeşil çay kilo vermek ve yağ yakmak için de idealdir.  

Devamını oku...

Üzüntü Beynimizde Ne Yapar?

Hayat bitmeyen bir öğrenme sürecidir. Birey olarak gelişiminizi tamamlayabilmek için hatalarınızdan ders çıkarmanız gerekir.

Üzüldüğünüz Zaman Beyninizde Neler Olur? 

“Fırtına sırasında ağacın kökleri daha derine ilerler” sözü, konuyu gayet güzel açıklıyor. Bir bakıma bu demek oluyor ki, birey olarak gelişebilmek için hatalarımızdan ders çıkarıp, yenilgilerimizden bilgelik kazanarak bazen acı çekmek zorundayız. Gelin bugün duyguların büyüklükleri hakkında daha fazla şey öğrenelim ve üzüldüğünüzde beyninizde neler olduğuna bakalım.

1. Beynin heykeltıraşı, üzüntü göz yaşları: Eminiz ki, bununla ilgili bir fikriniz zaten var. Fakat, hayatınız boyunca çektiğiniz acılar sayesinde, beyniniz kişiliğinizi kaçınılmaz şekilde etkileyen derin değişiklikler geçirir. Örneğin, çocukları düşünün. Bazı çocuklar daha küçük yaşlarda kötü muameleye maruz kalırlar. Bunun gibi acı veren çocukluk dönemi olayları kadar yıkıcı başka bir şey yoktur.

Doktor ve psikiyatristlerin söylediğine göre, bu durumda çekilen acılar, bir askerin savaşta hissettiklerine benzer şeylerdir. Bitmeyen korku, devamlı tetikte olmak ve mutsuzluk beyinde kargaşaya neden olur ve bazı reseptörlerin harekete geçmesini sağlar. Acı ve korku hissiyle ilişkilendirilen beyindeki amigdala ve insular korteks gibi bölgeler harekete geçer. Bu hareketlenme, kişilikte uzun vadeli etkilere neden olabilir: güvensizlik, sinir, depresyona yatkınlık ve hatta şiddete yatkınlık. Tabii ki tepkiler dünyanın her yerinde aynı değildir. Fakat, değişimler öyle güçlü olurlar ki, beyin bir şekilde etkilenir. Mesela, evlilikte partnerlerden birinin kötü muameleye maruz kaldığı durumu düşünün. En sonunda bu aşırı acı, beyni etkileyen bir seviyeye ulaşır. Kişi kendini depresyon, sinir ve hayal kırıklıklarıyla yan yana, çaresiz bir duruma saplanmış olarak bulur… Bunu aklınızdan çıkarmamanız gerekir.

2. Güçlü bir öğrenme aracıdır.  Hayat, mutluluğu garantileyen kolay bir yol ya da üzerinde hiçbir engel olmayan dümdüz bir yol olmamalıdır. Hayatı öğrenmemizi sağlayacak birçok güzel duygu vardır. Fakat, acı çekmek daha iyi bir öğretmendir. En iyi yol bu olabilir; ancak en acımasız yol da budur. Her kim acı çekmemişse tam anlamıyla yaşamamış demektir, sözündeki gibi. Belki biraz abartılı olabilir, fakat bunu aklımızın bir köşesine yazmaktan zarar gelmez. Hepimiz hatalarımızdan ve yenilgilerimizden bir şeyler öğreniriz. Hatalarından ders çıkarmayı reddeden insan, hayatın ne olduğunu anlamamış demektir: hayat bitmeyen bir öğrenme sürecidir. Eğer hatalarınızı kabul etmezseniz, daha ileriye gitmek, onları aşmak ve sonunda daha güçlü olmak imkansız hale gelir. Biliyoruz ki acı çekmek hoş bir şey değil. Fakat, hayatınızın geri kalanı için bir bariyer ya da tüm kapıları kapatmak için bir mazeret olmamalıdır. Acılarınızın üstesinden gelmek için size gereken ateşlemeyi sağlayacak motorlar; iç dünyanız, gücünüz ve iradenizdir. Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın.

3. Üzüntü çıkış yolu arıyor : yalnızlık..  Üzüntünüzle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeden, dallanıp budaklanmasına izin vermeyin. Bu acıyla birlikte yaşamaya çalışmak beyinde bir çok problem yaratabilir: yüksek kortizol seviyeleri, stres, yeni şeyler öğrenememe, hafıza kaybı… Gitgide fiziksel olarak güçsüzleşirsiniz ve buna, sağlık ve duygusal dengenizdeki zayıflık eklenir. Eğer kendinizi serbest bırakabiliyorsanız, bunu yapın! Birisi canınızı yakarsa karşılık verin. Bir şey size baskı yapıyorsa, nefes almak ya da kaçmak için boşluk arayın. Gözlerinizin yaşla dolmasına izin verin ve ağlamanız gerekiyorsa ağlayın. Kendinizi bulun ve hak etmediğiniz, size zarar veren duvarları yıkın. Özellikle sonu olmayan acıları çekmeyi kimse hak etmez. Eğer bunu yapmak sizin elinizdeyse, her zaman sorunlarınıza çözümler bulmaya çalışın. Göstereceğiniz her bir çaba, size ve sağlığınıza değer. Siz bunu hak ediyorsunuz.  

Devamını oku...

Sabahlamak, Beyinde Nasıl Hasarlar Yapar?

Sabahlamanın kaçınılmaz olduğu anlar vardır. Sabaha hazırlanan bir ödev, acilde yatan bir aile üyesine refakat etme ya da yoğun bir iş dönemi sabahlamak için geçerli sebepler olabilir. Ancak bunun vücudunuzda yarattığı zararların farkında olmalısınız.

Norveçli nörobilimciler (sinirbilim) gece boyunca uyumamanın sağlık üzerindeki potansiyel yansımalarına yakından baktılar. Çalışmanın sonunda, sabahlayanlar için hiç de hoş olmayan bulgulara rastlandı.

Çalışma için 21 sağlıklı erkeğe bir dizi Yayınımsal MRI testiyle (DTI) tensör görüntülemesi yaptılar. Bu sistem vücuttaki su difüzyonunu ve dolayısıyla sinir sisteminin sağlığını gösteriyor. Gönüllüler 23 saat boyunca uyanık kaldılar. Kontrol koşullarını sağlamaları için, çalışma esnasında, kendilerine alkol, kafein ve nikotin tüketmeleri için izin verilmedi. DTI taramasından önce ise herhangi bir şey yiyemiyorlardı. Rapor, beyindeki beyaz maddenin içinde, uykusuz geçen bir geceden sonra mühim sayılabilecek değişikliklere rastlandığını söylüyor. Bulgular, uyku yoksunluğunun yaygın fraksiyonel anizotropi ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Diğer bir deyişle, uykusuzluk beyindeki bağlantı ağlarını bozuyor. Zaten, siz de uykusuz kaldığınız bir geceden sonra düşüncelerinizi toplamakta zorluk çektiğinizi fark ettiyseniz, bunu birinci elden test ettiniz demektir.

Beyinde bahsi geçen değişikliklerin, korpus kallozum, beyin sapı, talamus, frontotemporal ve parieto-oksipital bölgede gerçekleştiği gözlendi. Kesin olmayan konu ise bu zararın ne kadar kalıcı olduğu.

Örneğin; uykusuz geçen gecenin ardından gelecek gecede çekilen uzun bir uyku verilen bu zararı tamir edebilir mi? Ayrıca bir diğer soru da, diğer faktörlerin sinirsel dokunun tamirinde ne kadar etkili olduğu.

Raporun başyazarı Torbjørn Elvsåshagen, “Benim hipotezim uykusuz bir gecenin beyaz madde üzerindeki varsayılan etkilerinin kısa dönemli olduğu ve bir ya da daha fazla geceden sonra bunun normale döneceği yönünde,” dedi. “Ancak, kronik uykusuzluğun beynin yapısında uzun süreli değişikliklere yol açabileceği de güçlü bir hipotez,” diye ekledi. Çalışmanın şaşırtıcı sonuçlarından birisi de, katılımcılardan ikisinin diğerleriyle aynı beyin özelliklerini göstermemesi oldu. Bu belki de bazılarımızın uykusuzluğa karşı daha iyi korunduğu fikrini akıllara getirdi. Bir devam çalışması, daha fazla beyin ve sinir testi yaparak ek taramalar gerçekleştirebilir ve daha kısa zaman aralıklarıyla çalışabilir. Böylece sorulan diğer sorulara daha ayrıntılı cevaplar verilebilir.

Şimdiye kadar birçok çalışma aynı soruya yöneldi: Uykusuzluk beynimize müdahale ettiği kadar genlerimize de müdahale ediyor mu? Bu yüzden de bunun oldukça mühim bir konu olduğunu söyleyebiliriz. Bu yılın başında, İsveç’ten bazı araştırmacılar vücutlarımızdaki biyolojik saati bir gecede herhangi bir ilaç almadan değiştirmenin yolunu buldular. Yani ömrümüzün yarısını geçirdiğimiz uykuyla ilgili çalışılacak daha pek çok konu, ortaya çıkması beklenen pek çok sır var.

Kaynak: “Here’s what happens to your body when you stay up all night,” http://www.sciencealert.com/here-s-what-happens-to-your-body-when-you-stay-up-all-night  

Devamını oku...

Unutkanlık Ve Doğal Çözümleri

Unutkanlıkla ilgili sorunlar yaşadığınıza eminseniz mutlaka doktorunuza görünerek gerekli tanı ve tedaviyi uygulamaya başlamalısınız. Bunun yanında sağlık uzmanınıza danışarak aşağıda paylaştığımız bilgiler faydalı olabilir.

Stres: Unutkanlığa neden olan sebeplerin başında stres ve depresyon gibi zihni olumsuz etkileyen faktröler bulunur. Bunun yanında stres için kullanılan ilaçlarda unutkanlığı tetikler. Doğal yollarla stresten uzak durmaya çalışmalısınız.

Düzenli Uyku: Sağlıklı uyku düzeni zihin sağlığı için oldukça önemlidir. Düzenli ve yeterli şekilde uyumaya dikkat etmelisiniz.

B Vitaminleri: B vitaminini doğal yollarda almalısınız, B vitamini içeren besinler tüketerek zihin sağlığına katkıda bulunmalısınız.Özellikle B9, B6, B12 bellek için çok önemlidir.

Antioksidan Vitaminler: Bu vitaminler sinirler ve diğer beyin yapılarına zarar verebilen serbest radikalleri ve reaktif oksijen türlerini ortadan kaldırarak merkezi sinir sistemi sağlığını korur.

D Vitamini: D vitamini, antienflamatuar, antimikrobik ve hatta bağışıklık sistemini güçlendirici özelliklere sahiptir. Araştırmalar aynı şekilde D vitaminin belleğe faydalı olduğunu ortaya koymuşlardır. D vitamini içeren yiyecekler tüketerek unutkanlık sorunlarını azaltabilirsiniz.

Mineraller: Magnezyum, Selenyum, Kalsiyum, Demir, Çinko başta olmak üzere mineraller zihin sağlığı için elzemdir. Magnezyum nörogeneziyi teşvik ederek bellek faaliyetlerini arttırır. Selenyum beyinden reaktif oksijen türleri ve diğer serbest radikalleri temizlemeye yardımcı olabilir. Bu koruyucu etkisi önemli ölçüde bellek gücünü artırabilir. Kalsiyum bellek ile karmaşık bir ilişkisi vardır. Bununla birlikte, kalsiyum eksikliği hafıza kaybına neden olduğu açıktır.Demir beynin ihtiyaç duyduğu oksijenin sağlanmasına yardımcı olur, demir eksikliği bir çok hastalığı tetiklediği gibi belleğe de zarar verir.Çinko eksikliği de bellek bozukluğu, özellikle kısa süreli hafıza kaybına neden olur. Çinko beyinde önemlidir.

Ginseng: Beyin ve zihin sağlığı için oldukça faydalı olduğuna inanılan bir bitkidir. Bir çok klinik çalışması bu bitkinin belleği geliştirdiğini ortaya koymuştur.İçerdiği fitokimyasallar belleğe üzerinde güçlü etki yaparak, korteks ve hipokampus bölgelerinde nöronal faaliyetlerini artırır.

Ginkgo Biloba: Ginkgo biloba ve ginkgolides olarak bilinen önemli fitokimyasalların ikisini içerir. Bunlar beyinde hasralı hücrelerin onarılmasına yardımcı olurlar. Bunun yanında beyne kan akışını arttırır.Ginko Biloba Alzheimer hastalarına yaygın olarak tavsiye edilmektedir.

Yeşil Çay: Yeşil çay antioksidanlar ve diğer yararlı tıbbi fitokimyasallar maddeler içerir. Serbest radikalleri ortadan kalıdırarak beyin hücrelerinin sağlığını korur.

Kolin: Kolin eksikliği kanser, gelişim bozukluğu, hipertansiyon, kısırlık ve hafıza kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olur.

Omega-3 Yağları: Bu sağlıklı yağlar yağlı balık, balık yağı ve fındık yağında bulunur.Omega-3 yağ asitleri inflamasyonun verdiği zararlara karşı beyni korur. Ayrıca, Alzheimer hastalığı riskini düşürdüğüne dair güçlü kanıtlar vardır. 

 UNUTKANLIĞIN BELİRTİLERİ

Unutkanlık başlayan kişilerde bazı belirtiler ortaya çıkmaya başlar ama normal unutkanlıklarla hastalıktan kaynaklanan unutkanlıkları bir birine kaşıtırmamak gerekir. Bunun için bir bilimsel araştırma sonucunu paylaşalım;

Sonradan Hatırlamak: Bir isim, sözcük veya harfi unutmak ama kısa bir süre sonra hatırlamak normal. Ama bir ismi, deneyimi, kişiyi veya yeri hiçbir şekilde hatırlamamak anormal.

Hatırlatma Çalışmaları: Bir yeri, ismi, kişiyi veya tecrübeyi unutan kişiye başka birisi hatırlattığında aklına gelmesi normal. Fakat unutan kişinin hatırlaması için yapılan her şeye rağmen hatırlamaması normal değil.

Hatırlatacak Araçlar Kullanımı: Unutulan bir şeyi hatırlamak için notlatın, resimlerin, takvimlerin kullanılma yeteneğinin var olması normal. Ama kişi hatırlatacak argümanları kullanamaz durumdaysa normal değil.

Kendi Bakımı: Kişinin kendi bakımını yapambilmesi, yemek yemesi gerektiği, elbiselerini giymesi gerektiğini hatırlaması normal. Ama en temel ihtiyaçlarını yapması gerektiğini unutması, aç kalması, açlıktan kilo vermesi gibi durumlar anormal.

 

 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?