social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Rüyalar Aleminde Yeni Keşif!

California Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, sadece bir düğmeye basarak uyuyan farenin rüya görmeye başlamasını sağladı. Araştırmacılar beynin medulla adı verilen ilkel bölgesinde yer alan sinir hücrelerine optogenetik bir düğme yerleştirerek, bu hücrelerin nöronları aktif ve pasif duruma getirmelerini lazerle kontrol etmeyi başardı. Nöronlar aktifleştirildiklerinde, fareler saniyeler içinde REM uykusuna daldılar. Hızlı göz hareketleriyle karakterize edilen REM uykusu, memelilerde iskelet kaslarının geçici felç durumuna girdiği ve beyin korteksindeki etkinliğin eşlik ettiği uyku evresidir.

Deneyde nöronları etkisizleştirmenin, farelerin REM uykusuna dalma yeteneğini azalttığı, hatta ortadan kaldırdığı görüldü. UC Berkeley ekibi bulgularını, Nature dergisinin 15 Ekim tarihli sayısında yayımladı. UC Berkeley’den Prof. Howard Hughes ve makalenin başyazarı Yang Dan şunları söyledi: “Önceden medullanın bu bölgesinin, REM uykusu sırasında iskelet kaslarının felç durumuna girmesinde rol aldığı düşünülüyordu. Burada gösterdiğimiz şey, bu nöronların REM uykusunu, kasların geçici felci ve beynin NREM uykusuna göre daha uyanık görünmesini sağlayan tipik kabuk aktivasyonun da aralarında olduğu tüm yönleriyle harakete geçirdiğidir.” Beyin sapı ve hipotalamusdaki diğer nöronların REM uykusu üzerinde etkisi olduğunun gösterilmesine rağmen, “REM uykusunun yüksek indüksiyonundan dolayı denemelerimizin yüzde 94’ünde, fareler nöronların etkinleştirilmesiyle saniyeler içinde REM uykusuna girdiler. Bunun, uykuya girip girmeyeceğinize karar veren görece küçük bir ağ içerisinde kritik bir düğüm olabileceğini düşünüyoruz.” diye ekliyor Dan.

Araştırmacılar, bu çalışmanın sadece beyinde rüya görmenin ve uyku üzerindeki karmaşık denetimin daha iyi anlaşılmasını sağlamayacağını, ayrıca bilim insanlarının farelerde rüya görmeyi durdurup başlatmasının neden rüya gördüğümüzü anlamamıza olanak sağlayacağını söylüyor. UC Berkeley’de doktora sonrası araştırmacısı olan Franz Weber, “Pek çok piskiyatrik hastalık, özellikle duygudurum bozuklukları, REM uykusundaki değişikliklerle ilişkilidir ve bazı yaygın kullanılan ilaçlar REM uykusunu etkileyebilir, bu nedenle zihinsel ve duygusal sağlığın hassas bir belirtisi olarak görünmektedir. Uyku çevirimi üzerine çalışma yapmanın, bu hastalıklara, ayrıca uykuyu etkileyen diğer nörolojik hastalıklara, Parkinson ve Alzheimer hastalıkları gibi, yeni bir bakış kazandıracağını umuyoruz,” diye anlatıyor. Yemek ve Rüya Görmek Araştırmacılar ayrıca, farelerde bu beyin hücrelerinin uyanıkken etkinleştirilmesinin, uyanık olma hali üzerinde bir etkisi olmadığını, fakat farelerin daha çok yemelerine neden olduğunu buldu.

Normal farelerde, bu nöronlar -nörotransmiter gama-amino bütrik asit (GABA) salınımı yapan bir sinir hücreleri dizisi, bu nedenle sıklıkla GABAerjik nöronlar olarak anılırlar. Fareler çok keyifli iki aktivite olan yemek yerken veya taranırken, uyanma süreçlerinde en çok aktif olan nöronlardır. Dan, medulladaki GABAerjik nöronların, beynin evrimsel süreçte çok eski bir diğer bölümü ponstaki nöradrenerjik nöronlar gibi stres nöronlarının tam tersine etki ettiğini düşünüyor. “Diğer araştırmacılar, koşarken aktif olan nöradrenerjik nöronların, yemek yerken veya taranırken pasif olduğunu buldular. Görünüşe göre sakinleşmişken ve huzurluyken, bu nöradrenerjik nöronlar kapanıyor ve medulladaki GABAerjik nöronlar açılıyor.” diye aktarıyor Dan. Bu GABAerjik nöronlar, omurga kanalının tepesinde bulunan medullanın karın kısmından, beyin sapının ve hipotalamusun pek çok bölgesine yansır, böylece pek çok vücut fonksiyonunu etkileyebilirler.

Bu bölgeler , düşünce ve mantığın merkezi beyin zarından daha ilkel ; nefes almak gibi otomatik işlevler ve kasların kontrol merkezi olduğu kadar, duygular ve doğuştan davranışların da oturduğu bölgelerdir. Optik Beyin Durumu Değişimi Dan, Weber ve çalışma arkadaşları, medulladaki REM bağlantılı bu GABAerjik nöronları araştırmak için optogenetik denilen güçlü bir teknik kullandılar. Bu teknik, bir virüs sayesinde, özel nöron türlerine ışığa hassas iyon kanalları eklemeyi gerektiriyor. Araştırmacılar bu virüsü GABAerjik nöronlara yönlendirmek için, işaretçi proteinleri bu özel nöronlara taşıyan, genetik olarak düzenlenmiş bir fare hattı kullandılar. Bir kere eklendiğinde, beyne eklenmiş optik fiber üzerinden lazer ışığıyla uyarılan iyon kanalları, nöronların etkinleşmesini sağlayabiliyor. Alternatif olarak, GABAerjik nöronlara iyon pompası eklemek, lazer ışığı uyarımıyla bu nöronların aktivitesini kapatmalarına olanak sağladı. Farelerin genetik olarak düzenlenmiş bu türünü kullanarak, araştırmacılar medulladaki bu nöronların aktivitesinin haritasını çıkardılar ve kısa periyotlarda nöronları aktifleştirme veya pasifleştirmenin, uyku ve uyanma davranışını nasıl etkilediğini kaydettiler. Ayrıca aynı nöron grubunu etkisizleştirmek için ilaç kullandılar ve çabuk olmaması ve uzun sürmesine rağmen REM uykusunda azalma tespit ettiler, çünkü ilacın etki etmesi için yaklaşık yarım saat gerekti ve çok yavaş tükendi. Ayrıca medulladaki bir başka nöron grubuna da ışığa duyarlı iyon kanalları eklediler: glutamat nörotransmiter salınımı yapan glutamaterjik nöronlar.

Bu nöronları aktifleştirmek hayvanları kısa sürede uyandırdı, GABAerjik nöronları etkinleştirmenin tam tersi etki ederek. Dan bu nöronlar üzerindeki çalışmalarını, sadece REM uykusunu etkileyecek şekilde değil, ayrıca NREM uykusunu da etkileyecek şekilde sürdürüyor.

Kaynak: University of California – Berkeley. “Dreams turned off and on with a neural switch: Activating small group of neurons in medulla causes rapid transition to REM sleep.” ScienceDaily. ScienceDaily, 15 October 2015. <www.sciencedaily.com/releases/2015/10/151015120128.htm>. Referans: Franz Weber, Shinjae Chung, Kevin T. Beier, Min Xu, Liqun Luo, Yang Dan. Control of REM sleep by ventral medulla GABAergic neurons.Nature

Devamını oku...

Meditasyonun Beynimize ve Vücudumuza Yaptıkları

Meditasyon ile beyinde sağlanılan fiziksel değişim inanılmaz!

Aristo’nun “Mutluluk kendimize bağlıdır” felsefesini bilimadamlarının son araştırmaları kanıtlıyor gibi. Yapılan araştırmalar meditasyon ve odaklanmayı arttıran uygulamalar ile daha mutlu bir beyni geliştirebileceğini belirtiyor. Bilimadamları uzun zamandır zevk ve arzu gibi duyguları harekete geçiren hormonlar hakkında bilgi sahibi olsa da, uzun zamandır “iyi” hissetmeyi ve memnuniyeti harekete geçirenin ne olduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değildi. Bu konuyu araştırmak isteyen Kyoto Üniversitesi’nden bilim insanları 51 gönüllü ile yaptıkları araştırma ile mutluluk seviyeleri arttıkça, beynin buna karşılık gelen kısımları bulmaya çalıştılar. Seçtikleri kişiler arasından daha pozitif kişilere karşılık daha üzgün kişileri inceleyen bilim adamları, bu kişilerde beynin çalışan bölgelerini incelediler. İlginç bir şekilde daha mutlu ve pozitif insanlarda beynin “Precuneus” kısmının daha büyük olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar bu çalışma üzerinden Precuneus’un bir kas gibi geliştirebileceği tezine ulaştılar. Daha önceki araştırmalar, düzenli olarak meditasyon yapan insanların memnuniyet ve hatta kutluluk gibi duyguları hissetmesinin, beyinlerindeki Precuneus bölgesindeki gri maddenin artması ile açıklanabileceğini ortaya çıkarmıştı. Kyoto Üniversitesi’ndeki uzmanlar da bu son araştırmalar ile insanları neyin daha fazla mutlu ettiğini klinik anlamda ölçebileceklerini belirtiyorlar. Dr. Waturu Sato bu araştırmalara ile artık daha mutlu bir beyni geliştirmenin mümkün olduğunu belirtti.

Araştırmaya katılan gönüllülerin Precuneus büyüklüklerinde en büyük ile en küçük arasında %15 oranında bir fark ortaya çıktı. Her ne kadar mutluluk bireysel olarak algılansa da, beyindeki precuneaus bölgesinin ve onun etrafında ki gri maddedin büyüklüğü ile olan bağ kişisel mutluluğu etkileyen memnuniyet oranlarını arttırıyor. London School of Economics’den Prof. Paul Dolan ise bu araştırmanın sonucunun kendisini hiç şaşırtmadığını ve beynin diğer organlar gibi değişebilen ve genleşebilen bir yapıda olduğunu belirtti. Odaklanmanın beyni değiştiridği ve geliştiridiği sonucuna ulaşılan araştırmalardan biri de Londra’daki taksi sürücülerin 25,000 sokağı akıllarında tutarak belli bir adrese ulaşması gerektiği bir testin sonucu. Taksi şoförlerinin sadece yarısının geçebildiği bu testin sonunda uzmanlar, başarılı taksi şoförlerinin beyinlerindeki mekansal hesaplamaları yapan hippocampi kısımlarının, daha büyük olduğunu ortaya çıkardı. Buna ek olarak araştırma taksi şoförlerinin beyinlerindeki hippocampi kısımlarının daha önceden değil, bu teste çalıştıkça büyüdüğünü belirtiyor.

Prof Dolan, bizi mutlu ettiğini düşündüğümüz çoğu şeyin aslında uzun dönemde bir etkisi olmadığını belirtiyor. Bir işin odaklanarak yapıldığında, bunun hem duygusal statümüze hem de beynimize etkisinin olduğunu, özellikle sevilen bir müzik dinlenildiğinde beynin makinelerde her bölgesinin aktif olarak ışıldadığını belirtiyor. 

 Fizylojik Faydaları:

1. Oksijen tüketimini azaltır.

2. Solunum oranını düşürür.

3. Kan akışını artırır ve nabzı yavaşlatır.

4. Egzersize tahammülü artırır.

5. Derin seviyede fiziksel rahatlama sağlar.

6. Kan basıncını artırır.

7. Kan laktat düzeyini düşürür (yüksek seviyeler kaygı ataklarına neden olur).

8. Kas gerginliğini hafifletir.

9. Alerji ve Artirit gibi kronik rahatsızlıkların giderilmesine yardımcı olur.

10. Premenstrüel (adet dönemi öncesi) sendrom (PMS) belirtilerini azaltır.

11. Operasyon sonrası iyileşmeye yardımcı olur.

12. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

13. Virüs aktivitelerini ve duygusal stresi azaltır.

14. Enerji seviyelerini, gücü ve zindeliği artırır.

15. Zayıflamaya yardımcı olur.

16. Serbest kök sayısını azaltır ve doku hasarını minimum düzeye indirir.

17. Cilt direncini artırır.

18. Kolesterol seviyelerini düşürür, kardiyovasküler hastalıklar riskini azaltır.

19. Ciğerlere hava akışını, dolayısıyla nefes alıp vermeyi kolaylaştırır.

20. Yaşlanma sürecini yavaşlatır.

21. DHEAS (dehidroepiandrosteron) seviyelerini yükseltir.

22. Kronik rahatsızlıklarla ilişkili ağrıları önler, yavaşlatır veya kontrol altına alır.

23. Daha az terlemenizi sağlar.

24. Baş ağrıları ve migrenleri tedavi eder.

25. Beyin fonksiyonlarının düzenliliğini artırır.

26. Tıbbi bakım ihtiyacını azaltır.

27. Enerji verimliliğini güçlendirir.

28. Bireylerin spor ve diğer aktivitelere olan yatkınlığını artırır.

29. Astım semptomlarını ciddi anlamda hafifletir.

30. Atletik aktivitelerde performansı artırır.

31. İdeal vücut ağırlığına ulaşmanızı sağlar.

32. Endokrin sisteminizi düzenler.

33. Sinir sisteminizi rahatlatır.

34. Beynin elektrik aktivitelerinde uzun süreli, faydalı değişimler sağlar.

35. Kısırlığı giderir (kısırlık stresi, yumurtlamayı düzenleyen hormon salgılarına müdahele edebilir).

Psikolojik Faydaları:

36. Özgüveni artırır

37. Ruh hâli ve davranışları etkileyen serotonin seviyelerini artırır.

38. Fobi ve korkulardan kurtulmaya yardımcı olur.

39. Düşünceleri kontrol etmeye yardımcı olur.

40. Odak ve konsantrasyonu güçlendirir.

41. Yaratıcılığı artırır.

42. Beyin dalgası uyumluluğunu artırır.

43. Öğrenme becerisini ve hafızayı geliştirir.

44. Canlılık ve tazelik duygularını artırır.

45. Duygusal istikrarı artırır

46. İlişkileri geliştirir.

47. Zihinsel bozulma oranını azaltır.

48. Kötü alışkanlıklardan kurtlmayı kolaylaştırır.

49. Sezgileri güçlendirmeye yardımcı olur.

50. Üretkenliği artırır.

51. Ev ve işyerindeki ilişkileri güçlendirir.

52. Durumları daha net ve derinlemesine değerlendirmenize yardımcı olur.

53. Gereksiz sorunları göz ardı etmenize yardımcı olur.

54. Karmaşık sorunları çözme becerisini artırır.

55. Karakterinizi arındırır.

56. İrade gücü geliştirir.

57. Beynin iki yarım küresi arasındaki iletişimi güçlendirir.

58. Stresli durumlar karşısında daha hızlı ve etkili bir şekilde tepki vermenizi sağlar.

59. Algısal beceri ve motor performansını artırır.

60. Zeka büyümesini tetikler.

61. İş tatminini artırır.

62. Sevdiğiniz insanlarla yakın ilişkiler kurabilme kapasitenizi artırır.

63. Zihinsel hastalıklara maruz kalma olasılığını azaltır.

64. Sosyal etkileşimleri güçlendirir.

65. Agresif eğilimleri azaltır.

66. Sigara veya aşırı alkol tüketimi gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırır.

67. Uyuşturucu ve/veya ilaç ihtiyacını ve bağımlılığını azaltır.

68. Uyku ihtiyacınızı azaltır.

69. Daha kolay uykuya dalmanıza neden olur, uykusuzluğu giderir.

70. Sorumluluk hissini artırır.

71. Trafikteki öfke hâlini azaltır.

72. Huzursuzluğu azaltır.

73. Endişelenme eğilimini azaltır.

74. Dinleme ve empati kurma becerilerini artırır.

75. Daha doğru yargılara varmanıza yardımcı olur.

76. Hoşgörü seviyelerini artırır.

77. Yapıcı ve olumlu şekillerde tepki vermenize yardımcı olacak dinginliği sağlar.

78. Daha istikrarlı, dengeli bir karakter geliştirmenize yardımcı olur.

79. Duygusal olgunluğu artırır.

Spiritüel Faydaları:

80. Olayları bir perspektif dahilinde değerlendirmenize yardımcı olur.

81. Gönül rahatlığı sağlar, mutluluğa giden yoldur.

82. Amacınızı keşfetmenize yardımcı olur.

83. Kendi kendini gerçekleştirme eylemini güçlendirir.

84. Merhamet duygularını artırır.

85. Bilgeliği artırır.

86. Kendinize ve başkalarına dair daha derin bir anlayış kazanmanızı sağlar.

87. Beden, zihin ve ruh uyumunu güçlendirir.

88. Daha derin bir seviyede spiritüel rahatlama sağlar.

89. Kişinin kendini kabullenmesine yardımcı olur.

90. Bağışlayıcı olmanıza yardımcı olur.

91. Yaşama karşı tutumunuzu değiştirir.

92. Spiritel dünya ile daha derin bir ilişki kurmanızı sağlar.

93. Aydınlanma yolunda ilerlemenize yardımcı olur.

94. İçsel benliğinize odaklanma becerinizi güçlendirir.

95. Şimdiki zamanda yaşamaya yardımcı olur.

96. Sevgiye dair daha geniş, derin bir kapasite sunar.

97. Egonun da ötesinde gücü ve bilinci keşfetmenize olanak verir.

98. İçsel bir bilirlik hissi yaşamanızı sağlar.

99. Birlik hissi yaşamanızı sağlar.

100. Yaşamınızda eşzamanlılığı artırır.

Devamını oku...

Kilo, Egzersiz ve İnsan Beyni!

Kilonuz beyninizi nasıl etkiliyor?

Yeni bir çalışmaya göre, vücuttaki yağ hücreleri beyne hasar veriyor. Peki, bunu nasıl engelleyebiliriz?

Tabii ki egzersiz yaparak. Yapılan bu çalışmada, araştırmacılar obezitenin ve egzersizin beyni nasıl etkilediğini araştırmıştır. Araştırmacılar, obez farelerde daha fazla yağ hücresi depolandığını, kanlarında, inflamasyona neden olan interlökin 1 maddesinin yüksek seviyede bulunduğunu saptamıştır. Uzmanlar bunları zaten biliyordu. Ancak çoğu, beynin inflamasyondan korunduğunu düşünüyordu. Çünkü beyinde hiç yağ hücresi bulunmamakta ve beyin genelde zararlı maddelerden kan-beyin bariyeri tarafından korunmaktadır. Ancak, araştırmacılar obezitenin kan-beyin bariyerini zayıflattığı ve bu durumun interlökin 1 maddesinin sızmasına neden olduğu sonucuna varmıştır. Ayrıca, araştırmacılar obez farelerin beyinlerinin birkaç bölgesinde öğrenme ve hatırlama yeteneğini ciddi derecede etkileyen bir madde saptamıştır.

Araştırmacılar fare beyinlerini daha yakından incelemeye başladıklarında doğru şekilde işlemeyen sinapslara da rastlamıştır. Bu, beynin kesitleri arasında kusursuz bir iletişim olmadığını göstermektedir. Araştırmacılar, obez farelere öğrenme ve hafıza deneyleri uyguladıklarında, fareler bu deneylerde başarısızlığa uğramışlardır.

Peki, araştırmacılar kilonun hafıza problemlerine neden olduğu konusunda nasıl bu kadar emin olabiliyorlar? Teorilerinin sağlamasını yapmak için, araştırmacılar farelere fazla kilolarını kaybettirmiştir. Bekledikleri gibi, hem farelerin kanlarındaki interlökin 1 seviyesinde düşüş olmuş hem de fareler uygulanan hafıza testlerinde daha iyi sonuçlar vermişlerdir.

İnsanlar üzerinde uygulanabilir bir çalışma olsa, sonuçlar gerçekten çok ilginç. Ancak, araştırmacılar bu çalışmayı insanlar üzerinde uygulamak istediklerinde, kilolarından kurtulmaları için obez kişilere cerrahi müdahale uygulamaları gerektiğini fark ettiler. Bu da çoğu sebeplerle sağlıksız sonuçlar doğurabilirdi.

İnsanlar üzerinde nasıl daha kolay sonuç alınacağı üzerine düşünen araştırmacılar, farklı bir obez fare grubu üzerinde bu kez egzersizin beyin üzerindeki etkilerini incelemeye başladılar. 12 haftalık egzersiz sonucunda, araştırmacılar farelerin daha çok yağ kaybettiğini saptamışlardır. Ayrıca hafıza ve öğrenme testlerinde egzersiz yapan fareler egzersiz yapmayanlara göre daha başarılıydı. Egzersiz yapan farelerin daha sağlıklı sinapslara sahip olduğu ve beyinlerinde inflamasyona ait hiçbir bulgu saptanmadığı da açıklanmıştır.

Tabii ki, bu deneylerin hepsinin sadece fareler üzerinde yapıldığını hatırlatmakta fayda var. İnsan beyninin bu çalışmaya aynı tepkiyi verip vermeyeceği bilinmiyor. Ancak, araştırmacılar özellikle fazla kilo söz konusu olduğunda, sağlık danışmanları ile egzersizin potansiyel faydaları hakkında görüşme yapılmasının önemli olduğunu vurguladılar.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Aynı Anda Birden Fazla İşi Yapmaktan Vazgeçmek İçin 5 Neden

  Kendinizi suçlamayın. Aynı anda birden fazla iş yapmak bilinçaltımıza iyi bir şey olarak yerleştirildi. Bunu başarabilenler de zeki, yetenekli insanlar olarak görüldü. Ayrıca birden fazla şeyi aynı anda yürütmenin etkili olduğuna, zaman tasarrufu sağladığına ve üretkenliği arttırdığına inanıldı.

Peki, bunlar gerçekten doğru mu?

Hayır. Doğru olan şu; aynı anda birden fazla iş yapma kavramı tamamen bir efsane. Fizyolojik olarak, insan beyni aynı anda birden fazla işi yürütmeye uygun yaratılmamıştır. İki işin aynı anda yürüdüğünü sandığımızda aslında beyin çok hızlı bir şekilde bir işten diğerine geçiş yapıyor. Ve bu da beynin doğal yapısı için zarar verici oluyor. Birden fazla işi aynı anda yapmamak için çok nedeniniz var. Onlardan bazılarını sizler için listeledik:

1. Üretkenliğinizi azaltır! Uzmanlara göre, aynı anda birden çok iş yapmanız düşünme yetisinin kesintiye uğramasına neden olabiliyor ve bu da üretkenliğinizi %40 oranında azaltabiliyor. Günlük işlerinizi sınıflandırmaya çalışın. En önemli olanları listenin başına alın. Ve işlerinizi aynı anda değil, her birini ayrı ayrı zamanda yapın. Unutmayın: zaman yönetimi kısa zamanda çok iş yapmak değildir. En önemli işleri etkili bir biçimde tamamlamaktır.

2. Sizi aşırı stres altına sokar! Birden fazla işi aynı anda yapmaya çalıştığınızda, beyniniz kortizol isimli maddeyi salgılar. Bu durumun kronikleşmesi kalp hastalıklarına, kilo kaybına, yüksek tansiyona ve diyabete neden olabilir.

3. İşinizin kalitesini düşürür! Aynı anda birden fazla işi yürütmenizin, yaptığınız işin kalitesi üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bir uzman bunu şu şekilde açıklamıştır: Aynı anda birden fazla işi yapmayı denemek çok yanlış bir yöntemdir. İnsan psikolojisine aykırı bir durumdur. Bir işi en iyi şekilde tamamlayabilmek için sadece o işe yoğunlaşmak gerekir. Ayrıca, birden fazla işi aynı anda yapmak o işe olan saygımızı zedeler. Çünkü bu durum, o işe hak ettiği dikkati vermediğimizi gösterir.

4. Hayatı kaçırmanıza neden olur! Birden fazla işi aynı anda yapmanız şüphesiz anı yaşamanıza engel olur. Aynı zamanda ilişkilerinize zarar vermesi de mümkündür. Belki de aileniz içinde fark ediyorsunuzdur. Çocuğunuzla onu telefonundan soyutlayarak en son ne zaman sohbet ettiğinizi hatırlıyor musunuz? Ya da eşinizle onu telefonun ya da bilgisayarın başından kaldırarak konuşabiliyor musunuz? Muhakkak telefonlarından ya da bilgisayardan takip etmeleri gereken işleri, okumaları gereken mailleri oluyordur değil mi? Çoğumuz anı yaşadığımızı söyleyemeyiz. Elektronik aletler bu kadar yaygın değilken bile insanlar işleri ile günlük aktivitelerini aynı anda yürütüyorlardı.

Peki, yakınlarımızla anı yaşamak için neler yapabiliriz?

Kurallar şunlar; Birisi ile iletişim halindeyken başka bir yere bakmayın, başka birini dinlemeyin, bir şeye dokunmayın, bir şey yemeyin. Temel kural çok açık: Bir işe ya da kişiye tüm dikkatinizi vermek!

5. İnsanı sersemleştirir! Yapılan bir çalışma, teknolojinin aşırı kullanımının kavrama yeteneğini düşürdüğünü belirtmiştir. Teknolojiye aşırı maruz kalındığında verimli bir gece uykusu uyunamaz, bu da zihnin keskinliğine zarar verir. Tüm bu sorunların tek çözümü var! Aynı anda birden fazla iş yapmamak!

Diğer kötü alışkanlıklar gibi, bunun da üstesinden gelinebilir. Üretkenliğinizi sürdürebilmek istiyorsanız az önce de söylediğimiz gibi, çözüm aynı anda birden fazla iş yapmamak. Birkaç uygulama ile bu alışkanlığı edinebilmeniz hiç de zor değil:

1. Günlük işlerinizi önem sırasına koyduğunuz küçük bir liste hazırlayın.

2. Bu listeyi tamamlamadan başka bir işe geçmeyin. Tabii ki bu işleri yaparken Facebook, email ve Twitter’dan da uzak durun.

3. Dikkatinizi dağıtacak şeyleri ortadan kaldırın. Cep telefonu, mailler, Tv vs…

4. İşinizi tamamlayana kadar tüm dikkatinizi sadece o işe verin.

5. Odaklanma kaybı yaşarsanız, dikkatinizi tekrar o işe vermeye çalışın.

6. Günlük işler listesini yapmaya devam edin. Önem sırasına göre sıralamayı da ihmal etmeyin.

7. Önemli şeyler aklınıza gelirse, bunları hemen not edin ve daha sonra yapmak üzere stoklayın.

8. Önemli işlerinizi tamamlarken kendinize küçük molalar vermeyi sakın unutmayın. Biraz çaba ile kendinizi mükemmel, üretken bir kişiye dönüştürebilirsiniz. Unutmayın: dikkatinizi dağıtacak şeyleri minimuma indireceksiniz ve en önemli işlere odaklanacaksınız!  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?