social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Huzursuz Bağırsak Sendromuna Mucize Çözümler

Yeme alışkanlığınıza dikkat etmenin yanı sıra, stresi, anksiyeteyi ve bütün negatif hisleri kontrol altında tutmayı unutmayın, çünkü bunlar da kesinlikle bağırsaklarınızı etkiler. 

Huzursuz bağırsak sendromuna çok mu sık maruz kalıyorsunuz? Doktorlar henüz buna neyin sebep olduğunu tam olarak açıklayamıyorlar, ancak bu yaygın rahatsızlık tedavi edilebilir. Bu genellikle kadınları etkileyen, bazen stresle bağlantılı olan ve tekerrür edebilen bir hastalıktır. Bazen kabızlıktan ve hemen ardından ishalden muzdarip olduğumuz zamanlar vardır…

Ne tür bir tedavi uygundur peki?

Açıkçası her zaman tıbbi önerileri göz önünde bulundurmalıyız. Fakat birkaç doğal tedavi eklemek de işimize yarayacaktır. Bu yazımızda sizinle bu doğal tedaviyi paylaşacağız.

Huzursuz Bağırsak Sendromu için Doğal Tedavi Yöntemi:

Naneli Aloe Vera Suyu:

1. Hangi malzemelere ihtiyacım olacak? Öncelikle bir detayı açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Kendi kendinize tedavi yönteminin tek başına yeteceğini düşünmemelisiniz, hiçbir zaman doktorunuzun size önerdiği şeyleri atlamamalısınız. Bunun yanı sıra, uzun süreli ilaç tedavisinin de uzun vadede sonuçları olacağını unutmayın. Karaciğer ve böbrek problemleri… Peki ya çözüm? Sadece gerekli ilaçları ve destek maddeleri, günlük doğal yöntemlerle destekleyerek kullanın. Bu doğal tedaviye başlamak için ihtiyacınız olanlar: 2 yemek kaşığı dolusu aloe vera jeli (40 gram) Nane yaprakları: 15 gram (nane yağınız varsa onu da kullanabilirsiniz).

2. Bu malzemeler huzursuz bağırsak sendromundan kurtulmama nasıl yardım ediyor? 

Aloe vera: Aloe verayı 10 gün aralıksız tüketmek, kalın bağırsaktaki enflamasyonu ve tahrişi rahatlatacaktır. Bağırsağa geldiğinde gaz haline dönüşmeyen maddelerden birisidir aloe vera. Anti-enflamatuvar ve iyileştirici özellikleri bağırsağa girdiğinde etkin bir hale gelecektir ve bağırsağı yumuşatacaktır. Ağrıya sebep olan kasılmaları durdurup, dışkının durumunu düzenleyerek kabızlığı da ishali de önler. Aloe vera sayesinde kalın bağırsak besinleri daha iyi absorbe edebilir. Aynı zamanda bizi hasta eden zararlı bakterileri de yok eder. Nane: Nanenin faydaları ve huzursuz bağırsak sendromuna iyi geldiği British Medical Journal (İngiliz Tıp Dergisi)‘nde yayınlanmıştır. Mentol bu rahatsızlık için yardımcı olur, örneğin bağırsak duvarlarını rahatlatarak kas rahatsızlığını giderir. Yani böylelikle, ağrıyı, krampları, kabızlığı ve ishali önlemiş oluruz. Sonuç ise çok açık! Nane huzursuz bağırsak sendromuna en iyi gelen terapilerden birisidir. Gördüğünüz gibi, aloe vera bağırsaktaki enflamasyonu önlerken, nane de rahatsızlık ve ağrıyı ortadan kaldıracak.

3. Bu içeriği aloe vera ve nane ile nasıl hazırlayacağım?  Birini sabah aç karnına diğerini akşam yemeğinden sonra olmak üzere günde 2 bardak tüketin. Hazırlaması çok da zor değil. Öncelikle, 2 bardak (250 ml) suyu ısıtın, kaynamaya başladığında 40 gram aloe vera jelini ekleyin. İyice karıştırın ve ardından nane yapraklarını ekleyin. Nane yaprağı yerine aynı zamanda nane yağı da kullanabilirsiniz. Fakat bu durumda nane yağını su kaynarken değil, ılıkken eklemelisiniz. Eğer nane yapraklarını kullanıyorsak, yaprakların demlenmesini sağlamalıyız. Bu malzemeler iyice karıştığında ve özünü suya saldığında, karışımı ocaktan alın ve soğumaya bırakın. Bu karışımı her zaman ılık, oda sıcaklığında için. 10 gün boyunca 1 bardak sabah aç karnına, 1 bardak da akşam yemeğinden sonra tüketin. Ayrıca bu yöntem her ay uygulamak için de idealdir. Böylelikle kalın bağırsağınızı temizlerken bütün sindirim sistemini de güçlendirmiş olacaksınız.

Huzursuz bağırsak sendromunu tedavi etmek için diğer öneriler:

Pancar: Günlük süt ürünlerinden, tam yağlı ve baharatlı ürünleri tüketmekten kaçının. Karbonatlı, gazlı içeceklerden ve kahveden uzak durun. Gün içerisinde sık fakat küçük porsiyonlar tüketin. Örneğin, günde 6 kez azar azar yemek daha faydalıdır. Lif ve sebze tüketiminizi arttırın. Salataları papaya ile hazırlamak da huzursuz bağırsak sendromuna iyi gelecektir. Kuru erik suyu ve elmalı yulaf da çok faydalı olacaktır. Keten tohumu tüketin. Öğleden sonra içilen papatya veya tarçın çayı daha iyi hissetmenizi sağlar. Pancar ve havuç suyu da yüksek besin değerinin yanı sıra kalın bağırsağa detoks yaparak korunmasını sağlar. Akşam yemeğinde içilebilir. Stresli durumlardan elinizden geldiğince kaçınmaya çalışın. Negatif duygular, anksiyete veya endişe huzursuz bağırsak sendromunu tetikleyebilir.

İki Babalı Bebek Gerçek Olacak mı?

Bilim insanları ilk kez aynı cinsten iki kişinin dışarıdan yumurta transferi ya da sperm bağışlanmasına gerek olmadan bebek sahibi olabileceğinin mümkün olduğunu gösterdi. Bu gelişmenin öngörülen en büyük etkisi bebek sahibi olmak isteyen homoseksüel çiftlerin de bu isteklerini gerçekleştirebilmeleri; ancak bununla birlikte kısırlık nedeniyle bebek sahibi olamayan çiftlerin de bu metottan yararlanması bekleniyor.

Cambridge University’de yapılan yeni çalışma, fare deri hücrelerinin yumurta ve spermin öncül hücreleri olan primordiyal germ hücrelerine dönüştürülmesi ile bebek farelerin dünyaya getirildiği önceki çalışmaların üzerine eklendiği bir çalışma niteliğinde.

İnsan biyolojik materyallerinin kullanılarak sürecin tekrarlanması ise çalışma ekibi için büyük bir zorluktu; fakat bugün beş farklı insan denekten insan primordiyal germ hücreleri ve beş farklı embriyodan kök hücre üretimi başarılmış durumda; yani erken dönem insan kök hücreleri petri kabında üretilebildi. Bu süreçte aynı zamanda, kök hücrelerde meydana gelen epigenetik mutasyonların silinebildiği keşfedildi. Bu da,hücrenin yeniden oluştuğunu ve yeniden programlandığı; vücudun diğer hücreleri yaşlanıp genetik hatalar biriktirdiği halde kök hücrelerde bunun geçerli olmadığı anlamına gelmekte.

Hiçbir mutasyonun aktarılmadığını söyleyemeyiz; ancak çoğu zaman bu mutasyonlar aktarılmıyor. Geleneksel olmayan üreme teknolojisi alanında çığır açan bir ilk gelişme 1978 yılında ilk tüp bebeğin dünyaya gelişiydi. Bu çalışmanın anahtarı niteliğindeki veri ise fare çalışması üzerinde hiç etkisi olmadığı görülen ve bu yüzden göz ardı edilen SOX17 geniydi. Fakat çalışma ekibi sonradan SOX17 geninin insan deri hücrelerinin primordiyal kök hücrelerine dönüşmesi için yeniden programlanması sürecinde çok büyük öneme sahip olduğunu fark etti.

Bugün, bu sürecin yürütülmesi ile 2 yıl gibi kısa bir süre içinde sağlıklı bebeklerin oluşabileceğinden kendilerinden emin bir şekilde bahsetmekteler. Kök hücre gelişmesi kısırlığın anlaşılması ve ona uygulanacak tedaviler için de çok büyük öneme sahip. Çok uzun bir zaman alacak olsa da, çocuklukta kan kanseri tedavisi gibi tedaviler görmüş ve bu yüzden kısırlık sorunu yaşayan insanlar için kendi çocuklarına sahip olmanın önünü açacak bir yol olarak görülüyor. Pek tabii ki, bu tip bir uygulama etik bazı engellere takılacaktır, aynı daha önce üç ebeveynden alınan DNA’lar kullanılarak doğumu sağlanan kız çocuğu gibi..

Ancak ekip, tekniğin yalnızca üreme için geçerli olmadığını da belirtti. Kullanılan hücreler genetik mutasyonlar açısından çok temiz bir durumda olduğu için, yaşlandıkça hücrelerimizin nasıl değişiklikler gösterdiğini daha iyi anlamamızı da sağlayabilecek. Bu durum ise epigenetik mutasyonları nasıl sileceğimizi de gösterebilir. Şu an gelinen noktada henüz bulunan tekniğin, medikal olarak üreme yöntemlerimizi değiştirecek bir yol olup olmadığını bilemiyoruz. Ancak bebek sahibi olamayan insanların ve kısırların içinde bulunduğu durumu düzeltme potansiyeli taşıyan tek yol olduğu da aşikar. Etik tartışmaları bir yana bırakırsak mükemmel bir şey olduğunu kabul etmeliyiz.

Referans: Sciencealert.com 

Sakın Susuz Kalmayın, Yoksa!!

İnsan yaşamı için su olmazsa olmazdır. Vücut ağırlığımızın %50 ila 70’nin su olması ve vücut fonksiyonlarımızın birçoğunda  suyun önem arzediyor olması da; bu olmazsa olmazlığın bir göstergesi olsa gerek. Vücudumuzun normal su oranındaki susuzluktan, hastalıktan, egzersizden ya da ısıl gerilmeden kaynaklı  herhangi bir eksiklik zayıf hissetmemize sebebiyet verir. Önce susarız ve bitkinlik hissederiz ve dahası ciddi bir baş ağrısına maruz kalabiliriz. Bu durum da gerilmemize ve mental ve fiziksel olarak zayıflamamıza sebep olur.

Gün içerisinde sürekli olarak su kaybederiz, örneğin; nefes alıp verirken, dışkılama ve terleme yoluyla. Sağlıklı birçok insan iştah ve susama durumunun kontrolünde beslenme ve içme alışkanlığına bağlı olarak vücudunun su seviyesini önemli oranda düzenler. Fakat bebekler, hastalar, yaşlılar, atletler ve yorucu fiziksel mesleklerde çalışanlar için bu durumu kontrol etmek daha zordur .

Susuz Kaldığınızda Neler Olur?

Öncelikle susama mekanizmamız gerçek hidrasyon seviyemizin daima gerisindedir. Yani susadığınızı hissetmenizden önce vücudunuz aslında zaten susuz kalmıştır.

Araştırmalar; %1 gibi küçük bir düzeydeki dehidrasyonun (susuzluğun), insanın duygu durumunu, dikkatini, hafızasını ve motor koordinasyonunu olumsuz şekilde etkilediğini   ortaya koyuyor. İnsanlara dair veriler sınırlı ve çelişkili ancak görünen o ki; susuzluk beyin doku sıvısında azalmaya   sebep oluyor ve böylece de beyin hacmi küçülüyor ve hücre fonksiyonları geçici olarak etkileniyor. Vücudunuzdaki suyu kaybettikçe , kanınız daha yoğun (derişik) hale gelir ve bir noktaya ulaştığında da, bu durum böbreklerinizin su tutmasına sebep olur, sonuç ise: idrar atımında azalma görülür. Yoğun bir kan; kardiyovasküler sisteminizin kan basıncınızı korumak amacıyla kalp atış hızınızı artırabilmesini güçleştirir. 

Susuz vücudunuz sizi   örneğin egzersiz yaptığınızda ya da ısıl gerilme ile karşılaştığınızda bitkin ve yorgun olmaya sürükler. Bu durum da; örneğin; çok hızlı ayağa kalktığınızda, bayılmanıza sebep olabilir.   Öte yandan, su yetersizliği; vücudunuzun sıcaklığı düzenlemesini engeller. Bu durum da hipertermiye sebep olabilir .Vücut sıcaklığının normalin aşırı üzerine çıkması.

– Hücresel düzeyde ise, su, kan gibi diğer fonksiyonlar tarafından alındığı için hücrelerde büzülme meydana gelir. Beyin bu durumu hisseder ve susama hissini oluşturur.

Ne Kadar Su İçmeliyiz?

Normal su isteği; vücut yapısı, metabolizma, diyet, iklim ve giyim biçimi gibi birçok etkene bağlı olarak değişkenlik gösterir.   Su alımına dair ilk resmi açıklama 2004 yılında yapıldı. Institute of Medicine ‘a göre; yetişkin bir erkek birey için yeterli su alımı hergün 3.7 litre, yetişkin bir kadın birey için ise 2.7 litre olmalıdır.   Günlük toplam su alımının yaklaşık %80’i herhangi bir sıvı içecekten (su, kahve, çay, alkol vb.) ve kalan %20’si ise yiyeceklerden alınmalıdır. Fakat elbette ki; bu öneriler yaklaşık seviyededir.

İşte kendi hidrasyonunuzu nasıl gözlemleyebileceğiniz  :

Vücut ağırlığınızı takip edin ve normal taban seviyenizin %1’inde kalın. Taban seviyenizi; üç sabah üst üste (yataktan kalkıp kahvaltıya kadar olan sürede) ortalama vücut ağırlığınızın ortalamasını alarak bulabilirsiniz.

İdrarınızı gözlemleyin. Düzenli olarak idrar yapmalısınız (günde 3-4 kereden fazla) ve idrarınız açık sarı renkte ya da soluk saman sarısı renginde olmalı ve yoğun bir kokusu olmamalı. Eğer ki; idrar sıklığınız az ise, koyu renkli ise ya da aşırı keskin kokuluysa, daha fazla sıvı tüketmelisiniz. Yeteri kadar sıvı tüketmeye özen gösterin. Sıvı tüketiminiz susama hissinizi önlemelidir.

Kaynaklar: [1] http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16028570 [2] http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/07315724.2007.10719661?journalCode=uacn20#.VnHh1JN95Bw [3] http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17921465 [4] http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26381562 [5] http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/cphy.c130017/pdf [6] http://www.aafp.org/afp/2011/0901/p527.pdf [7] http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16028570 [8] http://iom.nationalacademies.org/~/media/Files/Activity%20Files/Nutrition/DRIs/DRI_Electrolytes_Water.pdf [9] http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/07315724.2007.10719661?journalCode=uacn20#.VnHh1JN95Bw Fiona Macdonald, “Here’s what happens to your body when you’re dehydrated,” http://www.sciencealert.com/here-s-what-happens-to-your-body-when-you-re-dehydrated  

Bronş Temizlemede Mucizevi Doğal Tarifler

Bronşlarınızı Doğal Yollarla Temizlemek için Mucizevi Tarifler

Bronşlarınızı temizlemeye ne zaman ihtiyaç duyarsınız? Ne zaman bronşlarınız ile ilgili bir problem yaşarsanız, örneğin iltihap veya aşırı mukus oluşumu gibi, bu durum sizi normal olarak nefes alıp vermekten alıkoyar. Bildiğiniz üzere bu tür rahatsızlıklar özel ilaç tedavileri ve ilgi gerektirirler. Yaşınız kaç olursa olsun, hem çocuklar hem de yetişkinler, bronşları ile ilgili rahatsızlıklar yaşayabilirler. Bu makalede, bu tarz problemleri daha başından engelleyebilmenize yardımcı olacak bazı ipuçlarını sizlerle paylaşacağız.

Bronşlarınızı Temizleyici Tedaviler

1. Okaliptüs Çayı :Okaliptüs Okaliptüs, harika bir dekonjestandır ve bronşlarınızla ilgili problemleri iyileştirmede olduğu kadar, soğuk algınlığı ve grip tedavisinde de oldukça etkilidir.

Eğer bu muhteşem bitkiden faydalanmak istiyorsanız, takip eden kullanım şekillerini uygulamalısınız: Bir litre suyu ısıtın ve kaynamaya başladığında içerisine 5 gram okaliptüs yaprağı ekleyin. Yeniden kaynamaya başladığında altını kapatın ve beklemeye bırakın. Bu çaydan küçük porsiyonlar halinde, gün boyunca tüketebilirsiniz. İçerken, çayın oda sıcaklığında olduğundan emin olmalısınız, soğuk olarak tüketmemelisiniz. Eğer bronş sağlığınızı iyileştirmek istiyorsanız, okaliptüs buharını soluyarak da tedavi uygulayabilirsiniz. Bunun için, iki litre suyu kaynatın ve içine 100 gram okaliptüs yaprağı ekleyin. Başınızın üzerine bir havlu örtün ve bu basit, demlenmiş sıvıdan gün boyunca iki defa solumak sureti ile faydalanın. Sağlığınızla ilgili harikalar yaratacağını göreceksiniz.

2. Ballı Havuç Suyu, Havuç-püresi : Şaşırdınız değil mi? Havuç suyuna bal karıştırmak, şişmiş bronşlarınızı iyileştirme ve mukusu yok etme konularında, inanılmaz etkilidir. Bu tedavi, burun ve boğaz tıkanıklığından kurtulmanıza ve daha kolay nefes alabilmenize yardımcıdır. Havuç suyu, yüksek miktarda beta karoten ve A vitamini içermektedir. Bal ile karıştırıldığında, vitamin açısından zengin ve doğal bir antibiyotik elde etmiş olursunuz ki bu da iltihabı yok edici ve şişmeyi azaltıcı etki eder. Peki; bu tedaviyi nasıl hazırlayabilirsiniz?

Çok basittir. Öncelikle; birkaç havuç ve yarım bardak suyu karıştırıcıya ekleyin. Karıştırdıktan sonra içerisine iki yemek kaşığı bal ekleyin. Bu içeceği oda sıcaklığında tüketin. İdeal olanı, bir sabah ve bir de akşam yemeğinden önce olmak üzere, günde iki defa tüketmenizdir. Lezzetli olmasından dolayı, çocuklar için de harika bir içecektir.

3. Zencefilli Kızılcık Suyu- Kızılcık-çayı: Kızılcık hakkında bilgi edinmenin vakti geldi! Kızılcık, tıbbi bir meyvedir ve bronş tıkanıklıklarını iyileştirme konusunda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu meyveyi her zaman elimizin altında bulundurabilmemiz biraz zor olabilir, biliyoruz, ancak bu meyveden daha iyi faydalanabilmek için en doğal hali ile tüketmeliyiz. Ancak eğer süpermarkette gezinirken, karışınıza kızılcık çıkarsa, bilmelisiniz ki bu meyve bronşlarınızdaki tıkanıklığı gidermede, onları temizlemede ve sağlıklı olmalarında oldukça etkilidir. Eğer bu tedaviden sonuç almak istiyorsanız, takip eden adımları uygulamalısınız.

200 gram kızılcığı, on dakika kadar kaynatın. Sonrasında kızılcıkları, yarım bardak su ile birlikte karıştırıcıya ekleyin. Posasını ayırmak için, sıvıyı süzün. Sonrasında içerisine bir yemek kaşığı zencefil ekleyin. Bu içeceği gün boyunca tüketebilirsiniz. Bronşlarınız üzerinde pozitif etkileri olacağından emin olabilirsiniz.

4. Bronşlarınızın Sağlığı İçin Sandal Ağacı Buharı: Esanslar Bugüne dek sandal ağacı yağının faydaları hakkında bir şeyler duydunuz mu? Bu yağı, doğal ürünler satan dükkanlardan kolaylıkla bulabilirsiniz. Bronş sağlığı için en etkili ürünlerden biri olarak bilinmektedir. Mukusu temizleyici, şişliği azaltıcı ve bronşları arındırıcıdır. İlaveten, bu yağ hiç de pahalı değildir. Dolayısı ile her daim elinizin altında bulundurmanız oldukça kolay ve faydalı olacaktır. Bu doğal ürün, bronşlarınız için harikalar yaratacaktır. İki litre suyu kaynatın. İçerisine 6-10 damla kadar sandal ağacı yağı ekleyin ve suyun bir miktar daha kaynamasına izin verin. Sonrasında, oluşan buharı solumak için kendinizi hazırlayın. Rahatlayın ve kendinizi yakmadığınızdan emin olun. En az on dakika süre ile, oluşan buharı soluyun. Sandal ağacı buharı bronşlardaki şişliği azaltacak ve yaşadığınız diğer semptomların ortadan kaldırılmasına yardımcı olacaktır. Bu tedaviyi günde üç defa uygulamayı unutmayın.

5. Misket Limonu Yaprağı ve Çam İğnesi Çayı : Lime-yaprağı-çayı Eğer misket limonu yaprağı bulabilmeniz mümkünse, bunlardan harika ve ucuz bir tedavi elde etmeniz çok kolaydır. Hatta birçok aktarda, hazır çay halinde bulabilirsiniz, çünkü bu yapraklar bronşlarla ilgili pek çok rahatsızlığın iyileştirilmesinde oldukça etkilidirler. Misket limonu yaprağı ve çam iğnesi çayı, bronşitin doğal yollarla tedavisinde kullanılır ve oldukça etkili bir yöntemdir. Her iki bitki de müthiş anti-enflamatuar etkileri olan bitkilerdir. Ateşi düşürücüdürler, mukustan kurtulmayı kolaylaştırıcıdırlar, öksürüğü azaltıcı ve göğüs kaslarını rahatlatıcıdırlar. Bu çayı günde iki defa tüketmelisiniz.

Hazırlamak için yapmanız gereken tek şey, bir fincan sıcak suya beş adet misket limonu yaprağı ve beş gram çam iğnesi eklemektir. Su kaynadıktan sonra altını kapatın ve on dakika kadar bekletin. Sonuç olarak, sıvıyı süzün ve bir miktar bal ekleyin. Bu karışım, hem semptomlardan kurtulmanızı sağlar hem de tadı nefistir. Şimdiden geçmiş olsun.

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?