social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Beyler Biliyor musunuz?

Yaş, fizyoloji ve genel sağlık durumu gibi faktörler erkekleri diyet, egzersiz gibi aktivitelere karşı duyarlı hale getirebilir.

Cinsel sağlık durumunuz yüksek kolesterol, kalp hastalıkları, tip-2 diyabet, düşük testosteron ve doktor tarafından kontrol edilmediğinde ciddi sonuçlar doğuracak diğer başka sağlık problemleri hakkında ipucu bile verebilir.

Aşağıdaki tabloda, erkek sağlığı ile ilgili bazı genel bilgilere ve doğal tavsiyelere ulaşacaksınız.

ERKEK SAĞLIĞI HAKKINDA CÜRETKÂR (AMA GERÇEK) BİLGİLER

PENİS FAKTÖRÜ:  Sigara içmenin penis boyunu 1 cm’ye kadar kısaltabileceğini biliyor muydunuz? Ereksiyon, iyi bir kan akışı ile tamamen doğru orantılıdır. Sigara içmek, penisteki kan dolaşımını tıkayarak kan damarlarında kireçlenmeye neden olur. Akciğerlerinizi, kalbinizi ve kardiyovasküler sisteminizi önemsemiyorsanız bile, cinsel sağlığınız için sigara içmeden önce bir kez daha düşünün.

Büyümüş bir prostatın ereksiyon bozukluğuna ve erken boşalmaya neden olabileceğini biliyor muydunuz? Böyle bir sorununuz varsa, prostat kontrolü için doktora başvurunuz. Hatta böyle bir sorununuz yoksa bile bir check-up yaptırmanızda fayda var.

Alerjiye eğilimli bir cildiniz varsa ve bıyıklıysanız, yüzünüzü günde 2 kez sıvı sabunla yıkayın. Yapılan çalışmalar sonucunda bunu uygulayan hastaların daha az antihistaminik ve dekonjestan ilaç kullandıkları saptanmıştır.

ORGAZM GENÇLEŞTİRİR : Abartmıyoruz! Uzmanlar yılda 200’den fazla—yani haftada yaklaşık 3-4 kez-- orgazm yaşayan kişilerin fizyolojik yaşının 6 yıl geride olduğunu ortaya koydular.

BELİNİZİ ÖLÇÜN, KİLONUZU DEĞİL: Yapılan araştırmalar, kalp hastalıkları riskini belirleyen faktörün kilodan daha çok bel çevresi ölçüsü olduğunu gösteriyor. Bir erkeğin bel ölçüsü 94 cm’in altında, kadının ise 80 cm’in altında olmalıdır.

GÜNDE EN AZ 20 KEZ GÜLÜN: Gülmek, bağışıklık sistemini güçlendirir. Stres hormonlarını düşürür. Kanserle savaşan T hücrelerini uyarır.

BİR KÖPEK EDİNEREK KALP HASTALIKLARI VE FELÇ RİSKİNİ AZALTIN :Çok sayıda çalışma, köpek beslemenin, stresli olduğunuz anlarda kan basıncını kontrol altında tuttuğunu göstermiştir.

GÜNDE 3 ADET CEVİZ YİYİN: Ceviz, kabuklu yemişlerin en sağlıklısıdır. Çünkü hastalıklarla savaşan maddeleri ve yaşlanma karşıtı antioksidanları en çok içeren yemiştir.

%80 DOYDUĞUNUZDA YEMEYİ BIRAKIN :Japonya’da Okinawa Adaları’nda yaşayanlar obezitenin ne olduğundan bihaberler ve bu adada 100 yaşından fazla yaşayanların sayısı da küçümsenecek gibi değil. Sırları ne mi? Her yemekte, %80 doyduklarını hissettiklerinde yemek yemeyi bırakmaları.

MEYVELERİ BUZDOLABINA KOYMAYIN : Buzdolabına koyduğunuzda daha uzun ömürlü olacağını düşünüyor olabilirsiniz. Ama çalışmalar, soğuk meyvelerin oda sıcaklığında olanlardan daha az besin öğesi içerdiğini göstermiştir. Örneğin; oda sıcaklığında bir kâse içinde sakladığınız domates ve biberler, buzdolabındakilerden 2 kat daha fazla betakaroten ve 20 kat daha fazla likopen içerir.

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Yapay Işık Mağduru Olmayın!

 Günlük hayatın koşuşturması içinde, doğal ışığın vücudumuz için ne kadar önemli olduğunu unutuyoruz.

Işığın insan için üç temel işlevi var:

Yön ve zaman duygusunun oluşumuna katkıda bulunmak; vücuda enerji sağlamak ve vücut saatini (sirkadyen döngüyü) kontrol etmek. Bunlar, ışığa tepki olarak cildimizde, merkezi sinir sistemimizde ve hormonlarımızda oluşan değişikliklerle gerçekleşiyor.

İnsan evrimsel süreç içinde vücut kıllarının büyük bölümünü kaybettiği için, ışığın vücudumuz üzerindeki etkisi diğer memelilere göre daha da belirgin. Ancak ışığın şiddetini ve özellikle rengini ölçmek, cildin değil, gözün işi.

Yapılan araştırmalar, gözümüzdeki özel bir katmanın ortamdaki mavi ışığı ölçmek için özelleştiğini gösteriyor. Çünkü mavi ve özellikle morötesi ışık, tayfın “enerji-yoğun” bölümünü oluşturuyor.

Güneşte fazla kaldığımızda yanıklara neden olan ışık da zaten bu enerji-yoğun ışık. Göz, ortamda bulunan mavi ışık miktarına bağlı olarak beynin hormon düzeylerini dengeleyen kısımlarına sinyaller gönderiyor.

Peki beyin mavi ışıkla neden bu kadar ilgileniyor?

Çünkü mavi ışık, ortamda bulunan morötesi ışık miktarının göstergesi. Morötesi ışık da, herkesin bildiği gibi, cildimizin D vitamini üretmesini sağlıyor. Ama herkesin bilmediği, ya da çoğunluğun yanlış bildiği şey, D vitamininin aslında vitamin değil bir hormon olduğu.

Üstelik D vitamini, stres hormonları olarak bilinen adreno-kortikotrofik hormon grubuna benzer yapıda bir kimyasal, ama önemli bir farkla. Dvitamini stres hormonlarının etkisini azaltıyor, yani vücudu stresten arındırıyor.

Beyin, ortamda yoğun mavi ışık olduğunu hissettiğinde, D vitamininin stres azaltıcı etkisini dengelemek için vücuda stres hormonları salgılamaya başlıyor.

Yapay ışıklı ortamlarda uzunca süre kaldığımızda da, bu olgu önemli bir soruna yol açıyor: Bazı lambalar (örneğin fluoresan lambalar), tayfın mavi ucuna yakın dalga boylarında ışık üretiyorlar. Ama güneş ışığının aksine, bu lambaların ürettiği ışık morötesi ışınım içermiyor. Bu durumda, beyin fena halde yanılıyor. Ortamdaki mavi ağırlıklı ışık nedeniyle kuvvetli günışığı altında olduğunu zannederek, oluşmasını beklediği D vitaminine karşı önlem alıyor: Yani stres hormonu salgılıyor. Ama tabii ki cildimiz yapay ışıkta D vitamini üretmediği için, bu stres hormonları vücutta birikiyor.

Sonra gelsin stres belirtileri: Gerginlik, baş ağrıları, kalbin yorulması ve buna bağlı kalp rahatsızlıkları, bağışıklık sisteminin zayıflaması, hatta hormon dengesizliğinden kaynaklanan kanser vakaları.

Neyse ki mevsim ve yaz saati bizden yana. Artık doğal ışıktan sonuna kadar yararlanma zamanı…

Kaynak: Alexander Wunsch, Artificial Lighting and Health

Devamını oku...

Rüyalarla İlgili Akıl Almaz 5 Gerçek!

Her geçen gün zihnimizin derinliklerine biraz daha inen araştırmacılar, uyuduğumuzda yaşanan gizemli olaylara ışık tutmaya başladılar.

Başınızı yastığa koyduğunuz anda, bilinciniz sizi terk eder. Ancak, beyninizde çalışan hücreler hareket halinde olmayı sürdürürler. Bazen çok gerçekçi bazen de korkulu rüyalar görmemizi sağlayan enerjiyi üretirler. Bazı insanlar kâbuslar görürken bazıları da geceyi huzurlu rüyalar görerek geçirirler.

Nedenini hiç düşündünüz mü?

Uyku kadar rüyalar da gizemli bir olgu. Ancak, araştırmacılar derin incelemeler yaptıkça şu cevaplara ulaştılar. İşte rüyalar âleminde olup bitenlerden bazıları;

1. Şiddet içerikli rüyalar bir işaret olabilir: Kâbuslar

REM uyku davranış bozukluğu olarak bilinen nadir görülen bir rahatsızlığın işareti olabilir. Bu rahatsızlık, kişilerin şiddetli tekmelerle, yumruklarla ve çığlıklarla rüyalarını dışa vurmalarına neden olur.

25 Temmuz 2010 tarihinde Nöroloji Gazetesi’nde yayımlanan araştırmaya göre, şiddet içerikli rüyalar Parkinson ve bunama gibi beyin hastalıklarının erken habercisi olabilir.

Sonuçlar, nörodejeneratif bozuklukların başlangıç evresinin, hastanın fark etmesinden ya da doktorun teşhisinden 10 yıl önce başlayabileceğini göstermiştir.

2. Gece kuşları daha çok kâbus görür :Geç yatmanın güzel yanları vardır elbette. Ama sonunda göreceğiniz tuhaf rüyalar bu güzelliğin bir parçası değil. 2011’de Uyku ve Biyolojik Ritimler gazetesinde yayımlanan bir araştırma, gece geç yatan kişilerin erken yatanlara oranla daha fazla kâbus gördüğünü göstermiştir.

Araştırmacılar, bununla birlikte, uyku alışkanlığı ile kâbus görme arasındaki ilişkiye neyin neden olduğu konusunda kesin bir sonuç elde edemediklerini dile getirdiler. Araştırmacıların tahminleri arasında, sabah kalkmadan hemen önce, REM aşamasında ya da rüya esnasında doruğa ulaşan kortizol stres hormonu yer alıyor. Kortizol yükselmesinin gerçekçi ya da korkulu rüyaları tetikleyebileceğini düşünüyorlar.

3.Erkekler daha fazla seks içerikli rüyalar görürler : Erkekler, kadınlara oranla daha fazla seks içerikli rüyalar görürler. Kadınların ise kâbus görme ihtimalleri daha fazladır. Uzmanlara göre, kadınların rüyaları/kâbusları 3 grupta incelenebilir: korkulu rüyalar (kaçırılma ya da hayatının tehlikede olması); sevdiği birini kaybettiğini gördüğü rüyalar ya da karışık rüyalar.

4. Rüyalarınızı kontrol edebilirsiniz : Eğer bilinçli rüyalar görmek istiyorsanız, video oyunları oynayabilirsiniz. “Ne alaka” mı? Psikolog Jayne Gackenbach’a göre, ikisi de bize alternatif gerçeklikler sunuyor. Oyun oynayan kişilerin oyunlarda olduğu gibi rüyalarında da kontrolü elinde tuttuğunu söylüyor .(Gackenbach) Kendilerini bedenlerinin dışından görebilen bu kişilerin oyun karakteri yönetir gibi kendi rüya âlemlerini de yönetebildiklerini göstermiştir. Bu rüya kontrolü, tüyler ürpertici bir kâbusu çok güzel bir rüyaya dönüştürebilir. Uzmanlar, bu yetenekle, geçmişte yaşanan travmaların da tedavi edilebileceğini belirtiyorlar.

5.Neden rüya görürüz?: Uzun yıllardır neden rüya gördüğümüzü araştıran uzmanlar, Sigmund Freud’un fikrine dayanan bir cevaba ulaştılar. Rüyaların uykumuzun REM aşamasının yan etkisi olduğunu açıklayan uzmanlar, nedenlerden bir tanesinin de eleştirel düşünce olabileceğini düşünüyorlar. Uzmanlara göre, rüyaların görsel ve genelde mantığa aykırı yanları, problemleri çözmede gerekli olan alışılmışın dışında olan düşünceleri tetikleyerek, gün içerisinde bizi uğraştıran sorunları aşmamıza da yardım ediyor.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Kedi Titreşimleri Hangi Hastalıkları Tedavi Ediyor

Kediler, biz insanlara sadece iyi bir dost olmakla kalmıyor, hem psikolojik hem fiziksel anlamda kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlıyor.

Uzmanların kedi hırıltıları üzerinde yaptığı araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlar oldukça ilginç.

Kedilerin yaydığı titreşimlerin stresi azaltmaktan, solunum güçlüğüne kadar birçok konuda insanlara faydalı olduğu belirtiliyor.

Kedi sahiplerinin diğer insanlara göre daha sağlıklı olduğunu söyleyen uzmanlar, kedi terapisinin ilerleyen yıllarda daha da yaygınlaşacağının altını çiziyor. İşte, kediler ve yaydıkları titreşimlerle ilgili bilmeniz gereken 7 faydalı unsur….

1. Araştırmalara göre kediler 20-140 Hz. aralığında titreşim yayıyor. Bu titreşimlerin ise birçok hastalığa iyi geldiği belirtiliyor.

2. Kedi sahipleri daha kolay stres atıyor. Kedilerin yaydığı bu mucizevi titreşimler sinirleri yatıştırarak stresten uzaklaştırıyor.

3. Kedilerle iletişim kurmak ve hırıltısını dinlemek insanların kan basıncını düşürüyor.

4. 25-50 Hz. ya da 100-200 Hz. arasındaki titreşim frekansları kemiklere iyi geliyor.

5. Yeni bir araştırma, kedi sahiplerinin %40 daha az kalp krizi riski taşıdığını gösteriyor.

6. Kedilerin yaydığı titreşimler enfeksiyon ve şişlikleri iyileştirmede de olumlu rol oynuyor.

7. Ayrıca kedi hırıltısı kas zedelenmelerine de iyi geliyor. Özellikle tendom, bağ ve yumuşak dokularda oluşan sorunların iyileşme sürecinde kedi titreşimleri yine devreye giriyor. 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?