social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Mucize Sıvı Sirke!

Sirkenin faydalarını hepiniz çok duymuşsunuzdur . Sirkeyi hiç bilmediğiniz pekçok şeye fayda olarak görebiliriz.

İşte sirkenin mucizevi ve şaşırtıcı faydaları:

Koltuk altı için roll-on:Koltuk altında oluşan ter kokusuna birebir. Bazı insanların ter yapısı farklı olduğu için sirke yerine karbonat kullanmaları gerekebilir. Giyinmeden önce bir kez koltukaltıma spreyliyorum ve ter kokusu oluşmuyor. Malumunuz piyasadaki roll-onlar terlemeyi önlediği için (anti-perspirant) koltukaltında beze oluşumuna neden oluyor. Vücudumuzun terlemeye ihtiyacı var, bunu baskılamak sadece sağlık sorunu oluşturuyor. Halbuki sirke orda kötü kokuya neden olan bakterinin oluşmasını engelliyor.

Saç açıcı (saç kremi niyetine): Yıkandıktan sonra sirkeyi saçınıza spreyleyin ve tarayın. Saçınızın anında açıldığını ve yumuşadığını göreceksiniz. Herkes koku olmuyor mu diye soruyor, ilk sıkarken tabii ki sirkeyi kokluyorsunuz [ki ev yapımı sirke güzel bir esansa sahiptir.] ama 15 saniye sonra kayboluyor koku. No-poo diye bir teknik var saç yıkamada. Bu teknik şöyle: bol kimyasallı piyasa şampuanı kullanmıyorsunuz saç yıkarken, onun yerine 1 çorba kaşığı karbonatı bir bardak suyun içinde eritip, saçınızı karışımla yıkıyorsunuz. Ardından yine aynı şekilde 1 çorba kaşığı elma sirkesini bir bardak suyun içine karıştırıp saçınıza döküyorsunuz, böylece saçlarınız bir nevi kremlenmiş yani yumuşamış oluyor.

İdrar yolları enfeksiyonunda, daha doğrusu onunla birlikte gelen vajinal kaşıntıyı yokedici. Taharet esnasında vajinal bölgeye sirkeyi spreyleyin, sizi rahatsız eden kaşıntının hemen yokolduğunu göreceksiniz.Her üç kadının biri bu sorunla karşı karşıya ve çözümü bu kadar basit. Kıl kurduna karşı taharette kullanarak etkili bir ilaç.

Boğaz ağrısı olduğunda gargara olarak kullanılan bir ilaç: bunu mecburi kaldığımda kullanıyorum, çünkü sirke boğazı biraz tahsis de edebiliyor. Sirkeye başvurmadan önce karbonatlı ya da tuzlu su daha iyi bir alternatif. Sirkenin organik elma sirkesi olanı tavsiye ediliyor. Çünkü marketten alınanların asit oranı %20'yi geçenlerinde petrol türevinden yapılmış olma ihtimali yüksek ve de market sirkelerinin hepsinde potasyum bulunuyor. Yeri geldiğinde yüzlerce lirayı bir kozmetik ürününe verebiliyorken sirkenin kalitelisinden olanı gözardı edilmemeli diye düşünüyoruz.

Sirkeyi evde de yapabilirsiniz!

Eğer organik elmaların kabuklarını soyup atıyorsanız, ya da elmalar bozulmaya başladıysa [küf hariç, küf varsa sirke olmaz] başladıysa sakın atmayın: İster elmanın sadece soyulmuş kabuklarını, ister elmaları 6-7 parçaya bölüp su dolu bir cam şişenin içine doğrayıp koyun, İçine birkaç nohut atın, Arzuya göre bir silme çorba kaşığı şeker ya da bal, Bir çay kaşığı tuz Güneş alan (ama direkt güneş ışığı değil) bir yerde 6-8 hafta arası bekletin. Tadına bakarak sirkenin olup olmadığını anlayabilirsiniz. Sirkenin üstünde küf olursa, o sirke tutmamıştır. Eğer beyazımsı bir tabaka varsa, hiç sorun yok. Hatta o beyazlık sirke anasının oluştuğunu gösteriyor, bir sonraki sirke yapımında kullanabilirsiniz.. market elmalarının tercih edilmemesindeki sebep elmaların hemen bozulmasın diye parafinle spreyleniliyormuş olmaları.

 

Sirkenin faydaları saymakla bitmiyor esasında: Kemik erimesi ve vücut ağrıları için her gün aç karnına [sabah ve akşam] bir tatlı kaşığı organik elma sirkesini bir çay bardağı oda sıcaklığındaki suya ekleyip, balla tatlandırıp içmek iyi geliyor.

Temizlik sıvısı: yapmak çok kolay. Bir ölçü sirke, üç ölçü su, karıştırıp sprey şişesine koyun ve mutfak ve tuvaletlerde kullanmak için harika bir temizlik malzemesi. Tıkanmış lavabo içinse tek ihtiyacınız olan karbonat, sirke ve sıcak su. Kimyasallara gerek yok. Halı silerken deterjan yerine sirke koyarsanız halılarınız hem parıldar hem de bakterileri öldürür. Çocuğunuz koltuğun üstündeyken çişini tutamadı ve koltuğa mı işedi? Hemen sirkeli su, bakterileri güzelce öldürüp, kötü kokuyu önlüyor. Salatalara koyup yemek pek şifalı. Ve daha neler neler... Marketler temizlik, vücut bakımı için kıyamet gibi ürünle dolu ve bu ürünleri aldığımızda ortaya çıkan kıyamet gibi plastik çöplükleri, kirlenen su kaynakları vs. Halbuki hayatı kirletmeden, doğal yaşama yük olmadan yaşamak basit. Böylelikle saatlerce süpermarketlerde vakit harcamak da yok.

Devamını oku...

Evyapımı Doğal Sivrisinek Spreyi

Delfina’mla İstanbul Maceralarım adlı blogun yazarı Nymph, kendi blogunda da yayınladığı bir sinek/böcek kovucu tarifini sizler için derledik..Ama öncesinde aşağıdaki hususlara dikkat ediniz.

TARİFİ HAZIRLARKEN

Hammaddeleri orijinal ambalajlarında, üzerlerinde orijinal etiketleriyle saklayın. Hazırlamakta olduğunuz karışımların küçüklerin eline geçmesini veya kurumasını engellemek için, işe koyulmadan önce, ihtiyacınız olan bütün malzemelerin elinizin altında olduğundan emin olun. Satın aldığınız uçucu yağların, distilasyon yerine soğuk pres yöntemiyle elde edilmiş olmasını tercih edin. Uçucu yağların çok yoğun ve kuvvetli olduğunu unutmayın. Belirtilenden fazla kullanmamaya ve doğrudan cildinize sürmemeye dikkat edin. Belli bir bitkiye, meyveye vs. karşı hassasiyetiniz varsa, onun yağına da -örneğin, fındık yağı- hassasiyetiniz olabileceğini unutmayın. Çamaşır sodasına çıplak elle dokunmayın. Oksijen bazlı ağartıcıları oksitlenen metallerle (bakır, demir, gümüş, pirinç, bronz, kurşun) temas ettirmeyin. Çok yüksek dozlarda boraksın üreme sorunlarına yol açtığını gösteren araştırmalar var. Bizim tariflerimizdeki miktarlar bunlara yaklaşmıyor olsa da, boraks kullanıp kullanmayacağınıza siz karar verin. Şişelerken Malzemeleri cam kaplarda saklamayı tercih edin ve kapaklarını sıkıca kapatın. Isıyla hazırlanan tariflerde, kapağı kapatmadan önce karışımın iyice soğumasını bekleyin. Önceden satın alıp kullandığınız ürünlerin ambalajlarını yeniden kullanacaksanız, çok iyi yıkanmış olmalarına ve içlerinde kimyasal artığı kalmamasına dikkat edin. Hazırladığınız ürünün kabını mutlaka etiketleyip, içinde ne bulunduğunu, nasıl kullanılacağını belirtin. Kullanırken Asitleri (örneğin, sirke, limon suyu) mermer yüzeylerde, bilgisayar ekranlarında, emayesiz dökme demir ve alüminyum tencerelerde kullanmayın. Karbonatı (sodyum bikarbonat) ve çamaşır sodasını (sodyum karbonat), alüminyum eşyalarla temas ettirmeyin. Asitleri (örneğin, sirke) bazlarla (örneğin, karbonat) birlikte kullanmanın köpürüp taşmaya yol açabileceğini ve bu gibi maddelerin birbirinin etkisini azaltabileceğini unutmayın. Çamaşır suyunu (sodyum hipoklorit) ve içinde çamaşır suyu bulunabilecek ürünleri (bazı bulaşık makinesi deterjanları, dezenfektanlar, ovma tozları, tuvalet temizleyiciler) asitlerle ve amonyakla asla karıştırmayın. Bu karışımların, savaşlarda kimyasal silah olarak kullanılan son derece zehirli gazlar açığa çıkardığını unutmayın. Daha iyisi, çamaşır suyunu hayatınızdan çıkarın. Oksijen bazlı ağartıcıları ipek ve yünlü giysilerde kullanmayın. Saklarken Bütün karışımları yiyeceklerden uzak, çocukların ve evcil hayvanların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edin. Kazara dökülmelerini veya küçüklerin eline geçmelerini engellemek için, kullandığınız malzemeyle işiniz biter bitmez yerine kaldırın. Özellikle içinde süt gibi yiyecek-içecekler bulunan tarifleri hazırladıktan sonra buzdolabında tutun ve içlerinde hızla mikroorganizma üreyeceğini akılda tutarak, çok uzun süre saklamayın.

SPREY TARİFİ

Malzemeler: Spreyli cam şişe 10-50 ml. (Biz 30 ml.lik kullandık; plastik şişe kullanmayın çünkü uçucu yağlar plastiği eritebilir) 12 damla sitronella (limonlu melisa) yağı 18 damla biberiye yağı 6 damla çay ağacı yağı 9 damla karanfil yağı 12 damla portakal yağı 12 damla okaliptüs yağı 9 damla lavanta yağı 1 çay kaşığı karbonat Hazırlanışı: Şişenin yarısını içme suyuyla doldurun. Uçucu yağları sırasıyla suya damlatın. Uçucu yağlar genellikle sudan daha az yoğun olduklarından, suyun üzerinde bir katman oluşuyor. Bu normal. Son olarak karbonatı ekleyin, şişenin sprey aparatını takın ve çalkalayın. Amaç, karbonatın mümkün olduğunca erimesini sağlamak. (Tamamı erimiyor, çünkü bir kısmı uçucu yağların bünyesinde hapsoluyor). Kullanım: Şişeyi iyice salladıktan sonra vücudunuzun açıkta kalan bölgelerine sıkın, gerekiyorsa elinizle cildinize yayın. Göz ve ağız çevresine uygulamayın. Uyarılar: Sinek kovucuyu güneş görmeyen, serin bir yerde saklayın. Uçucu yağlar, ışıktan ve sıcaktan etkilenebiliyor. Tarifteki uçucu yağların bazıları göz yakıyor, o nedenle karışımı gözünüze kaçırmamaya dikkat edin. Sinek kovucuyu çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklayın. Ağız yoluyla alınması durumunda sindirim sistemiyle ilgili sorunlara yol açabilir. Çocuklarda kullanacaksanız, önce cildin küçük bir bölümünde deneme yapın (örneğin kol ya da bacakta). Karışımdaki yağlardan bazıları çocuklarda alerjiye neden olabilir.

Devamını oku...

Ev Yapımı Doğal Oyun Hamuru Tarifi

Doğal yaşamaya en fazla önem vermeye başladığımız şu dönemlerde, okullarda üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye başladı. Bazı anaokullarında oyun hamurlarını okul öğretmenleri yapıyor. Bunun ne kadar sevindirici olduğunu tahmin edersiniz…

Siz de yakın çevremize ve belki okulunuza bu konuda öncülük etmeye ne dersiniz? Sevgili Hakan Erturan'ın bu harika tarifi meğer ne kadar basitmiş!

Malzemeler: 3 ölçü un (biz ölçü olarak resimde görülen ufak shot bardağını kullandık) 1,5 ölçü tuz 3 ölçü su 1/10 ölçü krem tartar (pastacılıkta da kullanılan kıvam artırıcı madde; aktarlarda, pasta malzemesi satan yerlerde bulunuyor) 1/5 ölçü zeytinyağı Toz gıda boyası (isteğe bağlı) Hazırlanışı: Gıda boyası hariç tüm malzemeleri bir kaba koyup, sürekli karıştırarak hafif ateşte pişirin. (Tek renk yapacaksanız boyayı en başta ekleyebilirsiniz.) Kıvamlanmaya başladığında ateşten alıp, gerekirse birkaç parçaya ayırarak, her bir parçaya istediğiniz renkte çok az miktarda gıda boyası katın (biz ilk denemeyi boyasız yaptık) El değecek sıcaklığa indiğinde yaklaşık 2-3 dakika süreyle yoğurarak oyun hamuru kıvamına getirin. Kullandığımız ölçüyle, 280 gr.lık hamur elde etmişiz. Bu miktar, iki adet oyun hamuru kutusunu doldurdu. Uyarılar/Notlar: Tadının çok kötü olması bir yana, malzemelerin tamamı gıdalarda kullanılan maddeler olduğundan yenilmesinde, yanlışlıkla yutulmasında sakınca yoktur.

Kendi pişirme yönteminize ve istediğiniz kıvama göre özellikle krem tartar ve yağ miktarlarını tecrübenizle ayarlayabilirsiniz. Naylona sarılı olarak veya hava almayan kaplarda 2-3 ay kadar kurumadan saklanabilir.

Devamını oku...

Diş Macununuz Zehir mi İçeriyor?

Doktorlara florür sorulduğunda  "bu kadarcığı bir şey yapmaz" cevabıyla sıksık karşılaşmışızdır. Ancak son dönem tıp makalelerinde ve birçok özel haberde paylaşılan florürün hiçte masum olmadığı ortada..

  Öncelikle florür neymiş onu öğrenmek gerekli. Florür aslında doğada olan bir mineral. Ancak bizim diş macunlarında ya da sularda rastladığımız florürde durum farklı. Bizler florüre diş macunları, ilaçlar, pestisitler, içecekler ve sular yoluyla maruz kalıyoruz. Florür genellikle sulara ve kullandığımız diş macunlarına diş çürümesini engellemek için ekleniyor. Ancak florür sandığımız kadar masum bir kimyasal değil. Hatta tarihçesini okuyunca ister istemez, evdeki diş macununuza bakışınız bile bir anda değişebilir. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar ve Ruslar, Farben adlı şirketin ürettği florürü hapistekileri daha 'etkisiz ve aptal' yapmak için içme sularına katıyorlarmış. Florürün beynin belli bir bölgesine tahribat yaparak, kişileri mücadele anında daha az aktif hale getirdiği tespit edilince bir kimyasal silah olarak kullanılmış. Halen günümüzde bilinen sakinleştirici ilaçların %25'i florür içermektedir. Dahası II. Dünya Savaşı sırasında florür nükleer silah yapımı için kullanılmış. Tabii bütün bunlara değinirken, her kimyasalın arkasında olduğu gibi, florürün arkasındaki lobi kaynağının gücünü de unutmamak lazım. Bir zamanlar dünyanın en büyük florür üreticisi olan Alcoa, Dow Chemical, Dupont ve Kellogg bütün olayın başını çeken Farben'la bir anlaşma imzalayarak, florürün yaygınlaşması için çalışmışlar. Günümüzde florür diş çürüklerini önlemek için kullanılıyor. Peki gerçekten koruyor mu? Yıl 2015. Florür halen hayatımızda. Bazı ülkelerde suya katılıyor. İstanbul Belediyesi bize katılmadığını ifade etti. Bizler florüre en çok diş macunlarımızda rastlıyoruz. Azıcık diş macunundan ne olur diyebilirsiniz. Ancak yapılan araştırmalarda alınan florür miktarının, ne kadar çok diş macunu kullanıldığıyla doğrudan korelasyonu olduğu öne çıkmış. Peki diş macunlarındaki florür gerçekten diş çürümelerini önlüyor mu ki bu kimyasalı aldığımıza değsin? Pek tabii ki hayır. Fluorosis denilen ve dişlerin beyaz, sarı veya kahverengi lekeli olmasına yol açan ve araştırmacıların kronik florür toksikliği adını verdiği durum, yüksek miktarda florürün vücuda girmesinden dolayı oluyor. Pek tabii en büyük endişemiz, eğer suyumuzda florür varsa olmalı. Yine de geçtiğimiz yıl Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, florürün çocukların nörolojik gelişimlerini negatif yönde etkilediğini tasdikliyor. Çocuklara florürlü diş macunu verirsek, diş çürümelerini önler miyiz sorusu her şey bir yana aslında çok önemli. Bilhassa Amerika'da yapılan araştırmalarda, yoksulluk, yetersiz beslenme ve dişçiye kolay ulaşamama problemleriniden dolayı ağız sağlığı sorunları çekenlerin florür tarafından hiç azalmadığı ortaya çıkmış. Bugüne kadar florürün yararlı ve kullanılması gereken bir kimyasal olmasıyla ilgili de bir veri toplanamamış. Her ne kadar bu konuda yapılan araştırmanın azlığı, konuya tam anlamıyla kamuoyunun eğilmesini engellemiş ve florürü savunanların desteğini almışsa da, yapılan araştırmalar florürün ne gerçekten diş çürümelerini tam anlamıyla önlediğini gösteriyor, ne de bu kimyasala bir ihtiyacımız olduğunu. Ayrıca florüre hassas bünyeler ve belli ırk gurupları da bu kimyasaldan da negatif olarak etkilenebiliyor. Durum böyleyken özellikle küçük çocuklara florürlü diş macunu kullandırmak niye?

 

Kaynaklar: http://www.huffingtonpost.com/dr-mercola/fluoride_b_2479833.html 
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16128790
http://fluoridealert.org/articles/50-reasons/
http://www.reuters.com/article/2012/07/24/idUS127920+24-Jul-2012+PRN20120724
http://www.healthychildren.org/English/healthy-living/oral-health/Pages/FAQ-Fluoride-and-Children.aspx
http://www.who.int/water_sanitation_health/dwq/nutrientschap14.pdf

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?