social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Mutluluk Veren 10 Besin!

Tıbbi araştırmalar da göstermektedir ki, diyetinizdeki gıdalar davranış, ruh hali ve genel refahınızı etkiler. Mutluluk Veren 10 Besin 

1) Çikolata: Çikolata anadamine denilen neşe veren bir kimyasal içerir. Bilim adamları çikolatadaki diğer bileşenlerin, anadamine’nin beyinde daha uzun kalmasına yardımcı olduklarına inanıyor. Şeker içeriği glikoz ve mutluluk veren başka bir hormon olan endorfin seviyelerini artırır. Tüm bu güzel özelliklerine rağmen yine de aşırı miktarda tüketmemeye çalışın.

2) Somon balığı: Somon balığı, dünyanın en iyi antidepresanlarından biri olarak kabul edilen omega-3 esansiyel yağ asitlerinden çok zengindir. Hiç kimse nasıl çalıştığından tam olarak emin değil. Ancak yeni bir araştırmaya göre, günlük olarak omega-3 yağ asitleri tüketen insanların diğerlerine göre her zaman daha iyi bir ruh halinde oldukları tespit edilmiştir. Somon gibi etkilere sahip diğer balıklar ise uskumru, yılan balığı ve ton balığıdır. Bunların hepsinin depresyon, kalıcı karamsarlık ve erektil disfonksiyon belirtileri ile mücadele ettiği bilinmektedir.

3) Muz: Muzda triptofan denilen tüketildiğinde vücut tarafından serotonine dönüştürülen bir amino asit yer alır. Çoğumuz serotoninin doğrudan neşe ile ilişkili olduğunu biliyoruz. Muz ayrıca vücudumuz için iyi olan karbonhidrat ve yüksek düzeyde potasyum içerir. Sağlık uzmanları muzun en sağlıklı yiyeceklerden biri olduğuna inanıyor. Yani günlük diyetiniz içinde bir muz bulunmalıdır.

4) Pirinç, Ekmek, Makarna: Karbonhidratlar pek çok kişinin en sevdiği yemeklerdir. Düşük karbonhidratlı besinler sizi zayıflatacak ancak içinizdeki yaşam enerjisini söküp alacaktır. Karbonhidrat yemek sakinleştirici etkisi de olan serotonin seviyesini artırır. Ancak kahverengi pirinç, şehriye, buğday ekmeği ve sebze gibi sağlıklı karbonhidratları seçin. Bunlar sizi mutlu edecek sağlıklı gıdalardan bazılarıdır.

5) Fırınlanmış Patates: Yüksek enerji veren patateslerden yemek, konsantrasyonunuzu artıracaktır. Fırınlanmış patatesi biraz tuzla yemeyi deneyin. Bu ağır bir egzersize gitmeden önce harika bir aperatif olacaktır. Size uzun süre enerji verir.

6) Fasulye ve Soya Fasulyesi: Fasulye çözünür lif, folik asit ve omega-3 yağı ile doludur, fasulyede bulunan bu üç malzeme ruh halinizi neşelendirmek için çalışır. Fasulye aynı zamanda demir ve kalsiyumun mükemmel bir kaynağıdır ve bunlar vücutta kan hücrelerinin sayısının artmasını sağlar. Soya ürünleri prostat ve meme kanseri önlemede yardımcı olan genistein içerir. Ayrıca soya sütü ve taho da sağlıklı ve mutlu olmanızı sağlayan lifin mükemmel kaynaklarıdır.

7) Bezelye: Bezelye, mutluluk veren sağlıklı besinlerden bir tanesidir. Bezelye serotonin üretmek için vücuda yardımcı olan yüksek miktarda folat içerir. Taze dondurulmuş bezelye de tüketebilirsiniz; ancak konserve olanlardan kaçının çünkü bunlarda çok az miktarda besin değeri kalmıştır. Bezelye kolaylıkla salatalara ve pek çok yemeğe eklenebilir.

8) Süt veya Yağsız Süt: Tabii organik olanları tercih etmek şartıyla.Süt ve süt ürünleri triptofan bakımından zengindir. Triptofan sakin ve neşeli olmamızı sağlayan serotonini üretebilmek için beyin tarafından ihtiyaç duyulan bir amino asittir. Süt aynı zamanda stres ve yaşlılık ile savaşmayı sağlayan antioksidan, D vitamini ve B12 vitamini içerir. Ayrıca yağsız süt de tercih edebilirsiniz o da mutluluk verir ve kalsiyum bakımından zengindir.

9) Ispanak: Temel Reisin en sevdiği yiyecek ıspanaktır. Eğer Temel Reis gibi güçlü ve dayanıklı olmak istiyorsanız, ıspanak yemelisiniz. Serotonin yapmak için vücuda gerekli olan folik asit açısından zengindir. Çoğu çocuk ıspanak sevmese de ıspanağı diyetinizin bir parçası haline getirmeniz çok önemlidir. Dünya karşısında güçlü ve pozitif hissetmek istiyorsanız bir kap ıspanak yemeyi deneyin.

10) Yaban mersini:Yaban mersini, stres kırıcılar olarak da bilinen antioksidanlar ve C vitamini bakımından zengindir. Antioksidanlar vücudumuzda hareket eden serbest radikalleri (toksinler) ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Bu serbest radikaller daha hızlı yaşlanmamıza neden olurlar ve iç organlara zarar verirler. Yaban mersini sindirime yardımcı olan lif ile doludur. Bazı bilim adamları yaban mersini ve çileğin kanseri önlemeye yardımcı olduğuna inanıyor. Bunlar size mutluluk veren besinlerden bazılarıydı. Sadece günlük beslenmenize bunları eklemelisiniz ve kısa bir sürede etkilerini göreceksiniz.

Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/foods-that-make-you-happy.html 

Devamını oku...

En Sağlıklısı Oruç Diyeti

İngiltere ve Amerika’da hem uzun yaşamı hem de zayıflamayı vaadeden 5:2 diyetinden alınan olumlu sonuçlar gittikçe popüleretisini artırmaya başladı.

Seçilen 2 günde oruç tutulan,diğer 5 günde normal yeme düzeniyle Akdeniz mutfağına özel yiyeceklerin tüketildiği diyetle kilo kaybetmemek imkansız…

Haftada 2 gün oruç ve 5 gün normal yeme günü olan 5:2 diyetinde, oruç gününde sınırsız sıvı ile kadınlar 500 kalori, erkekler 600 kaloriye kadar yiyebiliyorlar…

Normal yeme gününde ise pasta, börek dahil her şey yiyebiliyorsunuz. 5:2 diyetini uygulamak ilk bakışta çok kolay gelebiliyor. Kesinlikle öyle. Ancak ilk 3 hafta düşünüldüğü kadar kolay değil.

Özelikle karbonhidrat ağırlıklı beslenen birisiyseniz oruç tuttuğunuz tüm gün şekersiz çay, kahve ve su tüketebilseniz de vücudunuzun tek istediği bir parça karbonhidrat oluyor!

5:2 diyetini uygulayan biri olarak şunu söylemeliyim: Eğer ilk 2-3 haftayı atlatırsanız hızla kilo verip kendinizi daha enerjik ve hafif hissedeceksiniz. Şişkinlik, yorgunluk hissi gibi günlük yaşantımızda hissettiğimiz durumlar tamamen ortadan kalktığı gibi cildiniz yenilenecek…

Ve bu diyet zaten önerildiği gibi hayat boyu yemealışkanlığına dönüşebilir sizin için de…

Londra’da 5:2 diyeti o kadar popular hale geldi ki insanlar bir yiyecek ikram etmeden önce “Bugün oruç günün mü?” diye sorabiliyor.

UZUN YAŞAMANIN SIRRI  5:2 diyeti yalnızca kilo kaybetmeyi değil aynı zamanda birçok hastalığın tedavisi, sağlıklı ve uzun yaşamayı da vaad ediyor. Haftanın belli günlerinde kalori azaltma deneyleri aslında 1943 yılından beri yapılıyor.

O günden beri yapılan araştırmalar gösteriyorki, kolesterol seviyesinin düşürülmesinde, vücut yağının azalmasında, kilo vermede, diyabeti önlemede pozitif etkileri gözleniyor.

İngiltere’de bu diyetin popüler olmasını sağlayansa Michael Mosley. BBC’de yaptığı program Eat, Fast, Live Longer (Ye, Oruç tut, Uzun yaşa) ile diyetin tüm İngiltere’de bilinmesine ve yayılmasına neden oldu.

The Fast Diet kitabının da yazarı Mosley aslında tıp doktoru. Tıptan önce ise Oxford Üniversitesi’nde ekonomi ve politika okudu. Ancak son 25 yıldır ne ekonomik nedenlerle doktor olarak çalışıyor. BBC’de sağlık ve bilim alanında belgeseller hazırlayan ve sunan bir program yapımcısı.

Mosley 56 yaşında, fit ve genç görünümlü biri. Ve oldukça sağlıklı.Mosley’nin oruç diyetiyle ilgilenmesinin nedeni ise tamamen kişisel. Aşırı kilolu babasını 73 yaşında diabet hastalığından kaybeden Mosley, “Babam bizim için her anlamda bir rol modeldi. Aynı zamanda diabet hastalığının da bize geçmesi muhtemeldi. Bu tehdidi görebiliyordum” Mosley, oruç diyetinin kanseri önleyici, insülin seviyesi üzerindeki pozitif etkisini, Alzheimer hastalığını önleyici etkisinin kendisi kadar herkes için önemli olduğunu söylüyor.

Diyete başlamadan önce 84 kilo olan Mosley, göbekli şişman biriyken oruç diyetiyle 5 ayda sağlıklı ve kalıcı bir şekilde 11 kilo kaybederek şimdiki görünümüne kavuşmuş. Oruç diyeti onun için artık bir yaşam biçimi. Haftada 1 gün oruç tutarak hayatını sürdürüyor.

Dr.Michael Mosley 5:2 diyeti fikri nereden geliyor? Amerika ve İngiltere’de fasılalı yeme düzeniyle ilgili araştırmalar yapılıyordu. Haftada birkaç gün kaloriyi azaltma yönündeydi araştırmalar.

Amerika’daki araştırmalar bir gün oruç tutma üzerine yapılırken, İngiltere’de kadınlar üzerinde yapılan araştırmayla haftada 2 gün kalori azaltma yönündeydi. Araştırmalar şunu gösteriyordu: Haftada 2 gün kalorisini azaltan kadınlar normal yiyen kadınlara gore daha az kilo alıyorlardı. Aynı zamanda insulin duyarlılıklarında pozitif gelişmeler görüldü.

Sizce bu diyet herkes için işe yarayan bir diyet mi?  Evet. İstediğiniz iki gün oruç tutabilirsiniz. Ben Pazartesi ve Perşembeyi tercihettim. Oruç tuttuğunuz gün şekersiz sıvıların hepsini tüketebilirsiniz. 500 kaloriye kadar yiyecek de tüketibilirsiniz.

Herhangi bir hastalığı tedavi edici etkisi var mı? Diabet riskini kesinlikle azaltıyor. Bir çok kanser türüne yakalanma riskini azaltıyor.Özellikle bağırsak ve göğüs kanseri. Aynı zamanda bunama riskini azaltıyor. Ben 5:2 diyetini ilk başladığım 2 hafta çok zayıf ve güçsüz hissettim. Benim kilo vermek gibi bir amacım yoktu. Zaten 50 kiloyum. Sağlık için yaptım.

Benim için uygun bir diyet mi? Eğer sağlıklı ve zayıfsan hala bu diyeti yapmak için nedenler var. Ya da başka sağlık vaadeden diğer diyetleri. Oruç diyeti şişman olan ya da çabuk kilo alanlar için çok faydalı bir diyet. Ama zayıf insanlar da en azından haftada 1 gün oruç tutarak bu diyeti uygulayabilirler.

Oruç diyetinin diğer diyetlerden farkı ve faydaları nedir? Atkins ve Dukan diyetlerini değilde niye bu diyeti tercih etmeliyiz? Sağlık açısından çok açık bir şekilde oruç diyeti daha faydalı. Diğer standart diyetlere gore daha hızlı kilo verebiliyorsun. İnsülin dengesinde gözle görülür pozitif bir iyileşme oluyor. Kilo vermek isteyen insanların çoğu sürekli kalori azaltmaktansa haftada 2 gün kalori azaltmayı daha kolay buluyorlar.

Siz hala oruç diyeti yapıyor musunuz? Sizin hayatınızda neler değiştirdi? Haftada 1 gün yapıyorum. Diyete başladığımdan günden 11 kilo daha hafifim. Başladığımda kan şekerim diyabet olma riskindeydi. Şu anda normal. Diyete başladıktan sonra ilk hafta, ikinci hafta, üçüncü hafta ve sonra insanların tepkileri neler oluyor? Nasıl hissediyorlar? Ne kadar kilo kaybediyorlar? Oruç diyetine başlayanların çoğu ilk haftayı çok zor buluyorlar. Ama sonar alışıyorlar.Bir arkadaşla birlikte yapmak daha kolay hale getiriyor.

Kitabımdan asıl daha kolay hale gelebileğinin püf noktalarını veriyorum.

5:2 (Oruçdiyeti) nasıl uygulanır? !!! Öncelikle doktorunuza sağlığınızın bu diyete uygun olup olmadığını sorduktan sonra diyete başlayabilirsiniz. Kendi tercih ettiğiniz ki çoğunlukla Pazartesi ve Perşembe tercih ediliyor 2 gün tüm gün boyunca şekersiz ve sütsüz istediğiniz kadar, çay kahve, su tüketebilirsiniz. 500 kaloriye kadar yemek de yiyebilirsiniz. Diğer 5 gün normalde nasıl yiyorsanız aynı şekilde yiyebilirsiniz.Hiç bir sınırlama yok.  

YASEMİN BAKAN/LONDRA

Devamını oku...

Vücudun İsteklerine Güvenmeyin!

Bir yiyeceğe duyulan istek sizi çıldırtacak kadar yoğun oluyor mu?

Yemek isteği kontrol edilemez olduğunda, bu durum genellikle vücudunuzdaki bazı eksikliklerin bir sonucudur. 

Bu istekler gebelik yada adet dönemleri gibi hormonal değişimlerin olduğu, metabolik ya da psikolojik değişimler sırasında veya adrenal bezlerin düzgün çalışmaması gibi durumlarda tetiklenebilir. Psikolojik faktörler de gıda isteğinin tetiklenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Stres veya sıkıntı duyguları da belirli bir gıdayı tüketmek için arzu yaratabilir.

Hiç yemek isteğinizin açlıktan başka bir şey ifade edebileceğini düşündünüz mü? Bazı ortak yiyecek arzuları ve anlamları aşağıda verilmiştir.

-Çikolata veya Şekerlemeler: Çikolata özlemi magnezyum eksikliğinin bir göstergesi olabilir. Magnezyum vücudumuzda yaklaşık 300 enzim reaksiyonunda gerekli olan bir unsurdur. Zihni dinlendirdiği ve sinirlerinizi yatıştırdığı bilinmektedir. Çikolata magnezyum için iyi bir kaynaktır bu nedenle çikolataya duyulan arzu magnezyum açığını gösteriyor olabilir. Çikolata ayrıca kişiyi mutlu hissettiren ve esenlik hissini arttıran beyinde serotonin ve endorfin seviyelerini yükselten kimyasallar içerir. 

Tatlı isteği ise düşük şeker düzeylerini veya vücut içinde krom, kükürt, fosfor, karbon ya da triptofan eksikliği olduğunu gösteriyor olabilir. Ancak kendinize enerji vermek ya da modunuzu iyileştirmek için de tatlı istiyor olabilirsiniz. 

Çikolata isteğini azaltmak için beslenmenize fındık, kabak çekirdeği, tam tahıllı ekmek, fasulye, ıspanak, kahverengi pirinç eklemeniz faydalı olabilir. Taze meyve, brokoli ya da fındık yemek de tatlı isteğini azaltmaya yardımcı olabilir.

-Tuzlu ve İşlenmiş Gıdalar: Canınız patlamış mısır, cips, patates kızartması mı çekiyor? Bu vücudunuzdaki olası bir sodyum eksikliğini gösteren tuz isteğine işaret ediyor olabilir. Egzersize bağlı vücudun susuz kalması ya da stresli bir durum vücudun tuz isteğini arttırabilir. Koyu idrar rengi de vücudun susuz kaldığını göstermektedir. Bazen adrenal yorgunluk ya da tükenmiş çinko düzeyleri de tuzlu gıda isteğine neden olabilir. Tuzlu isteğini azaltmak için beslenmenize kereviz, ıspanak, salatalık, balık ve çiğ sebzeler ekleyin ve her gün yaklaşık 8-10 bardak su için.

-Acı ve Baharatlı Gıdalar: Canınız baharatlı yiyecekler mi istiyor? Vücut bazı durumlarda terleyip vücut ısısını düşürmek için baharatlı ya da acı yiyecekler istemektedir. Baharatlı yiyecek arzusu aynı zamanda çinko ya da kükürt eksikliğini veya tiroid dengesizliğini gösterebilir. Eğer boğaz ağrısı ya da soğuk algınlığından muzdarip iseniz, acı ve baharatlı yiyecekler arzu edebilirsiniz.Acı ve baharat isteğini azaltmak için beslenmenize kırmızı et, deniz ürünleri, sarımsak, yapraklı sebzeler ve kök sebzeleri dahil etmeniz gerekir.

-Et ve Yumurta: Gözleriniz iştahla barbeküye mi bakıyor? Tek düşünebildiğiniz şey protein açısından zengin gıdalar ise, bu B vitamini, karnitin, magnezyum, folat ve demir eksikliğini gösteriyor olabilir. Bu durum aynı zamanda kan şekeri dengesizliğini de gösterebilir. Ayrıca yakın zamanda et yemeği bıraktıysanız ya da sıkı bir diyet yapıyorsanız, psikolojik olarak da et ürünleri tüketmek istiyor olabilirsiniz. Vücudunuzun proteinlere ihtiyacı var dolayısıyla beslenmenize et ürünlerini dahil etmeniz gerekir. Ayrıca bol miktarda yeşil ve tatlı olmayan sebzeleri tüketmeniz gerekmektedir.

-Karbonhidratlar ve Ekmek: Ekmek, makarna ve karbonhidrat açısından zengin gıdalara duyulan istek yüksek insülin seviyesi veya düşük kan şekeri seviyelerinden kaynaklanabilir. Vücuttaki düşük karbonhidrat seviyeleri depresif ruh haline ya da ruh halinde değişimlere neden olabilir. Sakkaritler ruh halimizi düzelten serotonin düzeyini yükseltmektedir. Bu istek aynı zamanda tiroid bezinin yanlış işleyişinin de bir göstergesi olabilir. İsteğinizi bastırmak ve vücudun ihtiyacını karşılamak için etin yağsız kısımları, tavuk, balık ve yumurta yemelisiniz.

-Buz ya da Soğuk Gazlı İçecekler: Ardı ardına soda yada gazlı içecekler içiyorsanız, bu durum kalsiyum eksikliği bir göstergesi olabilir. Vücutta kalsiyum düzeyleri tükenmiş ve vücudunuz bunları yerine getirmek istiyor olabilir. Diğer soğuk içecekler için şiddetli bir istek ayrıca manganez eksikliği gösterebilir. Buza karşı şiddetli istek ise vücuttaki düşük hemoglobin veya demir anlamına gelebilir. İsteği azaltmak için ıspanak, lahana, brokoli, pancarın yanı sıra bakliyat ve susam gibi sebzeler yemeniz gereklidir. Ayrıca yoğurt ve süt gibi süt ürünleri de tüketebilirsiniz.

Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/food-cravings-and-what-they-mean.html 

Devamını oku...

Vegan Yaşamla Bitmeyen Gençlik

Vejeteryan Yaşamla İnanılmaz Yaşta İnanılmaz Görünen Ünlüler!!

Ünlülerin yaşlarına inanamayacaksınız.

Hiçbirimiz ölümsüz değiliz,  biliyoruz. Ancak çoğu kişinin arzusu olan uzun ve sağlıklı yaşamın imkânsız olmadığı da bir gerçek.

Emeklilik dönemlerinde aktif bir yaşam sürmeyi, sağlıklı kalmayı, torunlarıyla ve evcil hayvanlarıyla koşuşturacak kadar enerjik olmayı herkes ister. Sonsuza kadar yaşayamayız ama sahip olduğumuz ömrün elimizden geldiğince tadını çıkartabiliriz, öyle değil mi?

50 yaş üzeri 73,000’den fazla katılımcı üzerinde yapılan bir çalışma, vejeteryan grubun ölüm riskinin et yiyen gruptan %12 oranında daha az olduğunu göstermiştir. Bu sonucu veren tek çalışma bu değil.

Yapılan 6 grup incelemesinin 4 tanesi eti az tüketen ve bu yaşam tarzına sadık kalan kişilerin daha uzun ömürlü olduğunu ortaya koymuştur.Yaptıkları vejetaryan diyetle yıllara meydan okuyan bu ünlülere bir göz atın!

1.BERNADETTE BOHAN :

bern

Kansere ikinci kez yakalandıktan sonra hayatında radikal değişiklikler yapmaya karar veren Bohan, çiğ vegan yaşam tarzını benimsemeye başladı. 15 yıl önce vegan tarzını benimseyen ve şuanda 60 yaşında olan Bohan, alışkanlıklarına sadık kalarak genç ve sağlıklı görüntüsünü korumayı sürdürüyor. Sihirli bir ilaç kullanmadığını söyleyen Bohan, yaşlanma sürecini hücrelerimizi sağlıklı gıdalarla besleyerek ve bağışıklık sistemimizi güçlendirerek yavaşlatabileceğimizi dile getiriyor.

2.CHRISTIE BRINKLEY :

christie

12 yaşından beri pesketaryen olan Brinkley, neredeyse tamamen vejeteryan olan bir diyet uygulamaya başladı. İnsanlar, 61 yaşında olmasına rağmen nasıl bu kadar genç kalabildiğini çok merak ediyor. Büyük ihtimalle bunda yeni vegan cilt bakımı taktiklerinin de etkisi büyük! Sağlığına çok dikkat eden Brinkley, yaşlı bir anne olduğu için, kendisine olduğu kadar çocuklarına da sorumluluklarının olduğunu ve ihtiyaçları olduklarında çocuklarının yanında olmak istediğini söylüyor.

3. ANNETTE LARKINS:

annette

Çiğ sebze akımının başka bir tutkunu olan Larkins, 27 yıldır vegan tarzı bir yaşam sürdürüyor. (eşinin bir kasap dükkânına sahip olmasına rağmen) Büyük ihtimalle 70 yaşında olmasına rağmen 35 yaşında göstermesinin sebebi bu.

Önceleri yaşam tarzı ile ilgili açıklamalar yapmak konusunda çekimser davransa da, artık hayrete düşüren zindeliğini borçlu olduğu seçimleri konusunda konuşurken kendisini daha rahat hissettiğini söylüyor. “ 22 yaşında bir kız bana şunları yazdı: ‘Seni gördükten sonra yaşlanmaktan korkmamaya başladım çünkü kendime dikkat edersem, sağlıklı beslenirsem bir gün senin gibi olabileceğimi biliyorum’ dedi. O kadar etkilendim ki, şu hayatta bencil olmamız, hayatımızı dolu dolu yaşamamız, şükretmemiz gerek dedim kendi kendime. Bunları yaptığınızda insanlar taktiklerinizi sizden istiyorlar. Yani kendinizi düşünerek insanlara yardım etmiş oluyorsunuz aslında.”

4.MICHELLE PFEIFFER :

Michelle Pfeiffer MAIN

Dürüst olmak gerekirse, Michelle Pfeiffer’in hala “Cool Rider” klibindeki kadar genç görünüyor olması hayret verici. Gerçekten “Grease 2” yi hatırlamıyor musunuz? O halde google’dan araştırın ve ne demek istediğimizi görün. Yıllar geçti ama Pfeiffer neredeyse hiç değişmedi. Kalp krizi ile ilgili izlediği bir belgeselin ve Dr.Caldwell Esselstyn’in bir kitabının vegan diyetini uygulamasında önemli bir rol oynadığını belirtiyor.

Dr Esselstyn’in kitabının kendisini çok etkilediğini anlatan Pfeiffer, “Ardında bir bilim yatıyor gibiydi. İnkâr edilemez cinsten… Kulak vermemezlik edemedim. Babam kanserden ölmüştü. Yaşlandıkça çok sayıda hastalık etrafınızı kuşatıyor. Kronik rahatsızlıklardan muzdarip çok sayıda insan görüyoruz. Amansız hastalıklardan ölen insanları görüyoruz. Kısacası şu bir gerçek ki, kendimi bu tavsiyelere kulak vermek zorunda hissettim.”

5. DR. ELLSWORTH WAREHAM :

wareham

Kardiyolog Ellsworth Wareham 50 yaşında iken, Cleveland Kliniği Çin Çalışması sonuçlarını öğrendikten sonra vejeteryan bir diyet benimsedi. 50 yıl önce aldığı bu karar onun için son derece önemliydi. Evet, doğru hesapladınız. O, şuanda 100 yaşında! Biraz daha şaşırmak ister misiniz? Doktorluktan 5 sene önce, 95 yaşında iken emekli oldu ve hala bahçesinin bakımı ile kendisi uğraşıyor.

“Kolesterolünüz 150’nin altında ise, kalp krizi geçirme riskiniz çok düşük.”diyor Wareham. “Kolesterolüm 117. Göğüs ağrım olsa bile EKG çektirme zahmetine girmem. Amerika’da 3 kişiden 1’i koroner kalp hastalığı yüzünden hayatını kaybediyor. Önemli olan bunu önlemek.”

6. ROBIN QUIVERS :

robin quivers

62 yaşında olan Robin Quivers, radyoculuk sektörünün en iyileri arasına adını yazdırmıştır. Hemşire ve Amerika Hava Kuvvetleri Pilotu olan Quivers, radyo kariyerine 30 yıldan fazla bir süre önce başladı. Rahim kanseri sırasında tedavi görürken, uyguladığı vejeteryan diyetin hayatını kurtardığını söylüyor. “Uyguladığım diyet iyileşmeme katkıda bulundu, ”diyor kitabında.

“Farkı görünce gözlerime inanamadım. Tedavi görürken, boyunluğumu takarken, istediğim şeyleri yerken sağlık durumumda ani değişiklikler olmuyordu. Artık bütün hayatımı hastalık üzerine kurmak zorunda değildim.”

7. MIMI KIRK :

mimi

30lu yaşlarının ortalarından beri vejeteryan olan Mimi Kirk’in yaşadığı sağlık endişeleri onu çiğ vegan yaşam tarzını benimsemeye itti ve bir daha asla geriye dönüp bakmadı. Şuanda neredeyse 76 yaşında olan Kirk, kendisini asla bu yaşta hissetmediğini söylüyor.

“Kendimi yaşlılıktan sıyrılmış gibi hissediyorum. Bütün ağrılarım ve acılarım iyileşti. Cildim daha genç görünüyor. 88 yaşındaki kız kardeşim için büyük bir ev bakıyordum ve orada benden daha genç insanlar gördüm. Gerçekten yaşlılık sendromu yaşamıyorum. Her yaşta hayat dolu hissedebilirsiniz. Bunun büyük çoğunluğu hayattaki tutumunuz ve bakış açınızla ilgilidir. Çiğ yemekler beni gerçekten zinde hissettiriyor.”

8.JIM MORRIS :

jim morris3

Jim Morris vücut geliştirme sporuyla ilgileniyor ve 79 yaşına yaklaşıyor. “Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyiz. Mr.Universe yarışmasının eski şampiyonu Jim Morris 10 yıldır et, yumurta ve süt ürünleri tüketmiyor. Kendisini muhteşem hissetmesini yaptığı bu diyete bağlıyor. “Eskiden, her hafta iki dirseğimin içine kortizon enjekte ediliyordu. Eklemlerimin yanması yüzünden bütün gece uyuyamazdım. Vegan olduğumdan beri bütün sağlık problemlerim tamamıyla kayboldu.”  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?