social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Balın Hayrete Düşüren 40 Kullanımı

Modern tıpla birlikte, toplum, atalarımız tarafından oldukça fazla kullanılan doğal ilaçlardan uzaklaşmaya başladı. Genellikle kimyasal olarak üretilen ilaçlara, doğal ve geleneksel yöntemlerden daha çok güveniyoruz. Ama doğal yöntemler de göz ardı edilemeyecek derecede işe yarıyor. Bunun en iyi örneklerinden birisi bal. Bal hem tadıyla hem de sağlıklı oluşuyla mutfaklarımızda yer almayı hak eden bir besin.

BALIN İNANILMAZ 40 KULLANIMI

• Antibakteriyel ve antifungal etkiye sahiptir.

• Mineral, vitamin ve antioksidan deposmineral vitamin deposudur

• Bağışıklık sistemini güçlendirir.

• Kilo vermede de iyi bir yardımcıdır. Limonlu ılık su ve balı karıştırıp aç karnına için.

• Balın şekerden daha çok kalori içerdiği halde ılık su ile tüketildiğinde vücutta depolanan yağları parçaladığını biliyor muydunuz?

• Sindirim sistemindeki iyi bakterileri çoğaltır.

• Enerji verir ve yorgunluğu azaltır.

• Görme yetisini güçlendirir. 2 çay kaşığı balı havuç suyu ile karıştırıp düzenli olarak tüketin.

• Boğaz ağrılarını rahatlatır.

• Kan akışını düzenleyerek kalp hastalıklarını oğaz ağrıları

önler.

• Yanıklara iyi gelir, yaraları dezenfekte eder. Bal ve sarımsak karışımını direkt olarak yaraların üzerine uygulayarak yaraları dezenfekte edebilirsiniz. • İnflamasyonu ve acıyı azaltır.

• Vücut pH’ını alkali hale getirir.

• İçerdiği fito-besinler kanser önleyici ve anti-tümör özeliğe sahiptir.

• Sindirim sistemini yatıştırır, reflüye iyi gelir.

• Akneye neden olan bakterileri öldürür.

• Beyaz kan hücrelerinin sayılarında meydana gelen düşüşü önler.

• Polen alerjilerinde etkilidir. Alerji mevsiminden birkaç ay önce günde 2 defa 1 çay kaşığı saf bal tüketmeye başlayın.

• Karaciğer ve bağırsaklardan parazitleri uzaklaştırır.

• Karabiber ve zencefille karıştırılıp uygulandığında egzamaya ve astıma iyi gelir.

• Akşamdan kalma sendromuna iyi gelir. 15 ml saf balı, 80 ml portakal suyunu ve 70 ml organik yoğurdu karıştırıp tüketin.

• Ülser ve diğer sindirim sistemi hastalıklarında etkilidir.

• Sporcuların vücutlarını güçlendirir.

• Bal ve tarçın eklem ağrılarına iyi gelir. 1 birim balı, 2 birim ılık suyu ve 1 çay kaşığı tarçını karıştırın ve ağrıyan bölgeye sürün.

• Saç derisi problemlerine ve kepeğe karşı etkilidir.

• Anksiyeteye iyi gelir.

• Metabolik strese iyi gelir.

• Sinüsleri temizlemeye yardım eder. 1 çay kaşığı taze zencefil suyunu ve balı karıştırıp günde 2-3 kez uygulayın.

• Diş ağrılarında etkilidir. Bal ve tarçından bir macun hazırlayın ve ağrıyan dişinize uygulayın.

• Cildi nemlendirir. Bir miktar balı 2 yemek kaşığı ılık suyla karıştırın ve bu karışımı cildinize masaj yaparak yedirin.

• Sabah bulantılarını rahatlatır.

• Hıçkırığı keser.

• Bahar nezlesine iyi gelir. Her sabah 1 yemek kaşığı tüketin.

• Stres kaynaklı baş ağrısına yardım eder. 2 çay kaşığı balı yarım bardak ılık suya ekleyin ve bu karışımı yudumlayın.

• Konjunktivit (pembe göz hastalığı)’ e iyi gelir. 1 bardak suya 1 çay kaşığı bal ekleyin ve bal eriyene kadar ısıtın. Soğumaya bırakın ve hasta olan

gözünüze bu suyla pansuman yapın.

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

• Ayak kramplarında etkilidir. 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1 yemek kaşığı balı her akşam yatmadan önce uygulayın.

• Kolesterolü düşürür. 450 gram çayın içine 2 yemek kaşığı bal ve 3 yemek kaşığı tarçın ekleyin.

• Ağız kokusunu gidermeye yardımcı olur. Sıcak su içine 1 çay kaşığı bal ve tarçın ekleyin.

• Kireçli suyu yumuşatır. Banyo suyunuza bal ekleyebilirsiniz. Piyasadaki işlem görmüş ballar, işlemler sırasında maruz kaldıkları ısı nedeniyle mineral ve enzim kaybına uğradıkları için saf ve organik balları tüketerek bu özelliklerden faydalanabilirsiniz.  

Devamını oku...

Bilinçaltımız Hasta Edebiliyor!

Gelişim Danışmanı Gülnur Ünal  duygusal çatışma yaşadığımız olayların bizi hasta ettiğini belirtiyor ve “Hastalığı bedenden uzaklaştırmak tedavi edilmeli.  Ancak, bilinçaltımıza yerleşmiş ve hastalığa neden olan olumsuz düşünceleri tespit ederek onları dönüştürdüğümüzde hastalıkları kalıcı biçimde ortadan kaldırmak mümkün” diyor.

Fiziksel rahatsızlıklarımızla ilgili olarak hangi doktora gidersek gidelim, “stresten uzak durun” ifadelerini daha sık duymaya başladık.

Yaşamımızdaki her deneyim gibi hastalıklarımızı da düşüncelerimizle, bilinçaltımıza yerleşmiş inançlarımızla kendimiz yaratıyoruz. Ruh, zihin ve beden bütünlüğünü bozduğumuz zaman ruhsal veya fiziksel rahatsızlıklar baş göstermeye başlıyor.

Öfke hastalığı tetikliyor

Hastalıkların başlıca kaynağının ruhsal ve duygusal çatışmalar olduğunu söyleyen  Gelişim Danışmanı Gülnur Ünal Şunları söylüyor:

“Yaşadığımız olaylar ve bunların bizde bıraktığı düşünce, inanç ve duygular bilinçaltımızda kodlamalar olarak yerleşiyor. Geçmişte yaşanmış bir olayı kodlayan bilinçaltı, o durumu hatırlatan bir imgeyle karşılaştığında sorunu aktifleştiriyor.  Duygusal çatışma yaşadığımız her durum bedenimizde belirli bir bölgeyi etkiliyor. Çatışmanın şiddetine bağlı olarak rahatsızlığın ölçüsü de değişiklik gösteriyor.

Yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, çarpıntı, sırt ve boyun ağrıları, egzama gibi rahatsızlıklar; en çok da korku, endişe, öfke, güvensizlik duyduğumuz zamanlarda ortaya çıkıyor. Öfke ya da korkuya kapıldığınızda kalbinizin ritmini, akciğerlerinizi ve diğer organlarınızın sağlıklı çalışmasını bozabilirsiniz.”

Kendi gücünü keşfet

Fiziksel rahatsızlıkların iyileşmesi için kişinin ruhsal ve zihinsel olarak iyileşmesi gerektiğini söyleyen Gülnur Ünal, “ Hayat sonsuz bir enerji ve bu enerjiyi iyi yönetmek tamamen bizim elimizde. Vücudumuzdaki her organ kendi enerjisiyle titreşim halinde ve her birinin frekansı var. Biz nasıl ki olumsuz düşüncelerle hastalığı yaratabiliyorsak olumlu düşünüp pozitif frekansa uyumlandığımızda iyileşebileceğimizin farkında olmalıyız” diye konuşuyor. Gülnur Ünal, insanların iyileştiklerine yürekten inanmaları halinde gerçekten iyileşmek için büyük bir adım attıklarını belirterek, bilinçaltına bu yönde telkinler vermenin önemine dikkat çekiyor ve şunları söylüyor:

“Bilinçaltı söylenenleri koşulsuz kabul eder ve düşüncelerinizi gerçek kılmak için çalışır. ‘İyileşemiyorum, ağrılarım geçmiyor’ diyen bir kişi sürekli hastalığa odaklandığında bilinçaltı daha fazla ağrı oluşturur.  Çünkü tekrarladığımız söz ve düşünceleri hayatımızın gerçeği gibi yaşarız.  Vücudun kendi kendini onarma yeteneği vardır. Nasıl ki parmağımız kesildiğinde yaranın kapanacağından şüphe duymuyorsak kansere yakalanan bir kişi de tıbbi tedavinin sonuç vereceğine inanmalı ve iyileşme gücünün kendinde olduğunu bilmelidir. Bilinçaltımız bedenimizin tüm hayati fonksiyonlarını denetler ve tüm sorunların çözümünü bilir. Yeter ki biz iyileştirme gücünün kendi bilinçaltımızda olduğunun farkında olalım ve olumlu telkinlerle bu kabiliyetimizi kullanabilelim.”

Her duygu ve düşünce vücudun belirli bölgeleriyle rezonansa girerek o bölgede rahatsızlığa yol açar. :

·         Baş Ağrısı: Kendini muteber görmemek. Kendini eleştirmek. Korku.

·         Kilo: Korku, korunma ihtiyacı. Duygulardan kaçmak. Güvensizlik, kendini reddetmek. Doyum aramak

·         Bulimia: Kendinden nefretin çılgın bir doldurma ve boşaltması. Umutsuz dehşet.

·         Bunama (Alzheimer): Çocukluğuna sözde geri dönüş. Bakım ve ilgi talep etmek. Hayatın yükünden kaçış.

·         Cinsel Soğukluk: Korku, zevk almayı reddetmek. Cinsel ilişkinin kötü bir şey olduğuna inanmak. Duyarsız partnerler. Babadan Korkmak.

·         Depresyon: Sahip olma hakkına sahip olmadığını hissetmekten kaynaklanan kızgınlık. Umutsuzluk.

·         Hiperaktiflik: Korku. Kendini baskı altında ve çılgın hissetmek

·         Diyabet: “Keşke öyle olsaydı” düşüncesinden kaynaklanan özlem. Büyük bir kontrol ihtiyacı. Derin keder. “Geriye hiçbir tatlılık kalmadı.”

·         Horlama: Eski düşünce kalıplarını bırakmayı inatçı bir biçimde reddetmek.

·         Kalp Krizi: Para ya da mevki uğruna kalbindeki tüm sevinci yok etmek.

·         Kanser: Derin incinme. Uzun zamandır süren içerleme İnsanı yavaş yavaş yiyip bitiren bir sır ya da üzüntü. Nefretleri taşımak. “Ne yararı var ki?” yaklaşımı.

·         Kısırlık: Korku ve yaşama sürecine direnme veya ebeveynlik deneyimine ihtiyacı olamama.

·         Menepoz: Artık arzu edilmeme korkusu. Yaşlanma korkusu. Kendini reddetmek. Kendini yeterince iyi, yeterli hissetmemek.

·         Sağırlık: Reddetmek, inatçılık, kendini tecrit etmek. “Duymak istemediğiniz nedir? “Beni rahatsız etmeyin?”

·         Selülit: Biriktirilmiş öfke ve kendini cezalandırmak.

·         Tiroit- boğaz rahatsızlıkları: Kendi duygu ve düşüncelerini ifade edememe:

·         Göz rahatsızlıkları: Hayatından memnun olmama, kendine güvensizlik, umut kaybı.

·         Dalak, pankreas rahatsızlıkları: Hayatın zevklerini yaşayamama, gelecekten ve başaramamaktan korkma

·         Boyun, omuz ağrıları:   Yaşamda esnek olmama, inatçılık, öfke kaynaklı duygusal çatışmalar.

Devamını oku...

Kilo Verdirecek 8 Takas Önerisi!

Sağlıklı olmanın temel koşullarından biri olan ideal kiloda olmak ve onu korumak için gösterdiğiniz özeni destekleyecek, beslenmenizde yapacağınız birkaç değiş-tokuş önerisine ne dersiniz?

Kilo vermek, formda kalmak ve form tutmak için hepimiz belli ölçüde çaba harcıyoruz. Bunun için ya o en sevdiğimiz yiyeceklerden uzaklaşıyor ya da saatlerce süren egzersiz macerasına yelken açıyoruz.

Tüm bunların yanı sıra sizi hafifletecek, sağlıklı olmanızı sağlayacak birkaç yer değiştirme ile formunuzu koruyabilir, hatta kilo bile verebilirsiniz. Bu konuda size yardımcı olacak 9 yer değiştirme önerisine hemen göz atmaya ne dersiniz?

1- Mayonez / Light Mayonez: Mayonezi, düşük yağlı bir mayonezle takas etmek önemli ölçüde aldığınız kalori miktarını azaltacaktır. Bir çorba kaşığı light mayonez 35 kalori daha az almanızı sağlayacak, uzun vadede kilo kaybetmenize yardımcı olacaktır.

2- Ekşi Krema / Yoğurt: Fırında patates için standart soslar, tereyağı, margarin, ya da ekşi krema gibi tatlandırıcılar yerine yoğurt tercih edebilirsiniz. Bir kase yoğurt, ekşi krema ile aynı akışkanlığa sahip olduğundan hem lezzet verecek hem de sağlıklı beslenmenize yardımcı olacaktır. İki yemek kaşığı yağsız yoğurdun sadece 24 kalori olduğunu biliyor muydunuz?

3- Salata Sosu / Misket Limonu: Misket limonu ile tatlandırdığınız salata ile tazelenin. Taze limon suyu, lezzet patlaması verecek ve sağlıklı yaşam adımlarına emin adımlarla devam edebileceksiniz. Hazır soslarla aldığınız kaloriden de kurtulmuş olacaksınız.

4- Süt / Az Yağlı Süt: Düşük yağlı süt ürünleri tercih edin. Süt neredeyse yüzde 4 oranında yağ içerir ve tam yağlı 1 bardak süt 156 kalori içerir. Yağsız süt ise fincan başına sadece 86 kalori içerir. Tam yağlı süt ürünleri yerine yağı azaltılmış veya yağsız süt ürünlerini kullanmak, günlük kalori alım miktarınızı azaltacaktır.

5- Yağ / Baharat: Yemeklerinizi tereyağ ya da margarinle tatlandırmak yerine bol baharatla renklendirin. Muhteşem aromatik lezzetin yanı sıra kalori miktarını da düşürmüş olacaksınız. Harika tatları ile her yemekte farklı bir iz bırakan baharatların sıfır kalori olduğunu biliyor muydunuz?

6- Tatlı / Şekersiz Puding: Canınız daima tatlı ya da çikolata çekiyorsa, alternatif olarak bitter çikolata ya da şekersiz puding karışımı ve az yağlı sütle yapılmış tatlı tercih ederek formunuzu koruyabilirsiniz. Az yağlı sütle yapılmış diyet tatlılarda tercih edebilirsiniz. Çilekli bir sütlaç da, hiç fena olmaz değil mi? 

7- Yağ / Fırınlanmış Sarımsak: Doğal antibiyotik olarak da bilinen sarımsak, kokusu nedeni ile uzak durduğumuz bir besin. Ancak yemeklerde kullandığınız sarımsak, keskin kokusunu kaybedecek ve muhteşem bir lezzet katacaktır. Ayrıca fırınlanmış sarımsağı hamur işlerinize de koyarak yağ miktarını azaltmanıza, kalorisi düşük bir lezzet patlaması yaşamanıza neden olacaktır. Sarımsağın kalp sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu, özellikle kan basıncını düzenlemeye ve hipertansiyonu önlemeye yardımcı olduğunu biliyor muydunuz?

8- Ton Balığı: Konserve ton balığı yüksek kaliteli büyük bir protein kaynağı ve Omega3 yağ asitlerini doğal yollardan alabileceğiniz en lezzetli besin ögesidir. Ton balığını yağ içerisinde konserve edilmiş olanlardan değil light olanlardan tercih ederek kalori miktarını azaltabilirsiniz. Bu kadar kıymetli bir lezzetten mahrum kalmadan formda kalmanın hazzını da yaşayabilirsiniz. 

Devamını oku...

Oda Sıcaklığını Düşürerek Zayıflayabilir miyiz?

Kış mevsiminde evlerimizi ısıtırken , işin tasarrufunu düşünmenin yanı sıra çok önemli başka bir gerçeklede başbaşa olduğumuzu biliyor muyuz?.Bilim adamlarının söylediklerine göre evlerimizi tişörtle dolaşacak kadar ısıtıp, sonra da “niye kilo alıyorum?” diye sormalıymışız!

Fatura harcamalarını düşürmenin ötesinde, evi serin tutarak insanlarda sırt ve boyun kısmında bulunan kahverengi yağ dokusunu aktive ediyormuşuz. Kış uykusuna yatan hayvanlarda ve kıl örtüsüz doğan bazı memelilerde bulunan mitokondri bakımından zengin bir çeşit yağ dokusu olan kahverengi yağ dokusunda (1) üretilen serbest enerji, ısı enerjisi olarak yayılır ve vücut ısısının sabit tutulmasında kullanılır. Ekstra enerjiyi ve kalorileri depolayan beyaz yağ dokusundan farkı; içinizde yanan bir fırın gibi çok kalori yakar ancak onu harekete geçirebilmenin tek yolu bilin bakalım neymiş; düşük ısı.İngiltere’de yapılan yeni bir araştırma (2) obeziteyi yüksek oda ısısına bağlıyor. Dünyada 1960’lı yıllarda başlayan merkezi ısıtma sistemlerinin sık kullanımı ile oda ısısı ortalaması da yükselmiş. İngiltere’de (3) 1978 yılında oturma odası ısısı ortalaması 18.2 C iken 2008 senesinde 21,2 C’ye yükselmiş. Yatak odaları ısı ortalaması 1978’de 15 iken, 1996’da 18,5 C’ye kadar çıkmış.Eski tarihlerde sadece oturma odasında soba veya kuzine bulunuyordu ancak yatak odaları soğuk olurdu ancak artık odadan odaya geçerken ısı değişimine adapte olmak durumunda kalmıyor bedenlerimiz. Bir de üstüne sıcak klimalı arabalarda uzun süre zaman geçirip açık havada ise zaman geçiremediğimizi düşünün, işte tam da bu sebeplerden dolayı vücudumuzdaki kahverengi yağ dokusunu hiç çalışmadığından, işlevini yitirmesi dolayısı ile kaybediyoruz. Söz konusu araştırmayı sürdüren İngiliz doktor Johnson yağ dokusu ile ilgili, “Ya kullanırsın ya da kaybedersin. Eğer soğuğa maruz kalmazsan vücudun kahverengi yağ dokusunu kaybedecek ve enerji yakabilme özelliği de bundan nasibini alacaktır. Ancak kahverengi yağ dokusunu geri kazanabilirsin de.” diyor. Eski NASA bilim adamlarından Ray Cronise de çeşitli keşiflerde (4) bulunmuş konu ile alakalı. “Kilo kaybını hızlandırmak için ısısal işlemler uygulayabiliriz. 15 C ortamda bile insanların metabolizmasında yüzde 20’lik bir hızlanmadan bahsedebiliyoruz. “ diyor.Serin evde yaşamanın zor olduğu, eğer alışık değilseniz, bir gerçek ama üstüste giyeceğiniz kıyafetlerle üşümeyeceğinizi bilin. Bu sadece bir alışkanlık meselesi, sıcağa karşı bir bağımlılığımız oluşmuş ve bunu kırabilmek sizin elinizde. Hem kahverengi yağ dokularını, hem de enerji tasarrufu ve dolayısı ile ekonominize yapacağınız katkıyı düşünün bir de...

 

1 http://www.biltek.tubitak.gov.tr/haberler/tip/s-502-7.pdf
2 http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1467-789X.2010.00851.x/abstract
3 http://well.blogs.nytimes.com/2011/01/26/central-heating-may-be-making-us-fat/?_r=0
4 http://abcnews.go.com/Health/brr-frigid-temps-lead-weight-loss/story?id=12402127

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?