social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Vegan Yaşamla Bitmeyen Gençlik

Vejeteryan Yaşamla İnanılmaz Yaşta İnanılmaz Görünen Ünlüler!!

Ünlülerin yaşlarına inanamayacaksınız.

Hiçbirimiz ölümsüz değiliz,  biliyoruz. Ancak çoğu kişinin arzusu olan uzun ve sağlıklı yaşamın imkânsız olmadığı da bir gerçek.

Emeklilik dönemlerinde aktif bir yaşam sürmeyi, sağlıklı kalmayı, torunlarıyla ve evcil hayvanlarıyla koşuşturacak kadar enerjik olmayı herkes ister. Sonsuza kadar yaşayamayız ama sahip olduğumuz ömrün elimizden geldiğince tadını çıkartabiliriz, öyle değil mi?

50 yaş üzeri 73,000’den fazla katılımcı üzerinde yapılan bir çalışma, vejeteryan grubun ölüm riskinin et yiyen gruptan %12 oranında daha az olduğunu göstermiştir. Bu sonucu veren tek çalışma bu değil.

Yapılan 6 grup incelemesinin 4 tanesi eti az tüketen ve bu yaşam tarzına sadık kalan kişilerin daha uzun ömürlü olduğunu ortaya koymuştur.Yaptıkları vejetaryan diyetle yıllara meydan okuyan bu ünlülere bir göz atın!

1.BERNADETTE BOHAN :

bern

Kansere ikinci kez yakalandıktan sonra hayatında radikal değişiklikler yapmaya karar veren Bohan, çiğ vegan yaşam tarzını benimsemeye başladı. 15 yıl önce vegan tarzını benimseyen ve şuanda 60 yaşında olan Bohan, alışkanlıklarına sadık kalarak genç ve sağlıklı görüntüsünü korumayı sürdürüyor. Sihirli bir ilaç kullanmadığını söyleyen Bohan, yaşlanma sürecini hücrelerimizi sağlıklı gıdalarla besleyerek ve bağışıklık sistemimizi güçlendirerek yavaşlatabileceğimizi dile getiriyor.

2.CHRISTIE BRINKLEY :

christie

12 yaşından beri pesketaryen olan Brinkley, neredeyse tamamen vejeteryan olan bir diyet uygulamaya başladı. İnsanlar, 61 yaşında olmasına rağmen nasıl bu kadar genç kalabildiğini çok merak ediyor. Büyük ihtimalle bunda yeni vegan cilt bakımı taktiklerinin de etkisi büyük! Sağlığına çok dikkat eden Brinkley, yaşlı bir anne olduğu için, kendisine olduğu kadar çocuklarına da sorumluluklarının olduğunu ve ihtiyaçları olduklarında çocuklarının yanında olmak istediğini söylüyor.

3. ANNETTE LARKINS:

annette

Çiğ sebze akımının başka bir tutkunu olan Larkins, 27 yıldır vegan tarzı bir yaşam sürdürüyor. (eşinin bir kasap dükkânına sahip olmasına rağmen) Büyük ihtimalle 70 yaşında olmasına rağmen 35 yaşında göstermesinin sebebi bu.

Önceleri yaşam tarzı ile ilgili açıklamalar yapmak konusunda çekimser davransa da, artık hayrete düşüren zindeliğini borçlu olduğu seçimleri konusunda konuşurken kendisini daha rahat hissettiğini söylüyor. “ 22 yaşında bir kız bana şunları yazdı: ‘Seni gördükten sonra yaşlanmaktan korkmamaya başladım çünkü kendime dikkat edersem, sağlıklı beslenirsem bir gün senin gibi olabileceğimi biliyorum’ dedi. O kadar etkilendim ki, şu hayatta bencil olmamız, hayatımızı dolu dolu yaşamamız, şükretmemiz gerek dedim kendi kendime. Bunları yaptığınızda insanlar taktiklerinizi sizden istiyorlar. Yani kendinizi düşünerek insanlara yardım etmiş oluyorsunuz aslında.”

4.MICHELLE PFEIFFER :

Michelle Pfeiffer MAIN

Dürüst olmak gerekirse, Michelle Pfeiffer’in hala “Cool Rider” klibindeki kadar genç görünüyor olması hayret verici. Gerçekten “Grease 2” yi hatırlamıyor musunuz? O halde google’dan araştırın ve ne demek istediğimizi görün. Yıllar geçti ama Pfeiffer neredeyse hiç değişmedi. Kalp krizi ile ilgili izlediği bir belgeselin ve Dr.Caldwell Esselstyn’in bir kitabının vegan diyetini uygulamasında önemli bir rol oynadığını belirtiyor.

Dr Esselstyn’in kitabının kendisini çok etkilediğini anlatan Pfeiffer, “Ardında bir bilim yatıyor gibiydi. İnkâr edilemez cinsten… Kulak vermemezlik edemedim. Babam kanserden ölmüştü. Yaşlandıkça çok sayıda hastalık etrafınızı kuşatıyor. Kronik rahatsızlıklardan muzdarip çok sayıda insan görüyoruz. Amansız hastalıklardan ölen insanları görüyoruz. Kısacası şu bir gerçek ki, kendimi bu tavsiyelere kulak vermek zorunda hissettim.”

5. DR. ELLSWORTH WAREHAM :

wareham

Kardiyolog Ellsworth Wareham 50 yaşında iken, Cleveland Kliniği Çin Çalışması sonuçlarını öğrendikten sonra vejeteryan bir diyet benimsedi. 50 yıl önce aldığı bu karar onun için son derece önemliydi. Evet, doğru hesapladınız. O, şuanda 100 yaşında! Biraz daha şaşırmak ister misiniz? Doktorluktan 5 sene önce, 95 yaşında iken emekli oldu ve hala bahçesinin bakımı ile kendisi uğraşıyor.

“Kolesterolünüz 150’nin altında ise, kalp krizi geçirme riskiniz çok düşük.”diyor Wareham. “Kolesterolüm 117. Göğüs ağrım olsa bile EKG çektirme zahmetine girmem. Amerika’da 3 kişiden 1’i koroner kalp hastalığı yüzünden hayatını kaybediyor. Önemli olan bunu önlemek.”

6. ROBIN QUIVERS :

robin quivers

62 yaşında olan Robin Quivers, radyoculuk sektörünün en iyileri arasına adını yazdırmıştır. Hemşire ve Amerika Hava Kuvvetleri Pilotu olan Quivers, radyo kariyerine 30 yıldan fazla bir süre önce başladı. Rahim kanseri sırasında tedavi görürken, uyguladığı vejeteryan diyetin hayatını kurtardığını söylüyor. “Uyguladığım diyet iyileşmeme katkıda bulundu, ”diyor kitabında.

“Farkı görünce gözlerime inanamadım. Tedavi görürken, boyunluğumu takarken, istediğim şeyleri yerken sağlık durumumda ani değişiklikler olmuyordu. Artık bütün hayatımı hastalık üzerine kurmak zorunda değildim.”

7. MIMI KIRK :

mimi

30lu yaşlarının ortalarından beri vejeteryan olan Mimi Kirk’in yaşadığı sağlık endişeleri onu çiğ vegan yaşam tarzını benimsemeye itti ve bir daha asla geriye dönüp bakmadı. Şuanda neredeyse 76 yaşında olan Kirk, kendisini asla bu yaşta hissetmediğini söylüyor.

“Kendimi yaşlılıktan sıyrılmış gibi hissediyorum. Bütün ağrılarım ve acılarım iyileşti. Cildim daha genç görünüyor. 88 yaşındaki kız kardeşim için büyük bir ev bakıyordum ve orada benden daha genç insanlar gördüm. Gerçekten yaşlılık sendromu yaşamıyorum. Her yaşta hayat dolu hissedebilirsiniz. Bunun büyük çoğunluğu hayattaki tutumunuz ve bakış açınızla ilgilidir. Çiğ yemekler beni gerçekten zinde hissettiriyor.”

8.JIM MORRIS :

jim morris3

Jim Morris vücut geliştirme sporuyla ilgileniyor ve 79 yaşına yaklaşıyor. “Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyiz. Mr.Universe yarışmasının eski şampiyonu Jim Morris 10 yıldır et, yumurta ve süt ürünleri tüketmiyor. Kendisini muhteşem hissetmesini yaptığı bu diyete bağlıyor. “Eskiden, her hafta iki dirseğimin içine kortizon enjekte ediliyordu. Eklemlerimin yanması yüzünden bütün gece uyuyamazdım. Vegan olduğumdan beri bütün sağlık problemlerim tamamıyla kayboldu.”  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

 

Devamını oku...

Kanımızda Ne Kadar Kimyasal Var, Biliyor muyuz?

Kanınızda ne kadar kimyasal bulunuyor biliyor musunuz?

Emin olun ki tahmin ettiğinizden çok çok daha fazla .

Cildinize değen tüm kozmetik ürünlerde ,giysilerinizde, ev eşyalarınızda, kimyasal deterjanlarda , mutfak malzemelerinizde ve soluduğunuz havada ki kimyasallar sadece 26 saniye içinde kanınıza karışıyor !

Amerikan Çevre Örgütü EWG'nin yaptığı bir araştırmaya göre yeni doğan bebeklerin kanında dahi 200'den fazla sentetik kimyasal bulundu. Bu ortalama bir insan da günde 515 farklı kimyasala çıkıyor.

Özellikle çocuklarda , gelişme çağında maruz kalınan kimyasalların, otizm, astım, alerji, alzheimer ve kanser gibi hastalıklara sebep olduğu kanıtlanmıştır.

Resmi rakamlara göre modern insanın kullandığı kimyasal sayısı 80.000’in üzerinde. Bunların çoğunun insan sağlığı üzerindeki etkileri ise araştırılmamış. Bir çoğu da henüz yeni olduğundan, uzun vadede sağlık üzerindeki etkilerinin bilinmesi zaten mümkün değil. Bu tehlikelerin bir çoğuna da evimizde maruz kalıyoruz.

Nasıl Korunacağız?

Kimyasalların çok hızlı bir artış göstermesi 2.Dünya Savaşı sonrasındaki endüstri devrimine dayanıyor. Bunu 1940- 1950'li yıllar kabul edersek , evimizde kullandığımız tüm malzemeler takribi 75 yıl öncede var mıydı ve bugün üretildiği gibi mi üretiliyordu diye bakmamız gerekiyor.

Yani mesela çorba içeceksiniz, paketli bir mantar çorbasımı içmeli yoksa ev yapımı bir tarhana mı? Tarhana yüzyıllardır var olduğuna göre, cevap tarhana olmalı? Yiyeceklerde ilaçlanmamış, gdo içermeyen yemlerle beslenmiş hayvan ürünleri kullanın.

Ev eşyalarınızda teflon, plastik gibi yeni malzemelere yer vermeyin. Bunun yerine demir,çelik , cam ve seramik malzemeler kullanın.

Kimyasal olan deterjanlar, kremler, kullanmayın. Doğal , bitkisel alternatifleri tercih edin, kendiniz evde yapın. Olabildiğince az ürün kullanın. Doğal yağların etkisinden faydalanın.

Kapalı ortamlara girmeyin. AVM tuzaklarına düşmeyin. Otoparkında dahi yürürken birikmiş egzos gazlarından onlarca kimyasal soluyorsunuz.

Ev eşyalarınızda doğal kumaşlar, halılar kullanın. El dokuması ürünler almaya çalışın.

Mayalı, prebiyotikli ev yapımı gıdalar tüketin. Boza , turşu, kefir, yoğurt ve sirkenizi evde yapın. Bağırsak floranızı canlı tutarsanız , hem bağışıklık sisteminizi güçlendirirsiniz hem de toksinleri vucudunuzdan atabilirsiniz.

Evet bu şekilde yaşamak günümüz çağında çok zor, ama amansız bir hastalıkla boğuşmak bununla kıyaslanamaz.

Ailemiz ve sevdiklerimizin sağlığı için, sonradan daha çok üzülmemek için çaba sarfetmeye değmez mi? 

Devamını oku...

Kırmızı Şaraptaki Antosiyaninlerin Vücuda Yararları

Pek çok biyoaktif bileşenin sağlığımız için çok yararlı olduklarını her yerden okuyor ve biliyoruz.

Örneğin vitaminler ve mineraller kas ve kemik yapımızın güçlenmesinde, bağışıklık sistemimizin desteklenmesinde, sinir sistemimizin korunmasında ve daha pek çok faktörde etkilidir. Bir başka biyoaktif bileşenlerden antioksidan maddeler, serbest radikalleri yakalayarak vücutta yaşlanmaya sebep olan oksidasyon reaksiyonlarını yavaşlatır ve durdururlar.

Böylece hem yaşlanmayı önlerle hem de başta kanser olmak üzere pek çok hastalığın tedavisinde kullanılırlar.

Antosiyaninler de antioksidan etki gösteren bileşenlerdendir. Tüm bu biyoaktif bileşenlerin düzenli tüketimi sağlığımızı korumak için çok önemlidir. Ancak bu bileşenlerin, mide ve bağırsak koşullarındaki stabiliteleri de çok önemlidir.

Yani tükettiğimiz bir gıdada belirli oranda antioksidan madde vardır. Ancak biz bu gıdayı tükettiğimizde içerdiği antioksidan bileşenin tamamından yararlanamıyoruz. Bunun sebebi, antioksidan bileşenin mide ve bağırsak koşullarında parçalanması ya da asidik/bazik koşulların ve sindirim enzimlerinin etkisiyle başka bileşenlere dönüşmesidir.

Tükettiğimiz üründeki biyoaktif bileşenin yüzde kaçını vücudumuza alıyoruz ve sistemimiz tarafından kullanılıyor?

Yapılan bir çalışmada kırmızı şarapta bulunan antosiyaninlerin sindirim sırasındaki stabilitesi, mide bağırsak sindirim koşullarının laboratuvar ortamında taklit edilmesi yoluyla elde edilmiştir. Çalışmaya göre antosiyaninlerin mide koşullarında stabil kaldığı ve toplam fenol değerlerinde de çok az bir değişim olduğu gözlenmiştir. Aynı çalışmada elde edilen bilgilere göre, antosiyaninlerin fenollere oranla sindirim sonunda stabilitesinin daha düşük olduğu görülmüştür. Mide ve bağırsak aşamalarında alınan şarap örneklerinde bulunan antosiyaninler LCMS cihazı ile (Sıvı Kromatografi-Kütle Spektrometresi) ile ölçülmüştür. Kırmızı şarapta 20’ den fazla antosiyanin çeşidi bulunduğu görülmüştür.Gıda endüstrisinde doğal gıda boyası olarak kullanılırlar (Stinzing ve Carle, 2004).

Antosiyaninler; kırmızı meyvelerde, bazı sebzelerde ve kırmızı şarapta sıklıkla bulunur. Kırmızı şarap tüketimi yoğun olan Fransanın aynı zamanda doymuş yağlarca zengin bir mutfağı vardır. Ancak Fransa’ da kalp krizi, kanser ve felç gibi hastalıklar diğer ülkelere oranla çok daha az görülmektedir. Bu durum kırmızı şarabın çok tüketilmesine ve antioksidatif etki yaratan antosiyaninlerin kalp krizi, kanser gibi hastalıkların oluşumunu engelleyişine bağlanmaktadır.

İşte bu kavram “Fransız Paradoksu” olarak literatüre girmiştir (Clifford, 2000).

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, antosiyaninler etkili antioksidanlar olmakla birlikte antioksidan özelliklerinden bağımsız olarak farklı pek çok yararları bulunur.

Bunlar; kanser hücrelerinin büyümesini önlerler .

Pankreas hücrelerinde insülin üretimini tetiklerler.

Glukozidaz aktivitesinin inhibisyonuyla nişasta sindirimini azaltırlar .

Yaşa bağlı ortaya çıkan merkezi sinir sitemindeki nörolojik bozuklukları önlerler .

İşte tüm bu etkilerinden dolayı antosiyaninin biyoyararlılığını test eden çalışmaların araştırılması çok önemlidir. Bu bağlamda antosiyaninin birlikte tüketildiği gıdalarla birlikte alımında biyoyararlılığa olan etkileri de değişim gösterir. Bu çalışmalar çok kapsamlı ve bilimsel literatür taramalarını gerektirir. Ancak pek çok çalışma ile kanıtlanmış bir gerçek vardır ki antosiyanin insan sağlığı için pek çok faydaları olan bir bileşendir ancak mide koşullarında stabil kalabilmesine rağmen bağırsak koşullarında stabilitesi düşmektedir ve bu durum da toplam biyoyararlılığının düşmesine neden olmaktadır.

Kaynakça: Anthocyanins from red wine – Their stability under simulated gastrointestinal digestion G.J. McDougall *, S. Fyffe 1, P. Dobson, D. Stewart thesciencedirect.com

Devamını oku...

Eviniz mi Daha Temiz, Dışarısı mı?

Başlığı okuduğunuzda epey garip görünen bu habere okudukça şaşkınlığınız artacak.

Evlerdeki zehirli gazlar, kısa dönemde göz, burun ve boğazda yanma, baş ağrısı, yorgunluk ve halsizlik gibi belirtilere uzun dönemde ise alerji, astım, kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi hastalıklara sebep olabilir.

Evi kirleten kaynaklar nelerdir?

1. Duvarlardaki boyalar ve duvar kağıtları Duvarlardaki boyalar VOC diye tabir edilen, uçucu organic bileşenler içerir ve evin havasına zehirli bileşenler bırakır. Boya satın alırken üzerinde düşük VOC seviyesi yazan su bazlı boyalar tercih edilmelidir. Duvar kağıtları yapıştırıldığı tutkal sebebi ile ve odaya hava aldırmadığı için sağlıksızdır. Renklerine ve cicili bicili olmalarına aldanıp çocuk odalarını duvar kağıdı ile kaplamamak gerekir.

2. Ocaklardan çıkan tam yanmamış gazlar Yemek pişirirken tam yanma sağlanmayan doğal gaz ve karbonmonoksit havaya karışır. Bu yüzden yemek yaparken mutfak camını açmak gerekir.

3. Kimyasal ev ürünleri Kimyasal deterjanlar, oda kokuları, çamaşır suyu, böcek ilaçları, deodorantlar, ayakkabı cilaları, kuru temizlemeden gelen giysiler ve daha birçok ev eşyası evlere 55.000 adetten fazla çeşitte kimyasal bırakır ve bu kimyasallar ciğerler ve deri yolu ile vücuda geçerek kana karışır. Kimyasal ürünler doğal olanlar ile değiştirilmelidir.

4. Ayakkabılardaki kanserojenler Gün boyu dışarıda gezilen ayakkabılar, asfaltan ve araba egzoslarından bulaşan zehirleri evlere taşır. Ayakkabıları dışarıda çıkarıp hemen dolaba kaldırmak gerekir.

5. Mobilyalardan çıkan formaldehit Masif ve doğal olmayan mobilyalar birçok kimyasal ile üretilmekte ve bu maddeleri 5 yıl boyunca eve geri vermektedir. Çocuk ve bebek odaları, yatak odaları için mutlaka masif ve doğal cilalı ürünler tercih edilmelidir. Ya da alınabiliyorsa tanıdıklardan kullanılmış bebek yatağı ve odası alınmalıdır. İkinci bebek için abi ve ablanın eşyalarının kullanması en iyisidir.

6. Akar böcekler Klima, halı, yorgan, yastık, koltuk gibi ortamlarda bolca bulunan akar böcekler solunum sistemini rahatsız eder, alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Klima filtresi her yıl değiştirilmelidir. Halılar ve koltuklar su filtreli süpürgeler ile temizlenmeli ve yorganlar havalandırılmalıdır. Güneş en iyi akar böcek öldürücüdür.

7. Sigara dumanı Evde sigara içilmesine müsade edilmemelidir. Gelen misafirler için de bu kural geçerli olmalıdır. Sigara, fare zehirinden arseniğe kadar her türlü zehiri içerir ve en büyük kanserojendir. Evin havası nasıl temizlenir? Evdeki kirli hava; doğal ürünler kullanılarak, evi her gün 10 dakika havalandırarak ve yeşil bitkiler edinilerek temizlenebilir. Bitkiler sadece “havadaki karbondioksiti alıp dışarıya oksijen verirler” diye bilinir ancak yapılan bilimsel araştırmalar, bitkilerin sadece karbondioksit değil birçok zehirli maddeyi emerek ortam temizliği yaptığını ortaya koymaktadır. Amerikan Uzay Araştırmaları Kurumu’nun (NASA) bitkiler üzerinde yaptığı bir araştırma, havaya karışan zararlı kimyasallardan doğal yollarla kurtulabileceğimizi ortaya koymuştur. NASA, iki yıl boyunca doksan bitki üzerinde araştırma yaparak bunlardan 15′inin bu zararlı kimyasalları emdiğini bulmuştur. Bu bitkiler; aloe-vera, bambu, areka, kauçuk, benjamin, deve tabanı çeşitleri, dracaena çeşitleri, barış çiçeği, paşa kılıcı, İngiliz sarmaşığı, potos sarmaşığı, salon eğreltisi ve kurdele çiçeğidir.

Bitkiler, 24 saatte yüzde 87 oranında havadaki kiri yok edebilir. Etkin sonuç için bitkilerin boyunun en azından 15 cm. kadar olması gerekir. Siz de bu kış evinizde temiz bir nefes almak için evinizi kimyasallardan arındırın ve çiçeklerle donatın :) 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?