social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

İnternet Hafızaya Zararlı, Ancak....

Yıllar içinde dünya muazzam denilebilecek bir dijital dönüşüm geçirdi. Bu dönüşüm sürecinde yaşanan en büyük değişikliklerden birisi de, bir şeyleri hatırlamaya artık o kadar da ihtiyaç duymamamız. Hayatımızdaki bütün detayları bilgisayarımıza, laptopumuza, akıllı telefonumuza ya da tabletimize kaydederek kendimize bir hatırlatıcı sağlayabiliyorken, neden sevdiğimiz kişinin doğum gününü ya da yakın bir arkadaşla yenecek akşam yemeğini unutalım ki?

Paul McCartney yaz aylarında yapılan bir röportajında bu konuda faydalı bir bakış açısı sağladı. McCartney, 1960larda, The Beatles’ın asla duyulmayan onlarca şarkısının olduğunu çünkü John Lennon’ın ve kendisinin geceleri yaptıkları kimi şarkıları ertesi sabah unutabildiğini söyledi.

Elbette, o dönemde kayıt yapmakla günümüzde kayıt yapmak arasında oldukça fark var. Bir şarkıyı oluşturmak, onu biçiplendirip bitirmek, daha sonra hatırlamak ve hızlı bir şekilde kaydetmek oldukça farklı ve uzun süren bir deneyim. Konunun araştırılma boyutuna geldiğimizde ise; günümüzde teknolojinin gündelik hayatlarımızda kendini oldukça sevdirmesiyle birlikte, teknolojinin etkileri üzerine yapılan en yeni çalışmalar, insanların hatırlama ve öğrenmesiyle alakalı oldu.

Bu konuda yapılan bazı araştırmalar, teknolojiye olan güvenimizin ve internetin dijital bir unutkanlığa yol açtığı ve bunun birlikte insanların dijital ortamda tutabildikleri bilgileri artık hatırlamamaya başladıkları öne sürüldü. Yapılan bir çalışmada, 16 ve üzeri yaştaki 1000 tüketiciye teknoloji kullanımı hakkında bazı sorular soruldu. Sonuçlarda, katılımcıların %91’inin bir şeyleri hatırlayabilmek için internet ve dijital bazı aletlere bağımlı oldukları görüldü. 6000 kişi üzerinde yapılan benzer bir çalışmada ise katılımcıların %71’i teknolojik yardımlar olmadan çocukların telefon numaralarını hatırlayamazken, %57’sinin de kendi iş numaralarını bilmedikleri görüldü.

Çalışmalar bilgileri hatırlamak için dijital aletlere olan bağlılığın kendi hafıza sistemimize zarar verdiği sonucunu ortaya koydu. Hafızayı Yükseltme Ancak bu hafıza kaybının yasını tutmadan önce, yeni bir çalışmanın bu hafıza zayıflığından oluşan adaptasyonla ilgili heyecan verici bulgularından bahsetmeliyiz.

2011 yılında yapılan bir çalışmada, belirli deneyler dizisi bilgisayarların hafızamız üzerindeki etkisini inceliyordu. Bu çalışmanın katılımcılarından “bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür” gibi bir takım cümleler yazmaları isteniyordu. Çalışmada, katılımcıların yarısına yazdıklarını kaydedebilecekleri söylenirken, diğer yarısına ise kaydedemeyecekleri söylendi. Çalışmanın sonunda, herkes yazdıklarını hatırlayıp hatırlayamadığı konusunda test edildi. Yazılarını kaydedebilen grubun, testin sonunda yazdıklarını hatırlama konusunda oldukça başarısız olduğu gözlendi. Başka bir deneyde ise, katılımcılardan belirli klasörlere kaydedilecek bazı ifadeler yazmaları istendi. Daha sonra ifadeleri ve bulunduğu klasörleri hatırlamaları istendi. Katılımcıların, genel olarak, klasör konumlarını hatırlama konusunda daha iyi olduğu çalışmanın sonunda ortaya çıktı. Peki, bu iki deneyden ortaya çıkan sonucun ne olduğu söylenebilir? Öncelikle, teknoloji bilgiyi düzenleme yöntemimizi değiştirmiştir, bu sayede artık sadece kaydedilmeyen detayları hatırlayabiliyor ve önceliğimizi içerikten ziyade bilginin konumlandığı yere kaydırıyoruz.

Grup Hafızası İnsanların bilginin bulunduğu konumu öncelendirdiği fikrinin araştırmacıları zamanla başka argümanlar sunmaya teşvik ettiği bir gerçek. Günümüzde, internet ve dijital araçların bir tür dönüşebilen hafıza olduğu düşünülüyor. Temelleri 1980lere uzanan bu iddia, grup hafızasının herhangi bir bireyin hafızasından daha iyi olduğunu öne sürmekte. Bütün bu hesaplamalar, bireylerin ortak bir bilgi deposunu kullanarak bilgileri kolektif olarak depoladıklarını ve yaydıklarını gösteriyor. Bu bilgi deposu, insanların kendileri bilmese de başka kimseler tarafından hatırlanan detaylara erişebilmelerini sağlıyor. Aynı şekilde, bireyler internet kullanımı ile bir tür dönüşebilen hafıza geliştirerek ve bilgileri ona naklederek, detayların kendisinden ziyade onları nereye olduklarına odaklanıyorlar.

Daha yakın tarihli bir araştırma bu çalışmayı genişletti ve bilgisayarda kayıtlı olan bilgilerin sadece beynimizin işleyişini değiştirmediği ayrıca yeni bilgileri öğrenmeyi kolaylaştırdığını da ortaya çıkardı. Geçen sene yayımlanan bu çalışmada, katılımcılar sözcük listesinin bulunduğu iki ayrı dosyayla test edildi. Her iki listenin de ezberlenmesi gereken bu çalışmada, katılımcıların yarısından ikinci dosyaya ilerlemeden önce ilk dosyayı kaydetmeleri istendi. Diğer gruptan ise ilk dosyayı kaydetmeden kapatmaları istendi. Bu deney katılımcıların, eğer ilk dosyayı kaydettilerse ikinci dosyadan daha fazla bilgi hatırlayabildiklerini ortaya koydu. Yani, kaydetme ya da beyinden bilgisayara bilgi aktarımı sayesinde, bilişsel kaynaklarımızı daha fazla bilgi ezberlemeye ve yeni bilgileri daha fazla hatırlamaya yöneliyoruz. Özetle, teknoloji konusunda endişelenenlerin içine su serpilebilir. Ancak bu demek değildir ki teknoloji sayesinde her şey daha iyi.

McCartney röportajında, 1960’lı yıllarda sadece en hatırlanabilir şarkıları kaydedebildiklerini söylemişti. Bu yüzden, belki de The Beatles’ı iyi şarkı yazarı yapan şey, o dönemde teknolojinin bu denli iyi olmamasıydı. Çünkü hatırlanması zor şarkılar ister istemez eleniyordu. Sonuç olarak, teknoloji ve internet sayesinde artık her şeyi hatırlamak zorunda değiliz. Ve eğer teknolojik yardımları doğru şekilde kullanabilirsek hayatta gerçekten büyük ilerle kaydedebiliriz. Bu yüzden de teknoloji yüzünden ne kaybettiğimiz hakkında endişelenmekten ziyade ne kazandığımıza odaklanmak daha doğru olacaktır.

Kaynak: “The Internet Is Eating Your Memory, But Something Better Is Taking Its Place,” http://www.iflscience.com/brain/internet-eating-your-memory-something-better-taking-its-place 

Devamını oku...

Başkalarından İlaç Almayın! Çünkü..

Ne kadar basit değil mi? Hastasınız ve arkadaşınızın kullanmadığı, artmış ilaçları var… neden kullanmayasınız ki? Bizden size tavsiye: Sakın başkasının ilaçlarını kullanmayın. İşte nedenleri:

1. Stevens-Johnson Sendromu :19 yaşındaki Yaasmeen Castanada kendisini biraz hasta hissediyordu ve arkadaşının antibiyotiklerinden içti. Kızın vücudu ilaca karşı ciddi bir reaksiyon gösterdiği için yanık yoğun bakım ünitesine alındı. Bu reaksiyon Stevens-Johnson sendromu olarak da bilinir. Cilt ve mukozada yanıklar oluşur, bu yanıklar su toplar ve patlar.

2. O ilaca gerçekten ihtiyacınız olmayabilir. Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonlara karşı etki gösterir, virüslere karşı bir etkileri yoktur. Bu nedenle, soğuk algınlığınız için arkadaşınızın artan antibiyotiklerini kullanmayın. Çünkü işinize yaramayacak. Bu ilaçlar az önce de belirttiğimiz gibi Stevens-Johnson sendromuna yol açabilir. İshal ve deri döküntüsü gibi diğer yan etkilere maruz kalma ihtimaliniz de yüksektir. Dahası, antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı bakterilere karşı olan direncinizi arttırır, bakterileri güçlendirir ve ihtiyacınız olduğunda antibiyotikler bakterilerle savaşamaz hale gelir.

3. Hastalığınız daha da ilerleyebilir: Piyasada çok sayıda antibiyotik bulunmaktadır. Sizin için en iyi antibiyotik hastalığınız için üretilmiş olanıdır. Burada arkadaşınızın değil doktorunuzun kararı önemlidir. Başkası için reçete edilmiş bir antibiyotik sizin hastalığınıza iyi gelmeyebilir. Ayrıca, sizin için gerekli olan tedaviyi geciktirerek ve bakterilerin çoğalmasına neden olarak durumu daha da kötüleştirebilir.

4.Herkes kendi ilacını sonuna kadar kullanmalıdır : Eğer antibiyotik alıyorsanız, reçete edilen dozun tamamını içmeniz çok önemlidir. Hastalığınız geçmiş olsa bile. İlacı yarıda bırakmak, azalmış olan enfeksiyonun vücudunuzda kalmasına neden olur. Bu da hastalığın tekrar etmesi ile sonuçlanır. İşte bu yüzden arkadaşınızın ilaçlarını değil kendi ilaçlarınızı bitirmelisiniz.

5. Reçeteler kişiye özel hazırlanır: İlaçlar hastalığınıza göre reçete edilir. Aynı zamanda, dozlar kilonuza ve sahip olduğunuz şartlara göre ayarlanır. Başkası için reçete edilmiş ilaç sizin için tamamen yanlış olabilir. Ayrıca, bazı ağır ilaçlar küçük dozlar halinde verilebilir ve doz yavaş yavaş arttırılabilir—eğer arkadaşınız yüksek dozda ilaç kullanıyorsa, onun ilacını kullanmak kötü bir sonuç doğurabilir.

6. Olumsuz ilaç etkileşimi ihtimali yüksektir: Reçete edilen ilaçlar kuvvetlidir ve vücudunuza aldığınız diğer maddelerle her zaman uyum göstermeyebilirler. Bazı ilaçları, bazı besinlerle, içeceklerle ve diğer ilaçlarla birlikte kullanmak tahrip edici sonuçlar doğurabilir. Nadiren de olsa başkalarının ilaçlarını kullandığınızda bu riski de göze almış olursunuz.

7. Önemsiz saydığınız bu dikkatsizlik sizi ölüme götürebilir!: Her ilaç potansiyel yan etkilere sahiptir. Ancak reçete edilen ilaçların yan etkileri doktorlar tarafından öngörülür. Eğer doktorunuz tarafından reçete edilmeyen bir ilacı içerseniz, yaratacağı yan etkileri kontrol edemezsiniz.

Uzmanlar opioid gibi ağrı kesicilerin aşırı ya da yanlış kullanımından kaynaklanan solunum depresyonunun öldürücü olabildiğini, benzodiazepin gibi sakinleştiricilerin yoksunluk sendromuna neden olabildiğini, hiperaktivite bozukluğunda kullanılan stimulan ilaçların ise kan basıncında tehlikeli artışlara yol açabildiğini belirtmişlerdir.  

Devamını oku...

Sebzelerdeki Kimyasalların Hamilelere Zararı

ABD’de yapılan bir araştırmada, hamile kadınların vücudunda bulunan organofosfatlı böcek öldürücü seviyesinin doğacak bebeğin doğum haftasını ve doğum ağırlığını etkilediği bulunmuş.

Araştırmayı yürüten Dr. Bruce Lanphear ve meslektaşları, Cincinnati bölgesinden, farklı etnik ve ekonomik gruplara mensup 300’den fazla gebe kadını takip etmiş. İdrarında en fazla organofosfat bulunan kadınların yenidoğan bebeklerinin, diğer bebeklerden ortalama yarım hafta erken doğduğu ve doğum ağırlıklarının diğer bebeklere kıyasla yaklaşık 150 gr. daha düşük olduğu tespit edilmiş. Anne karnında maruz kalınan organofosfatların, bebeklerin zekâ seviyesini olumsuz yönde etkilediğini ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi bozuklukları artırdığını kanıtlayan araştırmalar da mevcut.

Dönüp ülkemize bakacak olursak, geçtiğimiz haftalarda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca “iftira” ifadesiyle reddedilen Greenpeace pestisit raporunun doğruluğu, bağımsız bir laboratuvarda bir kez daha kanıtlandı. Tahlil sonuçlarına göre, incelenen 10 farklı sebze ve meyveden 7 tanesinde yasak veya yasal sınırların üzerinde kimyasal kalıntısına rastlandı. Pazardan alınan armut, portakal, greyfurt, kırmızı biber, domates, patlıcan ve salatalık örneklerinde, insanların kullanımına uygunsuz düzeyde kimyasal bulunuyor; ayrıca, patlıcan ve armutlarda yasaklı pestisitler kullanılıyor.

Radikal’deki habere göre, konuyla ilgili açıklama yapan Greenpeace Akdeniz Tarım Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç şöyle demiş: “Türkiye’de sebze meyveleri denetlemek, diğer gıdaları, işlenmiş ürünleri denetlemekten çok daha kolay. Ancak yayınlanan tahliller bu konuda bile ne yazık ki bakanlığın ciddi eksiklikler içinde olduğunu gösterdi.

Şu anda doğrudan gıdamıza girmek üzere değerlendirilmekte olan 29 tane GDO başvurusu var. Sebze meyvelerin denetimini yeterince gerçekleştiremeyen bir bakanlığın, GDO’lu gıdaları etkin şekilde denetleyebileceğine ikna olmak ne yazık ki imkansız.

Devamını oku...

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteye Bitkisel Çözüm !

Çağımızın sorunlarından biri olan bu hastalık ne yazık ki, çok hafife alınacak bir sorun değil.

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe ve dikkat sorunları ile kendini gösteren psikiyatrik bir bozukluktur. Bir kişide bu durumdan söz edebilmek için hastalık belirtilerinin 7 yaşından önce başlaması, birden fazla ortamda görülmesi,sürekli olmasıve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutlarda olması gerekmektedir.

Tedavide kullanılan ilaçların bir çok yan etkileri göz önune alınırsa doktora danışarak burada yazacağım bitkileride tedavide kullanmayı deneyebilisiniz.

Eschscholtzia californica (Acem Lalesi): Çocuklar da psikolojik ve duygusal rahatsızlıkları giderir,yatıştırır.Aşırı aktif sinir sistemini dengeler.Dikkat eksikliği bozukluğunda etkilidir diğer yararlarının yanında uyku sorunlarında da etkilidir. Nepeta cataria (Kedinanesi): dikkat eksikliği,huzursuzluk.gerginlik,stres ve hiperaktivite belirtilerini hafifletir.Dinlendirici bir uykuyu teşvik eder.

Melissa officinalis (oğulotu): Çocuklar için güvenlidir,dikkat eksikliği,depresyon vb durumlarda güvenle kullanılabilir.

Valeriana officinalis (kediotu):Rahatlatıcı ve sakinleştiricidir,ruh hali ve uykuyu geliştirmek için 2,4 hafta kullanılabilir.Kullanım sonucu, kullanıcılarda daha az agresif davranış ve öğrenme becerilerinde artış görülmüştür.

Hypericum perferatum(sarı kantoron): Dikkat eksikliği ve hiperaktivitede çocuklar için tercih edilen bir bitkidir. Ruh halini ve dikkati düzenler rahatlatır.Apati düşük benlik saygısı,tecrit,öfke,suçluluk,utanç gibi durumlarda ve sinirselyorgunluklar için iyidir.

Avena sativa (yulaf):sinir sistemini besler tonik etkisi vardır.Zihinsel stres,sinirlilik,aşırı iş yükü,yorgunluk gibi durumlarda kullanılır.Zihinsel konsantrasyonu arttırır. Bu bitkilerden başka, ginko biloba,Kava kava,vitis vinifera(üzüm çekirdeği) gibi bitkilerde kullanılabilir. Lütfen bu bitkileri dozunda kullanalım ve ilaç tedavisi görenler doktorlarına danışmadan kullanmasınlar. 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?