social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Yaşlılıkla Genetik Arasındaki, İlginç Yeni Keşif

41 University of Georgia’dan bilim insanları, yaşlanma sürecinin enstrümanlarından olan bir hormonun genetik olarak kontrol edildiğini ve yaşlanma ile yaşlanmaya bağlı hastalıkların genetik olarak kontrolünü sağlayan yeni bir mekanizmayı ortaya çıkardı.

Daha önceki çalışmalar bu hormonun kandaki seviyelerinin, zamanla düştüğünü gösteriyordu. GDF11 (growth differentiation factor 11) olarak bilinen hormonun yeniden artırılması ise kardiyovasküler yaşlanmayı tersine çevirebiliyor ve de kasla beyinde yeniden gençleşmeyi uyarabiliyor. Bu hormonun seviyesindeki düşüşün yaşlanma ve hastalıklarla ilişkisi 2014 yılının en önemli gelişmeleri arasında gösteriliyordu.

Aynı üniversitenin bilimcileri şimdi bu hormonun seviyesinin genetik olduğunu böylelikle yaşlanma süreçlerine dair genomda kodlu yeni bir potansiyel mekanizmayı keşfetmiş oldular. Devam araştırmalarının, GDF seviyelerinin hangi sebep veya sebeplerle düştüğünü, hastalıklardan da korunmayı sağlamak amacıyla neden seviyelerinin sabit tutulamadığını anlamaya odaklanacağı düşünülüyor.

Araştırmanın baş yazarı yardımcı doçent Rob Pazdro’ya göre; GDF11 seviyelerinin genetik kontrol altında olduğunu keşfetmek ciddi bir önem taşıyor çünkü buradan yola çıkılarak GDF11 seviyelerinden sorumlu genleri tespit edebilir hatta yaşla geçirdiği değişimleri inceleyebileceğiz.

Araştırma ile, GDF11 seviyesinin zamanla azaldığını gösteren daha önceki çalışmalar doğrulanmış ve bu düşüşün orta yaşlardan başlayarak devam ettiği gösterilmiş oldu. Buna ek olarak araştırmada farklı genetiğe sahip 22 ayrı fare soyunun yaşam sürelerine bakarak, GDF11 ile yaşlanma belirteçleri (biyoişaretleri) arasındaki ilişki incelendi. Sonuçlar, en yüksek GDF11 seviyesine sahip olan farelerin daha uzun yaşama eğiliminde olduklarını gösteriyor. Gen haritası çıkarılan hayvanlardan elde edilen bilgilere göre, Pazdro’nun ekibi; orta yaşlarda kandaki GDF11 seviyelerine etki eden (dolaylı veya direkt) yedi ayrı gen olduğunu öne sürüyor. Bu verilere dayanarak, kandaki GDF11 seviyesinin bir bakıma genetik olduğu ilk kez bir araştırmayla gösterilmiş oldu.

Pazdro, konu ile ilgili yaptığı açıklamada; yaşlanma/genetik bulmacasının kayıp parçalarından birisini bulduklarını öne sürdü. Daha genel olarak da, yaşlanmayı , neden yaşlandığımızı ve hangi yollarla bunun gerçekleştiğini öğrenmeye dair önemli bir adım atmış olduklarını vurguladı. Araştırma tüm detayları ile “Circulating Concentrations of Growth Differentiation Factor 11 are heritable and correlate with life span,” orijinal başlığı ile geçtiğimiz aylarda Journals of Gerontology Series A Biological Sciences and Medical Sciences dergisinde yayımlandı.

Kaynak : Yang Zhou, Zixuan Jiang, Elizabeth C. Harris, Jaxk Reeves, Xianyan Chen, Robert Pazdro. Circulating Concentrations of Growth Differentiation Factor 11 Are Heritable and Correlate With Life Span.The Journals of Gerontology Series A: Biological Sciences and Medical Sciences, 2016; glv308 DOI: 10.1093/gerona/glv308  

Devamını oku...

5 Adımda Genç Kalmak !

Her zaman genç kalabilmek ve sağlıklı görünmek için, çok masraf etmeniz ya da uzun uğraşlar vermeniz gerekmediğini biliyor musunuz? Hayatınıza dahil edeceğiniz birkaç alışkanlıkla, Hollywood yıldızları gibi yıllara meydan okuyabilirsiniz. Biz de sizin için araştırdık.

İşin sırrı olan birkaç püf noktasını derledik. Bu alışkanlıkları hayatınıza entegre ederek, aynalarla bir ömür boyu süren dostluk yaşayabilirsiniz.

1. H2O’nun gücünü hafife almayın, bol su için!

Artık bunu duymaktan sıkıldığınızı biliyoruz ama biz ısrarla size söylemeye devam edeceğiz. Vücudumuzun yüzde 75′i su ve kaybettiğimiz suyu yerine koymamak önce cildimizi sonra ise tüm bedenimizi etkiliyor. Bu nedenle mutlaka ama mutlaka su içme alışkanlığı kazanın. Güne limonlu su içerek başlamanın hayatınıza katacağı muhteşem faydalara inanamayacaksınız?

2. Sebze ve meyveden vazgeçmeyin!

Beslenme piramidinizi sebze ve meyveden mahrum bırakmayın. Vitamin, mineral ve antioksidan deposu bu besin grubunu ne kadar çok tüketirseniz, o kadar canlı ve parlak cilde sahip olabilirsiniz. Ayrıca sebze ve meyveler sıfıra yakın kalori miktarı ile formda kalmanıza da yardımcı olacaktır. Mevsimin sebze ve meyveleri ile tazelendiğinizi göreceksiniz.

3. Pişirme alışkanlıklarınızı gözden geçirin!

Sebzeleri pişirmeden, çiğ olarak tüketin. Böylelikle içerdikleri tüm besin ögelerini, herhangi bir kayba uğramadan tüketmiş olacaksınız. Çiğ olarak yemek damak tadınıza uygun değilse buharda pişirme yöntemini deneyebilirsiniz.

4. Üzüm çekirdeği yağı içeren ürünler tercih edin!

Üzüm çekirdeği yağı çok güçlü bir antioksidan olarak, yaşlanmayı durdurma özelliğine sahiptir. Bu yağı direkt olarak aktardan satın alarak cildinize ve saçlarınıza uygulayabilirsiniz.

5. Uygun protein içeceklerinden birini hayatınıza dahil edin!

Protein içeceklerinin hücrelerin yaşlanma hızını yavaşlattığını biliyor muydunuz? Siz de yıllara meydan okuyan bir cilde sahip olmak ve daha uzun ve sağlıklı yaşamak istiyorsanız bu içeceklerden faydalanabilirsiniz.  

Devamını oku...

Her Derde Deva Beslenme Sistemiyle Tanışın!

Maksimum düzeyde sağlık, gençlik ve güzellik için; mümkün olduğunca organik bitkisel ürünün, gıdaların besin değerlerini neredeyse tamamen yok edici herhangi bir işleme maruz kalmadan, en besleyici haliyle yani canlı -pişirmeden pişirilmiş, başka bir deyişle geleneksel tarzda pişirilmemiş- olarak tüketimini öneren bir yaşam biçimidir.

İşte RALF'i seçmek için Tam 40 Neden:

1. Yataktan tamamen uyanık, daha önce hiç olmadığınız kadar göz alıcı derecede canlı ve sağlıklı kalktığınızı hayal edin!

2. RALF birçok hastalığın kolaylıkla iyileştirilmesinde etkili olup, çok ciddi hastalıklarda bile tedavi sürecine önemli derecede olumlu destek olur.

3. RALF ile fazla kilolar kendiliğinden eriyip kaybolur!

4. RALF ile zamanı geri döndürerek gençleşmek bile mümkün!

5. RALF ile hücrelerinizi ve vücudunuzu sadece canlı gıdaların içerdiği canlı vitamin, mineral, enzim ve diğer hayat veren maddeler ile besliyorsunuz. Hayatınıza hayat katan bu değerli besin maddeleri pişirilmiş gıdalarda maalesef büyük ölçüde hasar görmüş ya da tamamen yok olmuştur.

6. Gıdalar 46 derecenin üzerinde pişirildiğinde, yediğiniz yemekte artık CANLI ENZİMLER YOKTUR!

7. Vücudun her işlevi için enzimlere ihtiyacı var. Nefes almak, hareket etmek, konuşmak ve benzeri herşey için CANLI ENZİMLERE ihtiyacımız var, HAYAT için CANLI ENZİM GEREKLİ! Bu bilgiden sonra gıdaları pişirerek, enzimlerini yok ederek, yer miydiniz? Düşünün bir kez enzimleri mi yok ediyoruz, yoksa kendimizi mi?

8. Üstelik RALF sağlıklı, güzel bir hayat için canlı gıdaları önerirken muzlu kremalı tarttan vazgeçin yerine canlı gıdalarla hazırlanan her şeyi tadını çıkararak doya doya yiyin diyor...

9. RALF tatlıları o kadar zengin çeşitli ve yararlı ki dilediğiniz kadar yiyebilirsiniz  Hem de hiç suçluluk duymadan ve daha da önemlisi KİLO ALMADAN!

10. Gıdaları pişirdiğinizde ilk kaybedilen şey içerdikleri besin değeri yüksek ÖZSUlarıdır. Oysaki vücudumuzun %60-%75'lik bölümü sudan oluşmuştur ve canlıdır, yani CANLI besine ihtiyaç duyar. Üstelik sebze ve meyveler doğal hallerinde bu CANLI özsular ile doludur.

11. Geleneksel yöntemlerle pişirdiğimiz gıdalardaki proteinin yaklaşık %50'si pişirme sırasında yok olmaktadır. Pişirmenin gıdaya verdiği zarar bununla da kalmaz. Proteinin yanı sıra vitamin ve minerallerin de yaklaşık %50-%80'i de yok olur. Bu durumda ne yiyoruz, pişmiş boş bir balon mu?

12. Gıdalar pişirilirken oksijenlerini kaybederler ve serbest radikaller oluşur, ki vücudumuzun sağlığını korumak için hücrelerimizi tehdit eden bu zararlılara da ihtiyacı olmadığını gayet iyi biliyoruz!

13. Pişmiş yağlar ile canlı yağlar arasında çok büyük bir fark vardır! Pişmiş yağlar vücutta depolanabilirken, canlı yağlar normal şartlar altında kolaylıkla vücuttan atılabilir.

14. Obezite, yüksek kanser oranları, kalp krizleri, böbrek yetmezliği, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, kalp hastalıkları, kan ve damar hastalıkları ve tüm diğer hastalıkların yağ ile ilişkisi üzerine yapılan araştırmalar bu hastalıkların görüldüğü hastaların ağırlıklı olarak pişmemiş değil, pişmiş yağ tükettiklerini göstermektedir.

15. Avokado, zeytin, hindistan cevizi, kalın kabuklu fındık, ceviz gibi yemişler ve çekirdeklerin içerdiği ham -pişmemiş yağlar- sağlıklı bir beslenmenin vazgeçilmez temel unsurlarındandır. Bu yağlar değişik antioksidanlar içerdikleri gibi, kemiklere, sinirlere ve eklemlere destek olan yağlar da içermektedir.

16. İşlenmemiş-pişmemiş- bitkisel yağlar vücudun kilo almasına sebep olmazlar; çünkü pişmemiş yağlardaki lipaz enzimi yağların sindiriminin sağlanması için gerekli olan enzimdir. Bu nedenle lipaz enziminin aktif olması için; fındık, fıstık gibi yemişlerin kavrulmamış, çiğ, olması, çiğ tüketilmesi çok önemlidir.

17. Yağları pişirmek içlerindeki lipaz enzimini yok ettiği için, vücudumuzda yeterli enzim rezervi ve/veya üretimi de yoksa KİLO almak KAÇINILMAZ olur. Çünkü lipaz enzimi olmadan vücudumuz yağları sindiremez. Üstelik pişirme sırasında yok olan sadece bu enzim değildir! Diğer çok önemli enzim, vitamin ve mineraller de pişirme sırasında yok olmaktadır.

18. Tüm canlı gıdalar filizlendirilerek yetiştirilebilir, yani hepsi HAYAT DOLUdur!

19. RALF ile beslenen insanlar arasında en sık görülen his "hafiflik, sürekli ve doğal bir biçimde hayatından memnun olma halidir!"

20. RALF Beslenme Sistemi’nde gıdalar işlem görmemiş, ısıtılmamış, pişirilmemiş veya gıdaya zarar verebilecek türde herhangi bir işleme tabi tutulmamıştır. Özetle RAFL gıdaları tam anlamıyla hiçbir besin değerini kaybetmemiş "DOĞAL halinde olduğu gibi TAM GIDA"lardır.

21. Vejeteryan ve vegan da dahil olmak üzere hiçbir beslenme sistemi sağladığı SAĞLIKLI GÜZELLİK ve CANLILIK açısından RALF Beslenme Sistemi uygulama sonuçlarının yanına bile yaklaşamaz, çünkü sistem olarak tamamı CANLI olmak için CANLI, TAM BESİN üzerine odaklanmış başka bir beslenme sistemi yoktur.

22. Canlı gıdalar CANLI, HAYAT DOLU insanlar, ölü gıdalar ise cansız, kolay hastalanan ve kolay yaşlanan insanlar demektir.

23. RALF Beslenme Sistemi insanı gençleştirebilir ya da en azından yaşlanmayı yavaşlatarak geciktirebilir. Bunun en önemli sebebi RALF ile önerilen gıdalarda yüksek miktarda bulunan belli vitamin, mineral ve antioksidanlardır.

24. RALF Beslenme Sistemi'ni seçen birçok insan hayatlarında ilk kez çok sağlıklı olmanın, çok iyi hissetmenin ne demek olduğunu anladıklarını söylemişlerdir.

25. RALF zihinsel performansı fark edilir derecede yükseltir. Konsantrasyon gücünü artırır, zihni açar, vücudunuzdaki yorgunluğu kovar!

26. RALF ile kişi sadece birkaç gün içinde bile daha iyi bir ruh haline kavuşur, daha iyi hissetmeye başlar, varsa zihin dağınıklığı/bulanıklığı hızla ortadan kalkmaya başlar.

27. RALF kişinin kısa sürede daha enerjik, daha kolay konsantre olabilen-odaklanabilen-, daha az yorulan ve aynı zamanda daha huzurlu biri olmasını sağlar.

28. RALF ile vücut kendi kendini bir yandan onarırken bir yandan da yeniden şekillendirir, ihtiyacı olmayan fazlalıkları atmaya başlar.

29. RALF kişiyi çok kısa sürede (15 gün-2 ay) fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal olarak her anlamda olumlu şekilde etkiler.

30. Yeterince iyi bakılmamış bir vücut RALF ile biraz ilgi gösterildiğinde bile kendini onarıp iyileştirerek tekrar tam ve sağlıklı olmak için deli gibi çalışır. 31. Yaşlandıkça vücudun doğal enzim kaynakları tükenmeye başladığı için vücut oluşan enzim ihtiyacını aldığı besinlerle takviye etmeye çalışır ki bu noktada RALF çok kısa sürede hızla sonuç alınması açısından oldukça etkilidir.

32. Gıdaları pişirerek tüketmek vücudun ihtiyacı olan besinleri alma prosesini -gıdaları parçalama, hazmetme ve emilim işlemini- zorlaştırır.

33. Pişmiş gıdalar sınırlı besin sağlamanın yanı sıra vücudumuzda toksin olarak depolanarak birçok rahatsızlık ve hastalığa yol açabilirler.

34. Pişmiş gıdalardaki hasar görmüş enzimler sağlık için birçok yönden zararlıdırlar. Vücudun sadece bağışıklık sistemini olumsuz etkilemekle kalmaz, aynı zamanda beyin fonksiyonlarını ve enerji seviyesini de olumsuz yönde etkilerler.

35. Yaşlanmanın en önemli göstergelerinden biri de vücutta azalan enzim miktarlarıdır. Hücreler bölünmeyi yavaşlattığı ve hatta durdurduğu için bağışıklık sistemimiz görevini yapamaz hale gelir. Geeneksel beslenme sistemlerinde çoğunlukla pişmiş gıdalarla beslenildiği için vücuttaki enzim rezervleri belli bir süre sonunda tükenme noktasına gelir ve bu aşamada sağlıklı bir vücut için mutlaka enzim takviyesi yapılıyor olmalıdır.

36. Vücudu canlı, sağlıklı, genç ve güzel tutan enzimlerdir ve canlı gıdalar içerdikleri canlı enzimler açısından hiçbir gıdanın olmadığı kadar zengindirler.

37. Vücudun sağlıklı, parlayan bir cilde, gözlere, saç ve tırnaklara sahip olabilmesi için mutlaka antioksidan alıyor olması gerekir ki yine canlı gıdalar antioksidan deposu olarak diğer pişmiş gıdalara göre çok zengindir.

38. RALF, vücudun uygun asit/baz dengesinde, ideal pH ortamında, tutulmasını sağlayan en etkili beslenme biçimidir. Bu nokta çok önemlidir, çünkü asidik bir vücut ciddi akut veya kronik hastalıkların ortaya çıkması açısından çok uygun bir zemine sahiptir. Gıdaları pişirme sırasındaki ısıl işlem kullanılan tüm canlı gıdaları asidik bir yapıya dönüştürür ki bu sağıklı bir vücut için istenmeyen bir durumdur. Halbuki canlı gıdalar orijinal hallerinde bazik yapılıdırlar ve vücudun asiditesini düşürmeye yardımcı olarak rahatsızlık ve/veya hastalıkların gelişebileceği ortamların oluşmasını engellerler.

39. RALF çok yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşıma sahip! Hayata, sağlığa ve güzelliğe engel olan “her şeye” hayır diyor... Bu da yemek pişirme, işlem görmüş gıdalar, yapay tatlandırıcılar, konserveler, hayvan ürünleri, katkı maddeleri gibi tadı güzel ama “can”a kast eden vb birçok şeyin sonu demek... Bu nedenle RALF’i öldürmeye çalışanlardan neler duyacaksınız neler... Karar sizin RALF HAYAT demek, CAN demek... Diğerlerinin ne önerdiğini ise zaten biliyorsunuz....

40. Şunu hep hatırlayın yeter “Geleneksel beslenme yöntemlerinin dışında besleniyor olmak yanlış beslenmek anlamına gelmez, üstelik sonuçları yaklaşık yüz yıldır mucizeler yaratıyor ve bunu harika lezzetlerle yapıyorsa!..” Evet, "Hayat dolu bir yaşam" sizi bekliyor, peki siz ne bekliyorsunuz? 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?