social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Kanımızda Ne Kadar Kimyasal Var, Biliyor muyuz?

Kanınızda ne kadar kimyasal bulunuyor biliyor musunuz?

Emin olun ki tahmin ettiğinizden çok çok daha fazla .

Cildinize değen tüm kozmetik ürünlerde ,giysilerinizde, ev eşyalarınızda, kimyasal deterjanlarda , mutfak malzemelerinizde ve soluduğunuz havada ki kimyasallar sadece 26 saniye içinde kanınıza karışıyor !

Amerikan Çevre Örgütü EWG'nin yaptığı bir araştırmaya göre yeni doğan bebeklerin kanında dahi 200'den fazla sentetik kimyasal bulundu. Bu ortalama bir insan da günde 515 farklı kimyasala çıkıyor.

Özellikle çocuklarda , gelişme çağında maruz kalınan kimyasalların, otizm, astım, alerji, alzheimer ve kanser gibi hastalıklara sebep olduğu kanıtlanmıştır.

Resmi rakamlara göre modern insanın kullandığı kimyasal sayısı 80.000’in üzerinde. Bunların çoğunun insan sağlığı üzerindeki etkileri ise araştırılmamış. Bir çoğu da henüz yeni olduğundan, uzun vadede sağlık üzerindeki etkilerinin bilinmesi zaten mümkün değil. Bu tehlikelerin bir çoğuna da evimizde maruz kalıyoruz.

Nasıl Korunacağız?

Kimyasalların çok hızlı bir artış göstermesi 2.Dünya Savaşı sonrasındaki endüstri devrimine dayanıyor. Bunu 1940- 1950'li yıllar kabul edersek , evimizde kullandığımız tüm malzemeler takribi 75 yıl öncede var mıydı ve bugün üretildiği gibi mi üretiliyordu diye bakmamız gerekiyor.

Yani mesela çorba içeceksiniz, paketli bir mantar çorbasımı içmeli yoksa ev yapımı bir tarhana mı? Tarhana yüzyıllardır var olduğuna göre, cevap tarhana olmalı? Yiyeceklerde ilaçlanmamış, gdo içermeyen yemlerle beslenmiş hayvan ürünleri kullanın.

Ev eşyalarınızda teflon, plastik gibi yeni malzemelere yer vermeyin. Bunun yerine demir,çelik , cam ve seramik malzemeler kullanın.

Kimyasal olan deterjanlar, kremler, kullanmayın. Doğal , bitkisel alternatifleri tercih edin, kendiniz evde yapın. Olabildiğince az ürün kullanın. Doğal yağların etkisinden faydalanın.

Kapalı ortamlara girmeyin. AVM tuzaklarına düşmeyin. Otoparkında dahi yürürken birikmiş egzos gazlarından onlarca kimyasal soluyorsunuz.

Ev eşyalarınızda doğal kumaşlar, halılar kullanın. El dokuması ürünler almaya çalışın.

Mayalı, prebiyotikli ev yapımı gıdalar tüketin. Boza , turşu, kefir, yoğurt ve sirkenizi evde yapın. Bağırsak floranızı canlı tutarsanız , hem bağışıklık sisteminizi güçlendirirsiniz hem de toksinleri vucudunuzdan atabilirsiniz.

Evet bu şekilde yaşamak günümüz çağında çok zor, ama amansız bir hastalıkla boğuşmak bununla kıyaslanamaz.

Ailemiz ve sevdiklerimizin sağlığı için, sonradan daha çok üzülmemek için çaba sarfetmeye değmez mi? 

Devamını oku...

Yemediğinizi Cildinize Sürmeyin!

Bu defa derimizin üzerine sürdüğümüz ve direk olarak vücudumuza aldığımız organik ‘kozmetik’ten bahsetmek istiyorum.

Saru Organik, adı altında dünyadan bir kaç çeşit markayı bünyesinde toplamış bir isim. Şu anda Caddebostan’da bir mağazaları var ve Profilo Organik Pazarı’nda her çarşamba ve pazar tezgah açıyorlar. 

Markanın sahibi Tayfun Otukfalay ile Caddebostan’daki mağazalarında görüştük. Tayfun Otukfalay endüstri mühendisliği okumus ancak o da asil meslegini icra etmeyenlerden.

2006 yılında Orhanlı’da organik tarıma elverişli bir arazi bulduklarında bu alanı kiralayıp organik lavanta ekmeye, organik bal üretmeye başlamışlar. Amaç, piyasada satılan ve lavanta özlü olduğu iddia edilen sabun, parfüm gibi kozmetik ürünlerine hammadde sağlamakmış ancak bu hayalleri çabuk yıkılmış. Lavanta özü olarak kullanılan sentetik alternatifinin ne kadar ucuza mal olduğunu ve kimsenin organik lavantayı tercih etmediğini farkedip kozmetik dünyanın gerçekleri ile yüzyüze gelmişler.

Bu yüzden olsa gerek Tayfun Otukfalay konuşmamız arasında “Yemediğin şeyi cildine sürme” diyor. (İşte o noktada en basitinden nemlensin diye çocuklarımızın ve kendi cildimize sürdüğümüz kremlerin kanımıza karışarak aslında ne kadar zararlı olabileceklerini anlıyorum.) Yaşadıkları bu hayal kırıklığının ardından organik balmumu ve propolis’ten ne yapabileceklerini düşünmüşler ve ilk olarak yine organik olan dudak kremi üretmeye başlamışlar. E vitamini eklediklerinde de raf ömrünü 18 aya kadar çıkarabilmişler.

 Tüketicinin özellikle dermokozmetik alanında sürekli kandırıldığı bir pazarın farkındalığı içinde tüketiciyi bilinçlendirme amaçlı bir yatırımda bulunan ve Saru markasını kuran Otukfalay, ödüllü markaları ithal etmiş. Şifalı kil ve aloe vera bazlı Ciel D’Azur, Erbaviva, zeytin ve yeşil çay bazlı La Clarée ve Amazon ormanı bitkilerinden hazırlanmış Surya. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki, Saru’nun şu anda Fransa ve İtalya’da eş zamanlı olarak yapılmış ve neticelendirilmek üzere olan bir de kendi marka çalışması var. Yani belki de kısa bir zamanda kendi üretimlerine de başlayacaklar. Bu arada benim de en beğendiğim anne-bebek ürünü olan Erbaviva’yı ünlüler arasında Catherine Zeta Jones, Nicole Kidman, Madonna, Gwen Stefani, Uma Thurman ve Charlize Theron da kullanıyormuş.

Tayfun Otukfalay’ın nihai hedefi ise aslında bir konsept çiftlik kurmak.

Peki organik kozmetik nedir?

Şu anda dünyada organik kozmetik dendiği anda sadece ‘sertifikalı organik’ kozmetik ürünleri akla gelmektedir. Sertifikasyon olmadan organik ibaresi biraz havada kalıyor ne yazık ki. Organik kozmetiği tanımlamadan önce organik tarımı iyi anlamak gerekiyor. Bundan 40-50 yıl geriye gidip, çiftçinin tarım ilaçlarıyla, genetiği ile oynanmış tohumlarla, suni gübrelerle tanışık olmadığı tarımı hayal edin. Birim alanda daha çok üretme isteği yokken, zararlılarla doğal mücadele metodlarını mecburen öğrenmiş çiftçilerimizi hayal edin. Tarlanın mahsullerinden bazı böcekler de nasiplenirdi. Tamamen doğal yaradılışları gereği neyi yiyip neyi yemeyeceğine refleks olarak karar veren böcekler bizden daha mı akıllı?

Şimdi ise sorulması gereken asıl soru “böceklerin yemediği mahsulleri biz nasıl yiyebiliyoruz?” Çocuklarımıza bunu anlatmak ve gelecek kuşakların organik yaşamasını sağlamak elimizde. Organik kozmetik ürünleri sertifikalı organik ürünlerden elde edilen, insanın organik yapısıyla uyumlu kişisel bakım ürünleridir.

Organik tarım, çıktıları ile aktif içerik oluşturan üretim şeklidir. Sertifikalı organik kozmetik ürünü, kimyasal ve çevre kirliliği yaratan (tarım ilaçları, suni gübreler, genetiğiyle oynanmış organizmalar) maddeler barındırmayan, doğal özler sayesinde içinde büyük oranda aktif içerik bulunan sağlıklı ürünlerdir. Mineral kozmetik, iki şekilde anılıyor: Biri ‘boyalı kozmetik’ dediğimiz, renk oluşumu doğal minerallerin pigmentlerine dayalı kozmetik ürünleri; diğeri ise bazı faydalı olduğu tespit edilen mineral içerikli kişisel bakım ürünleri..

 Bir istatistik okumuştum; önümüzdeki 10 yıl içerisinde sadece Türkiye’de 15 milyon insanın kanserden öleceği gibi tüyler ürpertici bir analiz yapılmış.

Sebeplerine biraz daha akıllıca bakınca ticari kaygıların bazen toplum sağlığını görmezden gelebiliyor olması alışık olduğumuz bir durum oldu ne yazık ki. İnsan cildi tarafından emilen, yani bir şekilde vücudumuzun içerisine aldığımız herhangi bir ürünün yenemiyor olması zaten bir soru işaretidir. Her yıl bir kadın ortalama iki kilo kozmetik ürününü cildi vasıtasıyla bünyesine almaktadır.

Oysa sertifikalı organik ürünler, insanoğluna ve çevreye saygının garantisidir. İnsan tabiatına ve çevreye uyumlu üretim zinciri sonucunda elde edilen ürünlerdir.

Organik kullanım niye artmalı? Neden bu konuda bilinçlenmeliyiz?

Organik tarım biyolojik çeşitliliğe ve doğal dengelere saygı gösteren, en doğru ve olması gereken üretim türüdür. Organik sertifikalı ürünleri tüketerek, aktif olarak tarımsal uygulamaları; suyun, toprağın, havanın kalitesinin geri kazanılmasını ve petrokimyasal üretimin azaltılmasını desteklemiş olursunuz.

Organik kozmetik ürün kullanarak, organik tarımı desteklemiş olursunuz. Desteklenen organik tarımın diğer çıktıları ile organik gıda, organik tekstil gibi bir çok zinciri yeniden kurmuş olursunuz!

Global bir dönüşüm için, gelecek için, geleceğimiz olan çocuklarımız için organik bir yatırımdır organik ürün almak. Dünya nüfusu sürekli artmaktadır. Beslenme en önemli konudur. Birim alanda daha çok üretmek yanlış bir düşünce değildir. Ancak anlamamız gereken, tabiat ana ile uyumlu olmayan gelişimin bedellerini ağır ödeyeceğimiz gerçeğidir.

Gelişen bilim ve teknolojiyi ancak tabiat ana ile uyumlu ise kullanmamız gerektiğini anlamalıyız. Gelecek kuşaklara yanlışlarımızı değil, doğru için attığımız adımları hediye etmeliyiz.

Bizler organik varlıklarız! Neden sentetik yaşayalım? Özellikle bilinen ve cilde zarar veren belli başlı maddeler Bugün genel olarak sertifikalı organik kozmetik ürünü eldesinde kullanımı yasaklanan hammaddeler şunlardır:

*Parabenler: (Metil) Methylparaben, (Propil) Propylparaben, (Butil) Butylparaben ve (Etil) Ethylparaben *Sodium Laurel Sulfate (SLS) ve Sodium Laureth Sulfate (SLES) *Sentetik/Suni renklendiriciler (Artificial Colorants) *Sentetik/Suni Kokular (Artificial Fragnance) *DEA (diethanolamine), MEA (Monoethanolamine) ve TEA (triethanolamine) *Phthalates (fitalatlar) *Paraffin oil (Parafin yağı) *Paraffin wax (parafin mumu) *Formaldehyde (Formaldehitler) *GMO (Genetically Modified Organisms) Genetik kodu değiştirilmiş organizmalar

*Chlorine (Klor) Mağaza dekorasyonu da tamamen organik .Organik mağaza tasarımı için dünyayı dolaşmışlar ve farklı malzemeleri bir araya getirmişler.

Lombok adasından devrik ağaçları getirip, işleyip kolonları ve mesnetleri yapmışlar. Jawa adasından, beyaz taşları getirerek, usta sanatçılar tarafından işleterek havuzlarının kenarında kullanmışlar. Mağazaya girmeden önce dikkatinizi mutlaka çekecek bir tasarım olan tropik yağmur ormanlarında kabile şefinin kabile üyelerini bir araya toplamak amacı ile iletişim aracı olarak kullandığı Kulkul var. Orman içinde yoğun ağaç dokusuna rağmen sesi her yöne eşit dağıtabilen ağaçan yapılmış bir nevi çan bu.

Stand mobilyaları ise hindistan cevizi kabuklarının farklı ebatlarda kesilerek ve yine geri dönüşüm ile elde edilen kontraplaklarla kaplanması yöntemi ile hazırlanmış. Alışverişlerinizden sonra size hediye kazandıracak "Organik yaşam Pasaport"unuzu da istemeyi sakın unutmayın. 

Devamını oku...

7 Doğal Makyaj Temizleme Yöntemi

Makyaj yapanlar için 'temizleme' de oldukça önemli ve zaman da alan bir faaliyet. Her zaman satın alınan temizleyiciler en iyi çözüm önerisi olmayabiliyor. Eğer her gün makyaj yapıyorsanız şişe şişe temizleyici almak zorunda kalacaksınız ve bu oldukça pahalıya mal olacak, üstelik istediğiniz sonucu almama ihtimaliniz de cabası. Sadece temizlemekle kamlamyıp cildinize fayda da sağlayabilecek 7 doğal makyaj temizleme yöntemine mutlaka gözatın.

1. Vazelin: Vazelini yüzünüze hafifçe uygulayın. Ardından bir pamuk yardımıyla cildinizden temizlemeye kalktığınızda yüzünüzdeki tüm makyajı çıkaracak kadar etkili olduğunu göreceksiniz. Aynı zamanda oldukça ucuz ve uzun süre kullanabileceğiniz bir ürün. Vazelini günlük bakımının bir parçası olarak kullananlar, neden temizleyici olarak da kullanmayasınız ki! Ve elbette belirtelim, herhangi bir vazelini değil doğal olanı kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Ev yapımı doğal vazelin tarifimizi buradan okuyabilirsiniz.

2. Bebek yağı: En iyi kullanım şekli bir pamuğa döküp gözlerinizi kapatarak tüm cildinize uygulamanızdır. SAKIN gözünüzün içine sürmeyin ama göz çevrenize masaj yapmanız faydalı olacaktır. Yalnızca göz farınızı değil, eyeliner ve rimeli de rahatlıkla çıkarmanızı sağlayacaktır.

3. Zeytin yağı: Eğer temizleme konusunda oldukça zordaysanız, hemen mutfağa gidin. Saf zeytinyağı olmasına özen gösterin. Yemek yapmak için kullanılan bir ürünü temizleme ürünü olarak kullanmak garip gelebilir ama unutmayın zeytin yağı aynı zamanda sağlıklı bir maskedir.

4. Bal: Mutfak seçeneklerinden gidiyorken bala da değinmek gerek. Bal, muhtemelen en faydalı ve kullanışlı yiyecek. Düzinelerce güzellik ve bakım ürününde ondan faydalanılıyor. Ama balı kullandığınız orana dikkat etmeniz lazım, çok fazla kullanmanız yüzünüzde bir faciaya neden olabilir. En iyi yolu parmaklarınızda ince bir tabaka şeklinde yüzünüze uygulamanız ve ardından bir pamuk yardımıyla cildinizden temizlemenizdir. Bal, cildiniz için besleyici özelliğe de sahip olduğundan eğer hoşlanırsanız maske olarak da kullanabilirsiniz.

5. Yoğurt: Biraz tuhaf görünüyor, evet. Sade yoğurt (meyveli veya herhangi bir katkı maddesi içeren yapıda olmamalı) en az diğer alternatifler kadar iyi sonuç sağlayacaktır. Gözünüzü rahatsız edecek şekilde kullanmamaya özen gösterin ve yoğurdun içindeki bakterileri yüzünüzden iyice temizlediğinize emin olmadan yatağa gitmeyin.

6. Aloe Vera: Yalnızca yanıklar için değil (!) eğer yağlı bir cilde sahipseniz ve daha da kötüye gitmesini istemiyorsanız harika bir öneri. Genelde rimelleri çıkarmak için çok iyi bir çözüm önerisi iken sizin tüm yüz makyajınız için harika bir seçenek. Cildinizi yumuşatır, özellikle de göz çevrenizi gevşetir ve hiç de yapışkan olmayan bir maskedir. Ekstra bir özellik olarak eğer gözleriniz rahatsızsa, aloe iyi gelecek ve gözlerinizdeki kızarıklığı da azaltacaktır.

7. Hindistan cevizi yağı: Kadınların pek farkında olmadığı bir seçenektir. Kabın içindeyken yoğun bir kıvamı var gibi görünüyor ama sürmeye başladığınızda yağlandığını görüyorsunuz. Parmaklarınızla göz çevrenize nazikçe uygulayın. Diğer yağlar gibi yayarak kullanın, yapışkan bir etkisi yoktur. 

Devamını oku...

Mucize Sıvı Sirke!

Sirkenin faydalarını hepiniz çok duymuşsunuzdur . Sirkeyi hiç bilmediğiniz pekçok şeye fayda olarak görebiliriz.

İşte sirkenin mucizevi ve şaşırtıcı faydaları:

Koltuk altı için roll-on:Koltuk altında oluşan ter kokusuna birebir. Bazı insanların ter yapısı farklı olduğu için sirke yerine karbonat kullanmaları gerekebilir. Giyinmeden önce bir kez koltukaltıma spreyliyorum ve ter kokusu oluşmuyor. Malumunuz piyasadaki roll-onlar terlemeyi önlediği için (anti-perspirant) koltukaltında beze oluşumuna neden oluyor. Vücudumuzun terlemeye ihtiyacı var, bunu baskılamak sadece sağlık sorunu oluşturuyor. Halbuki sirke orda kötü kokuya neden olan bakterinin oluşmasını engelliyor.

Saç açıcı (saç kremi niyetine): Yıkandıktan sonra sirkeyi saçınıza spreyleyin ve tarayın. Saçınızın anında açıldığını ve yumuşadığını göreceksiniz. Herkes koku olmuyor mu diye soruyor, ilk sıkarken tabii ki sirkeyi kokluyorsunuz [ki ev yapımı sirke güzel bir esansa sahiptir.] ama 15 saniye sonra kayboluyor koku. No-poo diye bir teknik var saç yıkamada. Bu teknik şöyle: bol kimyasallı piyasa şampuanı kullanmıyorsunuz saç yıkarken, onun yerine 1 çorba kaşığı karbonatı bir bardak suyun içinde eritip, saçınızı karışımla yıkıyorsunuz. Ardından yine aynı şekilde 1 çorba kaşığı elma sirkesini bir bardak suyun içine karıştırıp saçınıza döküyorsunuz, böylece saçlarınız bir nevi kremlenmiş yani yumuşamış oluyor.

İdrar yolları enfeksiyonunda, daha doğrusu onunla birlikte gelen vajinal kaşıntıyı yokedici. Taharet esnasında vajinal bölgeye sirkeyi spreyleyin, sizi rahatsız eden kaşıntının hemen yokolduğunu göreceksiniz.Her üç kadının biri bu sorunla karşı karşıya ve çözümü bu kadar basit. Kıl kurduna karşı taharette kullanarak etkili bir ilaç.

Boğaz ağrısı olduğunda gargara olarak kullanılan bir ilaç: bunu mecburi kaldığımda kullanıyorum, çünkü sirke boğazı biraz tahsis de edebiliyor. Sirkeye başvurmadan önce karbonatlı ya da tuzlu su daha iyi bir alternatif. Sirkenin organik elma sirkesi olanı tavsiye ediliyor. Çünkü marketten alınanların asit oranı %20'yi geçenlerinde petrol türevinden yapılmış olma ihtimali yüksek ve de market sirkelerinin hepsinde potasyum bulunuyor. Yeri geldiğinde yüzlerce lirayı bir kozmetik ürününe verebiliyorken sirkenin kalitelisinden olanı gözardı edilmemeli diye düşünüyoruz.

Sirkeyi evde de yapabilirsiniz!

Eğer organik elmaların kabuklarını soyup atıyorsanız, ya da elmalar bozulmaya başladıysa [küf hariç, küf varsa sirke olmaz] başladıysa sakın atmayın: İster elmanın sadece soyulmuş kabuklarını, ister elmaları 6-7 parçaya bölüp su dolu bir cam şişenin içine doğrayıp koyun, İçine birkaç nohut atın, Arzuya göre bir silme çorba kaşığı şeker ya da bal, Bir çay kaşığı tuz Güneş alan (ama direkt güneş ışığı değil) bir yerde 6-8 hafta arası bekletin. Tadına bakarak sirkenin olup olmadığını anlayabilirsiniz. Sirkenin üstünde küf olursa, o sirke tutmamıştır. Eğer beyazımsı bir tabaka varsa, hiç sorun yok. Hatta o beyazlık sirke anasının oluştuğunu gösteriyor, bir sonraki sirke yapımında kullanabilirsiniz.. market elmalarının tercih edilmemesindeki sebep elmaların hemen bozulmasın diye parafinle spreyleniliyormuş olmaları.

 

Sirkenin faydaları saymakla bitmiyor esasında: Kemik erimesi ve vücut ağrıları için her gün aç karnına [sabah ve akşam] bir tatlı kaşığı organik elma sirkesini bir çay bardağı oda sıcaklığındaki suya ekleyip, balla tatlandırıp içmek iyi geliyor.

Temizlik sıvısı: yapmak çok kolay. Bir ölçü sirke, üç ölçü su, karıştırıp sprey şişesine koyun ve mutfak ve tuvaletlerde kullanmak için harika bir temizlik malzemesi. Tıkanmış lavabo içinse tek ihtiyacınız olan karbonat, sirke ve sıcak su. Kimyasallara gerek yok. Halı silerken deterjan yerine sirke koyarsanız halılarınız hem parıldar hem de bakterileri öldürür. Çocuğunuz koltuğun üstündeyken çişini tutamadı ve koltuğa mı işedi? Hemen sirkeli su, bakterileri güzelce öldürüp, kötü kokuyu önlüyor. Salatalara koyup yemek pek şifalı. Ve daha neler neler... Marketler temizlik, vücut bakımı için kıyamet gibi ürünle dolu ve bu ürünleri aldığımızda ortaya çıkan kıyamet gibi plastik çöplükleri, kirlenen su kaynakları vs. Halbuki hayatı kirletmeden, doğal yaşama yük olmadan yaşamak basit. Böylelikle saatlerce süpermarketlerde vakit harcamak da yok.

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?