social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Cilde Zararlı Besinler

Cildimiz, sayısız  problem ile karşı karşıya gelir. Bir çoğumuz kirlilik ve güneş yanığı gibi dış faktörlere karşı cildimizi korumak için elimizden gelen her şeyi yaparız. Ancak, çoğu zaman cilt sağlığımızı korumak için en önemli şey olan beslenmenin önemini unuturuz. Parlayan ve sağlıklı bir cilt için aslında yapabileceğiniz en iyi şey, cildinize iyi gelmeyen bazı besinlerden kaçınmaktadır.

Bazılarımız “sen ne yersen, o sundur” lafını duymuştur ve bu söz cildimizi düşününce çoğu zaman doğrudur. Lezzetli bir yemek yüzünüzde bir gülümseme oluştururken, cildinizden yıllar götürmemelidir. Bazı yemekler akneye neden olur ve cildinizde kaşıntıya ve engebeli bir görünüme neden olabilir. Hatta bazıları kurdeşen, egzama ve son derece hassas döküntülere neden olabilir.

Sağlık uzmanları her zaman kızarmış gıdaların cilde yaptığı olumsuz etkilere dikkat çekmişlerdir. Ancak ciltte olumsuz etkileri olan daha bir çok besin vardır. Bu besinlerden bazıları şunlardır;

1) Alkol:

Alkol çok güçlü bir doğal idrar söktürücüdür, bu nedenle ne kadar çok tüketilirse o kadar çok cildinizde kurumaya neden olur. Cildin tüm nemini emerek cildi kuru, pul pul bir hale getirir ve kırışıklıklara neden olur. Hassas cilde sahip kişiler alkol nedeniyle “rosacea” da yaşayabilirler.

2) Kahve:

Her gün içtiğiniz kahve miktarını azaltmak isteyebilirsiniz. 2-3 fincan kahve içmek vücudunuzdaki kortizol miktarını arttırır. Kortizol düzeylerinin yükselmesi de cildin yaşlanma sürecini hızlandırır ve aynı zamanda cilde önemli ölçüde zarar verir. Kafein bir diüretik gibi davrandığından fazla tüketimi vücudu susuz bırakır ve cildi kuru ve cansız bırakır.

3) Süt:

Çok büyük etkileri olmasa da süt, cilde zarar verir. Aşırı süt tüketimi akneye neden olur. Amerikan Dermatoloji Akademisi’ne göre süt, aşırı sebum üretimini uyarır ve sonunda akneye dönüşür.

4) Tuz:

Tuz olmadan yemeklerimizin hiç bir tadı olmaz; ancak çok fazlası özellikle iyotlu tuz cilde çok zarar verir. Dokuları şişirir, ödemli bir görüntü verir ve kişinin genel sağlığına olumsuz etkileri vardır. Cildinizde sivilcelerin patlak vermesine neden olabilir.

5) Meşrubatlar:

Cilde sağlıklı ve parlak bir görünüm vermek için, kandaki şeker seviyesinin kontrol altında olması önemlidir. Ortalama bir bardak kola 50 gr şeker içerir ve bu miktar akne ve kuruluk oluşumunun tetiklenmesi için yeterlidir. Bu gazlı içecekleri haftada bir ya da ayda bir tüketmeye çalışın. Susuzluk hissinizi meyve suyu ve su ile gidermeyi deneyin.

6) Glutenden zengin besinler:

Gluten, temel olarak buğday ve tahıllarda bulunan bir proteindir. Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Chicago Çölyak Hastalığı Merkezinin araştırmasına göre Amerika Birleşik Devletleri nüfusunun %5-10’u gluten intoleransından şikayetçidir. Gluten intoleransının birçok yan etkileri vardır ancak en görünür olanlar genellikle şişlik, kuruluk ve sivilce şeklinde, ciltte gözlenir. Glutenden zengin besinlerin en önemli örnekleri makarna, beyaz ekmek, hamur işleri, kek, pizza ve yulaftır.

7) Çikolata ve Şeker:

Onlardan uzak durmak her ne kadar zor olsa da, şekerlemeler ve çikolata cildiniz için çok zararlıdır. Bunları çok fazla tüketmek kan şekerini arttırır ve sebum artışına yol açar bu da akneye sebep olur. Bu besinler cildin genç ve parlak görünümünün sağlanmasında yardımcı olan kolajen ve elastini de olumsuz etkiler.

Eğer cildinizin sağlıklı olmasını ve parlamasını istiyorsanız, bu gıdalardan uzak durmayı ve sağlıklı besinler seçmeyi tercih edin.

Kaynakça:

http://www.buzzle.com/articles/7foods-that-are-not-good-for-the-skin.html

Devamını oku...

Karbonatın Mucizevi Kullanım Alanları

 Evrendeki yaşam belirli bir pH dengesi üzerine kurulmuştur. Çevrenizdeki ve vücudunuzdaki pH dengesini korumak son derece önemlidir. Son derece basit ve doğal bir ürün bu dengeyi korumamıza yardımcı olabilir. Evet o basit ve doğal dediğimiz ürün karbonat yani sodyum bikarbonat. Evinizde mutlaka bulundurmanız gereken bu mineral pH seviyesini dengeler. Peki, pH dengesini korumaktan başka ne işe yarar? İşte size cevabı:

KİŞİSEL BAKIM

1- Diş macununuzu hazırlayın: Karbonat ve %3 hidrojen peroksitten elde edilen macun floridsiz diş macunu olarak iyi bir seçenek olabilir.

2- Nefesinizi tazeleyin :1 çay kaşığı karbonatı yarım su bardağı suya ekleyin. Bu karışımdan ağzınıza bir miktar alın, ağzınızı iyice çalkalayın ve tükürün. Daha sonra da ağzınızı durulayın.

3- Ağız araç-gereçlerinizi temizleyin : Diş telleri, ağızlık, takma dişler gibi kişisel gereçlerinizi 2 çay kaşığı karbonatı eklediğiniz 1 bardak ılık suya koyun. Karbonat bu gereçleri yemek kalıntılarından arındırır ve kokuları yok eder. Ayrıca, bu gereçleri karbonat kullanarak fırçalayabilirsiniz.

4- Yüz ve vücut peelingi olarak kullanın: Kendinize canlandırıcı bir peeling hazırlayın. 3 birim karbonat 1 birim su kullanarak bir macun oluşturun. Cildinizi bu macunla dairesel hareketlerle ovuşturun. Ve cildinizi iyice durulayın. Günlük kullanım için uygundur.

5- Deodorantları çöpe atın: Koltukaltlarınıza karbonat sürün. Ter kokularınızdan kurtulun.

6- Antiasit olarak kullanın: Mide yanmasını, mide ekşimesini ve hazımsızlığı giderecek etkili ve güvenli bir yoldur. Kullanım talimatı karbonat paketlerinde bulunmaktadır.

7- Böcek ısırıkları ve kaşınan cildiniz için bire bir: Soda ve suyla bir macun oluşturun ve sorunlu bölgeye sürün. Kaşıntıyı azaltmak için elinize bir miktar soda serpin ve duştan sonra kaşınan bölgeyi karbonatla ovun.

8- Ellerinizi temizleyin ve yumuşatın :Tahriş edici sabunlardan vazgeçin. Ellerinizi nazikçe temizleyecek ve kötü kokuları giderecek bir temizleyici hazırlamak için 3 birim karbonatla 1 birim suyu karıştırın. Ellerinizi bu macunla güzelce ovuşturun, sonra durulayın.

9- Saçlarınıza da iyi gelir :Sirkenin saçlara iyi geldiğini biliyoruz. Ancak, karbonat sirkenin yerini alacak gibi görünüyor. Avuç içinizde bir miktar karbonatla şampuanınızı karıştırın. Saç bakım ürünlerinin saçlarınızda bıraktığı kalıntıları arındırarak daha temiz ve daha kolay taranan saçlara kavuşmanızı sağlar.

10- Tarak ve fırçalarınızı temizleyin: Küçük bir kap içine 1 çay kaşığı karbonat ekleyin. Tarak ve fırçalarınızı bu suya koyun. Daha sonra tarak ve fırçalarınızı iyice durulayın ve kurumaya bırakın.

11- Banyo suyunuza ekleyin: Banyo suyunuza eklediğiniz yarım kâse karbonat cildinizdeki asidi nötralize edecek ve cildinizi yağdan ve terden arındıracaktır. Tüm bunların yanında yumuşacık bir cilde de kavuşmuş olacaksınız.

12- Ayaklarınızı dinlendirin :Bir leğene 3 yemek kaşığı karbonat ekleyin ve bu suyun içinde ayaklarınızı bekletin.

TEMİZLİK

13- NAZİK BİR YÜZEY TEMİZLEYİCİ HAZIRLAYIN : Küvetlerin, fayansların ve lavaboların güvenli ve etkili temizliği için süngere karbonat serpin ve bu alanları iyice temizleyin. Durulayın ve kurulayın. Daha etkili temizleyici güç için, karbonat, kaya tuzu ve sıvı bulaşık deterjanını karıştırarak bir macun oluşturun.

14- Bulaşık yıkama suyunuza katın :2 tepeleme yemek kaşığı karbonatı (düzenli olarak kullandığınız bulaşık deterjanınızla birlikte) bulaşık suyunuza katın. Karbonat yağları ve yemek artıklarını arındırmaya yardımcı olacaktır. Yanmış tencereleri karbonatlı ve deterjanlı suda bekletin. Daha sonra sünger üzerine karbonat serperek tencerenizi ovun.

15- Süngerlerinizi temizleyin :250 ml suyla 4 yemek kaşığı karbonatı karıştırın. Kötü kokan süngerlerinizi bu suya koyun. Daha fazla etki için mikrodalga kullanın.

16- Mikrodalga fırınınızı temizleyin: Süngerin üzerine serpeceğiniz karbonatla mikrodalga fırının içini ve dışını temizleyin. Daha sonra güzelce durulayın.

17- Gümüş çatal- bıçaklarınızı parlatın :3 birim karbonatla 1 birim suyu karıştırın. Bir bez ya da sünger kullanarak bu macunla çatal-kaşıklarınızı ovalayın. Daha sonra durulayın ve iyice kurulayın.

18- Cezve ve çaydanlıklarınızı temizleyin : Çay ve kahve lekelerini gidermek için yarım kâse karbonat ve 250 ml su ile hazırlayacağınız çözeltide çaydanlık ve cezvelerinizi yıkayın. İnatçı lekeler için karbonatlı ve deterjanlı suda bir gece bekletebilirsiniz.

19- Fırını temizleyin : Fırınınızın tabanına karbonat serpin. Karbonatı ıslatmak için biraz su püskürtün Bir gece bu şekilde bekletin. Sabahleyin, kurumuş yağları kazıyarak çıkartın. Süngerle ovun ve iyice durulayın.

20- Temiz zeminler: Cilasız ve seramik yüzeylerin temizliği için bir kova su içine yarım bardak karbonat ekleyin. Yerleri bu suyla silin ve durulayın.

21-Temiz mobilyalar : Mobilya cilanızı kendiniz yapabilirsiniz. Ya da duvar ve mobilyalardaki lekeleri temizleyebilirsiniz. Bu iş için sadece bir süngere ve karbonata ihtiyacınız var. Karbonat serptiğiniz süngerle mobilyalarınızı nazikçe ovalayın ve kuru bir bezle iyice kurulayın.

22- Duş perdelerinizi temizleyin : Duş perdelerinizi karbonatla fırçalayın ya da süngerle ovun. İyice durulayın ve kuruması için perdenizi asın.

23- Sıvı çamaşır deterjanınızı güçlendirin: Çamaşır makinenize yarım su bardağı karbonat ekleyerek deterjanınızı daha etkili hale getirebilirsiniz. İyi bir pH dengesi çamaşırların daha temiz, daha parlak ve daha taze olmasını sağlar.

24- Bebeklerinizin giysilerini nazikçe temizleyin : Bebek giysileri için hassas temizleyiciler kullanmak gerekir. Ancak koku ve leke giderici deterjanlar bize bu hassasiyeti sağlamaz. İnatçı lekelerde sıvı çamaşır deterjanınıza yarım su bardağı karbonat ekleyin ya da kötü kokuları yok etmek için durulama aşamasındayken makinenize yarım su bardağı karbonat ekleyin.

25- Bebek iç çamaşırları : Yarım su bardağı karbonatı ve 500 ml suyu karıştırın. İç çamaşırlarını bu suda bekletin.

26- Spor eşyalarınızı temizleyin ve tazeleyin: Spor eşyalarınızı 1 litre su/ 4 yemek kaşığı karbonat karışımı kullanarak temizleyebilirsiniz. Spor çantalarınızdaki kötü kokuları gidermek için 3 birim karbonat ve 1 birim su ile hazırlayacağınız macunla fırçalayın ve iyice durulayın.

27- Yağ lekelerini yok edin: Garajınızdaki yağ lekelerini temizlemek için de karbonat imdadınıza yetişebilir. Zemine karbonat serpin ve ıslak bir fırçayla fırçalayın.

28- Akünüzü temizleyin: Akü başlarını çıkartın ve 3 birim karbonat ve 1 birim suyla hazırladığınız macunla akü uçlarını temizleyin. Akü uçlarını temizledikten ve aküye tekrar bağladıktan sonra aşındırıcı maddelerin tekrar oluşmasını önlemek için uçların etrafına bir miktar vazelin sürün.

29- Arabanızı temizleyin Arabanızın tekerleklerini, farlarını, koltuklarını, camlarını ve zeminini korkmadan karbonatla temizleyebilirsiniz. 1 litre suya çeyrek su bardağı karbonat ekleyin ve bu suyu araba temizliğinde kullanın. İnatçı lekelerde ise karbonatı serpin ve sorunlu bölgeyi fırçalayın.

KOKU GİDERİCİ

30- Buzdolabınızdaki kokuları giderin: Buzdolabınıza bir kâse karbonat yerleştirin ve kötü kokulardan kurtarın.

31- Kesme tahtanızdaki kokuları giderin :Kesme tahtanıza karbonat serpin, süngerle ovalayın ve durulayın.

32- Çöp kutularınızdaki kokuları giderin: Çöp kutunuzun içine karbonat serpin ve kötü kokulara veda edin.

33- Geri dönüşüm kutunuzdaki kötü kokuları giderin : Çöp kutunuza yaptığınız gibi geri dönüşüm kutunuza da karbonat serpin. Süngerle temizleyin, durulayın ve kurulayın.

34- Lavabo ve küvet deliklerinden gelen kokuları giderin: Yarım su bardağı karbonatı lavabo deliğine boşaltın ve üzerine sıcak su dökün. Bu işlem kötü kokuları yok edecektir.

35- Bulaşık makinenizi temizleyin :Bulaşık makinenizdeki kötü kokuları karbonatla giderebilirsiniz. Ayrıca karbonat, makineniz için nazik bir temizleyicidir.

36- Çöp öğütücünüzü temizleyin : Lavabo deliklerinde uyguladığınız işlemi uygulayın.

37- Yemek kaplarındaki kötü kokuları giderin :Yemek kaplarını, içlerine bir miktar karbonat koyarak saklarsanız kötü kokuların oluşumunu engelleyebilirsiniz.

38- Halılardaki kötü kokuları giderin :Halılarınıza karbonat serpin. Bir gece bekletin. Karbonatın fazlasını temizleyin ve kalanı elektrik süpürgesi ile çekin.

39- Elektrik süpürgesindeki kötü kokuları giderin : Halılarınızda uyguladığınız metot elektrik süpürgenizdeki kötü kokuları da giderecektir. 40- Temiz klozetler Tuvalet rafına bir kâse karbonat yerleştirin.

41- Arabalardaki kötü kokuları giderin:Araba koltuklarına ve zeminine karbonat serpin 15 dk. bekledikten sonra elektrik süpürgesiyle çekin.

42- Kedinizin kum kabını temizleyin : Kaba karbonat dökün üzerine kedi kumunu ekleyin.

43- Hayvanlarınızın yatağını temizleyin : Karbonat serpin, 15 dakika bekleyin ve elektrik süpürgesiyle karbonatı çekin. 44- Ayakkabılardaki kokuları giderin Ayakkabınızı kullanmadığınız zamanlarda içine karbonat serpin. Ayakkabınızı giyeceğiniz zaman iyice silkeleyin.

45- Nevresimlerinizi temizleyin: Makinenizin durulama suyuna yarım su bardağı karbonat ekleyin.

46- Çamaşırlarınızdaki kokuları giderin: Makinenizin durulama suyuna yarım su bardağı karbonat ekleyin.

47- Oyuncak hayvanlarınızı temizleyin: Oyuncakların üzerine karbonat serpin. 15 dakika bekleyin. Sonra da karbonatı silkeleyin.

MUHTELİF ALANLAR

48- Kamp maceranızda her derde deva:Bulaşık deterjanı, el temizleyicisi, deodorant, diş macunu, yangın söndürücü ve daha birçok kullanım şekli ile kampta her derdinize deva olacaktır.

49- Yangın söndürücü :Evinizde çıkan küçük çaplı yangınları söndürmede karbonat kullanabilirsiniz. Önce gazı ya da elektriği kapatın. Sonra da yangının çıkış noktasına avuç avuç karbonat atın.

50- Kanalizasyon giderlerinin bakımı: Düzenli karbonat kullanarak giderlerinizin tıkanmasını önleyebilirsiniz. Haftada 1 bardak karbonat kanalizasyon sistemine giden suyun pH’ını dengeler.

51- Meyve ve sebze temizliği :Meyve ve sebzelerin üzerindeki kirleri ve kalıntıları temizlemenin en güvenilir yolu karbonattır. Süngere biraz karbonat serpin, meyve ve sebzeleri süngerle temizleyin ve durulayın.  

TOPUK NASIRLARI İÇİN REÇETE

Çatlak ve nasırlı ayaklar hepimizin sorunu eminim:) Öncelikle 2-3 litre suya 2 yemek kaşığı karbonat  ve birkaç damla lavanta yağı atıp ayaklarınızı 15 dakika bekletin.daha sonra, 3 ölçü karbonat, 1 ölçü esmer şeker ve bir ölçü suyu karıştırp ayaklarınızın sorunlu bölgelerini bunlarla ovun.Daha sonra kuvvetli bir nemlendirici lle bekletin. Yumuşacık olduğunu göreceksiniz.

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Güneş Kremini Kendiniz Yapın

Yazla birlikte sıkça duyduğumuz sorulardan biri, “Doğal bir güneş kremi tarifiniz yok mu?” oldu. İnternette dolaşan tariflerden bazılarını harmanlayarak hoşunuza gideceğini umduğumuz bir tarif geliştirdik.

Malzemeler:

1/2 fincan hindistancevizi yağı

1/2 fincan karite (shea) yağı

1 – 2 çay kaşığı balmumu (rendelenmiş)

1 çorba kaşığı susam yağı

1 çay kaşığı E vitamini

10 damla okaliptüs yağı

10 damla lavanta yağı (isteğe bağlı)

1 – 2 çorba kaşığı çinko oksit (arzu edilen SPF değerine bağlı olarak)

Kapaklı bir kavanoz

Hazırlanış: Hindistancevizi yağı, karite yağı ve balmumunu yayvan bir kavanozda eritin. Karışımı benmari usulüyle ısıtabilir veya 15 – 30 saniye mikrodalga fırına koyabilirsiniz. Kavanozunuzun sıkıca kapanan bir kapağı olsun (henüz gerekli değil, ama ileriki aşamalarda gerekecek). 

Karışım eriyince, aşağıdaki tablodan faydalanarak arzu ettiğiniz SPF değerini elde edecek şekilde çinko oksit ekleyin.

1/2 çorba kaşığı: 6 – 7 SPF

1 çorba kaşığı: 12 – 15 SPF

1,5 çorba kaşığı: 20 – 22 SPF

2 çorba kaşığı: 25 – 28 SPF        Şimdi geldik en zor aşamaya: Çinko oksitin yağ karışımımızın içinde iyice dağılmasını sağlamak. Topaklanmasını engellemek için, çinko oksiti ekledikten sonra karışımı bir çay kaşığıyla karıştırıp kapağını sıkıca kapatın. Kavanoz sıcak olacağından, bir bezle kavrayıp 3-5 dakika var gücünüzle sallayın. Bir diğer seçenek, küçük boyutlu bir karıştırıcı kullanmak (karışım miktarı az olduğundan mikser işe yaramıyor). Biz, normalde maket yapımı gibi işlerde kullanılan bir hobi matkabıyla karıştırma işini hallettik.

Kavanozu sallayarak karıştırdıysanız, kapağını hemen açmayın! Sıcak karışım sallanırken kavanozun içinde basınç oluşuyor. Karışımın biraz soğuması ve dibe çökmesi için 5 dakika bekleyin. Karışım yeterince soğuyunca dikkatlice kavanozu açıp içine E vitamini ile diğer yağları ekleyin.

Bu yağlar uçucu yağlar olduklarından, karışım çok sıcakken eklenmeleri sakıncalı. Ama çok soğumasına da izin vermemek gerekiyor, çünkü balmumu hızla katılaşıyor. Parmağınızı yakmıyorsa doğru ısıdasınız demek.

Tüm yağları ekledikten sonra kavanozu son kez sallayın/karıştırın ve soğumak üzere buzdolabına koyun.

Kullanım: Güneşe çıkmadan bir süre önce veya suya girdikten/terledikten sonra uygulayın. Krem, cildinizde ince beyaz bir katman oluşturacak. Bu normal. Zaten güneşten korumayı sağlayan da bu fiziksel katman (karışımdaki yağların bazıları da koruma sağlıyor, ama görece daha az).

Krem sıcakta eriyebilir. Bu kremin etkinliğini azaltmıyor, sadece daha losyona benzer bir kıvama getiriyor. Kullanım koşullarınıza ve tercih ettiğiniz akışkanlık derecesine bağlı olarak içindeki balmumu oranını artırabilir ya da azaltabilirsiniz.

Karışım dolaba girince kaskatı oluyor, ama parmağınızı sürdüğünüz anda yumuşuyor.

Uyarılar: Aldığınız çinko oksitte “nano-tanecik” bulunmadığından emin olmaya çalışın. Bu boyuttaki taneler, deriden emilip kana karışabiliyor. Nasıl anlayacağınızdan emin olamıyorsanız, nano-tanecik içerenlerin fiyatının çok daha pahalı olduğunu aklınızda bulundurabilirsiniz.

Kavanozu mümkün olduğunca serin bir yerde tutun ve doğrudan güneş ışığından koruyun. Lavanta yağının amacı, kreme güzel bir koku vermek ve cildi yatıştırmak. Dolayısıyla isterseniz yerine başka bir uçucu yağ kullanabilir, ya da tümüyle çıkarabilirsiniz. Yalnız limon ve portakal gibi turunçgil yağlarından kaçının, çünkü bunlar cildi ışığa karşı hassaslaştırıyor. Okaliptüs yağınınsa bebek gelişimini olumsuz yönde etkilediği yönünde araştırmalar var.3 yaşın altında çocuklarda kullanacaksanız bu yağı da çıkarabilirsiniz.

Bu tarifle ancak SPF 30’a yaklaşılabiliyor.

Ama zaten SPF değeri yüksek güneş kremlerinin daha tehlikeli olduğunu öne süren pek çok kaynak var. Çok sıcak saatlerde gölgede durmanız ve kremi sık sık yeniden uygulamanız gerektiğini hatırlatalım,

Devamını oku...

Yapay Işık Mağduru Olmayın!

 Günlük hayatın koşuşturması içinde, doğal ışığın vücudumuz için ne kadar önemli olduğunu unutuyoruz.

Işığın insan için üç temel işlevi var:

Yön ve zaman duygusunun oluşumuna katkıda bulunmak; vücuda enerji sağlamak ve vücut saatini (sirkadyen döngüyü) kontrol etmek. Bunlar, ışığa tepki olarak cildimizde, merkezi sinir sistemimizde ve hormonlarımızda oluşan değişikliklerle gerçekleşiyor.

İnsan evrimsel süreç içinde vücut kıllarının büyük bölümünü kaybettiği için, ışığın vücudumuz üzerindeki etkisi diğer memelilere göre daha da belirgin. Ancak ışığın şiddetini ve özellikle rengini ölçmek, cildin değil, gözün işi.

Yapılan araştırmalar, gözümüzdeki özel bir katmanın ortamdaki mavi ışığı ölçmek için özelleştiğini gösteriyor. Çünkü mavi ve özellikle morötesi ışık, tayfın “enerji-yoğun” bölümünü oluşturuyor.

Güneşte fazla kaldığımızda yanıklara neden olan ışık da zaten bu enerji-yoğun ışık. Göz, ortamda bulunan mavi ışık miktarına bağlı olarak beynin hormon düzeylerini dengeleyen kısımlarına sinyaller gönderiyor.

Peki beyin mavi ışıkla neden bu kadar ilgileniyor?

Çünkü mavi ışık, ortamda bulunan morötesi ışık miktarının göstergesi. Morötesi ışık da, herkesin bildiği gibi, cildimizin D vitamini üretmesini sağlıyor. Ama herkesin bilmediği, ya da çoğunluğun yanlış bildiği şey, D vitamininin aslında vitamin değil bir hormon olduğu.

Üstelik D vitamini, stres hormonları olarak bilinen adreno-kortikotrofik hormon grubuna benzer yapıda bir kimyasal, ama önemli bir farkla. Dvitamini stres hormonlarının etkisini azaltıyor, yani vücudu stresten arındırıyor.

Beyin, ortamda yoğun mavi ışık olduğunu hissettiğinde, D vitamininin stres azaltıcı etkisini dengelemek için vücuda stres hormonları salgılamaya başlıyor.

Yapay ışıklı ortamlarda uzunca süre kaldığımızda da, bu olgu önemli bir soruna yol açıyor: Bazı lambalar (örneğin fluoresan lambalar), tayfın mavi ucuna yakın dalga boylarında ışık üretiyorlar. Ama güneş ışığının aksine, bu lambaların ürettiği ışık morötesi ışınım içermiyor. Bu durumda, beyin fena halde yanılıyor. Ortamdaki mavi ağırlıklı ışık nedeniyle kuvvetli günışığı altında olduğunu zannederek, oluşmasını beklediği D vitaminine karşı önlem alıyor: Yani stres hormonu salgılıyor. Ama tabii ki cildimiz yapay ışıkta D vitamini üretmediği için, bu stres hormonları vücutta birikiyor.

Sonra gelsin stres belirtileri: Gerginlik, baş ağrıları, kalbin yorulması ve buna bağlı kalp rahatsızlıkları, bağışıklık sisteminin zayıflaması, hatta hormon dengesizliğinden kaynaklanan kanser vakaları.

Neyse ki mevsim ve yaz saati bizden yana. Artık doğal ışıktan sonuna kadar yararlanma zamanı…

Kaynak: Alexander Wunsch, Artificial Lighting and Health

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?