social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Topraktaki Besinlerle Bitki Lambaları Mümkün müdür?

 Elektrik şebekesine sürekli bağlantısı olmayan dünyanın uzak bölgelerinde, gece ışıklandırması gibi gerekli şeyler için enerji bulmak, devam eden bir sorun. Aydınlık sağlamak için gaz yağı lambalarını yakabilsek de, sağlıksız duman ve gaz yüzünden bunlar ideal bir çözüm olmaktan uzak.

Peru’nun uzakta yaşayan yerli topluluğu Nuevo Saposoa sakinleri şanslı ki, deneysel ‘bitki lambaları’nın verileceği kişiler olarak seçildiler. Lambalar günde 2 saat çalışıyor ve düşük güç tüketimi ile parlak LED aydınlatma sağlarken, bitkideki ve topraktaki besinleri kaynak olarak kullanıyor. Peru’nun Teknoloji ve Mühendislik Üniversitesi’nden (UTEC) mühendis Elmer Ramirez şöyle konuşuyor:

“Bitkiyi ve toprağı, önceden kurulmuş ve düzgün şekilde korunan sulama yapısıyla birlikte ahşap bir bitki saksısına koyuyoruz. Ardından, bitki besinlerini elektrik enerjisine çevirebilen elektrotları ve toprağı içeren, oluşturduğumuz enerji üretim düzeneğini saksının içine yerleştiriyoruz.” Araştırmacılar FCB reklam şirketi ile birlikte çalışarak deneme amaçlı 10 bitki lambası geliştirdi ve bunları Nuevo Saposoa sakinlerine bağışladı.

Ucayali’deki yağmur ormanı içinde bulunan köy, Peru’nun elektriğe en düşük erişim oranına sahip bölgesi olarak biliniyor. Yaygın yağmur ormanı çevresinin, köyü ülkenin elektrik altyapısından ayrı halde tutan şeylerden biri olmasına karşın, bölgede bulunan büyük miktarlarda bitki örtüsü, bitkiler büyüdükçe salınan serbest mikroorganizma elektronları ile çalışan bitki lambalarından daha fazla inşa etmek için mükemmel bir kaynak olacak. “Ormana hiçbir etki olmadan ve çevreyle uyumlu bir şekilde, Amazon bölgesinin toprak ve bitki gibi kendi doğal kaynaklarından doğru bir şekilde faydalandık,” diyor Ramirez. İnsanların yemek pişirmesine, iş yapmasına ve güneş battığı zaman akşam vakitlerinde kendilerini eğlendirmesine ek olarak, Nuevo Saposoa bitki lambalarının temel faydası, köydeki çocuklara okumak, yazmak ve okul çalışmaları için gün içinde daha fazla saat sağlaması olacak. Ucayali’deki eğitim güçlü değil, insanların yüzde 30’undan azı ortaöğretime gidiyor ve nüfusun neredeyse yüzde 15’i okur yazar değil.

UTEC’de bir pazarlama müdürü olan Jessica Ruas şöyle söylüyor: “Nuevo Saposoa’da bir dizi eksiklik olsa da, elektrik enerjisinin olmaması sosyal, eğitimsel ve ailesel gelişim üzerinde büyük bir etkiye sahip. Bunun topluluktaki aileler için daha iyi bir yaşam kalitesiyle sonuçlanacağı konusunda olumlu düşünüyoruz çünkü bu lambaları kullanarak, çocukların okul çalışma saatleri sırasında kullanması için evlerine ışık sağlamak amacıyla yenilenebilir enerjiye erişimleri olacak ve nüfusun kendi kendine yetmesine katkı sağlayacaklar.”

Bunun yanı sıra Hollanda da  bu konuda öncülerden.

Hollanda Wageningen Üniversitesi Çevre Teknolojisi bölümünden Plant-e isimli bir şirket, bitkileri kullanarak Wi-Fi noktalarının, cep telefonu şarj cihazlarının, sokak lambalarının ve hatta şirketin elektrik ihtiyacını gidermek için bir yol buldu. 2007 yılında Wageningen patentli, Plant-e’nin bitki mikrobiyal yakıt hücresi teknolojisi doğal süreçlere dayalı ve hem bitkiler hem de çevre için güvenli bir seçenek. Bu teknolojide, bitkilerin güneş enerjisini kullanarak ürettikleri organik madde yakıt hücresindeki elektrokimyasal dönüşüme yardımcı aktif bakteriler tarafından elektriğe çevriliyor. Bu BiyoSolar hücreler bitkilerin büyüyebileceği ve yeterli miktarda suyun olduğu her alanda bulunabilirler. Hesaplı Karbon elektrotlar kullanarak, “bitki güç teknolojisi” temiz, sürdürülebilir ve ekonomik bir şekilde elektrik üretebilir.

hollandada-bitkiler-elektrik-uretiyor-bilimfilicom1

2009 yılında Plant-e bu teknolojinin farklı ürünler halinde ticarileşebilmesi için patentini aldı. Şirket, 2014 yılının Kasım ayında “Yıldızlı Gökyüzü” isimli projesi için Amsterdam yakınlarında iki farklı yerde üç yüzden fazla LED lambasını bu teknoloji ile yaktı. 2012 yılında ıslak yeşil alanlarda büyük ölçekli elektrik üretimi amacıyla bir prototip inşa etmek için Hollanda hükumetinden 50000 € değerinde devlet desteği alan prototipin, 2016 yılında piyasaya konulabilir ticari bir sisteme dönüştürülmesi ve 100 metrekarede yılda 2800 kW enerji üretmesi bekleniyor.

Hollanda Wageningen Üniversitesi Çevre Teknolojisi bölümünden Plant-e isimli bir şirket, bitkileri kullanarak Wi-Fi noktalarının, cep telefonu şarj cihazlarının, sokak lambalarının ve hatta şirketin elektrik ihtiyacını gidermek için bir yol buldu. 2007 yılında Wageningen patentli, Plant-e’nin bitki mikrobiyal yakıt hücresi teknolojisi doğal süreçlere dayalı ve hem bitkiler hem de çevre için güvenli bir seçenek. Bu teknolojide, bitkilerin güneş enerjisini kullanarak ürettikleri organik madde yakıt hücresindeki elektrokimyasal dönüşüme yardımcı aktif bakteriler tarafından elektriğe çevriliyor.

Bu BiyoSolar hücreler bitkilerin büyüyebileceği ve yeterli miktarda suyun olduğu her alanda bulunabilirler. Hesaplı Karbon elektrotlar kullanarak, “bitki güç teknolojisi” temiz, sürdürülebilir ve ekonomik bir şekilde elektrik üretebilir. 

2009 yılında Plant-e bu teknolojinin farklı ürünler halinde ticarileşebilmesi için patentini aldı. Şirket, 2014 yılının Kasım ayında “Yıldızlı Gökyüzü” isimli projesi için Amsterdam yakınlarında iki farklı yerde üç yüzden fazla LED lambasını bu teknoloji ile yaktı. 2012 yılında ıslak yeşil alanlarda büyük ölçekli elektrik üretimi amacıyla bir prototip inşa etmek için Hollanda hükumetinden 50000 € değerinde devlet desteği alan prototipin, 2016 yılında piyasaya konulabilir ticari bir sisteme dönüştürülmesi ve 100 metrekarede yılda 2800 kW enerji üretmesi bekleniyor.

Bu güzel haberleri heyecanla izlemeye devam ediyoruz.

Kaynak: “Living Plants Generate Electricity in Netherlands” , http://anonhq.com/living-plants-generate-electricity-in-netherlands/

Devamını oku...

Tehlikeli 10 Ev Bitkisi

Evimizde soluduğumuz bitkiler hem estetik açısından hem de kurmaya çalıştığımız Feng Shui adına çok anlam ifade ediyor kesinlikle. Emek emek yetiştirdiğimiz bitkiler için yapılması gerekenler listesi hazırlıyoruz. Ama yapılmaması gerekenleri de biliyor muyuz?

Yetiştirirken dikkat edilmesi gereken noktalarda minik dostlarımızın ve çocukların sağlıklarını önemli derecede etkileyen noktalar var. Bazı yeşiller sanıldığı kadar masum olmamakla birlikte, ciddi rahatsızlıklara yol açabilirler. İşte aşağıda masum bitkilerin, yanlış bir hamlede karşılaşabileceğiniz bir kaç zararlı yönü:

1. Fulya: Nergisgiller ailesine bağlı olan bu bitki oldukça zehirli. Özellikle yutulursa, kusma ve ishal ile sonuçlanacak olan yoğun mide ağrılarına sebebiyet verebilir. Yüksek tansiyondan yakınanlar, kalp çarpıntılarına dikkat. Nergisgillerin bu yanı gerçekten tehlikeli ve kesinlikle çocuklardan ve hayvanlardan uzakta durması gerekiyor.

2. Sümbül: Sümbüller de yutuldukları taktirde, nergisgillerle aynı rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. Bulantılar dikkat çekici.

3. Difen bahya bitkisi: Herhalde evlerde ve gittiğimiz mekanlarda en fazla rastladığımız bitkililerden biridir bu bitki. Kaynana dili olarak da adlandırılmasında anlatılanlara göre, yenildiği zaman bünye de yaptığı etkiden ilham alınmış. Tehlikelerine gelince, kökü yenildiği taktirde, damak kabarır ve yanar. Yine hayvanlardan ve çocuklardan uzak durmalı.

4. Zakkum: Bu masum görünümlü çiçek de tehlikeli zehir depolarından. Daha önceleri, yapraklarının çiğnenmesinden ötürü ölüm vakaları kaydedilmiş. Özellikle ölümler, fazla tüketildiğinde de görülmüş. Çocukların pek de yaklaşmaması gereken sevilen bir başucu bitkisi.

5. Yelken çiçeği: Zambakgillerin bir üyesi olan bu çiçek, aslında gerçek bir zambak değildir. Hava temizleyici olaraka da kullandığımız bu familya yutulduğu taktirde, dudak boğaz yanmalarına kadar rahatsız edici semptomlara neden olabilir.

6. Paşa kılıcı: Adını keskin kılıcımsı duruşundan alan, komşularda çok rastladığımız bitki aynı zamanda kendini bırakmadan dikey bir duruş sergiler. Eğer yanlışlıkla yutar ve zehrine maruz kalırsanız yukarıda saydıklarımıza göre daha az etkilenirsiniz. Tabii burada görülen rahatsızlıklar yine ağızda oluşan yanma ve bulantı gibi zehirlenme belirtisi için başta gelenler. Az da görülse de, dermatolojik bir reaksiyon da gözlemlendiği olmuş. Hayvanlara gelince ise kusma, aşırı tükürük salgılama ve ishal olarak reaksiyonla kendini gösterebilir.

7. Aleo vera: Bu bitki evimizde, farklı formlarda medikal faydalarından dolayı bulunuyor olabilir. Eğer bitkinizin jelinden faydalanmak istiyorsanız, dış katmanındaki sarı tabakanın içindeki jele çok da temas etmeden elde edildiğine emin olun. Bu katmanlar, cildi rahatsız edebilir hatta sindirilirse rahatsızlıklara yol açabilir.

8. Kaya sarmaşığı: Estetik gözükmesinden ötürü komşularımızda, sıklıkla dış mekanlarda karşılaştığımız bir bitki türü. Fakat yenildiği zaman hem insanlar hem de hayvanlar için oldukça tehlike yaratıyor. Nefes zorluğundan, kasılmalara, ve kusmaya sebep olabilir.

9. Ortanca: Ortancayı yerseniz, mide kırampları, uyuşukluğa, ishalden komaya kadar semptomlar zehrin etkisini gösterebilir.

10. İris: Hayvan ve insanlar için geçerli olarak yenildiğinde çok da sevimli olmayan bir diğer bitki de iris. Bulantı, kusma ve mide krampları, ateş ve ishal görülen zehirlenme belirtilerinden. Her ne kadar mekanları daha sevimli yapsalarda, çiçek bitki yetiştirirken bu konuları gözönüne bulundurursak iyi olur. Minik dostlarımıza ve çocuklara dikkat! 

 Haber Can İstman

Devamını oku...

Biberiye Koklayarak Zihninizi Açın!

Evet, biberiyeyi sadece koklamak bile yeterli. Biberiyenin ana bileşenlerinden biri olan 1.8- sineol maddesini koklayan sağlıklı katılımcılar, katıldıkları aritmetik test üzerinde daha başarılı olmuşlardır.

Kanında 1.8- sineol seviyesi yüksek çıkan katılımcıların testlerde daha hızlı ve daha dikkatli oldukları saptanmıştır. Biberiyeyi beyin gücünü arttırmak için kullanmak istiyorsunuz. “Ama bu bitkiyi nasıl ve ne kadar süreyle koklamak gerekiyor?” dediğinizi duyar gibiyiz.

Çalışma, biberiye kokusu yayılmış bir odada gerçekleştiğine göre, siz de odanıza bir aromaterapi difüzörü koyarak biberiyenin kokusundan faydalanabilirsiniz.

Katılımcılar, kokuyu 4, 6, 8 ve 10 dakika boyunca koklamışlardır. Daha önce de belirttiğimiz gibi kanlarındaki sineol seviyesi yükseldikçe, performansları da artmıştır.

Ayrıca biberiyenin gut hastalığına iyi geldiği bilinmektedir.

Damarlardaki ürik asit artışı ile oluşan bir çeşit eklem hastalığıdır.

Kral hastalığı olarak da bilinen gut hastalığı, artan ürik asidin eklemlerde birikerek iltihaplanmaya ve ağrılara sebep olmasıyla görülmektedir. Tarihimizin önemli kişilerinden olan; 2. Mehmet, 4. Murat, 2. Bayezid, Osman Gazi ve Nurullah Ataç’ın ölümlerine sebep olan hastalıktır.

Gut hastalığı; fazla kilo alımı ve devamında uygulanan açlıkla yapılan sıkı diyetler, protein içerikli yiyeceklerin aşırı miktarda tüketilmesi, herhangi bir hastalık sebebiyle ameliyat geçirme, ani ve şiddetli bir hastalık geçirme, aşırı yorgunluk, eklemlerde görülen yaralanmalar, kemoterapi ve diüretik ilaçların kullanımı gibi sebeplerden oluşmaktadır.

Uzman hekim tarafından uygulanan tedaviye destek olarak;

1 bardak kaynar suya 1 tatlı kaşığı biberiye eklenir. 9 dakika kısık ateşte demlendirilir. Ilındıktan sonra süzülür ve sabah akşam yemeklerden yarım saat önce ya da 2 saat sonra yudum yudum içilir. 15 gün boyunca düzenli bir şekilde uygulamaya devam edilir.

Her öğünde taze olarak hazırlanması gereken bu çaya herhangi bir tatlandırıcı ilave edilmemelidir.

 

Uzmanlar, ayrıca, 1.8- sineol maddesinin Alzheimer hastalığının gelişiminde etkili olan bir enzimi etkisiz hale getirdiğini söylüyorlar. Yapılan çalışma, biberiye kokusunun katılımcıların sadece zihnini açmadığını, bunun yanı sıra, kendilerini daha mutlu hissetmelerine de yardımcı olduğunu kanıtlamıştır.

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur  

Devamını oku...

Bitkileriniz İçin Ev Yapımı Reçeteler

Baharın renkleri, kokuları ile bahçelerimiz, balkonlarımız, cam önlerimiz şenlenmeye başlıyor.

Bahçelerimizin güzel görünmesi için yine seralardan alışverişler yapılıyor. Bu arada da bolca para gidiyor bahçe malzemelerine.

Oysa mutfak artıklarınızı kullanarak ya da doğanın nimetlerinden yararlanarak bitkilerinizi besleyebileceğinizi bilseydiniz belki de geçen hafta seradan yaptığınız alışverişte harcadıklarınızın yarısını harcamak zorunda kalmazdınız!

Umarız geç kalmadık ve siz henüz alışverişinizi yapmadınız çünkü vereceğimiz bir kaç tarifle bitkilerinize besin ve gübreleri evde hazırlayabileceksiniz.Üstelik yapması da çok kolay.Bir kova, biraz su ve biraz da zaman gerekiyor. Bitkileriniz size minnetar olacaklar.

Yosun: Eğer denize yakın bir yerde yaşıyorsanız, şahane çünkü şehirde yosun bulabilmeniz neredeyse imkansız. Kumsaldan kıyıya vurmuş ve kurumuş yosunları toplayın. Tuzunun akması için güzelce yıkayın ve bir fıçının içine koyun. Tepeleme su koyun ve bir kapakla üzerini örtün, en az iki ay bekleyin. Spreyleyerek kullanabilirsiniz. Çiçek ve meyvelerin büyümesini hızlandıracaktır.

Kaynamış sebze suyu: (mutlaka tuzsuz olmasına dikkat edin) Sebzeleri kaynattığınız suyu soğuttuktan sonra bitkilerinizi sulamak için kullanabilirsiniz. Su sebzelerin bıraktığı yoğun besin ile dolu olduğundan bitkilerinizin büyümesini sağlayacaktır.

Mutfak artıkları karışımı: Meyvelerin kabuklarını soyduktan sonra atmayın, küçük bir kovada biriktirin. Kaynamış suyu üzerlerini kapatacak kadar dökün ve bir gece bekletin. Ertesi gün bitkilerinizi bu su ile sulayın. Ama lütfen dikkat edin mutfak artıklarınızın içinde et veya süt mamülleri olmasın. 

Bahçe artıkları karışımı: Mutfak artıklarındaki aynı mantıkla örneğin kesilmiş çim artıkları, yapraklar, dal parçaları, ölmüş çiçekler, her ne toparlayabiliyorsanız bahçenizden bir fıçıya koyup, yine üzerini su ile örtüp, kapak kapayıp en az 1 hafta bekletin. Kullanılmaya hazır olduğunda, içindekileri eleyerek çıkarın ve suyunu bitkilerinize verin. Bu tarifin tek kötü yanı elerken suyun içine istemeyeceğiniz tohumların karışma ihtimali olacaktır. Ayrıca mutfak artıkları ve bahçe artıklarını birbirleriyle karıştırıp aynı etkiyi sağlayabilirsiniz. Yaratıcılığınızı kullanın.

Gübre Çayı: Her türlü gübreleme için kullanabileceğiniz bir yöntem olan bu karışımı 2-3 haftada bir kullanabilirsiniz. İyice çürümüş bir kürek gübreyi yine bir fıçını içine koyun ve üzerini su ile doldurup bir gece bekleyin. Bu suyu sadece toprağa dökün, yaprak veya gövdelere gelmemesine dikkat edin. Asidik olduğundan bitkinizi yakmasını istemezsiniz .

Kompost çayı: Besin açısınzdan zengin olduğu kadar bitkiyi güçlendireceği için böcekleri de uzak tutacağından bir çeşit organik böcek kovucu hazırlamış olursunuz bu çay sayesinde. Unutmayın ki kompost yapıyorsanız bu çayı hazırlayabileceksiniz. Kompostunuzdan bir kaç kürek dolusu kompostu fıçıya koyun, 5:1 ölçüde su ekleyin ve çok iyi karıştırın. Suya oksijen katmak amaçlı bir hafta boyunca her gün karıştırın. Kullanmadan önce mutlaka elekten geçirin. Elediklerinizi komposta geri koyabilirsiniz. Geriye kalan karışımı 10:1 gibi bir ölçüyle sulandırıp toprağa dökerek kullanın. En fazla 2 haftada bir kullanın. Bitkilere ilk yapraklarını açmaya başladıklarında vermeye başlarsanız gereken tüm besini bu çay karışımından alabilirler.

Yumurta suyu: Yumurtalarınızı kaynattıktan sonra geriye kalsiyum kalıntılarının kaldığını görürsünüz. İşte bitkilerinizin özellikle de afrika menekşelerinizin ihtiyacı olan da budur. Suyun soğumasını bekledikten sonra kullanabilirsiniz. Çiçeklenme ve büyümede etkilidir.

Organik beyaz yağ: Beyaz yağ karışımı hazırlayabileceğiniz en kuvvetli ve en ucuz böcek ilacı olacaktır. Fidan biti, unsu böcek, narenciye sineği, gül üzerinde yaşayan akarlar ve tırtılları uzak tutmak için kullanılır. Marketlerde satılanları petrol bazlı olup oldukça pahalıdır ve bunları bahçenize sıkmak isteyeceğinizi düşünmüyoruz. İki yüzyıldır evlerde yapılan bu tarifi hala bir çok kişi tarafından kullanılıyor. 2 su bardağı bitkisel yağı, ½ su bardağı likit organik sabunu bir kavanozun içinde beyazlaşana dek çalkalayarak karıştırıyoruz. 1 litre suya 10 ml. (2 yemek kaşığı) kadar koyarak sulandırıyor ve sprey şişesine koyup kullanabiliyoruz. 3 ay raf ömrü olduğunu, serin ve kuru bir yerde muhafaza etmeniz gerektiğini hatırlatalım. 30 derece ve daha sıcak havalarda kullanmamanızı tavsiye ediyorlar. Sabah erken veya geceleri uygulamanız daha sağlıklı olur. Yaprakları çok yumuşak veya tüylü olan bitkilerde yaprak yanıklarına yol açabileceğinden kullanmayın. Yaprağın her iki tarafına, dallara ve böceklerin yaşamak isteyebilecekleri her yere sıkın.  

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?