social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Beyni Genç ve Zinde Tutmak İçin 9 Yol

Zaman içerisinde her insan, düşünce hızının ve kapasitesinin azaldığını veya düştüğünü hissedebilir.
Bu çoğunlukla da doğru sayılabilir. Biyolojik nitelikler taşıyan insan beyni, yaşlandıkça belli kabiliyetlerini kaybedebilir. Fakat yine bir başka organ gibi beyni zinde tutmak da belli yöntemler dahilinde mümkün.

İşte yıllar geçmesine rağmen beyni genç ve zinde tutmanın 9 yolu;

Susuz kalmayın
İnsan vücudundaki su oranı, fizyolojik birçok aktivite için hayati önem taşır. Beynin çalışması da bunların en önemlilerinden birisidir. Vücuttaki su oranın düşmesi, konsantrasyon kaybına ve uyuşukluğa sebep olur.

Vücuttaki doğru su oranını korumak için, güne iki bardak su içerek başlamak ve gün içerisinde her an içmeye hazır olarak bir şişe su taşımak da faydalı olacaktır.

Şekeri azaltın
Vücuda alınan şeker, tat anlamında keyif verici olsa da, beyin açısından pek sağlıklı değildir. Şekerin beyin üzerinde sersemletici bir etkisi olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Şekeri azaltmanın en iyi yolu, ofis veya ev ortamında ulaşılabilir olmasını önlemeye başlamaktan geçiyor. Vücudun şeker ihtiyacını doğal olarak tatlı olan gıdalardan karşılamak da şekeri azaltmada yardımcı olacaktır.

“Abur cubur” tehlikesi
“Abur cubur” sınıfı içinde sayılabilecek aşırı tuz veya yağ içerikli gıdalar, beyin fonksiyonları üzerinde olumsuz etkilere sebep olurlar. Bu tip gıdaların tehlikesi, özellikle hidratasyon sorunlarına zemin sağlamalarıdır.

Gün içerisindeki atıştırmaları tamamen terketmek mümkün değilse bile, tercih edilen gıdaların içeriklerine dikkat ederek, doğal yağlardan üretilen gıdaları tüketmek mümkün olabilir.

Omega-3
Omega-3 yağ asitleri, beyin için son derece faydalıdır. Beynin çalışma faaliyetlerine sağladığı büyük desteğin yanında, stresi azaltıcı etkileri de göz ardı edilemeyecek seviyede yüksektir. Ufak bir hatırlatma, Omega-3 balıklarda özellikle somon balığında yüksek miktarda vardır.

Antioksidanlar
Bilindiği gibi, insanlar yaşlandıkça beyin hücreleri yıkıma maruz kalır. Antioksidanlar vücuttaki hücrelerin yıkımını yavaşlatarak, daha uzun süre zinde kalacak bir beyne sahip olmanızı sağlar. Antioksidanlar en fazla, bazı baharatlarda ve yeşil çay gibi bitki çaylarında bulunmaktadır.

Kafein tüketimini azaltın
Daha önce bir başka yazımızda  daha detaylı şekilde açıkladığımız üzere, kafeinin zararları ne yazık ki faydalarından çok daha fazla. Özellikle beyin üzerinde uzun vadeli sorunlara sebep olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.

Alkolü azaltın
Alkol, hidratasyona sebep olarak vücuttaki su oranını dengesizleştiren unsurların başında gelmekte. Bunun yanında beyin için büyük önem taşıyan B1, B6 ve B12 gibi vitaminlerin de eksikliğine sebep olmakta. Tüm bunlar göz önüne alındığında alkol kullanmaktan vazgeçmek veya en azından azaltmak gerçekten beyin için faydalı olacaktır.

Egzersiz yapın
Fiziksel egzersizler, vücuttaki kan akışını daha dinamik hale getirmenin en önemli yoludur. Ve bu da daha düzgün kan akışıyla dengelenmiş, sağlıklı ve dinç bir beynin anahtarı anlamına geliyor.

Stres yönetimi
Moral ve stres her ne kadar sinirsel gibi algılansa da, fizyolojik etkileri yadsınamayacak ölçüde yüksektir. Stres, tansiyondan hafıza kabiliyetlerine kadar sağlığı gerçekten tehdit edici bir faktör haline gelebilir.

Devamını oku...

Sarımsağın Beyne Mucize Etkileri

Yeni yapılan bir çalışma, sarımsağın içerdiği bir bileşenin beyin hücrelerini yaşlanma etkilerinden ve hastalıklardan koruduğunu ortaya koymuştur. Sarımsak en fazla tüketilen besin öğelerinin arasında yerini almaktadır.

Sarımsağın sülfür içeren bileşenleri antioksidan ve anti inflamatuvar etkiye sahip olduğundan çoğu kişi sarımsağı “süper besin” olarak kabul etmektedir. Bilim adamları halen sarımsağın insan vücuduna olan faydaları hakkında araştırma yapmayı sürdürmektedirler. FruArg olarak bilinen karbonhidrat türevi bileşen üzerine yoğunlaşan uzmanlar, bu bileşenin koruyucu rolünü araştırmaktadırlar. 

Araştırmacılar, sarımsaktaki bu maddenin çevresel gerilimin beyin hücrelerine verdiği hasarları önlediğini hatta hasarları iyileştirdiğini belirtmişlerdir. Yaşlanma süreci, sigara kullanımı, hava kirliliği, travmatik beyin yaralanmaları ve aşırı alkol tüketimi çevresel gerilim faktörleri arasında yer alabilmektedir.

Uzmanlar, beyinde ve omurilikte bulunan bağışıklık sistemi hücreleri olan mikrogliyanın merkezi sinir sistemindeki ilk ve ana savunma hattı olduğunu dile getirmişlerdir. Diğer olgun beyin hücreleri kendilerini nadiren yenilerken, mikrogliyal hücreleri inflamasyona ve çevresel strese çoğalarak tepki verirler. Bu hücreler birleşerek sorunlu alana taşınır, inflamasyona tepki verir ve diğer beyin hücrelerini hasarlardan korurlar. Bununla birlikte, uzmanlara göre, mikrogliyal hücrelerin sayılarının artışı beyinde yaşlanma karşıtı etki yaratmaz aksine daha fazla hasara bile neden olabilir. Nedeni ise mikrogliyal hücreler koruyucu fonksiyonlarının sonucunda nitrik oksit üretirler.

Basit bir şekilde anlatmak gerekirse, mikrogliyal hücrelerin sayısını arttırırsak, aynı zamanda beyinde nitrik oksit miktarında arttırmış oluruz. Nitrik oksitin aşırı üretimi, beyin hücrelerine hasar verir ve beyin iskemisi, Parkinson hastalığı ve Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkları tetikler.

DAHA ÇOK ANTİOKSİDAN

FruArg bileşeninin bu reaktif soruna çözüm sağlayabileceğini düşünen araştırmacılar bu konuda çalışmalar yapmaya başladılar. Hücrelere stres uygulandığında, mikrogliyal hücrelerde ve ürettikleri nitrik oksitte beklenilen artış gözlenmiştir. Ayrıca, FruArg uygulandığında, mikrogliyal hücrelerin daha az miktarda nitrik oksit üreterek strese uyum sağlamaya başladıkları saptanmıştır.

Uzmanlar, FruArg isimli bileşenin diğer beyin hücrelerinin sağlığı için faydalı olan antioksidan üretimini tetiklediğini ve bunun da nörolojik hastalıklara ve yaşlanmaya bağlı stres ve inflamasyona karşı beyni daha dirençli hale getirdiğini söylemektedirler. Bu araştırmayı yapan ekip, FruArg’ın kalp hastalıkları, diyebet ve kanser ile ilişkili diğer hücrelere olan etkileri üzerinde de çalışma yapacaklarının müjdesini de vermişlerdir.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Evimizdeki Görünmez Kanserojen Toksinlerden Nasıl Korunuruz?

Sevgili Yeşil Aileler...

Evimizi temiz, ailemiz için güvenli bir yer haline getirmek için didinip dururuz. Ama çoğunlukla evimize güvenli diye seçtiğimiz ürünler zararlı maddelerle doludur. Evimizin gerçekten ne kadar temiz ve sağlıklı olduğunu bizim seçimlerimiz belirler. Peki evinizde en çok görünen zehirli toksinler neler biliyor musunuz ? Tarım İlaçları: Evimize her gün aldığımız meyve , sebze ile bir çok tarım ilacı evimize girer. Tarım ilaçları, diyabetten kansere, otizmden parkinsona kadar bir çok hastalığa sebep olur. Erken doğumlara sebep olur.

Tüm yiyeceklerinizi organik tüketemiyorsanız en azından Çevre Örgütü EWG'nin açıkladığı en çok tarım ilacı kullanılan 12 sebze, meyveyi organik yiyerek aldığınızı tarım ilacı miktarını azaltabiliriz. Diğer organik olmayan ürünlerin kabuklarındaki ilaç veya korumak için sürülmüş parafin benzeri zararlı kimyasallardan kurtulmak için, yeşil yapraklı sebzeleri 10'a 1 oranında hazırlayacağınız sirkeli suda bekletebilir.

Kabuklu sebze meyveleri organik sabun ile yıkayarak temizleyebilirsiniz. Parafin yağ benzeri olduğundan sabunsuz temizlemeniz mümkün değildir.

Fitalat ve PVCler Fitalatlar, renksiz kimyasallardır. PVC türü plastiklerin yumuşatılıp şekil alınmasında kullanılır. PVC geri dönüşüm işareti içinde 3 yazan plastiklerdir. Bunun yerine cam, çelik,seramik gibi ambalaj malzemeleri tercih edebiliriz. Ayrıca evimizde bolca bulunan oyuncaklar, çantalar, deterjan,kozmetik ürünler, mobilyalarda hatta ambalajı sebebi ile bebek mamasında dahi bulunabilir.

İçeriğindeki "parfüm" kelimesinin ne olduğunu anlamadığınız ürünleri kullanmayın !

Fitalatlar, böbrek,karaciğer, akciğer gibi organlarımıza zarar verir ve doğum anomalilerine sebep olabilir. Ayrıca hormon bozucu etkileri ile erken ergenlik gibi problemlere sebep olur. Ağır Metaller Ağır metaller, çok az konsantrasyonlarda dahi büyük zararlar verebilen maddelerdir. Evimizde en çok karşılaştığımız ağır metaller, Civa, Kurşun ve Arseniktir. İçtiğiniz suda, aşılarda, boyalarda, deodorantlarda, balıklarda, tavuklarda bulunabilir. Çocuklarda beyin ve organ hasarına sebep olur. Evimize su arıtma cihazı takarak, teflon benzeri malzemeleri kullanmayarak evimizdeki ağır metalleri azaltabiliriz. Kurşunsuz ve ,düşük VOC içerikli boyalar ile duvarlarınızı boyayın. Derin deniz balıkları ve büyük balıklar yerine küçük, yüzeyde yüzen balıkları tercih edebiliriz. Unutmayın, kendinizin ve ailenizin sağlığı sizin seçimlerinizde gizli !

Tuvaletinizden Daha Kirli 10 Eşya !

Yeşil aileler...

Evinizde en çok bakterinin yaşadığı alanı sorsak muhtemelen aklınıza ilk gelen yer klozet olur. Ama aslında bu meşhur çamaşır suyu reklamlarından kafamıza işlenmeye çalışılan yersiz bir algıdan başka bir şey değildir. Evimizdeki en kirli yerin klozetin kapağı ve içi olduğunu düşünürüz. Çocuklarımızın tuvalete girip çıktığında ellerini mutlaka yıkaması gerektiğini söyleriz. Klozet kapakları üzerinde bakterilerin beslenebileceği gıdalar olmadığı için bakteri üremesine pek olanak vermezler. Bir de bizim kirli diye düşünüp sürekli temizlediğimizi düşünürsek, klozetler ev içindeki diğer kirli yerlere göre pek masum kalırlar.

Kirlilik, yüzeylerde bulunan mikroorganizma yani, bakteri, mikrop, küf , mite ,virüs gibi canlıların miktarı ile ölçülür. Klozetiniz evinizdeki en kirli yer değil , sürdüğünüz klorlu çamaşır suyu, emin olabilirsiniz ki size ve ailenize daha çok zarar veriyor. Kanserojen bileşikler içeriyor. İşte Klozetten Daha Kirli 10 Eşya:

1. Buz Restorantlarda kullanılan hazır buzların %70'i tuvaletinizdeki sudan daha fazla bakteri içeriyor.

2. Buzdolabınız Klozetinizden daha fazla E.coli bakterisi içerir. Küfler de bolca bulunur.

3. Bilgisayar Klavyesi Klozet kapağınızdan 300 kat daha fazla bakteri içermektedir.

4. Cep Telefonunuz Klozet kapağından 10 kat daha kirlidir.

5. Halılar Klozetten 4.000 kat daha fazla bakteri, küf, mite içerir.

6.TV Kumandası Evinizdeki en kirli eşyadır. Üzerinde milyarlarca bakteri yaşar.

7.Yatağınız 10 yıl kullanılan bir yatak trilyonlarca ölü hücre ve mite'lar ile dolar.

8.Para Paraların üzerinde ortalama 200.000 adet bakteri yaşar.

9.Çantanız Çantanız, içine koyduğunu telefon, cüzdan vs. gibi bir çok malzemeden geçen bakterileri içerir. Yiyecek de muhafa ediyorsanız bakteriler iyice çoğalır.

10. Çalışma Masanız Eğer düzenli olarak silinmiyorsa, gelen giden evrak, yediğiniz içtiklerinizden bakteriler dolar. Bu bakteriler ile gün boyu beraber yaşarız, bir çoğuna bağışıklığımız vardır. Bu sebeple tuvaletlerde nasıl hijyen sağlayacağız diye kimyasal ürünler ve çamaşır suları kullanmamıza gerek yok. Doğal bir temizleyici ile de temizleyebilirsiniz. Siz temizledikten kısa bir süre sonra havadan geçen bakteriler yine klozetinizdeki eski yerini alacaklar...

Fırın Temizliği Nasıl Yapılmalı?

Sevgili Yeşil Aileler..

Temizlik... hepimize göre tek bir anlam ifade ediyor gibi görünse de gerçekte kişiden ortama, kullanılan malzemeye, göre değişen bir anlam taşıyor. Ben arkadaşlarımda bile bir kurabiye,kek yedirirken çocuklara, içine margarin mi koydu, beyaz un mu koydu diye düşünmekten çok ocağı, fırını ne ile temizlediğini soruyorum. Çünkü çok çok daha zararlı ve zehirli..

Günlük yaşamda kullandığımız ürünler 55 bin’in üzerinde kimyasal çeşidi içeriyor ve her yıl bunlara binin üzerinde yenisi ekleniyor. Birçoğu ise yeterince test edilmeden ve belirli bir mevzuata tabi olmadan piyasaya sürülüyor. Bu ürünlerin büyük kısmı doğrudan kanalizasyona akıp sonunda da su sistemlerimize karışıyor.

Sözünü ettiğimiz kimyasallar, sonunda vücudumuzda depolanıyor ve zehirli olma düzeyine ulaştığında çeşitli hastalıklara yol açıyor. (Kronik yorgunluk sendromu, alerjiler, karaciğer sorunları, lenf kanseri gibi.)

Evimizde pişiriyoruz, çocuklarımıza dışarıdan hazır gıdalar yedirmiyoruz diye uğraşıyoruz ama. O yemeğin piştiği tencere, ocak, kurabiyelerin piştiği fırın ne ile temizliyorsanız emin olun ki çocuklarınız da onları yiyor. Özellikle fırın temizleyiciler, yüksek oranda asit ve amonyak içeriyor. Sprey olanları ise daha kolay nufuz etmesi için küçük parçacıklar halinde, sizin ciğerlerinize daha kolayca işliyor böylece..

Ne kadar temizleseniz de fırında kalıyor ve yiyeceklerinize nufuz ediyor. Evet yağ çözmek için mutlaka asit gerekiyor ama bunun kimyasal olması gerekmiyor. Doğal yöntemlerle, limon ve karbonatla da temizleyebilirsiniz.

Doğal ürünlerin kokusunu burnunuzda hissedersiniz, genziniz de değil. Doğal bir madde, kimyasal bir alkol ,fenol veya amonyak gibi buharlaşarak içinize dolmaz. Mesela bir gül kokladığınızda burnunuz da bu kokuyu alırsınız, ama fırın temizleyici yada çamaşır suyu kokladığınız da bu genzinize ve ciğerlerinize direk gidiyor.. Kimyasal deterjanlar, çamaşır suyu kullanmayın; çocuklar annelerinin kurabiyesini kekini, böreğini yesin.

Sevgili Yeşil Aileler... 

Ailemiz ile beraber mutlu günler geçirmek istediğimiz, akşam olduğunda günün yorgunluğunu çıkarmak için oturup arkamıza yaslanıp derin bir nefes aldığımız kalemiz. Ama acaba aldığımı o nefes ne kadar sağlıklı, evimizin havası ne kadar temiz? Amerikan Çevre Örgütü'nün EPA'nın araştırmasına göre, kışın evimizin havası dışarıdan 5 kat daha kirli!

Evimizdeki zehirli gazlar, kısa dönemde göz, burun ve boğazda yanma, baş ağrısı, yorgunluk ve halsizlik gibi belirtiler, uzun dönemde alerji, astım, kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi hastalıklara sebep olabiliyorlar.

İşte size evinizin havasını temiz ve sağlıklı olması için 9 kolay ipucu:

1. Su Bazlı, Doğal Boyalar Tercih Edin ! Duvarlarınızdaki boyalar VOC diye tabir edilen, uçucu organic bileşenler içerir, ve evinizin havasına zehirli bileşenler bırakır. Boya satın alırken üzerinde düşük VOC seviyesi yazan su bazlı boyaları tercih etmelisiniz. Ya da en güzeli yatak odalarını kireç ile boyamak. Duvar kağıtları yapıştırıldığı tutkal sebebi ile ve odayı hava aldırmadığı için sağlıksızdır. Çocuklarımızın odasını renklerine cici bicilerine aldanıp kağıt kaplamayalım.

2. Yemek Pişirirken Cam Açın ! Yemek pişirirken tam yanma sağlanmayan doğal gaz ve karbonmonoksit havaya karışır, yemek yaparken mutfak camınızı açın.

3. Kimyasal Ürünler Kullanmayın! Deterjanlar,oda kokuları, çamaşır suyu, böcek ilaçları, deodorantlar ,ayakabı cilaları, kuru temizlemeden gelen giysiler ve daha bir çok ev eşyası evimize 55.000 adetten fazla çeşitte kimyasal bırakıyor. Kimyasal ürünleri doğal olanları ile değiştirin. 4. Ayakkabılarınızı Dışarıda Çıkarın ! Gün boyu dışarıda gezdiğimiz ayakkabılar, asfaltan araba egzoslarından bulaşan zehirleri evimize taşır. Ayakkabıları dışarıda çıkarıp, hemen dolaba kaldıralım.

5. Doğal , Masif Mobilyalar Seçin ! Masif ve doğal olmayan mobilyalar bir çok kimyasal ile üretilmekte, ve bu maddeleri 5 yıl boyunca evinize geri vermektedir. Çocuk ve bebek odaları , yatak odaları için mutlaka masif ve doğal cilalı ürünler tercih edin. Yada alabiliyorsanız bir tanıdığınızdan kullanılmış bebek yatağı ,odası alın.

6. Akar Böcekleri Temizleyin ! Klima, halı, yoprgan yastık, koltuk gibi ortamlarda bolca bulunan akar böcekler solunum sisteminizi rahatsız eder, alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Klima filtrenizi her yıl değiştirin. Halıları, koltukları, su filtreli süpürgeler ile temizleyin ve yorganlarınızı havalandırın. 7. Sigara İçmeyin, İçirmeyin. Evinizde sigara içilmesine müsaade etmeyin. Gelen misafirleriniz içinde bu kural geçerli olsun. Sigara fare zehirinden arseniğe kadar her türlü zehiri içeriyor.

8. Evinizi Havalandırın: Evinizi her gün 10 dakika havalandırarak , toksinleri dışarı gönderip, temiz havayı evinize alabilirsiniz. Tüm camları aynı anda açın !

9. Yeşil Bitkiler Edinin. Bitkilerle ilgili olarak sadece ‘havadaki karbondioksiti alıp dışarıya oksijen verirler’ diye biliriz. Ancak yapılan bilimsel araştırmalar, bitkilerin sadece karbondioksit değil birçok zehirli maddeyi emerek ortam temizliği yaptığını ortaya koyuyor. Amerikan Uzay Araştırmaları Kurumu’nun (NASA) bitkiler üzerinde yaptığı bir araştırma, havaya karışan zararlı kimyasallardan doğal yollarla kurtulabileceğimizi ortaya koydu. NASA, iki yıl boyunca doksan bitki üzerinde araştırma yaparak bunlardan 15′inin bu zararlı kimyasalları emdiğini buldu. Bu bitkiler, aloe-vera, bambu, areka, kauçuk, benjamin, deve tabanı çeşitleri, dracaena çeşitleri, barış çiçeği, paşa kılıcı, İngiliz sarmaşığı, potos sarmaşığı, salon eğreltisi ve kurdele çiçeği. Bitkiler, 24 saatte yüzde 87 oranında havadaki kiri yok edebilir. Etkin sonuç için bitkilerin boyunun en azından 15 cm kadar olması gerekiyor. 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?