social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Hamilelik Planlayanlar Haziran'a Dikkat!

Hamile Planlayanlar Dikkat! 

2004 ile 2009 yılları arasındaki hamileliklerin geniş kapsamlı olarak incelenmesinin ardından, yıl içinde çocuklara gebe kalınan zamanın, başarılı doğum oranları üzerinde önemli bir etkisi olabileceği bulundu. En dikkat çeken şey ise, araştırmacıların yıl içinde çocuk planlamaya başlamanın en iyi zamanının Aralık olduğunu, çünkü bu ayda gebe kalınan bebeklerin sağlıklı doğma şanslarının önemli miktarda daha fazla olduğunu söylemeleri.

Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre, Aralık ayında gebe kalınan bebeklerin hayatta kalma oranları, her 200 hamile’likle 3 tane daha fazla. Indiana Üniversitesi’nde araştırmacılardan biri olan Paul Winchester, The Telegraph’a şöyle konuştu: “Mevsimsel olduğunu bulduğumuz ve çok rahatsız edici olan birçok şey var. Doğumlarda önemli mevsimsel farklılıklar gördük. Noel zamanı, bir bebeğe gebe kalmak için çok iyi bir zaman iken, sevgililer günü en düşük olasılığa sahip zamanlardan biri.” Winchester, Dünya’ya bir çocuk getirmek isteyenler için, istatistiklerin incelenmesine dayalı olarak yıl ortasının başlamak için en iyi zaman olmadığını söylüyor. “Haziran zehirli bir ay,” diyor. “Haziran etkisinin çok erken bir aşamada geliştiğini gördük. Beyaz anneler Haziran ayında en düşük hayatta kalma oranlarına ve zamanından önce doğan bebeklerle birlikte düşünüldüğünde önemli oranda daha kısa hamileliklere sahip.” Araştırmacılar Haziran ayının oluşturduğu tehlikelere ve Aralık ayının sahip olduğu faydalara hangi etmenlerin sebep olduğunu kesin olarak bilmezken, Winchester’a göre günümüzdeki dünyada mevsimsel değişimler tarımsal öğelere bağlanabilir. “Benim şüphem, bunun rastlantısal değil de bazı biyolojik kökenlere sahip olduğuydu. D vitamini seviyelerinin ve tarım ilaçlarının ilgisi olabilir,” diyor. “Eğer bir doğum kusurundan veya erken doğumdan kaçınmak istiyorsanız, o halde Haziran’dan kaçınmak faydalı olabilir. Diğer çalışmalar, ayrık omurga oranının ve beklenmedik bebek ölümünün Haziran ayında zirve yaptığını göstermişti.” American Society for Reproductive Medicine’in yıllık toplantısında sunulan bulgular, yaz mevsimi süresince doğan bebeklerin yetişkin oldukları zaman daha sağlıklı olabileceğini bulan İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nin yaptığı yeni araştırmanın yayınlanmasından sonra geldi. Yıl boyunca farklı zamanlarda doğan bebeklerin karşılaştırmalı sağlıklarını inceleyen mevcut araştırmalardaki ani artış, bazı müstakbel anne ve babaları biraz tedirgin edebilir, fakat korkularınızı kontrol altında tutmak ayrıca faydalı olabilir.

Doğum aylarının sağlık üzerindeki sonuçları üstüne çalışma yapan kendi takımına dair konuşan ABD’deki Columbia Üniversitesi’nde bir araştırmacı olan Nicholas Tatonetti şöyle söylüyor: “Bu sonuçlar hakkında fazla ürkek olmamak önemlidir çünkü, önemli çağrışımlar bulmuş olsak bile, genel hastalık tehlikesi o kadar büyük değil. Doğum ayı ile ilişkili tehlike, beslenme ve egzersiz gibi daha etkili değişkenler ile karşılaştırıldığında nispeten küçük kalıyor.” Indiana Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan çalışma, başarılı doğum oranlarına bakıyor olsa da (diğer pekçok değişkenin etkilediği uzun vadeli sağlığa değil), daha derin düşünmeyi sağlayabilir. Araştırma henüz yayınlanmadı, fakat bulgular hazır olduğu zaman pek çok insan onları okumaya ilgi gösterecektir.

Kaynak : Looking to get pregnant? Avoid the month of June, says new study, http://www.sciencealert.com/looking-to-get-pregnant-avoid-the-month-of-june-says-new-study 

Devamını oku...

Peynirin Mucizevi Faydaları

Peynir yüksek miktarda yağ içerdiği için, peynirin kilolu insanlar için sağlıksız olduğu söylense de, pek çok kişi uygun miktarlarda tüketilmesi halinde peynirin protein ve kalsiyum açısından zengin bir kaynak olduğunu göz ardı etmektedir.

30 gram cheddar peyniri yaklaşık 6 gram protein ve 250 mg kalsiyum içerir. Süt önemli vitamin ve mineraller ile doludur ve sütten peynir yapmak tüm bu hayati besin ögelerini koruyan bir süreçtir. Sodyum ve kolesterol düzeylerinize dikkat etmeniz gerekse bile, peyniri tamamen beslenmenizden çıkarmak zorunda değilsiniz. Dikkat etmeniz gereken tek şey yediğiniz peynirin türü ve miktarıdır.

Yağ metabolize olduktan sonra glikoza çevrildiğinden glikozun iyi bir kaynağıdır. Glikoz vücudumuz için enerji sağlar. Eğer cheddar peyniri ve diğer sert peynirler için bir zaafınız varsa, yağsız veya az yağlı olduklarından emin olun. Yumuşak peynirler tercihiniz ise, o zaman %1 düşük yağlı veya yarım yağlı peynir ürünlerini tercih edin.

Saçları güçlendirir, dökülmeleri azaltır.

  Hafıza zayıflığı ve dikkat kaybını önler.

 Görme zayıflığı ve katarakt olma ihtimalini azaltır.

Vücudumuzun protein ihtiyacını karşılamada en güçlü gıdalardandır.

Aminoasit kaynağı olması nedeniyle zekâ gelişiminde rol oynar.

Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Bağırsak mikro florasını dengeleyerek zararlı mikroorganizmaların yaşam şartlarını bozar.

A,B1,B2,B6,B12,Folik asit, Tokoferol ihtivası ile vücudumuza katkı sağlar.

Çocuklarda boy uzamasını güçlendirir.

Sindirimi kolaydır, diğer besinlerin sindirimini kolaylaştırır.

Peynir yüksek miktarda kalsiyum içerdiğinden dişlerinizi korumaya yardımcıdır ve bu sayede diş çürüklerini önler.

Aynı zamanda vücudunuzun güçlü kemiklere sahip olmasına yardımcı olur.

Eğer laktoz intoleransından müzdarip iseniz, süt ürünlerinden uzak durmanız tavsiye edilir ancak peynir tüketebilirsiniz. Bekledikçe içerdiği laktoz, laktik aside dönüşür. Hiç bir laktoz içeriği kalmadığı için laktik asit, laktoz intoleransı olan kişilerde sıkıntıya neden olmaz.

Uyku Sorununu Giderebilir: Peynirin uykusuzluk sorunlarını giderdiği düşünülmektedir. Genel anlamda süt ürünlerin uyku sorunlarını çözmede etkili oldukları bilinmektedir.

Peynir ne kadar beklemişse laktozu o kadar azdır ve daha faydalıdır.

Peynir Migrene İyi Gelir: Bazı sağlık uzmanları peynirin migren hastalığından kaynaklanan baş ağrılarına iyi geldiğini savunmaktadırlar. Çünkü bu konuyla alakalı yapılan bilimsel çalışmalar kalsiyumun migren ağrılarına iyi geldiğini ortaya koymuştur.

 

Peynir ve Kalp Sağlığı: Biri size peynirin sağlıklı olup olmadığını sorarsa, eğer bir kalp hastalığınız varsa cevap vermeden önce iki kere düşünebilirsiniz. Eğer kalp hastalığınız varsa bile, peynir yemek güvenlidir.

Formda kalmak için vücut tarafından ihtiyaç duyulan bolca amino asit içerdiği için, kalbiniz için de faydalıdır. Kolesterol sorununuz olmadığı takdirde kalbiniz sağlıklı ve zinde kalır.

Yalnızca kaşar, mozzarella ve diğer peynirlerin yağı azaltılmış ya da az yağlı versiyonlarını tükettiğinizden emin olun.

Peynir ve Gebelik: Hamilelik sürecinde peynir tüketmek sizin için iyi midir? Gebelikte vücudun demir, iyot, kalsiyum ve folat talebi artar. Son trimesterda, büyüyen ceninin sağlıklı kemik ve vücut büyümesi için bu besin ögelerini alması gerekir. Hamileliğin dört ayı dışında hamile kadınların, her gün 1000 mg kalsiyum alması tavsiye edilir.

Günlük 30 gram peynir tüketmek vücuda gerekli miktarda kalsiyum sağlamaya yardımcı olacaktır. Bir parça katkısız cheddar peynirinde, 200 mg kalsiyum vardır. Peynirden alınan kalsiyum miktarını göz önüne aldığımızda, hamile bayanlar için oldukça yararlıdır diyebiliriz.

Ancak beyaz peynir, keçi peyniri, brie peyniri gibi yumuşak peynirin “Listeria” adı verilen bir bakteri ile kontamine olma şansı vardır. Kontamine olmuş peynir tüketmek sizi ve bebeğinizi hasta edebilir. Ayrıca peynirin taze olduğundan ve uzun süre beklememiş olduğundan emin olun; çünkü bu durum bebek için zararlı olabilir. Bu dönemde sert peynirleri tercih etmeniz ve yumuşak olanları da kaynayana kadar pişirmeniz tavsiye edilir.

Peynir ve Vejetaryenler: Vejetaryenler et ürünlerinden kaçındıklarından dolayı bir çoğu B12 vitamini eksikliğiyle karşılaşma riski altındadır. Bu eksiklik pernisiyöz anemiye neden olabilir.

Ancak peynir yüksek miktarda B12 vitamini içerdiğinden, vejetaryenler için bu sorunu çözer. B12 vitamini içeriği fermantasyon ile artar dolayısıyla peynir B12 vitamini için iyi bir kaynaktır.

Peynir ve Hormonlar: Peynir inek, keçi ve manda sütüyle hazırlanır. Ancak mağazalardan aldığımız sütler artık büyük anne babalarımızın küçükken içtiği sütler gibi değildir. Bugünlerde ineklere bir çok hormon ve antibiyotik enjekte edilmekte ve bu hormonlar tüketilen süt ile bizim de vücudumuza sızmaktadır. Bu sütler ile hazırlanan peynirlerden de doğal bir peynirden alacağınız faydayı bekleyemeyiz. Genel olarak, peyniri iyi ya da kötü olarak adlandıramayız.

Aşırıya kaçmadan peyniri tüketmek aşırı kiloyu önlemeye yardımcı olur, kan basıncını arttırmaz ve kişinin dişlerini güçlendirmeye yardımcı olur. Her zaman için sağlıklı, dengeli beslenmek ve belirli bir gıda maddesini aşırı miktarda tüketmemek çok önemlidir. Burada anahtar nokta dengelemek!

Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/is-cheese-good-for-you.html http://www.buzzle.com/articles/is-cheese-healthy.html 

Devamını oku...

Güneş Işığının Mucizevi Yararları

Güneş ışığı her yere yayılır fakat insan derisine temas etmedikçe faydalarından yararlanmak zordur. Güneş ışığından yararlanmak için dışarı çıkmak güneşin altında durmak gerekmektedir. Bunu yaparken tabi uzun süre yapmak doğru değildir.

Güneş ışığı psikolojik olarak da insanı rahatlatır. Aydınlık güzel bir havada kapalı havalara göre insanın enerjisi daha yüksek olur. Diğer yararları ise şunlardır;

1. Güneş ışığı D vitamini ihtiyacının karşılanmasını sağlar. D vitamini insan için oldukça önemli bir vitamindir ve tek kaynağı güneştir. D vitamini güneş ışınlarının insan derisine temas etmesi ile insanda salgılanmaya başlar. D vitamini eksikliği bağışıklık sisteminde sorunlara neden olabilir ve metabolizmanın da yavaşlamasına neden olabilir.

2. Kas ve kemik sistemini daha sağlıklı olmasını sağlar. Kemik erimesi veya diğer kemik hastalıklarının oluşmasını engeller.

3. Güneş ışığı bünyesinde melatonin barınır. Bu sayede uykusuzluğa iyi gelir ve rahat bir şekilde uyumaya yardımcı olur.

4. Güneş ışınların vücutta kalsiyum ihtiyacının bir kısmını sağlamaya yardımcı olur.

5. Güneş ışığı sayesinde romatizma, kas ve eklem ağrıları azalır. 

6. Metabolizmayı hızlandırır ve vücuda direnç sağlar.

Çocuklar ve bebekler için de güneş ışığı çok faydalıdır: İskelet ve kas sistemlerinin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve D vitaminlerinin karşılanması için çocukların da güneş ışığı ile temas ettirilmesi gerekmektedir. Fakat özellikle bebeklerde dikkatli olmak gerekmektedir.

Bebekleri güneşe çıkarmadan önce gözlerinin ve başının korunması için güneş başlığı giydirmek gerekmektedir. Güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde bebeklerin güneş altında tutulmaması gerekmektedir.

Rüzgarsız havalarda bebeği güneş altında tutmak gerekir. Ve ilk gün 2 dakika daha sonra 2şer dakika artırılarak yarım saati geçmeyecek kadar bebekler güneş ışığından faydalandırılabilir.

Çocukların uzun süre güneş altında beklemesi güneş çarpmalarına neden olabilir bu yüzden dikkatli davranmak gerekmektedir.

Yetişkinlerin güneş ışınlarından faydalanabilmesi için günde 15-20 dakika güneş altında kalmaları yeterli olacaktır. Beyaz tenli olanların güneş altında beklerken dikkatli olmaları gerekmektedir. Çünkü açık tenler daha hassas olurlar. Bronzlaşmak için uzun süreler güneşin altında beklemek yanlıştır. Uzun süre güneş altında kalınacaksa güneş koruyucu sütler veya güneş koruma kremleri kullanılmalıdır. 

Devamını oku...

Yaşatımızdan Çıkarılacak 6 Toksin Kaynağı

Zararlı kimyasalları tamamen hayatımızdan çıkaramayabiliriz. Ama bazılarını öyle kolay çıkarabiliriz ki…

İşte bunlardan bazıları:

Oda kokuları: Evlerimiz güzel koksun diye gidip çarşıdan bir sanayi ürünü satın almak bana hep ters gelmiştir. O ürünlerin içinde ne kadar çok toksin olduğunu bilseniz, kokuyla beraber onları da solumak size de ters gelir. Bunun yerine kurutulmuş otlar, yapraklar ve meyvelerden bir potpuri hazırlayabilir, üzerine de birkaç damla uçucu yağ serpebiliriz. Tarçın, gül, lavanta, karanfil, biberiye, adaçayı, turunçgiller bu amaçla kullanılabilecek malzemeler.

Çamaşır yumuşatıcılar: Bunlar uzun vadede çamaşırların üzerinde bir tabaka oluşturup çamaşırı sertleştirdiği gibi, içlerinde bol miktarda da sentetik koku maddesi bulunur. “Dertsiz” tekstil ürünleri: Biz kolay kolay leke tutmayan, ütü istemeyen tekstil ürünlerine “dertsiz” diyeduralım, onlar aslında dertsiz olmaktan bir hayli uzak. Onlara bu özelliklerini veren, tabii ki sentetik malzemelerden yapılmış veya zararlı kimyasallardan oluşan bir tabakayla kaplanmış olmaları. “Konvansiyonel” elma ve şeftali: Olması gerekene “organik”, olmaması gerekeneyse “konvansiyonel” dememiz ne yaman çelişki! Elma ve şeftali, üzerinde en fazla pestisit kullanılan meyvelerden. Sadece bunları organik satın alarak bile vücudumuza giren böcek ilacı miktarını bir hayli azaltabiliriz.

Naftalin: Evet, bu sitede hep ninelerimizin yöntemlerini övüyoruz, ama onların da yanlış yaptıkları şeyler var. Anneanne/babaanne evlerine kendine has kokusunu veren en önemli maddelerden biri naftalin değil mi? Güveyle savaşmak için kullanılan naftalinin içinde kansere yol açan kimyasallar var. Pire için yorgan yakmak gibi bir şey yani bu. Halbuki sedir ağacı yongaları veya lavanta kesecikleri de aynı işi görüyor (Yonga keseciklerine lavanta yağı da damlatılabilir). Hatta kışlıkları bildiğimiz kalıp beyaz sabunla kaldırmak da şimdilik iyi sonuçlar veriyor.

Parfümler: O albenili şişelerin içinde yüzlerce sentetik koku maddesi bulunuyor. Bunlar cildi ve solunum yollarını tahriş edebiliyor, üreme sorunlarına bile yol açabiliyor. Uygun bir sabit yağın içine damlatılmış birkaç damla uçucu yağla, kimsede olmayan bir parfüme sahip olabilirsiniz.

Kaynak: Shubhra Krishan, Care2

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?