social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Irk Kavramına Veda!

Hayatlarımıza giren her yeni bilgiyle farklı bakış açıları geliştiriyoruz. İlerlemenin sırrı, bilimin ve bilginin gelişimi için değişimi kabullenmek ve yeni verilerin ışığında daha güçlü teoriler üretebilmekten geçiyor. Bu nedenle geçerliliğini bir şekilde yitirmiş olan ya da bilimin gelişimine destek olmaktan ziyade engel olmaya başlayan bazı kavram ve görüşleri tekrar gözden geçirmek gerekebilir. Peki, neleri geride bırakmamız gerektiğine kim karar verecek? Siyasetçiler mi yoksa bilim insanları mı? Tabii ki bilim insanları.

Coğrafi gruplandırmaları ırk olarak yorumlayan ilk insan olan Alman filozof Immanuel Kant Irk, bilimsel açıdan onaylanmış biyolojik bir kavram değil. İnsanları dış görünüşlerine göre ırklara ayırıyor olmamız da büyük bir yanılgı. Yapılan araştırmalarda, hiçbir ırk içinde tüm bireylerde ortak olan ve onları diğer insanlardan ayıran tek bir gene bile rastlanmadı. Aksine DNA araştırmaları gösteriyor ki; bazı özel durumlar haricinde tüm insanlar genetik olarak aynı özelliklere sahip. Hatta evrimsel açıdan bakıldığında hepimiz Afrikalıyız. Öyleyse neden böyle bir kavrama sahibiz?

Bunun iki nedeni var; birincisi yanlış bir varsayım, ikincisi de tamamen ekonomik. 18. Yüzyılın ortalarında Avrupalı doğabilimciler farklı görünüşteki insanları coğrafi anlamda gruplandırmaya başladılar David Huma ve Immanuel Kant gibi bazı filozoflar da insanların bu fiziksel çeşitliliğinden etkilendi. Onlara göre; aşırı sıcak ve soğuk iklimler, insanların gerçek potansiyellerini azaltıyor beyaz ırkı türünün en iyi örneği haline getiriyordu.Kant da benzer şeyler düşünerek kariyeri boyunca insan çeşitliliğine yoğunlaştı ve bu konuda birçok deneme yayınladı. Bu coğrafi gruplandırmaları ırk olarak yorumlayan ilk insan oydu. Kant ten rengi, saç yapısı veya kafatası şekli gibi fiziksel farklara ahlak kapasitesi, kendini geliştirebilme ve medeniyet gibi faktörleri de ekleyerek ırkları karakterize etmişti.

Gruplandırdığı dört farklı ırkı hiyerarşik olarak da ayırarak Avrupa insanını en tepeye yerleştirdi. Kant saygı duyulan bir filozof olduğundan fikirleri 19. Yüzyılda geniş kitleler tarafından kabul gördü.

18. ve 19. yüzyıllarda ırkçılığın rağbet görmesinin bir diğer baskın nedeni de ekonomiydi. Çünkü Atlantik ötesinden gelen kölelerin ticareti, Avrupa’daki ekonomik büyümenin ardındaki başlıca unsurlardan birine dönüştü. Köle ticareti desteklendi ve özellikle Afrikalılar’ın beyaz ırka hizmet etmek için doğduğuna inanılmaya başlandı. Böylece ten rengi ırksal farkların en belirgin göstergesi haline geldi. Hatta ahlak, karakter ve medeniyet kurma becerisi konusunda da ten rengi ayrımına gidilmeye başlandı. Ardından bilim insanları da ırklan biyolojik olarak sınıflandırmaya adandılar ve neticede öjenik (genetik olarak insan ırkının ıslahı) ve arî ırk gibi kavramlar doğdu. Nina Jablonski’ye göre; Sosyal , Darwinizim’in yükselişi de bu duruşu destekleyen faktörlerden biri haline geldi. Beyaz ırkı bilimsel anlamda doğal nizamın üstün ırkı sayan ırkçı bilim insanları, tüm insanların aslında göçler ve binlerce yıl boyunca süregelen bir iç içe geçmenin karmaşık genetik ürünleri olduğunu biliyor ama kabul etmiyorlardı. Ancak 1960`larda dünyanın her yerinde birçok bilim insanı fiziksel ve genetik çeşitlilikler üzerinde çalışmaya başladı. Çok geçmeden ırkların bilimsel olarak tanımlanamayacağını açıklayarak tüm eski çalışmaların geçersiz olduğunu duyurdular. Ama bilimsel anlamda yaşanan büyük değişime rağmen renk temelli hiyerarşi toplumlara öyle bir hakim olmuştu ki ana akım kültürden silinip atılması pek kolay olmadı.

Jablonski; “Irk konusu bilimsel anlamda geçerliliğini yitirse de maalesef bir kavram olarak kalmaya devam etti. Günümüzde hala insanlar kendilerini belli bir ırka ait görmeye devam ediyorlar. Oysa böyle bir şeyin olmadığı defalarca ispatlandı. Artık ırkları sosyal gruplar olarak görmeye başladık. Dolayısıyla bu kavram git gide daha da karmaşıklaşmaya, bir yandan da etnik kökenleri ifade etmeye başladı” diyor. Ona göre artık bu kavramı hayatımızdan tamamen silmeliyiz. Çünkü uzmanlar, gözlemlenebilen kalıpları “Beyaz”, “Siyah”, “Afrika kökenli Amerikalı” ya da “Asyalı” gibi kategorilere ayırıp haritalamaya ve hastalıkları ırksal çerçevelerde ele almaya devam ediyorlar. Jablonski “birçok hastalık benzer çevresel koşullar nedeniyle neredeyse tüm ırklarda aynı sonuçları doğuruyor” diyor; “Hastalıkların dağılımı ve yayılımını inceleyen epidemiyoloji araştırmalarında ırksal faktörler savunulup kullanımı teşvik ediliyor.

Maalesef birçok vakada elde edilen sonuçlar bu nedenle bilimsel bir karmaşaya sebep olup sınıf eşitsizliği yaratıyor ve etnik farkları öne çıkarıyor. Son zamanlarda da genom araştırmaları ve biyomedikal süreçlerde rol oynama başladı. İnsanların tıp bitimine ve onun sınıflandırmalarına saygı duyuyor olması nedeniyle ırk kavramı modern düşünceye yenilenmiş bir özguvenle geri dönmüş oldu.” DNA araştırmaları, mevcut çeşitliliğe rağmen tüm insanların tek bir ırka mensup olduğunu gösteriyor. Söz konusu fiziksel görünüm olduğunda ırk ayrımı konusunda bizleri yanıltan üç faktör var; ten rengi, burun şekli ve kafatası yapısı. Bilim insanları ten renginin ırkla değil, güneşin morötesi ışınlarına ne derece maruz kaldığımızla alakalı olup bu değişimin genlerimize işlediğini buldular. Burun şeklinin de ırksal bir varyasyon olduğu öne sürülüyor ama tek bir ırk olarak görülen Asya’da bile doğuyla batı arasında bu açıdan çok büyük farklar mevcut. Diğer bir taraftan yapılan araştırmalar Almanlar’ın burun şeklinin, kendileriyle aynı ırktan sayılan Norveçliler’inkine değil, Araplar’ınkine benzediğini gösterdi. Kafatası yapısı ise kesinlikle coğrafi koşullarla veya ırkla alakalı değil. Örneğin, Kuzey İngiltere’de ve Afrika’da yaşayan insanların kafatası yapıları arasında çok belirgin bir fark olmadığı anlaşıldı. Peki, insan çeşitliliğini ifade edecek yeni sözcükler yaratıp bu adaletsizliğe bir son vermeye hazır mıyız?

Ünlü antropolog Alan Goodman, bilimsel anlamda çok daha pratik bir yöntem kullanabileceğimizi düşünüyor; niteliği soruna göre bilimsel bir yaklaşımla belirlemek. Örneğin, belirli bir kan grubunu hedef alan bir risk faktörü varsa, sadece bu hususta geçerli olacak şekilde tüm bireyler kan gruplarına göre sınıflandırılmalı.

– Nina Jablonski – Paleobiyolog ve Antropolog / Pennsylvania Eyalet Üniversitesi Ordinaryus Profesörü

Kaynak: Popular Science

Devamını oku...

Hayret Verici 17 Hayvan Türü

Hayır. Kesinlikle şaka yapmıyoruz. Bu hayvanlar gerçek!

Artık, internet sayesinde, resmini görmediğimiz yaratık kalmadı diyebiliriz. Sizler için muhtemelen var olduklarını bile bilmediğiniz 17 tane hayvan seçtik.

Kırmızı dudaklı yarasa balığı: Kırmızı dudaklı yarasa balığı, Galapagos Adaları çevresinde yaşar. Kötü bir yüzücü olarak bilinen bu hayvan, okyanus yüzeyinde yüzgeçlerini kullanarak yürür.

Lowlandcizgilitenregi

Lowland Çizgili Tenreği: Lowland Çizgili Tenreği Madagaskar’da yaşar ve boyu 15 cm’i geçmez. Solucan ve diğer böceklerle beslenen çizgili tenrek, tıpkı kirpiler gibi, düşmanlarından keskin dikenleri ile korunur.

tenrec

Japon örümcek yengeci: Japon örümcek yengeci dünyadaki eklembacaklıların en büyüğüdür. Eni 30 cm’e ve ağırlığı 20 kg’a kadar ulaşabilmektedir. İsminden de anlaşılabileceği gibi daha çok Japonya civarlarındaki sularda yaşar.

japanese spider crab1

japanese spider crab2

Püsküllü geyik :En tüyler ürpertici bir o kadar da en sevimli geyik türü olan bu hayvan, çenesine doğru inen ürkütücü uzun sivri dişleri ve küçük şeytanları andıran sivri küçük boynuzları ile hayranlık uyandıracak bir yüze sahip. Püsküllü geyik, Çin’de ve Asya’nın diğer bölgelerinde bulunabilir.

tufted deer 1

Glaucus Atlanticus: Bu hayvan muhteşem. Ve kendisi de bunu biliyor. Bir deniz salyangozu olan Glaucus Atlanticus, gününü, suyun üst kısmından dibine kadar yüzerek geçirir. Yüksek oranda zehire sahip hidrozoalarla beslenen küçük deniz salyangozu, bu zehirleri bünyesinde saklayarak kendisini koruma amacıyla kullanır. Bu da onlara dokunurken neden çok dikkatli olmamız gerektiğini açıklıyor.

Glaucus1

Giant isopod :Giant isopod, kabuklugiller familyasına dâhil olup, Atlantik ve Hint Okyanusu’nun derinliklerinde yaşar.

isopod1

Ay-Ay :Ay-ay , Lemur türünün bir örneğidir ve Madagaskar Adası’nda yaşar. Ağaçkakana benzer bir özellik taşır. Böcek bulmak için önce ağaca hafifçe vurur, daha sonra böceklere ulaşabilmek için ağaçta bir delik açar ve uzun, ince parmaklarını içeriye sokarak lezzetli avlarına kavuşur.

aye aye

Yıldız burunlu köstebek : Yıldız burunlu köstebek, Kanada ve Amerika’da yaşar. Kafasında bulunan ilginç çıkıntı sinir hücreleri ile doludur ve bu çıkıntının en küçük sismik dalgaları bile hissedebildiği söylenir.

star nosed mole2

Çirkin balık: Avusturalya ve Yeni Zelanda yakınlarındaki derin sularda yaşarlar. Suyun yoğunluğundan daha yoğun, jelimsi bir yığına benzeyen vücuduyla kolaylıkla suyun dibine doğru yüzebilir.

blobfish1

Goblin Köpekbalığı : 32 cm’ye kadar büyüyebilen Goblin köpekbalıkları, zamanlarının çoğunu denizin zeminine yakın yerlerde yiyecek arayarak geçirirler.

goblin shark1

Sayga (antilobu) :Ne yazık ki, saygaların nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya. Avrasya’da yaygın görülen Saygalar, Rusya’nın bir bölgesinde ve Kazakistan’ın birkaç bölgesinde de görülür. Bu antilop türünün geniş burnu, yazın tozlu havayı süzmeye, kışın da soğuk havayı ısıtmaya yardım eder.

saiga antelope

Gerenuk : Bu narin hayvanlar, Afrika’da yaşarlar ve “zürafa boyunlu antilop” olarak bilinirler.

gerenuk1

Dumbo ahtapotu : Dumbo ahtapotu, ismini, gözlerinin tam üzerinde bulunan kanat çırpan kulaklarından daha doğrusu yüzgeçlerinden alır.

dumbo1

Pink Fairy Armadillo: Arjantin’de bulunan Pink Fairy Armadillo, hayatını çöllerde idame ettirir. Bu sevimli, küçük yaratık, zeminde çukurlar açar ve çukurlarda çökme olasılığını engellemek için vücudunun düz olan bölümünü toprağı sıkıştırmak için kullanır.

armadillos

Yumuşak kabuklu Cantor kaplumbağası : Büyük bir tatlı su balığı türü olan yumuşak kabuklu Cantor kaplumbağasına Asya civarlarında rastlayabiliriz. Boyu 15 cm’e kadar ulaşabilmektedir.

turtle2

Mor Kurbağa : Bir tür kara kurbağası olan mor kurbağa, güney Hindistan’da yaşar. Şişman ve yağlı vücudu en belirgin özelliğidir. Hayatının büyük çoğunluğunu toprağın altında geçirir. Çiftleşme dönemlerinde, toprağın üzerine sadece 2 hafta kadar çıkarlar.

purple frog

Okapi: Okapinin zebra familyasından olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak, zürafa familyasına daha yakın bir tür olan okapi, Batı dünyasının ilgisini 1800’lü yılların sonlarına doğru çekmeye başlamıştır.  

Okapi2

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Dünyada Çevre Dostu ve Lüks 10 Tatil Köyü

Seyahat tutkunuzu doğaya zarar vermeden mi tatmin etmek istiyorsunuz?

Çevreciliği lüks boyutlara taşıyan 10 doğa dostu tatil köyünü sizler için listeledik.

İşte doğaya karşı suçluluk duymadan yaşayacağınız muhteşem bir deneyim için gidebileceğiniz en iyi mekânlardan on tanesi:

slideshow travel 1

1-Bardessono, Kaliforniya:

Bardessono, eko şık tatil köylerine en güzel örneklerden birisi. Kaliforniya’daki görkemli Napa Vadisi’nde yer alan, spa merkezi, restoranı ve 62 odası bulunan bu otel LEED Sertifikasına sahiptir. Büyük detaylardan (otelin eski ahşaplarla ustalıkla işlenmesi, enerjisinin jeotermal enerji ve güneş enerjisinden elde edilmesi) incelik isteyen küçük detaylara (yerel yetişen yiyecekler ve organik pamuk nevresim kullanılması) kadar her unsur yetenekli ustalar tarafından özenle seçilmiş.

Şarap tutkunu ya da spa meraklısıysanız ya da sadece rahatlayabileceğiniz bir yer arıyorsanız, Bardessono’da konaklamanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

2-Whitepod, İsviçre:

slideshow travel 2

Daha önce “lüks” ve “eskimo” kelimelerini aynı cümlede duymadığınızdan eminiz. Ta ki Whitepod bu geleneği yıkana kadar. Otelin dağ yamacıyla bütünleşmiş, çevre dostu 15 jeodezik kubbesi bakir İsviçre Alplerinin olağanüstü manzarasına açılıyor. Her bir kubbe, civar ormanlardan toplanan odunlarla yakılan sobayla ısıtılıyor. Eğer içeride pineklemek istemiyorsanız, kayağın ve karda yürüyüşün tadını çıkarın.Yazın hiking yapabileceğiniz, kışın ise kar yürüyüşü yapabileceğiniz Whitepod, ziyaretçilerine benzersiz bir sakinlik sunuyor.

3-Longitude 131°,Australia:

slideshow travel 3

Avusturalya Longitude 131°’in lüks 15 çadırından birini tercih ederseniz ilkel şartlar içinde konaklamazsınız. Bu deneyimi anlatacak kelime “glamping”. Yani lüks şartlar içinde kamp!

Bu eşsiz kamp, Avusturalya’daki dünya mirasları arasında olan Uluru-Kata Ulusal Parkı yolunda yer alıyor. Her bir çadır çöl kumuna zarar vermeden çubukların üzerine kurulmuştur ve burada enerji, güneş enerjisinden elde edilmektedir. Ayers Rock(Uluru) üzerinden gün doğumunun ve batımının eşsiz manzarasını izleyebilirsiniz.

Yıldızların altında bölgenin özel şaraplarıyla kendinizi şımartabilir ya da tatil köyünün doğa turlarında yer alabilirsiniz. Ancak bütün bunların yanında asıl etkileyici olan nefes kesen manzarası.

4-Al Maha Desert Resort and Spa Dubai:

slideshow travel 4

Dubai Al Maha’daki gizemli Arap çöllerine kaçamak yapmak istiyorsanız, Dubai kumulları arasında bulunan bu lüks tatil köyü ve spa merkezi sizin için doğru bir seçim. Lüks Bedevi kamplarına benzeyen 42 odalı tatil köyü, özgün Arap eserleriyle döşenmiş. Ama büyük ihtimalle Al Maha ile ilgili en heyecan verici şey doğal kaynakları koruma programı.

Dubai Çölü Doğal Hayatı Koruma Alanı sınırlarında bulunan tatil köyü, nesli tükenmekte olan orikslerin yeniden doğaya kazandırılması çalışmaları dahil, doğal yaşam ortamlarının ıslahı ile ilgili programlara büyük ölçüde katkıda bulunmuştur.

5-Jean-Michel Cousteau Resort Fiji :

slideshow travel 5

Jean-Michel Cousteau deniz kaynaklarını koruma çalışmaları ve ekolojik belgeselleri ile tanınır. Peki ayrıca lüks bir ekolojik tatil köyü kurduğunu da biliyor muydunuz? Jean-Michel Cousteau Tatil Köyü, Fiji’deki bir ada olan Vanua Levu’da yaklaşık 6800 hektarlık Hindistan cevizi ekili alanda yer almaktadır. Bu tropikal mekânın ana teması süreklilik. Tam zamanlı deniz biyologlarının çalıştığı tek lüks tatil köyü burasıdır. Ziyaretçiler, Fiji’nin tropikal sularını keşfetmek için scuba diving ve kayak gibi aktivitelerde yer alabilirler.

Bu tatil köyünü tercih etme sebepleriniz eğitim programları, organik bitki bahçeleri ve atık su arıtım sistemi olabilir.

6- E’Terra, Bruce Yarımadası :

slideshow travel 6

Şehir ışıkları yerini Bruce Yarımadası’nın tepesinde, Toronto’nun kuzeybatısına 4 saat uzaklıkta LEED altın sertifikalı E’Terra Tatil Köyü’nde yıldızlı gecelere bırakıyor. Dünya Biyosfer Rezervi olan Niagara eğimli yüzeyinin iç kısmına doğru kıvrılan bu doğa dostu cevher o kadar özel bir mekân ki ziyaretçiler yer ayırtmadan ve ödeme yapmadan tatil köyünün iletişim bilgilerine ulaşamıyorlar.

Tatil köyünün enfes organik mutfağının ve yaklaşık 210 metre uzunluğunda, eşsiz Georgian Bay kıyısının keyfini çıkartın. Doruklarda yaşanacak bir doğa deneyimi için, 12 muhteşem ağaç evi ekleme çalışmaları devam etmekte.

7-Lapa Rios, Costa Rica:

slideshow travel 7

Bir yağmur ormanında, ıssız ve tek katlı bir evde kalmak size cazip geliyor ise Lapa Rios tam size göre. Koruma altındaki yaklaşık 400 hektarlık yağmur ormanı, Kosta Rika’nın doğa dostu turistlerinin merkezi haline gelmiştir.

Bu tatil köyü, çevreci olmasından dolayı çok sayıda sertifikaya sahiptir. Yüksek kalitede konaklamanın, enfes yemeklerin ve kusursuz servisin tadını çıkartın. Ve bu eşsiz tatil köyünde vahşi doğanın sizi şaşırtmasına hazırlıklı olun.

8-King Pacific Lodge, Britanya Kolombiyası :

slideshow travel 8

Bu lüks yüzen evler Britanya Kolumbiyası’nın merkezindeki muhteşem ve ekolojik açıdan önemli olan Büyük Ayı yağmur ormanları boyunca uzanıyor. King Pacific Lodge, yağmur ormanlarının korunmasında kilit role sahip olmakla kalmıyor, bunun yanı sıra kendi karbon ayak izlerini ve ziyaretçilerinin hava seyahatlerinin karbon ayak izlerini dengeliyor. Balıkçılık gezilerinin, kayağın, balinaları seyretme turlarının yer aldığı sınırsız doğa macerası sizleri bekliyor.

9-Campi Ya Kanzi, Kenya:

slideshow travel 9

Bu lüks Afrika eko tatil köyünde, görkemli vahşi doğa ile yakınlaşabilirsiniz hem de rahatınızdan ödün vermeden! Campi ya Kanzi yerel halkın yararı için kurulmuş bir tatil köyüdür.

Kilimanjaro Dağı’nın karşısında, yaklaşık 110,000 hektarlık eşsiz Afrika manzarası üzerinde yer almaktadır. Aktiviteler isteklerinize göre ayarlanabilir. Tatil köyünün güvenilirliği doğayı korumanın da ötesine geçiyor: Tek bir ağaç bile kesilmeden, yerel malzemeler kullanılarak inşa edilmiş olan bu kampta atık sular arıtılıyor, elektrik güneş kollektörleri tarafından üretiliyor.

10- EcoCamp, Patagonia, Şili :

slideshow travel 10

Şili’nin Torres del Paine Ulusal Parkı’nın kalbinde, doğa dostu jeodezik kubbelerde konaklayın. Bisiklet sürme, kayak, yürüyüş aktivitelerinin yanı sıra güler yüzlü rehberlerle vahşi doğa gezilerinin keyfini doyasıya yaşayın. Kubbelerin inşasında bölgenin eski göçebe halkından esinlenilmiş. Panoramik pencereler, teraslar, düşük emisyonlu sobalar ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik bu tatil köyünün en cazip özellikleri arasında. Dahası, doğa dostu bu kamp, bütün karbon emisyonunu dengeliyor!

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Dünyada Çevre Dostu ve Lüks 10 Tatil Köyü

Seyahat tutkunuzu doğaya zarar vermeden mi tatmin etmek istiyorsunuz?

Çevreciliği lüks boyutlara taşıyan 10 doğa dostu tatil köyünü sizler için listeledik.

İşte doğaya karşı suçluluk duymadan yaşayacağınız muhteşem bir deneyim için gidebileceğiniz en iyi mekânlardan on tanesi:

slideshow travel 1

1-Bardessono, Kaliforniya:

Bardessono, eko şık tatil köylerine en güzel örneklerden birisi. Kaliforniya’daki görkemli Napa Vadisi’nde yer alan, spa merkezi, restoranı ve 62 odası bulunan bu otel LEED Sertifikasına sahiptir. Büyük detaylardan (otelin eski ahşaplarla ustalıkla işlenmesi, enerjisinin jeotermal enerji ve güneş enerjisinden elde edilmesi) incelik isteyen küçük detaylara (yerel yetişen yiyecekler ve organik pamuk nevresim kullanılması) kadar her unsur yetenekli ustalar tarafından özenle seçilmiş.

Şarap tutkunu ya da spa meraklısıysanız ya da sadece rahatlayabileceğiniz bir yer arıyorsanız, Bardessono’da konaklamanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

2-Whitepod, İsviçre:

slideshow travel 2

Daha önce “lüks” ve “eskimo” kelimelerini aynı cümlede duymadığınızdan eminiz. Ta ki Whitepod bu geleneği yıkana kadar. Otelin dağ yamacıyla bütünleşmiş, çevre dostu 15 jeodezik kubbesi bakir İsviçre Alplerinin olağanüstü manzarasına açılıyor. Her bir kubbe, civar ormanlardan toplanan odunlarla yakılan sobayla ısıtılıyor. Eğer içeride pineklemek istemiyorsanız, kayağın ve karda yürüyüşün tadını çıkarın.Yazın hiking yapabileceğiniz, kışın ise kar yürüyüşü yapabileceğiniz Whitepod, ziyaretçilerine benzersiz bir sakinlik sunuyor.

3-Longitude 131°,Australia:

slideshow travel 3

Avusturalya Longitude 131°’in lüks 15 çadırından birini tercih ederseniz ilkel şartlar içinde konaklamazsınız. Bu deneyimi anlatacak kelime “glamping”. Yani lüks şartlar içinde kamp!

Bu eşsiz kamp, Avusturalya’daki dünya mirasları arasında olan Uluru-Kata Ulusal Parkı yolunda yer alıyor. Her bir çadır çöl kumuna zarar vermeden çubukların üzerine kurulmuştur ve burada enerji, güneş enerjisinden elde edilmektedir. Ayers Rock(Uluru) üzerinden gün doğumunun ve batımının eşsiz manzarasını izleyebilirsiniz.

Yıldızların altında bölgenin özel şaraplarıyla kendinizi şımartabilir ya da tatil köyünün doğa turlarında yer alabilirsiniz. Ancak bütün bunların yanında asıl etkileyici olan nefes kesen manzarası.

4-Al Maha Desert Resort and Spa Dubai:

slideshow travel 4

Dubai Al Maha’daki gizemli Arap çöllerine kaçamak yapmak istiyorsanız, Dubai kumulları arasında bulunan bu lüks tatil köyü ve spa merkezi sizin için doğru bir seçim. Lüks Bedevi kamplarına benzeyen 42 odalı tatil köyü, özgün Arap eserleriyle döşenmiş. Ama büyük ihtimalle Al Maha ile ilgili en heyecan verici şey doğal kaynakları koruma programı.

Dubai Çölü Doğal Hayatı Koruma Alanı sınırlarında bulunan tatil köyü, nesli tükenmekte olan orikslerin yeniden doğaya kazandırılması çalışmaları dahil, doğal yaşam ortamlarının ıslahı ile ilgili programlara büyük ölçüde katkıda bulunmuştur.

5-Jean-Michel Cousteau Resort Fiji :

slideshow travel 5

Jean-Michel Cousteau deniz kaynaklarını koruma çalışmaları ve ekolojik belgeselleri ile tanınır. Peki ayrıca lüks bir ekolojik tatil köyü kurduğunu da biliyor muydunuz? Jean-Michel Cousteau Tatil Köyü, Fiji’deki bir ada olan Vanua Levu’da yaklaşık 6800 hektarlık Hindistan cevizi ekili alanda yer almaktadır. Bu tropikal mekânın ana teması süreklilik. Tam zamanlı deniz biyologlarının çalıştığı tek lüks tatil köyü burasıdır. Ziyaretçiler, Fiji’nin tropikal sularını keşfetmek için scuba diving ve kayak gibi aktivitelerde yer alabilirler.

Bu tatil köyünü tercih etme sebepleriniz eğitim programları, organik bitki bahçeleri ve atık su arıtım sistemi olabilir.

6- E’Terra, Bruce Yarımadası :

slideshow travel 6

Şehir ışıkları yerini Bruce Yarımadası’nın tepesinde, Toronto’nun kuzeybatısına 4 saat uzaklıkta LEED altın sertifikalı E’Terra Tatil Köyü’nde yıldızlı gecelere bırakıyor. Dünya Biyosfer Rezervi olan Niagara eğimli yüzeyinin iç kısmına doğru kıvrılan bu doğa dostu cevher o kadar özel bir mekân ki ziyaretçiler yer ayırtmadan ve ödeme yapmadan tatil köyünün iletişim bilgilerine ulaşamıyorlar.

Tatil köyünün enfes organik mutfağının ve yaklaşık 210 metre uzunluğunda, eşsiz Georgian Bay kıyısının keyfini çıkartın. Doruklarda yaşanacak bir doğa deneyimi için, 12 muhteşem ağaç evi ekleme çalışmaları devam etmekte.

7-Lapa Rios, Costa Rica:

slideshow travel 7

Bir yağmur ormanında, ıssız ve tek katlı bir evde kalmak size cazip geliyor ise Lapa Rios tam size göre. Koruma altındaki yaklaşık 400 hektarlık yağmur ormanı, Kosta Rika’nın doğa dostu turistlerinin merkezi haline gelmiştir.

Bu tatil köyü, çevreci olmasından dolayı çok sayıda sertifikaya sahiptir. Yüksek kalitede konaklamanın, enfes yemeklerin ve kusursuz servisin tadını çıkartın. Ve bu eşsiz tatil köyünde vahşi doğanın sizi şaşırtmasına hazırlıklı olun.

8-King Pacific Lodge, Britanya Kolombiyası :

slideshow travel 8

Bu lüks yüzen evler Britanya Kolumbiyası’nın merkezindeki muhteşem ve ekolojik açıdan önemli olan Büyük Ayı yağmur ormanları boyunca uzanıyor. King Pacific Lodge, yağmur ormanlarının korunmasında kilit role sahip olmakla kalmıyor, bunun yanı sıra kendi karbon ayak izlerini ve ziyaretçilerinin hava seyahatlerinin karbon ayak izlerini dengeliyor. Balıkçılık gezilerinin, kayağın, balinaları seyretme turlarının yer aldığı sınırsız doğa macerası sizleri bekliyor.

9-Campi Ya Kanzi, Kenya:

slideshow travel 9

Bu lüks Afrika eko tatil köyünde, görkemli vahşi doğa ile yakınlaşabilirsiniz hem de rahatınızdan ödün vermeden! Campi ya Kanzi yerel halkın yararı için kurulmuş bir tatil köyüdür.

Kilimanjaro Dağı’nın karşısında, yaklaşık 110,000 hektarlık eşsiz Afrika manzarası üzerinde yer almaktadır. Aktiviteler isteklerinize göre ayarlanabilir. Tatil köyünün güvenilirliği doğayı korumanın da ötesine geçiyor: Tek bir ağaç bile kesilmeden, yerel malzemeler kullanılarak inşa edilmiş olan bu kampta atık sular arıtılıyor, elektrik güneş kollektörleri tarafından üretiliyor.

10- EcoCamp, Patagonia, Şili :

slideshow travel 10

Şili’nin Torres del Paine Ulusal Parkı’nın kalbinde, doğa dostu jeodezik kubbelerde konaklayın. Bisiklet sürme, kayak, yürüyüş aktivitelerinin yanı sıra güler yüzlü rehberlerle vahşi doğa gezilerinin keyfini doyasıya yaşayın. Kubbelerin inşasında bölgenin eski göçebe halkından esinlenilmiş. Panoramik pencereler, teraslar, düşük emisyonlu sobalar ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik bu tatil köyünün en cazip özellikleri arasında. Dahası, doğa dostu bu kamp, bütün karbon emisyonunu dengeliyor!

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?