social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Yeni Bir İnsan Türü Bulundu

Yeni Bir İnsan Türü Bulundu

Mağarada bulunan yeni bir insan türü tarihi baştan yazabilir! Afrika’nın sırlar odası olarak geçen bölgesinde bulunan Homo Naledi‘ye ait binlerce kemik kalıntısı kendine has özellikler gösteriyor. Bu kemikler tarih öncesi, kültürü ve kendisi yok olmuş bir türün mezarlığına da işaret ediyor olabilir. 1400 adet kemik, 140 diş, en az 15 kişiye ait iskelet yalnızca çok küçük bir kazı alanından elde edildi.

Erken dönem insan fosilleri kayıtları normalde bu kadar da zengin değildir. Son yüzyılda, paleoantropologlar yüzün bir parçasını oradan, çene kemiği parçasını buradan toplayarak arkeolojide ‘slim picking’ denen yöntemini kullanmayı öğrenmiş ve defalarca tecrübe etmişlerdi. Şimdi ise Güney Afrika’daki bir mağarada devasa bir hominin kemiği yatağı keşfedildi, üstelik bu kemikler daha önceden hiç bilinmeyen hemcinsimiz (Homo) bir türe ait. 'Bu bir anatomik mozaik' John Hawks ‘Bu bir anatomik mozaik’ John Hawks Çok sayıda kemik ve bulundukları lokasyon çok daha ilginç bir sonuca işaret ediyor: kemiklerin ait olduğu kemikler kasıtlı olarak oraya bırakılmış gibi görünüyor. Bu durum, keşfedilmiş diğer ilkel insan türlerinin hiç birinde karşılaşılmış bir davranış biçimi değil, ve bu yüzden modern insan davranışlarının kökeninin anlaşılmasında çok büyük bir uygulama alanı yaratabilir.

Keşif sürecindeki ilk kırılma anı 2013 yılının Ekim ayında Güney Afrika

– Johannesburg’daki University of the Witwatersrand’de görev yapan Lee Berger’in arkeolojiye yeteneği olan ve klostrofobisi olmayan insanları araştırmaya davet etmesi ile başladı. Başvurusu olumlu değerlendirilen insanlar birkaç hafta içinde – Johannesburg yakınlarındaki mağara ağında kapalı kalmış Dinaledi odası içinden eski hominin kemiklerini ve dişlerini çıkarmak üzere – olay yerine ulaştı.

– National Geographic Society Berger’e göre mağarada hala binlerce kalıntı mevcut. Berger : ‘Tüm potansiyeli farkettiğimiz anda ise, yapılacak en iyi şeyin kazı alanını kilitleyip, sıradaki adımı belirlemek üzere tüm camianın fikrini almak olduğuna karar verdik’ şeklinde bir açıklama yaptı. Şu ana kadar elde edilen kalıntılar ise bize sıra dışı bir hikaye anlatıyor.

Kemiklerin ait olduğu tür, tekil bir özellik karışımına sahip. Pelvis veya omuz kısmına bakıldığında, ape-benzeri Australopithecus’lardan olduğunu düşünülebilir. Afrika’da 4 milyon yıl öncesine kadar yaşamış olan cinsin (Australopithecus), Homo’ların da atası olabileceği düşünülüyor. Ayağına baktığımızda ise, bu soyu tükenmiş canlının, bizim yalnızca 200.000 yıl önce ortaya çıkmış türümüze ait olduğu düşünülebilir. Kafatası ise, türün beyninin bizimkine kıyasla yarı büyüklükte olduğunu ve 2 milyon yıl önce yaşamış Homo türlerine daha çok benzediğini ortaya koyuyor. Berger ise türün pek de bizim gibi görünmediğini düşünüyor. Berger ve ekip arkadaşlarına göre; kafatası, eller ve dişlerin özelliklerine bakıldığında bu yeni türün cinsimize ait olduğunu söylemek çok da zor değil. Ekip türe, Homo Naledi ismini verdi.

Türün anatomisi, cinsimizin ilk evrimleşen üyelerinden biri olduğuna işaret ediyor. Ne var ki, şu an için kemiklerin tam yaşı bilinemiyor. Kemiklerin yaşı, 2 ila 3 milyon aralığında çıkabilir ve bu durumda ise Homo cinsinin ilk ortaya çıkışı olarak sayılacaklardır. Çok daha genç olduğu ortaya çıktığı durumda ise (örneğin 100.000 yıl öncesine aitler diyelim) bu da çok önemli bir bulgu olacaktır. Bu da yeni türün; kolekant‘ların insan versiyonu olduğunu gösterir. Sonuç ne çıkarsa çıksın, heyecan verici olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette.

Ekip, bu fosil karışımını ‘anatomik mozaik’ olarak adlandırıyor. Daha önce buna benzer bir mozaik ‘Australopithecus sediba’da görülmüştü. Bu tür de Berger ve ekibi tarafından 2008 yılında şu ankinin biraz ötesindeki Malapa mağarasında bulunmuş 2-milyon yaşında bir hominindi. ‘Naledi bu açıdan sediba’nın bir aynası gibi’ diyor Berger ve ekliyor : “İlkel bir takım özellikleri gördüğünüz tüm sediba iskeleti parçalarından, naledi’de de onlardan türemiş halini gözlemleyebilirsiniz.” A.sediba gibi diğer örnekler de hesaba katıldığında insanın karmaşık evrimi ‘mozaikizm’i bir kural olarak barındırıyor. Mevcut keşif de Australopithecus’tan Homo’ya geçiş evrimini nasıl anlayıp anlattığımız noktasında çok büyük katkılar sağlayacaktır. Bu şekilde bulunan fosiller çoğunlukla bütün iskeletten ziyade birkaç kemik parçasından oluşurdu. Ancak ne sediba ne de naledi, araştırmacıların bir üst çene, alt çene veya bulunan dişlerden vücudun geri kalanını tahmin etmelerine sebep olmadı. 

el kemikleri

Tüm bunlarla birlikte Homo Naledi bölgesel bir istisna da olabilir. Doğu Afrika boyunca saçılmış kemikler bulunabilirse, bu durumda daha geniş bir alanda insan evrimi açısından neler gerçekleştiği daha iyi anlaşılabilecektir. Bu detay da, bulguların önemini azaltmıyor elbette. Bulgunun sunumunun şu şekilde yapılması da araştırmacılara göre, birçok insan için rahatsızlık verici olmayacaktır : ‘ Yeni bir tür ve Homo cinsine ait olduğu düşünülüyor ‘. Kaçınılmaz olarak, buna karşı çıkan görüşler de mevcut. University of Pittsburgh’dan Jeffrey Schwartz konu ile ilgili : ” Tüm insan fosilleri kayıtları üzerine çalışmış birisi olarak, bence; örnekler bir araya getirildiğinde, Homo Naledi iki kafatası biçimi gösteriyor.” açıklamasını yaptı. Homo naledi kafatasının önden görünüşü.

kafatasi

( Mavi kısım sanal olarak tamamlanmış şekilde ) - Heather Garvin Homo naledi kafatasının önden görünüşü. ( Mavi kısım sanal olarak tamamlanmış şekilde )

– Heather Garvin Bu görüşe katılan diğer bir isim de American Museum of Natural History yöneticisi Ian Tattersall , geçtiğimiz ay yeni bulunan fosillerin Homo’ya ait sayılması hususunda dikkatli olunması gerektiğini belirten bir makale yazmıştı. Her iki türlüde, yeni bulguların insan fosil kayıtlarına kayda değer bir katkı sağlayacağı bir gerçektir. Bu fosil topluluğu, paleoantropoloji araştırmacılarını uzun bir süre meşgul ve kafası karışık tutacağa benziyor.

Florida State University’den Dean Falk ise Berger’in ekibinin Homo naledi’nin küçük beyni üzerine yaptığı çalışmalardan çok etkilenmiş durumda ve görüntülerin insanlarda konuşma ile ilgili olan beyin bölgesine çok yakın bir alanla ilgili çok ilgi çekici özelliklere işaret ettiğini düşünüyor. Berger ise ilk kez; bilişsel yeteneği olan (farklı şekilde ama bize bu açıdan benzeyen) ancak bize de çok yakın akraba olmayan yeni bir tür bulduklarını öne sürüyor. .

Bulgular aynı zamanda bilimcilere, fosil kayıtlarının hala çok zengin bir hazine sunduğunu da hatırlatıyor. Orada bir yerlerde, belki de çok daha ilgi çekici fosillerden çokça bulunduğunu söylemek hiç de zor değil. Güney Afrika’daki ulaşılamaz bilinen mağarada bulunan 1500 civarı kemik, erken dönem insanlardan yeni bir türe ait. İşte o bulgulardan bazıları ve nasıl keşfedildikleri : Homo naledi ayak kemikleri, bize Australopithecines’inkilere benzediğinden daha fazla benzerlik gösteriyor.

– Peter SchmidHomo naledi ayak kemikleri, bize Australopithecines’inkilere benzediğinden daha fazla benzerlik gösteriyor.

kemik1kemik2

kaynak : http://bilimfili.com/soyu-tukenmis-yeni-bir-insan-turu-kesfedildi/#prettyPhoto

 

Son DüzenlenmePerşembe, 08 Ekim 2015 20:46

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?