social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Beyin Diyetini Hiç Duymuş muydunuz?

Beyin Diyetinin Size Sağladıkları

Beyin, vücudun %2'sini işgal eder ancak buna karşılık günlük sindirilen glikozun %20'sini tüketmektedir. İşte bu yüzden, yani beynimizi ihtiyaç duyduğu besleyici maddelerden yoksun bırakmamak için, sağlam bir beslenme diyeti izlemenin vakti çoktan geldi diyebiliriz.

1- Kilo vermek veya kilo kontrolü sağlamak amacı ile diyet yaparız. Vücudumuzu şekle sokmak ümidi ile spor salonlarında zaman geçiririz. Ancak çoğu zaman, tüm bunları yaparken, çok önemli bir kasımızı beynimizi unuturuz. ”Beyin diyeti” olarak adlandırılan bir beslenme diyeti duydunuz mu daha önce? Öğrenmek için, takip eden makaleyi okuyabilirsiniz.

”Beyin Sağlığı”, stresi kontrol altına alarak, nörodejeneratif hastalıklardan korunarak ve hafıza ile zekayı geliştirerek yaşam kalitesini arttırmayı amaçlayan bir tekniktir. Beyin Beslenmesi Çoğu zaman, vücudumuzda güçlü bir müttefik olan beynimizi nasıl beslememiz gerektiğini düşünmeyiz. Beyin, vücudumuzun %2’sini işgal eder ancak günlük sindirdiğimiz glikozun %20’sini tüketmektedir. Beyin Gün sonunda, izlemiş olduğunuz beslenme diyeti, beyin sağlığınızın daha iyi veya kötü olmasını etkileyicidir. Zihin fonksiyonlarını güçlendirici birçok farklı besin maddesi vardır; ancak her zaman dengeli bir beslenme diyeti uygulamanız gerektiğini unutmamalısınız. Diğer bir deyişle, eğer öğle yemeğinde fast food tüketecekseniz ve de tatlı olarak bir parça meyve yemeyecekseniz, sabahları yediğiniz bir avuç cevizin size bir faydası olmayacaktır. Ayrıca; omega 3 ve 6 yağ asitleri, vitamin ve protein içeren besinler tüketmeniz ve de günde en az iki litre (yazları veya egzersiz yaptığınız zamanlarda üç litre) su içmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Bunun yanı sıra; hareketsiz yaşam tarzı ve sabahları kahvaltı etmemek (üstünüzü giyinirken veya saçınızı yaparken içtiğiniz bir fincan kahve kahvaltı sayılmıyor) gibi kötü alışkanlıklardan kaçınmalısınız.

Normal şartlarda, beyin glikoz ile beslenir. Günlük tükettiğiniz kalori ve yağ miktarını azalttığınızda, beyninizin beslenme oranı da buna bağlı olarak değişmektedir. Hatta bu organizma, enerji eksikliği durumunda, fonksiyonlarını normal şekilde yerine getiremeyebilir de. Bu sebepledir ki, beyninizi beslemeniz oldukça önemli kabul edilir. Çünkü ancak bu sayede, ona fonksiyonlarını normal şekilde yerine getirebilmesi için ihtiyaç duyduğu enerjiyi verebilirsiniz.

Aklımız, bir kasımızı hareket ettirmek için ilgili mesajı gönderir, duygularımızı yönetir, yaklaşan bir doğum gününü hatırlamamızı sağlar veya geceleri daha iyi dinlenmemize yardımcı olur. Büyük şehirlerdeki yaşam hızı, hiç şüphesiz, beyin sağlığı açısından iyi değildir. Bu koşullarda, genellikle egzersiz yapmak veya yeterince dinlenmek için vakit bulamazsınız ve dört bir yanınızda yağlı ve şekerli yiyecekleri bulursunuz. Yemek yerken acele etme eğilimindesinizdir ve genellikle kullanışsız, katı bir diyete bağlı kalırsınız. Bu durumların tümünde, vücudunuza ihtiyaç duyduğu besinleri veremiyorsunuz demektir ki buna beyniniz de dahildir.

Her çeşit hastalıktan korunmak için, vücudunuzu bir bütün olarak düşünün ve ona iyi bakmaya bir an önce başlayın. İyi beslenen bir beyin demek; daha az yorgunluk hissi, daha kuvvetli konsantrasyon ve dikkat, daha kuvvetli hafıza ve günlük fonksiyonlar yerine getirilirken daha aktif ve enerjik olabilmek demektir. Tüm bunlar da, çevrenizdeki insanlarla daha az tartışma veya problem yaşama anlamına gelmektedir.

Beyin Diyetinde Mutlaka Bulundurmanız Gereken Besinler

Bu başlık altında bahsedeceğimiz besinler, ”beyin diyeti” olarak adlandırılan rutinde her hafta veya her gün tüketmeniz gereken besinleri kapsamaktadır. Bu besinleri öğünlerinizde bulundurmaya özen gösterirseniz, olumlu sonuçları en kısa zamanda gözlemlemeye başlayabilirsiniz.

Su: Bu madde, hiç şüphesiz, yaşamımızı devam ettirebilmemiz açısından hayati öneme sahiptir; zira vücutlarımızın büyük kısmı bu sıvıdan ibarettir. Eğer su içmekten hoşlanmıyorsanız, az şekerli çaylar, doğal meyve suları, portakal gibi meyveler veya ev yapımı smoothie gibi içecekler sizin için alternatif olabilirler. Beynimizin %91’i sudan oluşmaktadır; dolayısı ile yeteri kadar su tükettiğimizden emin olmalıyız. İnsan vücudu, yemek yemeden iki aya kadar dayanabilir; ancak su içmeden dayanabileceği maksimum süre iki haftadır. Günde tüketmeniz gereken ortalama su miktarı iki litre olarak belirtilmektedir, ancak bu ne kadar fiziksel aktivitede bulunduğunuza, nasıl bir işte çalıştığınıza, kaç kilo olduğunuza, boyunuzun uzunluğuna, yılın hangi döneminde olduğunuza ve benzeri durumlara göre değişiklik göstermektedir.

Brokoli: Bu, günlük beslenme diyetinizde muhakkak bulundurmanız gereken süper bir sebzedir. Brokoli, turpgiller ailesinin kralıdır ancak dilerseniz lahana, karnabahar ve Brüksel lahanası gibi brokoli benzeri diğer sebzeleri de diyetinizde bulundurabilirsiniz. Bu sebzeler, bol miktarda protein ve az miktarda kalori içermektedirler. Ayrıca yüksek oranda su ve tonlarca vitamini (A, B, C, E ve K) bünyelerinde barındırmaktadırlar. Bunlara ilaveten size folik asit, flavanoid ve lutein de sağlarlar. Brokoli, hafıza kaybını önlemek açısından mükemmel bir sebzedir çünkü harika bir antioksidan kaynağıdır. Buğulanmış veya ızgara brokoli yemeyi tercih etmelisiniz, çünkü böylelikle pişirme esnasında fazla miktarda C vitaminini kaybetmemiş olursunuz.

Brokoli Yulaf Ezmesi : Bu kahvaltılık gevreği; portakal suyu, süt veya yoğurt eşliğinde tüketebilirsiniz. Tonlarca protein ve bol miktarda aminoasit içerir, ayrıca doymamış yağlar, B ve E vitaminleri, magnezyum, potasyum ve selenyum da bu müthiş yiyecekte bulunmaktadır. Oldukça besleyicidir ve hafıza üzerinde olumlu etkileri vardır.

Tüketmek için klasik bir tarif: bal ile tatlandırılmış, bir fincan inek sütü ve iki yemek kaşığı pişirilmiş yulaf ezmesi olarak belirtilebilir. Bu; soğuk havalarda, yatmadan önce tüketmek için oldukça ideal bir içecektir. Muz Bu meyve bilgeliğin meyvesi olarak da bilinir çünkü Hindistan’daki en akıllı insanlar onu, muz ağacının gölgesinde uzanırken yerler. Muzda; iyi şeker, B ve C vitamini, kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyum bulunmaktadır. Muzu, iyice olgunlaştıktan sonra, yani koyu sarı veya kahverengi oldukları zaman tüketmenizi tavsiye ediyoruz; çünkü bu dönemde içerdikleri şeker daha kolay emilebilir ve doğrudan beyne iletilebilir. Ayrıca, hafıza ve ruh hali ile sorumlu olan özel bir nöro-vericinin üretimini sağlarlar.

Yeşil Çay : Yeşil-çay Bu muhteşem Doğu çayı, tonlarca faydalı içeriğe sahiptir. Mayalanmamıştır, yüksek miktarda antioksidan, manganez, oksalik asit ve benzerlerini içermektedir. Tümörlerin büyümelerini engelleyicidir, arındırıcı bir içecektir ve beyin fonksiyonlarını korur. Tüm bunlara ilaveten yeşil çay kilo vermek ve yağ yakmak için de idealdir.  

Devamını oku...

Unutkanlık Ve Doğal Çözümleri

Unutkanlıkla ilgili sorunlar yaşadığınıza eminseniz mutlaka doktorunuza görünerek gerekli tanı ve tedaviyi uygulamaya başlamalısınız. Bunun yanında sağlık uzmanınıza danışarak aşağıda paylaştığımız bilgiler faydalı olabilir.

Stres: Unutkanlığa neden olan sebeplerin başında stres ve depresyon gibi zihni olumsuz etkileyen faktröler bulunur. Bunun yanında stres için kullanılan ilaçlarda unutkanlığı tetikler. Doğal yollarla stresten uzak durmaya çalışmalısınız.

Düzenli Uyku: Sağlıklı uyku düzeni zihin sağlığı için oldukça önemlidir. Düzenli ve yeterli şekilde uyumaya dikkat etmelisiniz.

B Vitaminleri: B vitaminini doğal yollarda almalısınız, B vitamini içeren besinler tüketerek zihin sağlığına katkıda bulunmalısınız.Özellikle B9, B6, B12 bellek için çok önemlidir.

Antioksidan Vitaminler: Bu vitaminler sinirler ve diğer beyin yapılarına zarar verebilen serbest radikalleri ve reaktif oksijen türlerini ortadan kaldırarak merkezi sinir sistemi sağlığını korur.

D Vitamini: D vitamini, antienflamatuar, antimikrobik ve hatta bağışıklık sistemini güçlendirici özelliklere sahiptir. Araştırmalar aynı şekilde D vitaminin belleğe faydalı olduğunu ortaya koymuşlardır. D vitamini içeren yiyecekler tüketerek unutkanlık sorunlarını azaltabilirsiniz.

Mineraller: Magnezyum, Selenyum, Kalsiyum, Demir, Çinko başta olmak üzere mineraller zihin sağlığı için elzemdir. Magnezyum nörogeneziyi teşvik ederek bellek faaliyetlerini arttırır. Selenyum beyinden reaktif oksijen türleri ve diğer serbest radikalleri temizlemeye yardımcı olabilir. Bu koruyucu etkisi önemli ölçüde bellek gücünü artırabilir. Kalsiyum bellek ile karmaşık bir ilişkisi vardır. Bununla birlikte, kalsiyum eksikliği hafıza kaybına neden olduğu açıktır.Demir beynin ihtiyaç duyduğu oksijenin sağlanmasına yardımcı olur, demir eksikliği bir çok hastalığı tetiklediği gibi belleğe de zarar verir.Çinko eksikliği de bellek bozukluğu, özellikle kısa süreli hafıza kaybına neden olur. Çinko beyinde önemlidir.

Ginseng: Beyin ve zihin sağlığı için oldukça faydalı olduğuna inanılan bir bitkidir. Bir çok klinik çalışması bu bitkinin belleği geliştirdiğini ortaya koymuştur.İçerdiği fitokimyasallar belleğe üzerinde güçlü etki yaparak, korteks ve hipokampus bölgelerinde nöronal faaliyetlerini artırır.

Ginkgo Biloba: Ginkgo biloba ve ginkgolides olarak bilinen önemli fitokimyasalların ikisini içerir. Bunlar beyinde hasralı hücrelerin onarılmasına yardımcı olurlar. Bunun yanında beyne kan akışını arttırır.Ginko Biloba Alzheimer hastalarına yaygın olarak tavsiye edilmektedir.

Yeşil Çay: Yeşil çay antioksidanlar ve diğer yararlı tıbbi fitokimyasallar maddeler içerir. Serbest radikalleri ortadan kalıdırarak beyin hücrelerinin sağlığını korur.

Kolin: Kolin eksikliği kanser, gelişim bozukluğu, hipertansiyon, kısırlık ve hafıza kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olur.

Omega-3 Yağları: Bu sağlıklı yağlar yağlı balık, balık yağı ve fındık yağında bulunur.Omega-3 yağ asitleri inflamasyonun verdiği zararlara karşı beyni korur. Ayrıca, Alzheimer hastalığı riskini düşürdüğüne dair güçlü kanıtlar vardır. 

 UNUTKANLIĞIN BELİRTİLERİ

Unutkanlık başlayan kişilerde bazı belirtiler ortaya çıkmaya başlar ama normal unutkanlıklarla hastalıktan kaynaklanan unutkanlıkları bir birine kaşıtırmamak gerekir. Bunun için bir bilimsel araştırma sonucunu paylaşalım;

Sonradan Hatırlamak: Bir isim, sözcük veya harfi unutmak ama kısa bir süre sonra hatırlamak normal. Ama bir ismi, deneyimi, kişiyi veya yeri hiçbir şekilde hatırlamamak anormal.

Hatırlatma Çalışmaları: Bir yeri, ismi, kişiyi veya tecrübeyi unutan kişiye başka birisi hatırlattığında aklına gelmesi normal. Fakat unutan kişinin hatırlaması için yapılan her şeye rağmen hatırlamaması normal değil.

Hatırlatacak Araçlar Kullanımı: Unutulan bir şeyi hatırlamak için notlatın, resimlerin, takvimlerin kullanılma yeteneğinin var olması normal. Ama kişi hatırlatacak argümanları kullanamaz durumdaysa normal değil.

Kendi Bakımı: Kişinin kendi bakımını yapambilmesi, yemek yemesi gerektiği, elbiselerini giymesi gerektiğini hatırlaması normal. Ama en temel ihtiyaçlarını yapması gerektiğini unutması, aç kalması, açlıktan kilo vermesi gibi durumlar anormal.

 

 

Devamını oku...

İlaç Gibi 20 Besin!

Sağlığımız için yararlı ve zararlı olan besinler hakkında devamlı bir şeyler söylenmektedir. İşin kötü tarafı bir zamanlar kahve ve yumurtanın zararlı olduğu dile getiriliyordu. Günümüzdeki çalışmalar ise bu besinlerin sağlığımız için iyi olduğunu gösteriyor. Yapılan çalışmaların da faydalı oldukları konusunda hem fikir olduğu 20 sağlıklı besinden oluşan bir liste hazırladık sizlere…

1. Fasulye: İster vejeteryan olun ister vegan olun, fasulye protein sağlamanız için ana besin kaynağınız olmalıdır. Etin aksine, fasulye doymuş yağsız ve kolesterolsüz protein sağlar. Ayrıca muhteşem bir lif, demir, kalsiyum, magnezyum, B vitamini ve antioksidan kaynağıdır. Fasulyeyi suda bekletin ve tüketmeden önce suyunu dökün. Midenizde şişkinlik yapmasına engel olmuş olacaksınız.

2. Sarımsak: Soğanın akrabası olan bu besini mutlaka günlük beslenme programınıza eklemelisiniz. Sarımsak, sülfür içeren bileşenler içermektedir. Ayrıca sarımsak kalp sağlığını desteklemesi ve inflamasyonun neden olduğu hastalıkları önlemesi ile bilinir. Bakterilerin, virüslerin, mantarların neden olduğu enfeksiyonları kontrol altına alır ve birçok kanser riskini azaltır. Sarımsağı soyun ve doğrayın. En iyi sonucu elde etmek için pişirmeden önce 10 dakika bekletin.

3. Enginar : Enginar lif açısından oldukça zengindir. Bir enginar 10 gramdan fazla lif içerir. Aynı zamanda C ve K vitamini, folik asit ve manganez deposudur. Enginar, karaciğeri koruyan silibinin isimli madde içerir. Araştırmacılar enginarın yapraklarında bulunan rutin ve kuersetin antioksidanlarının ve gallik asitin kanserle savaşmada önemli bir rol oynadığını dile getirmektedirler.

4. Tohumlar: Chia, kenevir ve keten tohumu beslenme programınızda mutlaka olması gereken besinlerdir. Özellikle de balık yemiyorsanız. Omega- 3 bakımından son derece zengin olan bu tohumlar kalp sağlığı ve beyin gelişimi için hayati derecede önemlidir. Ayrıca inflamasyonu ve eklem ağrılarını azaltır. Depresyonu kontrol altına alır, göz kuruluğunu önler, kolesterolü düşürür, tansiyonu dengeler, kemiklerinizi korur. Omega-3 bakımından en zengini keten tohumudur. En fazla proteini kenevir içerir. Chia ise lif ve kalsiyum açısından zengindir. Bu tohumları salatalarda ve soslarda kullanabileceğiniz gibi yoğurda ekleyerek de tüketebilirsiniz.

5. Nar: Nar serbest radikallerle savaşmaya yardım eder, kolesterolü dengeler. Kalp sağlığı için son derece önemlidir.

6.Balkabağı: Düşük kalorili bal kabakları K, B6, C ve A vitaminlerince zengindir.

7. Somon: ya da Pisi balığı Bu balıklar D vitamini deposudur. Özellikle de güneş ışığının sınırlı olduğu zamanlarda. Dahası, D vitamini ruhsal sağlık üzerinde de oldukça etkilidir. Somon balığı bağışıklık sistemini güçlendiren bileşenler içermektedir.

8. Tatlı patates : Lif, vitamin ve mineral yüklü tatlı patatesi pişirmesi de oldukça basittir. Bu tatlı yumru ile günlük A, C vitamini ve potasyum ihtiyacınızı karşılarsınız.

9. Hurma : Hurma hem tatlı ihtiyacınızı giderir, hem de lif açısından çok zengindir. Kuru ya da taze hurma kardiyovasküler kalp sağlığını destekler ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda mikrobiyal faydaları da mevcuttur.

10. Yeşil Çay : Yeşil çay kahvenin verdiği enerjiyi yavaş bir şekilde sağlar.

11. Muz : Muz, muhteşem bir potasyum kaynağıdır. Aynı zamanda B6 vitamini, magnezyum ve lif içerir. Sindirim sisteminizde bulunan iyi bakterileri destekler.

12. Yumurta: Uzun zamandır günde kaç tane yumurta tüketmemiz gerektiği ile ilgili tartışmalar sürmekteydi. Yüksek kolesterol içerdiği için çok sık tüketilmemesi tavsiye ediliyordu. Ancak bilim artık beslenme programımızdaki besinlerde bulunan kolesterolün vücudumuzdaki kolesterol seviyesini yükseltmediğini savunmaktadır.

13. Karahindiba Yaprağı : Karahindiba yaprağı sadece bir ot değildir. Yüksek miktarda K, A ve B vitamini ile demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi önemli mineraller içerir. Karahindiba yaprağındaki acımsı bileşenler sindirime yardımcı olur ve karaciğer ile pankreası korur. Ayrıca, çalışmalar bu bitkideki bileşenlerin sinir hasarlarına karşı koruyucu olduğunu ve karahindiba çayının güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu göstermiştir. Karahindiba yaprağını salatalarınıza ekleyerek tüketebilirsiniz.

14. Su teresi : Lahana ve ıspanağı herkes bilir. Ancak su teresi de popüler olmaya aday bitkilerden. Kaynak sularında yetişen bu bitki yüksek oranda nitrat içerir. Böylelikle tansiyonu düşürür ve egzersiz sırasında ihtiyaç duyulan oksijen miktarını azaltır. Ve de 2 kâse su teresi sadece 7 kalori içerir! 15. Arpa : Kolesterolü sünger gibi içine çeken beta-glukan isimli life sahiptir. Arpa aynı zamanda diyabet hastaları için çok faydalıdır. Beta-glukan daha sağlıklı kan şekeri düzeyi için insülin aktivitesini geliştirir.

16. Avokado: Güçlü bir besin deposu olan avokado, vitamin ve mineral açısından oldukça zengindir. Orta boy bir avokadonun yarısı yaklaşık olarak 140 kaloridir ve kolaylıkla menüye uyarlanabilir. Direkt olarak tüketebileceğiniz gibi, salsa sosuna, sandviçe ya da smoothieye ekleyerek de tüketebilirsiniz.

17. Kırmızı çekirdeksiz üzüm : Lutein ve zeaksantin isimli beta-karotenleri içerir. Bu maddeler gözleri yaşa bağlı sarı nokta hastalığından korur ve yaşa bağlı zihinsel rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olur. Bu iki beta-karoten aynı zamanda yumurta sarısında, bezelyede, mısırda, dolmalık biberde, kabakta, ıspanakta ve brokolide de bulunmaktadır.

18. Kırmızı mercimek : Mercimek yüksek proteinli, yüksek lifli bir besindir. Mercimek tüketmek kalp rahatsızlıklarını azaltır ve insülin direncini arttırır. Özellikle kırmızı mercimek çok kullanışlı bir besindir. Çünkü çok kısa bir zaman içinde pişer. Yumuşak dokusu ile çorba ve püreler için de vazgeçilmezdir.

19. Elma : Bu tatlı ve sulu meyve dişlerinizi temizler. İçerdiği fito besinlerle kansere neden olan radikallerle savaşır. C ve B vitamini içeren elma, aynı zamanda karbonhidrat kaynağıdır. Ancak bu, sağlığınız için faydalı bir karbonhidrat türüdür. Karbonhidrat içerdiği için kan şekerini dengeleyen elma, şeker hastaları ve kilo vermeye çalışan kişiler için çok uygun bir meyvedir.

20. Badem : Kolesterol içermeyen protein, lif ve E vitamini içeren badem, saçlarınız, tırnaklarınız, cildiniz için son derece faydalıdır. Ayrıca, serbest radikallerle de savaşır. İçerdiği kalsiyum, fosfor ve magnezyum ile de kemiklerinizin güçlenmesine yardımcı olur.  

Devamını oku...

Astaksantin ve Mucize Etkileri!

Astaksantin karides, ıstakoz, yengeç ve somon gibi canlılara pembe ve kırmızı rengini, bazı bitkilere de sarı ve turuncu rengini veren pigmenttir.

Astaksantin, doğada bulunan 600’den fazla karotenoidden biridir ve karotenoidlerin kralı olarak kabul edilir. Akıntıya karşı uzun süre yüzebilen somon balıklarının güç kaynağının astaksantin olduğuna inanılır.

Peki, astaksantini bu kadar önemli kılan şey nedir?

2007’de yapılan bir araştırma şu sonuçları bulmuştur:

• C vitamininden 6000 kat daha güçlü

• CoQ10’den 800 kat daha güçlü

• Yeşil çayın içerdiği kateşinden 550 kat daha güçlü

• Alfa lipoik asitten 75 kat daha güçlü

Sadece bu saydıklarımız bile “karotenoidlerin kralı” unvanını almasına yeterli olabilir. Ama dahası da var.

ASTAKSANTİN ÇOK SAYIDA OLUMLU ETKİYE SAHİPTİR

Diğer antioksidanların aksine, beta karoten, selenyum ve E,C ve D vitamini içeren astaksantin asla pro oksidan etki göstermez. Güçlü bir ağrı kesici ve anti inflamatuvardır. Vücudumuzda ağrıya neden olan kimyasalları nötralize eder ve çoğu kronik hastalığa neden olan inflamatuvar bileşenleri yok eder. Hem bazı ağrı kesiciler kadar etkili hem de %100 doğaldır.

Mide kanaması ya da diğer tehlikeli yan etkilere maruz kalmaktan korkmamıza da gerek kalmaz.

Etkili bir yorgunluk gidericidir. Egzersizden sonra kaslarımızın iyileşmesine yardımcı olur. Dayanıklılığımızı arttırır ve gücümüzü geri kazanmamızı sağlar.

Gözlerimiz için çok faydalıdır. Diyabete bağlı retinopati ve sarı nokta hastalığına karşı koruma sağlar. Göz yorgunluğunu azaltır ve ince detayları görebilmemize yardımcı olur.

Hücre temizleyici. Vücudumuzdaki her bir hücrenin bir parçası olma özelliğine sahip astaksantin, bütün hücrelerinizi hasarlardan ve yaşlandırmayı hızlandıran serbest radikallerden korur. Cilt güzelleştirici ve güneş koruyucu. Pahalı topikal cilt ürünlerini dışarıdan uygulayarak elde edeceğiniz faydaları astaksantin içeriden sağlar. İnce kırışıklıkları, lekeleri ve çilleri giderirken, cildin nem seviyesini dengeler, cildi pürüzsüzleştirir, sıkılaştırır ve esnekleştirir.

Ayrıca cildinizi sadece zararlı UV ışınlarından korumakla kalmaz, bronzlaşırken maruz kaldığınız ışınların sebep olduğu yangı ve kızarıklığa iyi gelir.

Alzheimer/ Demans/ Parkinson hastalıklarında dönüm noktası olabilecek bir antioksidan. Yapılan bir çalışma, 12 hafta boyunca alınan günlük 6 mg/ 12 mg arası astaksantinin, beynin sinyal gönderme özelliğine zarar veren bileşenleri %40-50 oranında azalttığını göstermiştir. Uzmanlar, astaksantinin demans, Alzheimer ve Parkinson hastalığında önleyici ve tedavi edici etkiye sahip olduğunu belirtmişlerdir.

ASTAKSANTİNİ HANGİ BESİNLERDE BULABİLİRİZ?

Somon balığı en yüksek oranda astaksantin içeren besindir. Kırmızı karides de astaksantin açısından zengindir. Günde 350 gr civarında doğal ortamda yetişmiş somon balığı yiyerek günde 6 mg’dan fazla astaksantin almış olursunuz. Eğer her gün somon yeme imkânınız bulunmuyorsa astaksantin takviyelerini araştırabilirsiniz.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?