social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Sakın Susuz Kalmayın, Yoksa!!

İnsan yaşamı için su olmazsa olmazdır. Vücut ağırlığımızın %50 ila 70’nin su olması ve vücut fonksiyonlarımızın birçoğunda  suyun önem arzediyor olması da; bu olmazsa olmazlığın bir göstergesi olsa gerek. Vücudumuzun normal su oranındaki susuzluktan, hastalıktan, egzersizden ya da ısıl gerilmeden kaynaklı  herhangi bir eksiklik zayıf hissetmemize sebebiyet verir. Önce susarız ve bitkinlik hissederiz ve dahası ciddi bir baş ağrısına maruz kalabiliriz. Bu durum da gerilmemize ve mental ve fiziksel olarak zayıflamamıza sebep olur.

Gün içerisinde sürekli olarak su kaybederiz, örneğin; nefes alıp verirken, dışkılama ve terleme yoluyla. Sağlıklı birçok insan iştah ve susama durumunun kontrolünde beslenme ve içme alışkanlığına bağlı olarak vücudunun su seviyesini önemli oranda düzenler. Fakat bebekler, hastalar, yaşlılar, atletler ve yorucu fiziksel mesleklerde çalışanlar için bu durumu kontrol etmek daha zordur .

Susuz Kaldığınızda Neler Olur?

Öncelikle susama mekanizmamız gerçek hidrasyon seviyemizin daima gerisindedir. Yani susadığınızı hissetmenizden önce vücudunuz aslında zaten susuz kalmıştır.

Araştırmalar; %1 gibi küçük bir düzeydeki dehidrasyonun (susuzluğun), insanın duygu durumunu, dikkatini, hafızasını ve motor koordinasyonunu olumsuz şekilde etkilediğini   ortaya koyuyor. İnsanlara dair veriler sınırlı ve çelişkili ancak görünen o ki; susuzluk beyin doku sıvısında azalmaya   sebep oluyor ve böylece de beyin hacmi küçülüyor ve hücre fonksiyonları geçici olarak etkileniyor. Vücudunuzdaki suyu kaybettikçe , kanınız daha yoğun (derişik) hale gelir ve bir noktaya ulaştığında da, bu durum böbreklerinizin su tutmasına sebep olur, sonuç ise: idrar atımında azalma görülür. Yoğun bir kan; kardiyovasküler sisteminizin kan basıncınızı korumak amacıyla kalp atış hızınızı artırabilmesini güçleştirir. 

Susuz vücudunuz sizi   örneğin egzersiz yaptığınızda ya da ısıl gerilme ile karşılaştığınızda bitkin ve yorgun olmaya sürükler. Bu durum da; örneğin; çok hızlı ayağa kalktığınızda, bayılmanıza sebep olabilir.   Öte yandan, su yetersizliği; vücudunuzun sıcaklığı düzenlemesini engeller. Bu durum da hipertermiye sebep olabilir .Vücut sıcaklığının normalin aşırı üzerine çıkması.

– Hücresel düzeyde ise, su, kan gibi diğer fonksiyonlar tarafından alındığı için hücrelerde büzülme meydana gelir. Beyin bu durumu hisseder ve susama hissini oluşturur.

Ne Kadar Su İçmeliyiz?

Normal su isteği; vücut yapısı, metabolizma, diyet, iklim ve giyim biçimi gibi birçok etkene bağlı olarak değişkenlik gösterir.   Su alımına dair ilk resmi açıklama 2004 yılında yapıldı. Institute of Medicine ‘a göre; yetişkin bir erkek birey için yeterli su alımı hergün 3.7 litre, yetişkin bir kadın birey için ise 2.7 litre olmalıdır.   Günlük toplam su alımının yaklaşık %80’i herhangi bir sıvı içecekten (su, kahve, çay, alkol vb.) ve kalan %20’si ise yiyeceklerden alınmalıdır. Fakat elbette ki; bu öneriler yaklaşık seviyededir.

İşte kendi hidrasyonunuzu nasıl gözlemleyebileceğiniz  :

Vücut ağırlığınızı takip edin ve normal taban seviyenizin %1’inde kalın. Taban seviyenizi; üç sabah üst üste (yataktan kalkıp kahvaltıya kadar olan sürede) ortalama vücut ağırlığınızın ortalamasını alarak bulabilirsiniz.

İdrarınızı gözlemleyin. Düzenli olarak idrar yapmalısınız (günde 3-4 kereden fazla) ve idrarınız açık sarı renkte ya da soluk saman sarısı renginde olmalı ve yoğun bir kokusu olmamalı. Eğer ki; idrar sıklığınız az ise, koyu renkli ise ya da aşırı keskin kokuluysa, daha fazla sıvı tüketmelisiniz. Yeteri kadar sıvı tüketmeye özen gösterin. Sıvı tüketiminiz susama hissinizi önlemelidir.

Kaynaklar: [1] http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16028570 [2] http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/07315724.2007.10719661?journalCode=uacn20#.VnHh1JN95Bw [3] http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17921465 [4] http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26381562 [5] http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/cphy.c130017/pdf [6] http://www.aafp.org/afp/2011/0901/p527.pdf [7] http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16028570 [8] http://iom.nationalacademies.org/~/media/Files/Activity%20Files/Nutrition/DRIs/DRI_Electrolytes_Water.pdf [9] http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/07315724.2007.10719661?journalCode=uacn20#.VnHh1JN95Bw Fiona Macdonald, “Here’s what happens to your body when you’re dehydrated,” http://www.sciencealert.com/here-s-what-happens-to-your-body-when-you-re-dehydrated  

Devamını oku...

Beyin Diyetini Hiç Duymuş muydunuz?

Beyin Diyetinin Size Sağladıkları

Beyin, vücudun %2'sini işgal eder ancak buna karşılık günlük sindirilen glikozun %20'sini tüketmektedir. İşte bu yüzden, yani beynimizi ihtiyaç duyduğu besleyici maddelerden yoksun bırakmamak için, sağlam bir beslenme diyeti izlemenin vakti çoktan geldi diyebiliriz.

1- Kilo vermek veya kilo kontrolü sağlamak amacı ile diyet yaparız. Vücudumuzu şekle sokmak ümidi ile spor salonlarında zaman geçiririz. Ancak çoğu zaman, tüm bunları yaparken, çok önemli bir kasımızı beynimizi unuturuz. ”Beyin diyeti” olarak adlandırılan bir beslenme diyeti duydunuz mu daha önce? Öğrenmek için, takip eden makaleyi okuyabilirsiniz.

”Beyin Sağlığı”, stresi kontrol altına alarak, nörodejeneratif hastalıklardan korunarak ve hafıza ile zekayı geliştirerek yaşam kalitesini arttırmayı amaçlayan bir tekniktir. Beyin Beslenmesi Çoğu zaman, vücudumuzda güçlü bir müttefik olan beynimizi nasıl beslememiz gerektiğini düşünmeyiz. Beyin, vücudumuzun %2’sini işgal eder ancak günlük sindirdiğimiz glikozun %20’sini tüketmektedir. Beyin Gün sonunda, izlemiş olduğunuz beslenme diyeti, beyin sağlığınızın daha iyi veya kötü olmasını etkileyicidir. Zihin fonksiyonlarını güçlendirici birçok farklı besin maddesi vardır; ancak her zaman dengeli bir beslenme diyeti uygulamanız gerektiğini unutmamalısınız. Diğer bir deyişle, eğer öğle yemeğinde fast food tüketecekseniz ve de tatlı olarak bir parça meyve yemeyecekseniz, sabahları yediğiniz bir avuç cevizin size bir faydası olmayacaktır. Ayrıca; omega 3 ve 6 yağ asitleri, vitamin ve protein içeren besinler tüketmeniz ve de günde en az iki litre (yazları veya egzersiz yaptığınız zamanlarda üç litre) su içmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Bunun yanı sıra; hareketsiz yaşam tarzı ve sabahları kahvaltı etmemek (üstünüzü giyinirken veya saçınızı yaparken içtiğiniz bir fincan kahve kahvaltı sayılmıyor) gibi kötü alışkanlıklardan kaçınmalısınız.

Normal şartlarda, beyin glikoz ile beslenir. Günlük tükettiğiniz kalori ve yağ miktarını azalttığınızda, beyninizin beslenme oranı da buna bağlı olarak değişmektedir. Hatta bu organizma, enerji eksikliği durumunda, fonksiyonlarını normal şekilde yerine getiremeyebilir de. Bu sebepledir ki, beyninizi beslemeniz oldukça önemli kabul edilir. Çünkü ancak bu sayede, ona fonksiyonlarını normal şekilde yerine getirebilmesi için ihtiyaç duyduğu enerjiyi verebilirsiniz.

Aklımız, bir kasımızı hareket ettirmek için ilgili mesajı gönderir, duygularımızı yönetir, yaklaşan bir doğum gününü hatırlamamızı sağlar veya geceleri daha iyi dinlenmemize yardımcı olur. Büyük şehirlerdeki yaşam hızı, hiç şüphesiz, beyin sağlığı açısından iyi değildir. Bu koşullarda, genellikle egzersiz yapmak veya yeterince dinlenmek için vakit bulamazsınız ve dört bir yanınızda yağlı ve şekerli yiyecekleri bulursunuz. Yemek yerken acele etme eğilimindesinizdir ve genellikle kullanışsız, katı bir diyete bağlı kalırsınız. Bu durumların tümünde, vücudunuza ihtiyaç duyduğu besinleri veremiyorsunuz demektir ki buna beyniniz de dahildir.

Her çeşit hastalıktan korunmak için, vücudunuzu bir bütün olarak düşünün ve ona iyi bakmaya bir an önce başlayın. İyi beslenen bir beyin demek; daha az yorgunluk hissi, daha kuvvetli konsantrasyon ve dikkat, daha kuvvetli hafıza ve günlük fonksiyonlar yerine getirilirken daha aktif ve enerjik olabilmek demektir. Tüm bunlar da, çevrenizdeki insanlarla daha az tartışma veya problem yaşama anlamına gelmektedir.

Beyin Diyetinde Mutlaka Bulundurmanız Gereken Besinler

Bu başlık altında bahsedeceğimiz besinler, ”beyin diyeti” olarak adlandırılan rutinde her hafta veya her gün tüketmeniz gereken besinleri kapsamaktadır. Bu besinleri öğünlerinizde bulundurmaya özen gösterirseniz, olumlu sonuçları en kısa zamanda gözlemlemeye başlayabilirsiniz.

Su: Bu madde, hiç şüphesiz, yaşamımızı devam ettirebilmemiz açısından hayati öneme sahiptir; zira vücutlarımızın büyük kısmı bu sıvıdan ibarettir. Eğer su içmekten hoşlanmıyorsanız, az şekerli çaylar, doğal meyve suları, portakal gibi meyveler veya ev yapımı smoothie gibi içecekler sizin için alternatif olabilirler. Beynimizin %91’i sudan oluşmaktadır; dolayısı ile yeteri kadar su tükettiğimizden emin olmalıyız. İnsan vücudu, yemek yemeden iki aya kadar dayanabilir; ancak su içmeden dayanabileceği maksimum süre iki haftadır. Günde tüketmeniz gereken ortalama su miktarı iki litre olarak belirtilmektedir, ancak bu ne kadar fiziksel aktivitede bulunduğunuza, nasıl bir işte çalıştığınıza, kaç kilo olduğunuza, boyunuzun uzunluğuna, yılın hangi döneminde olduğunuza ve benzeri durumlara göre değişiklik göstermektedir.

Brokoli: Bu, günlük beslenme diyetinizde muhakkak bulundurmanız gereken süper bir sebzedir. Brokoli, turpgiller ailesinin kralıdır ancak dilerseniz lahana, karnabahar ve Brüksel lahanası gibi brokoli benzeri diğer sebzeleri de diyetinizde bulundurabilirsiniz. Bu sebzeler, bol miktarda protein ve az miktarda kalori içermektedirler. Ayrıca yüksek oranda su ve tonlarca vitamini (A, B, C, E ve K) bünyelerinde barındırmaktadırlar. Bunlara ilaveten size folik asit, flavanoid ve lutein de sağlarlar. Brokoli, hafıza kaybını önlemek açısından mükemmel bir sebzedir çünkü harika bir antioksidan kaynağıdır. Buğulanmış veya ızgara brokoli yemeyi tercih etmelisiniz, çünkü böylelikle pişirme esnasında fazla miktarda C vitaminini kaybetmemiş olursunuz.

Brokoli Yulaf Ezmesi : Bu kahvaltılık gevreği; portakal suyu, süt veya yoğurt eşliğinde tüketebilirsiniz. Tonlarca protein ve bol miktarda aminoasit içerir, ayrıca doymamış yağlar, B ve E vitaminleri, magnezyum, potasyum ve selenyum da bu müthiş yiyecekte bulunmaktadır. Oldukça besleyicidir ve hafıza üzerinde olumlu etkileri vardır.

Tüketmek için klasik bir tarif: bal ile tatlandırılmış, bir fincan inek sütü ve iki yemek kaşığı pişirilmiş yulaf ezmesi olarak belirtilebilir. Bu; soğuk havalarda, yatmadan önce tüketmek için oldukça ideal bir içecektir. Muz Bu meyve bilgeliğin meyvesi olarak da bilinir çünkü Hindistan’daki en akıllı insanlar onu, muz ağacının gölgesinde uzanırken yerler. Muzda; iyi şeker, B ve C vitamini, kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyum bulunmaktadır. Muzu, iyice olgunlaştıktan sonra, yani koyu sarı veya kahverengi oldukları zaman tüketmenizi tavsiye ediyoruz; çünkü bu dönemde içerdikleri şeker daha kolay emilebilir ve doğrudan beyne iletilebilir. Ayrıca, hafıza ve ruh hali ile sorumlu olan özel bir nöro-vericinin üretimini sağlarlar.

Yeşil Çay : Yeşil-çay Bu muhteşem Doğu çayı, tonlarca faydalı içeriğe sahiptir. Mayalanmamıştır, yüksek miktarda antioksidan, manganez, oksalik asit ve benzerlerini içermektedir. Tümörlerin büyümelerini engelleyicidir, arındırıcı bir içecektir ve beyin fonksiyonlarını korur. Tüm bunlara ilaveten yeşil çay kilo vermek ve yağ yakmak için de idealdir.  

Devamını oku...

Kusma ve Bulantıya Ne İyi Gelir ?

Kusma nedeni her ne olursa olsun doktorunuzun altında yatan sebepleri belirleyerek tedavi sürecini başlatması gerekir. Bunun yanında tedavi sürecine katkıda bulunmak için aşağıdaki bitkisel ve doğal tedavi yöntemlerini kişisel sağlık koşullarınızı da göz önünde bulundurarak uygulayabilirsiniz.

Su: Kusma, vücttaki yabancı maddeleri dışarı atmaya yardımcı olur. Bunun için bol miktarda su itmek vücuttaki toksinlerin koaly ve hızlı bir şekilde dışarı atılmasına yardımcı olur. Su kusmayı kolaylaştırdığı gibi sindirim sistemi organları mide ve bağırsakları kusmaya neden olan unsurdan aırındırır.

Zencefil: Zencefil mide tahriş ve ağrılarını tedavi etmekle tanınır. Zencefil kusmaya neden olan nedenlerin çoğuna karşı etkilidir. Bunun için bir miktar zencefili bir bardak suda kaynatın, soğuduktan sonra için. Kısa sürede kusmaya neden olan durumu ortadan kaldırabilir.

Nane: Kusma hissi tahammül edilemez seviyede olsa bile kusmayı anlık engelleyebilir. Nane yemek borusu ve bağırsaklardaki tharişi ortadan kaldırabilir. Bunun için naen yapraklarını bir bardak suda kaynatın ve soğuduktan sonra için. Nane yaprakları aynı zamanda midede bulunan mikropları ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

Karanfil: Diş ağrısı, mide bulantısı, hazımsızlık ve kusma gibi sorunlara karanfil çiğnemek iyi gelir. Bir fincan suda bir çay kaşığı karanfil kaynatın ve için. Karanfil aroması kusmaya karşı oldukça etkilidir.

Tarçın: Tarçın kusmaya karşı oldukça etkili olan bitkiler arasındadır. Özellikle hazımsızlığın neden olduğu kusma vakalarına karşı anlık sonuçlar alabilirsiniz. Sindirime yardımcı olarak kusmaya engel olabilir. Yarım tatlı kaşığı bir bardak suya koyarak kaynatın, soğuduktan sonra için. Kusma ve ilgili semptopları kısa sürede ortadan kaldırabilir.

Soğan: Soğan suyu kusma tedavisi için yaygın şekilde kullanımaktadır. Bir çay kaşığı soğan suyunu presleyerek çıkarın ve için. Çok az olmasına rağmen oldukça etkili olacaktır. Soğan suyu zencefille karıştırışarak içildiğinde daha hızlı sonuç alınabilir. Bunun yanında soğan da kusma vakaları için tedavi amaçlı kullanılmaktadır.

Şeker ve Tuz: Bir bardak suya bir şeker kaşığı tuz ve şeker karıştırarak içebilirsiniz. Kısa sürede kusma hissinin ortadan kaldırımasını sağlar.

Elma Sirkesi: Kusmaya neden olan bakterileri ortadan kaldırmak ve iyileştirmeyi hızlandırmak için oldukça etkili tedavi metodudur. Anti mikrobiyal etkisi olduğundan dolayı elma sirkesi diğer ilaçlarla birlikte de kullanılabilir. Bir tatlı kaşığı elmas sirkesini bir bardak suyla karıştırarak için, kısa sürede etkisini göreceksiniz.

Limon Suyu: Limonun içerdiği C vitamini, protein, magnezyum, kalsiyum, B vitamini ve diğer besinler sizi kusma nöbetinden kurtaracağı gibi, kusma nedeniyle meydana gelen enerji kaybının geri gelmesini sağlayacaktır. Kusa için limonata tercih edebilirsiniz.

Rezene: Rezene mide ve bağırsaklarda bakterilerin neden olduğu kusma sorunlarının ortadan kalkmasına yardımcı olabilir. Bunun için bir bardak suda bir çay kaşığı rezene tohumu koyarak kaynatın. 1o dakika demlemeye bıraktıktan sonra için. Genelde çok kısa sürede etkisini gösterir.

 

Devamını oku...

Karınca İstilasına 13 Doğal Çözüm

Yılın bu dönemlerinde karıncaların yolları evlerinizden geçebilir. Neyse ki, bu problemle baş edebilmeniz için doğal yöntemler bulunmaktadır. Üstelik bu çözümlerin çoğunu dolabınızda bulunan malzemelerle sağlayabilirsiniz.

1. Limon Suyu : Kapı eşiklerine saf limon suyu sıkabilirsiniz. İçerdiği asit karıncaların sürü halinde hareket etmelerine engel olacaktır.

2. Tarçın: Karıncaların çıktıkları bölgelere toz tarçın serpebilirsiniz. Kapılara, pencerelere, zeminlere tarçın yağı sürebilirsiniz. Tarçın ve karanfili birlikte kullanmak da işe yaracaktır.

3. Nane Yağı : Nane yağını pencere ve kapılara sürebilirsiniz. Hem karıncalardan kurtulmuş olacak hem de evinizin muhteşem kokmasını sağlamış olacaksınız.

4. Boraks, su ve şeker:  Boraks, şeker, su ve bir miktar yerfıstığı ezmesini birlikte kullanabilirsiniz. Ya da sadece boraks, su ve şeker ile macun oluşturarak, bu macunu ince plakalar üzerine sürebilir ve bu plakaları karıncaların çıkış noktalarına yerleştirebilirsiniz.

5.  Su ve bulaşık deterjanı : Gıdalarınızı sakladığınız kapları iyice kapattığınızdan emin olmalısınız. Bal kavanozu en büyük karınca mıknatısıdır. Bu yüzden kavanozu su dolu küçük bir kap içerisinde saklamak zorunda kalırız. Bu durumda, bir şişeye bir miktar su ve bir sıkımlık bulaşık deterjanı koyabilir ve bu karışımı kavanozun üzerinde görünen karıncaları öldürmede kullanabilirsiniz. Ayrıca karıncaların çıkış noktalarını bulup bu bölgelere kaynar su dökerek de sorunu çözebilirsiniz.

6. İnce silis kumu : Evinizin çevresine ince silis kumu serpebiliriniz. Evinizin içinde de güvenle kullanabilirsiniz. İnce silis kumunun anında işe yaramasını beklemeyin. Ancak bir hafta içinde sorununuza çözüm olacaktır.

7. Tebeşir : Evet! Bu haylaz dostlar tebeşir ile çizilmiş çizgiyi geçemiyorlar. Kapı eşiklerine, pencere önlerine tebeşirle çizgi çekerek, karıncalara kolay yoldan veda edebilirsiniz.

8. Karbonat ve pudra şekeri : Karbonat ve pudra şekeri ile oluşturulan karışımı plastik bir kap içinde gerekli bölgelere yerleştirin. Birkaç gün sonra karıncalardan kurtulduğunuzu göreceksiniz.

9. Kahve : Karıncaların çıkış noktasına kahve serpin. Bu yöntemle karıncaları öldürmeyecek sadece evinizden uzaklaştırmış olacaksınız.

10. Mısır unu : Mısır unu da karıncaları uzaklaştırmak için etkili bir yöntemdir. Çocuklarınız ve evcil hayvanlarınız için de güvenilirdir. Ucuz olması da cabası!

11. Buğday nişastası : Karıncaları buğday nişastası kullanarak def edebileceğinizi biliyor muydunuz?

12. Sirke : Zeminlerinizi sirke/su karışımı ile silerek karıncalardan kurtulabilirsiniz.

13. Elma Suyu: Elma suyunu tatlandırıcı ile karıştırabilir ve bu karışım ile karıncaları öldürebilirsiniz. Bu karışım karıncaların sinir dokularına zarar verecektir.  

www.yesilaile.com çevirmeni Nilgün Uğur

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?