social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

İşin Uzmanları Bu Yiyeceklere El Sürmüyor!

Uzmanlar bile bu 8 yemeği yemiyor!

Gıda uzmanları toksinlerle ve kimyasallarla dolu malzemeleri gün ışığına çıkarıyorlar. Buna ek olarak, daha sağlıklı bir beslenme ve yaşam için küçük değişiklikler öne sürüyorlar. Farklı alanlardan uzmanlar bu sekiz yemeği neden yemediklerini açıklıyor. Temiz beslenme demek, meyveleri, sebzeleri ve etleri seçerken onların yetiştirilirken ve satım aşamasına gelene kadar en az işlemden geçmiş olanlarını seçmek demektir. Az işlemden geçmiş olanlar genellikle organiktir ve eser miktarda katkı maddesi içerir eğer ki konmuşsa tabi. Ama ne yazık ki günümüz gıda sektöründe kullanılan metotlar ne temiz ne de sürdürülebilir nitelikte. Bu durum da hem bize hem de çevreye zararlı olmaktan öteye gidemiyor. İşte bu nedenle biz de yemeğe, hayatlarını neyin yararlı neyin zararlı olduğunu keşfederek geçiren insanların temiz pencerelerinden bir göz atalım dedik. Onlara çok basit bir soru sorduk: “Hangi yemeklerden uzak durmalı?” Her ne kadar verdikleri cevaplar bir “yasak yemekler” listesi oluşturmuyor olsa da, öne sürülen alternatifler bizlerin sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır.

1-Bir Endokrinoloğun Yemeyeceği: Domates konservesi Bisfenol-A üzerine çalışmalar yapan Fredrick Vom Saal, Missouri Üniversitesinde bir endokrinolog.

Sorun: Teneke kutuların içine atılan reçine astar bisfenol-A içermektedir. Bu sentetik östrojen üreme bozukluklarından tutun da kalp hastalıkları, diyabet ve aşırı şişmanlığa kadar birçok hastalıkla bağlantılıdır. Ne yazık ki, asitlik (ki domateslerin öne çıkan bir özelliğidir) BPA (Bisfenol-A)'nın yemeğinize bulaşmasına sebep olur. Araştırmalar gösteriyor ki, birçok insanın vücudundaki BPA oranı sperm üretimini engelleyecek ya da hayvan yumurtalarında kromozomal hasar yaratacak seviyeleri aşmış durumda. Vom Saal "Domates konservesi başına 50 mikrogram BPA tüketiriz, ve bu miktar da insanları özellikle gençleri etkilemeye yetiyor." dedi. "Domates konservelerine elimi bile sürmem."

Çözüm: Reçine astarı istemeyen cam kavanozlardaki domatesleri tercih edin.

2-Bir Çiftçinin Yemeyeceği: Mısırla beslenmiş besili sığır eti Joel Salatin, Polyface Çifliğinin eş sahibi ve sürdürülebilir çiftçilik üzerine yarım düzine kitabın yazarıdır.

Sorun: Evrimsel gelişimlerine göre sığırlar ot yemelilerdir, tahıl değil. Ama günümüz çiftçileri sığırlarını mısır ve soya fasulyesiyle besliyor, ki bu da sığırların kesime uygun kiloya normalden daha çabuk erişmesini sağlıyor. Fakat, sığır çiftçilerinin cebine daha çok para girmesi (ve tabi marketlerde daha ucuz fiyatlar görmek) demek bizim için çok daha az besleyici et demektir. USDA (Amerika Tarım Bakanlığı) ve Clemson Üniversitesinden katılımcılar tarafından yeni yapılan geniş çaplı bir araştırma sonucunda, beta-karoten, E vitamini, omega-3ler, kökteş linoleik asit (CLA), kalsiyum, magnezyum ve potasyum oranının otla beslenmiş sığır etinde mısırla beslenmiş besili sığır etinde olduğundan daha yüksek çıktığı bulunmuş; enflamatuar omega-6 lar ve kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen doymuş yağın otla beslenen sığır etinde daha az olduğu keşfedilmiştir. "İneklerin otçul olduğu gerçeğini göz ardı etmememiz, onları mısır ve tavuk gübresiyle beslememiz gerekir." diyor Salatin.

Çözüm: Otla beslenmiş sığırın etini tüketin. Genellikle damgalıdır çünkü özel kalitedir, olur da görmezseniz kasabınıza sorabilirsiniz.

3-Bir Toksikoloğun Yemeyeceği: Mikrodalgada patlamış mısır Olga Naidenko, Environmental Working Group'un üst düzey bilim insanıdır.

Sorun: UCLA (Kaliforniya Los Angeles Üniversitesi) tarafından yapılan bir araştırmaya göre perflorooktanoik asit (PFOA) de dâhil olmak üzere, mikrodalga patlamış mısırların paketlerinin astarı için kullanılan kimyasalların insanlardaki kısırlıkla bağlantısı olabilirmiş. Hayvan deneylerinde, kimyasalların laboratuvar hayvanlarında karaciğer, testis ve pankreas kanserine sebep olduğu tespit edilmiş. Araştırmalar gösteriyor ki mikrodalgalar kimyasalların buharlaşmasına ve patlamış mısıra karışmasına neden oluyor. "Vücutta yıllarca kalıp, kanla birlikte hareket ediyorlar" diyor Naidenko. Araştırmacıları endişelendiren insanlardaki kimyasal seviyesinin laboratuvar hayvanlarında kansere yol açan düzeye gelmesi. Gönüllü olarak imzaladıkları bir EPA (Çevre Koruma Örgütü) planı uyarınca DuPont ve diğer üreticiler PFOA'ı 2015'e kadar tamamıyla ürünlerinden kaldırmaya söz verdi, fakat bu o zamana kadar milyonlarca mikrodalga patlamış mısırın satılmış olacağı gerçeğini değiştirmiyor.

Çözüm: Eski usul organik mısır patlatın: tencerede. Aromalar için, hakiki tereyağı ya da dereotu, kurutulmuş sebze taneleri ya da çorbalık malzeme kullanabilirsiniz. Hindistancevizi yağı kullanın ve doğallığı koruyun.

4-Bir Çiftlik Müdürünün Yemeyeceği: Organik olmayan patates Jeffrey Moyer Ulusal Organik Standartların başkanı.

Sorun: Kök sebzeler toprakta olan otkıran, böcek ilaçlarını, ve mantarkıranları emerler. Patateslere gelirsek ki Amerika'nın en çok tüketilen sebzesidir--onlar büyüme mevsimlerinde mantarkıranlarla aşılanıp hasat mevsiminden önce lifli filizleri öldürmek için otkıranlarla ilaçlanırlar. Hasat edildikten sonra, patatesler tomurcuklanmasın diye yine aşılanırlar. "Bunu bir deneyin: Herhangi bir marketten sıradan bir patates alın, ve onu tomurcuklandırmaya çalışın. Tomurcuklanmayacaktır." diyor, Rodale Enstitüsünde (Prevention'ın yayıncısı olan Rodale A.Ş.nin sahip olduğu enstitü) çitlik müdürü, Moyer. "Ne olursa olsun kendi sattığı patatesleri yemeyeceklerini söyleyen patates yetiştiricileriyle konuştum. Öğrendiğime göre, kendileri için yetiştirdikleri patatesler için bütün o kimyasallardan uzak bir arsaları varmış."

Çözüm: Doğal patatesler alın. Zaten patatesin içine işlemiş kimyasalları ne kadar yıkarsanız yıkayın, boşa çabalamış olursunuz.

5-Bir Su Ürünleri Uzmanının Yemeyeceği: Çiftlik somonu Dr. David Carpenter, Albany Üniversitesindeki Sağlık ve Çevre Enstitüsünün başkanı, Science dergisinde balıkların kirlenmesi üzerine yaptığı geniş çağlı bir araştırma yayınladı.

Sorun: Doğa ananı, somonların çitler arasında hapsedilip soya, kümes pisliği ve hidrolize edilmiş tavuk tüyleriyle beslenmesini istemediğinden eminim. Sonuç olarak, çiftlik somonu D vitamini açısından fakir ve kanserojenler, birincil biliyer siroz, bromlu flam geciktiriciler, ve dioksin, DDT gibi böcek ilaçları içeren kirleticiler bakımından zengin hâle geliyor. Carpenter'a göre, Amerikan mönülerinde bulunabilecek olan kirlenmiş somonlar Kuzey Avrupa'dan geliyor. "Bu tarz somonları kanser riskini yükseltmemek için 5 ayda bir yiyebilirsiniz." diyor 2004 balık kirlenmesi çalışması medyanın yoğun ilgisiyle karşılanmış olan Carpenter. "Aynen o kadar kötü." Başlangıç niteliğindeki bilimsel çalışmalar aynı zamanda DDT'yi diyabetle ve obeziteyle ilişkilendirdi, fakat bazı beslenme uzmanları omega-3lerin riskleri göz ardı etmeye yeteceğine inanıyor. Bu balıkları yetiştirirken kullanılan yüksek dozlardaki antibiyotik ve böcek ilaçları da endişelendirici nitelikte. Çiftlik somonlarını yediğinizde, midenizi aynı ilaçlar ve kimyasallarla dolduruyorsunuz.

Çözüm: Doğal olarak avlanmış Alaska somununu tercih edin. Eğer paketin üzerinde taze Atlantik diyorsa, çiftlik balığıdır.

6-Bir Kanser Araştırmacısının İçmeyeceği: Yapay hormonlarla üretilmiş süt Rick North Oregon Sosyal Sorumluluk İçin Tabiplerin Güvenli Yemek Kampanyası'nın proje müdürü ve Amerikan Kanser Topluluğu'nu Oregon ayağı CEO'su.

Sorun: Süt üreticileri süt ineklerini rekombinant büyükbaş büyüme hormonuyla (rBGH ya da rBST olarak da bilinirler) aşılayarak süt üretimini hızandırıyorlar. Ama rBGH inek memesinde iltihap oluşumuna yol açmanın yanı sıra iltihabın süte de karışmasına neden oluyor. İnsülin-benzeri diye de adlandırılan bir büyüme faktörünün de sütte yüksek dozlarda bulunmasına sebep oluyor. İnsanlarda, yüksek dozda IGF-1 meme, prostat ve kolon kanserine yol açabiliyor. "Hükümet rBGH'yi onayladığında, sütten gelen IGF-1'in sindirim kanallarından geçmesine olanak sağlayacağını düşündüler." diyor North. "Gelgelelim, birçok endüstrileşmiş ülkede yasak."

Çözüm: Pastörize edilmemiş süt veya rBGHsiz, rBSTsiz, yapay hormonlarla üretilmemiş süt alın ya da organik süt tüketin.

7-Marketlerde Satılan Soyayı Yemeyen Biyo-teknoloji Uzmanı: GDO'lu Fermantasyon Geçirmemiş Soya Michael Harris genetiğiyle oynanmış yemekleri içeren biyo-teknoloji sektöründe birçok proje yürütmüş bir uzman. Xenon Eczacılık ve Genon Şirketi gibi şirketlerde danışmanlık ve yönetim kadrosunda görev almıştır.

Sorun: Genetiği değiştirilmiş yemekler DNA üzerinde yapılan oynamaları ve bir türden başka bir türe genetik kodların aktarılmasını içerdiği için büyük bir endişe kaynağı haline geldi. Fermantasyon geçirmiş soya insanların tüketimi için uygun olan tek soyadır ve, dünyadaki soyanın %90'ının genetiği değiştirildiğinden, eğer tükettiğiniz soyanın organik olduğundan emin değilseniz, uzun süreli sağlık sorunları sizin için kaçınılmaz. Hele de soyanın hormonal dengeleri etkilediğini ve kansere bile yol açtığını göz önüne aldığımızda, tehlikenin asıl boyutu ortaya çıkıyor.

Çözüm: Soyanın üzerindeki ibareleri incelerken GDO'lu olmamasına ya da doğal olmasına dikkat edin. Asla ama asla, fermantasyon geçirmemiş soyayı tüketmeyin. Eğer mümkünse şirketle iletişime geçerek GDO'suz soyanın tam olarak nereden geldiğini öğrenin.

8-Organik Yiyecek Uzmanlarının Yemeyeceği: Marketlerde satılan elmalar Tarım endüstrisinin eski başkanı, organik yiyecekleri destekleyen bir tarım politikası güden araştırma grubu Cornucopia Enstitüsü'nün müdür yardımcısı.

Sorun: Eğer sonbahar mevsiminin meyveleri "en çok böcek ilacına maruz kalan meyve" yarışması düzenleseydi, elma kazanırdı. Neden mi? Çünkü ağaçta yetiştikleri için sürekli aşılanıyorlar ki elmanın her çeşidi tadını korusun. Hâl böyle olunca da, elmalar böceklere karşı direnç geliştiremiyor ve sürekli ilaçlanmaları gerekiyor. Meyve endüstrisi bu işlemlerin zararlı olmadığını öne sürüyor. Ama Kastel kimyasallara en az maruz kalmış ürünü tercih edersek biz de zararlarından o kadar korunmuş oluruz diyerek karşılık veriyor. "Çiftlik çalışanlarının birçok kanser türüne yakalanma olasılıkları daha yüksek." diyor. Ve sayıca artan bilimsel araştırmalar Parkinson hastalığıyla vücutta biriken her tür böcek ilacıyla alakalı olduğunu göstermeye başlıyor.

Çözüm: Organik elma alın.

Haber Deniz Aytekin

Devamını oku...

Düzenli Tüketilmesi Gerekli 8 Gıda

Uzun ve sağlıklı bir yaşam için dengeli beslenmenin ve sağlıklı gıdalar tüketmenin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Özellikle de kişinin kendi vücudu için hangi gıdaları tüketmesi gerektiğini anlaması ve bu yönde bir beslenme planı oluşturması sağlıklı bir yaşamda büyük rol oynuyor. Peki soğuk havalardan korunmak, vücut direncini yükseltmek ve hastalıklara karşı önlem almak için hangi gıdaları daha sık tüketmeliyiz? İşte beslenme alışkanlıklarınız arasında yer alması gereken birbirinden faydalı 8 gıda…

brokoli

1. Yeşil Yapraklı Sebzeler

Lahana, pazı, marul ve ıspanak gibi faydaları saymakla bitmeyen sebzeler sıkça tüketilmesi gereken yeşil yapraklıların başında geliyor. Özellikle de her yaşta ve herkeste teşhisi konulabilen tip 2 diyabetten korunmak için yeşil yapraklı sebzelerin faydalarından yararlanmak gerekiyor. Özellikle de demir, antioksidan ve vitaminler kadar kalsiyum, folik asit, selenyum bakımından da oldukça zengin olan ıspanak vücudumuzun ihtiyacı olan birçok besin ögesini içinde barındırıyor. Ancak yeşil yapraklı sebzelerin besin değerlerini kaybetmemesi için gereğinden fazla pişirmemeye dikkat etmek gerekiyor.

yesil-yaprakli-sebzeler

2. Elma

Her zaman kolaylıkla çantanızda taşıyabileceğimiz ve öğün aralarında sağlıklı bir atıştırmalık olarak tüketebileceğimiz elma düzenli olarak yenmesi gereken önemli meyvelerden biri. Elma içerisinde yer alan antioksidanların birçok hastalığı önlemede büyük rol oynadığı uzmanlar tarafından vurgulanıyor. Her gün düzenli olarak bir elma tüketmenin kötü kolesterolü düşürdüğü ve iyi kolesterolü artırdığını da unutmamak gerekiyor.

elmali-kek

3. Avokado

Avokadonun içerisinde muzdan daha fazla potasyum değerleri bulunmakta. B, K ve E vitaminleri açısından oldukça zengin olan avokado yüksek oranda lif içerir. Ayrıca avokadonun içerisinde vücudun alması gereken türde iyi yağlar bulunmakta. Aşağıdaki resimde avokadolu bir yemek görünüyor.

avokado

4. Yer Elması

Genellikle az tüketilen besinlerden biri olan yer elması göz ardı edilmemesi gereken gıdaların arasında yer alıyor. Kompleks karbonhidratlar, lif ve protein açısından oldukça zengin olan yer elması, A, B ve C vitaminleri açısından da zengin bir besin kaynağı.

5. Yulaf Ezmesi

B vitamini, omega-3 yağ asitleri, potasyum, suda çözünen lif ve kompleks karbonhidratlar gibi birçok değerli besin ögesi yulaf ezmesinin içerisinde bulunmaktadır. Düzenli olarak yulaf ezmesi tüketmek düşük kolesterole sahip olmanızı, sindirim sisteminizin daha iyi çalışmasını ve kalp sağlığınızı korumanızı sağlar.

6. Brokoli

C vitamini ihtiyacımızı sadece portakal ve greyfurt gibi turunçgillerden sağlamıyoruz. Küçük bir porsiyon brokoli tüketimi bile günlük ihtiyacınız olan C vitamini karşılamak için yeterli olacaktır. Brokoli çorbası yapmanın şimdi tam zamanı.

brokoli-corbasi

7. Badem

E vitamini, demir, magnezyum ve kalsiyum gibi önemli besin değerlerini barındıran badem, kolesterol seviyesini de düzenlemektedir. Ayrıca bademi öğün aralarında atıştırmalık olarak tüketebilir ve açlığınızı yatıştırabilirsiniz. Günde bir avuç badem tüketmek kalp hastalıklarına ve kansere karşı etkin bir koruyucu olarak görev görür.

8. Balık

Hem beyin hem de kalp için oldukça faydalı olan omega-3 yağ asitleri balıkta bulunmaktadır. Vücutta üretilmediği için omega-3′ün balıklardan alınması oldukça önemlidir. Somon, ringa, sardalya ve alabalık gibi türleri omega-3 bakımından oldukça zengindir. Ayrıca A ve D vitamini açısından da balıklar önemli birer kaynak.

Devamını oku...

Kaçınmanız Gereken 8 Atıştırmalık!

Bir muffinin 10 adet çikolatalı donut ile aynı kaloriye sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Peki ya çubuk krakerlerin büyük bir hamburger menüsünden daha fazla doymuş yağ içerdiğiniz? Bu yazımıza mutlaka göz atmalısınız.

İşte sağlığımızı tehdit eden, endişe verici 8 zararlı atıştırmalık:

1. Ev yapımı patlamış mısır:  Patlamış mısır harika bir atıştırmalık değil mi? Tam tahıllı ve düşük kalorili. Yapılan son çalışmalar mısır tanelerinin şaşırtıcı derecede antioksidan deposu olduğunu da kanıtlamıştır. Hatta çoğu meyve ve sebzeden daha fazla antioksidan içerdiği söylenmektedir. Peki, o zaman bu süper yiyeceğin zararı ne olabilir dediğinizi duyar gibiyiz. Küçük boy patates kızartması paketi ile kıyaslayalım. Patlamış mısır bu patates kızartması paketinden 70 kalori daha fazladır. Ayrıca 7 gram daha fazla yağ, 2 gram daha fazla doymuş yağ, 4,5 gram daha fazla trans yağ ve 310 miligram daha fazla sodyum içermektedir.

Servis miktarı: 2 Yemek Kaşığı patlamamış mısır Kalori: 170 Toplam Yağ: 12 gram Doymuş Yağ: 2,5 gram Trans Yağ: 4,5 gram Sodyum: 380 miligram

2. Peynirli Cipsler : Kimse peynirli cipslerin tam anlamıyla sağlıklı olduğunu söyleyemez. Ancak yağsız ve fırında pişmiş olan peynirli cipslerin bol tuzlu, yağda kızarmış patates cipslerinden daha masum göründüğü de kaçınılmaz. Ancak… içerdiği toplam yağ oranına bir göz atın! Ve de sodyum miktarına! Çocuklar bu cipslerden 56 gram tükettiğinde günlük yağ ve sodyum ihtiyaçlarının yarısını karşılamış oluyor!

Servis miktarı: 56 gram Kalori: 320 Toplam yağ: 20 gram Doymuş yağ: 4 gram Sodyum: 700 miligram 3. %99

3.Yağsız Meyveli Yoğurtlar :Yoğurt da bir diğer süper atıştırmalık olsa gerek. Yoğurtların çoğu az yağlı ya da yağsız olarak üretilmektedir. Ancak yoğurtlara eklenen şeker ve diğer maddeler işi tamamen farklı bir boyuta taşıyor. Piyasadaki meyveli yoğurtlar şeker, modifiye mısır nişastası, yüksek miktarda früktoz içeren mısır şurubu, jelatin ve trikalsiyum fosfat içerir. Ayrıca bu yoğurtlarda, yoğurt tüketiminin başlıca nedeni olan aktif kültürler bulunmamaktadır!

Servis miktarı: 1 kase (170 gram) Kalori: 170 Toplam Yağ: 1,5 gram Doymuş Yağ: 1 gram Sodyum: 85 miligram < Şeker: 26 gram 4. Peynir Kremalı Krakerler Peynir ve kraker kulağa masum geliyor değil mi? Ancak bu sevimli atıştırmalıkların bir porsiyonu, küçük boy tavuk nugget paketinden daha fazla sodyum ve iki kat daha fazla doymuş yağ içeriyor.

Servis miktarı: 1 küçük paket (42 gram) Kalori: 220 Toplam Yağ: 13 gram Doymuş Yağ: 4,5 gram Sodyum: 480 miligram Şeker: 6 gram

5. Baharatlı Krakerler: Tam buğday unundan üretilen ve düşük sodyumlu krakerler atıştırmalık için gerçekten mükemmel seçimdir. Ancak baharatlı krakerler tam bir felaket! Büyük boy bir hamburgerden daha fazla sodyum, yağ ve kalori içeren bu krakerler çocukların günlük sodyum ve toplam yağ ihtiyaçlarını karşılar. İçerdiği 3 çay kaşığına yakın şekerden bahsetmiyoruz bile.

Servis miktarı: 1 paket Kalori: 650 Toplam Yağ: 27 gram Doymuş Yağ: 12 gram Sodyum: 1,120 miligram Şeker: 11 gram

6. Elma Sosları : Piyasadaki hazır elma sosları için “yüksek fruktozlu mısır şurubu sosu” da diyebiliriz. Çünkü bu soslarda elmadan sonra en çok kullanılan malzeme yüksek fruktozlu mısır şurubudur.

Servis miktarı: ½ kase (128 gram) Kalori: 110 Toplam Yağ: 0 Şeker: 25 gram

7. Çikolatalı pudingli tart: Çoğu kişiye göre 1 dilim ev yapımı tart dünyanın en kötü atıştırmalığı değildir. Meyveli ve hafif kremalı bir dilim ev yapımı tartın hafifletici özellikleri olabilir. Ancak dışarıdan aldığınız bu tür kremalı, pudingli tartlar dünyanın en zararlı atıştırmalıklarıdır. Neden mi? Yüksek fruktozlu mısır şurubu, hidrojene yağ ve yapay renklendirici içermelerinin yanı sıra, evde yapılan tartlardan iki kat daha fazla şeker ve yağ içerir.

Servis miktarı: 1 dilim (128 gram) Kalori: 520 Toplam Yağ: 24 gram Doymuş Yağ: 12 gram Şeker: 40 gram

8. Muffinler: İçerdiği lif ve proteinle besin değeri açısından tümüyle faydasız olduğunu söyleyemeyiz. Ancak yine de kaçınmanız gereken bir yiyecek. Çünkü kalori, yağ ve şeker oranı oldukça fazladır.

Servis miktarı: 1 Muffin Kalori: 670 Toplam Yağ: 37 gram Doymuş Yağ: 6 gram Sodyum: 640 miligram Şeker: 43 gram

Daha sağlıklı tercihler yapmak için nelere dikkat etmeliyiz?

Protein, vitamin, mineral ve lif bakımından zengin, ancak bununla beraber kalori, toplam yağ, doymuş yağ, şeker ve sodyum bakımından da düşük olan atıştırmalıkları tercih edin. Yiyeceklerin etiketinde bulunan içeriklere göz atın. Mısır şurubu, şeker ve malt şurubu içeren besinlerden uzak durun.

Tabi ki bir de tavsiye edilen tüketim miktarlarını bilmek işinize yarayacaktır. Çoğu yetişkin bu miktarlardan haberdardır. Çocuklar için tavsiye edilen miktarları da aşağıda bulabilirsiniz.

4-8 yaş arası çocuklar: Aktiviteye bağlı olarak 1200-2000 kalori, %25-35 oranında yağlardan alınan kalori, 1200 miligram sodyum

9-13 yaş arası çocuklar: Aktiviteye bağlı olarak 1400-2600 kalori, %25-35 oranında yağlardan alınan kalori, 1300 miligram sodyum

14-18 yaş arası çocuklar: Aktiviteye bağlı olarak 1800-3200 kalori, %25-35 oranında yağlardan alınan kalori, 1500 miligram sodyum.

Yukarıdaki maddelere göre toplam yağ miktarları:

- Günlük 1200 kalori için 33-47 gram toplam yağ

- Günlük 1400 kalori için 39-54 gram toplam yağ

- Günlük 1600 kalori için 44-62 gram toplam yağ

- Günlük 1800 kalori için 50-70 gram toplam yağ

- Günlük 2000 kalori için 56-78 gram toplam yağ  

Devamını oku...

İlaç Gibi 20 Besin!

Sağlığımız için yararlı ve zararlı olan besinler hakkında devamlı bir şeyler söylenmektedir. İşin kötü tarafı bir zamanlar kahve ve yumurtanın zararlı olduğu dile getiriliyordu. Günümüzdeki çalışmalar ise bu besinlerin sağlığımız için iyi olduğunu gösteriyor. Yapılan çalışmaların da faydalı oldukları konusunda hem fikir olduğu 20 sağlıklı besinden oluşan bir liste hazırladık sizlere…

1. Fasulye: İster vejeteryan olun ister vegan olun, fasulye protein sağlamanız için ana besin kaynağınız olmalıdır. Etin aksine, fasulye doymuş yağsız ve kolesterolsüz protein sağlar. Ayrıca muhteşem bir lif, demir, kalsiyum, magnezyum, B vitamini ve antioksidan kaynağıdır. Fasulyeyi suda bekletin ve tüketmeden önce suyunu dökün. Midenizde şişkinlik yapmasına engel olmuş olacaksınız.

2. Sarımsak: Soğanın akrabası olan bu besini mutlaka günlük beslenme programınıza eklemelisiniz. Sarımsak, sülfür içeren bileşenler içermektedir. Ayrıca sarımsak kalp sağlığını desteklemesi ve inflamasyonun neden olduğu hastalıkları önlemesi ile bilinir. Bakterilerin, virüslerin, mantarların neden olduğu enfeksiyonları kontrol altına alır ve birçok kanser riskini azaltır. Sarımsağı soyun ve doğrayın. En iyi sonucu elde etmek için pişirmeden önce 10 dakika bekletin.

3. Enginar : Enginar lif açısından oldukça zengindir. Bir enginar 10 gramdan fazla lif içerir. Aynı zamanda C ve K vitamini, folik asit ve manganez deposudur. Enginar, karaciğeri koruyan silibinin isimli madde içerir. Araştırmacılar enginarın yapraklarında bulunan rutin ve kuersetin antioksidanlarının ve gallik asitin kanserle savaşmada önemli bir rol oynadığını dile getirmektedirler.

4. Tohumlar: Chia, kenevir ve keten tohumu beslenme programınızda mutlaka olması gereken besinlerdir. Özellikle de balık yemiyorsanız. Omega- 3 bakımından son derece zengin olan bu tohumlar kalp sağlığı ve beyin gelişimi için hayati derecede önemlidir. Ayrıca inflamasyonu ve eklem ağrılarını azaltır. Depresyonu kontrol altına alır, göz kuruluğunu önler, kolesterolü düşürür, tansiyonu dengeler, kemiklerinizi korur. Omega-3 bakımından en zengini keten tohumudur. En fazla proteini kenevir içerir. Chia ise lif ve kalsiyum açısından zengindir. Bu tohumları salatalarda ve soslarda kullanabileceğiniz gibi yoğurda ekleyerek de tüketebilirsiniz.

5. Nar: Nar serbest radikallerle savaşmaya yardım eder, kolesterolü dengeler. Kalp sağlığı için son derece önemlidir.

6.Balkabağı: Düşük kalorili bal kabakları K, B6, C ve A vitaminlerince zengindir.

7. Somon: ya da Pisi balığı Bu balıklar D vitamini deposudur. Özellikle de güneş ışığının sınırlı olduğu zamanlarda. Dahası, D vitamini ruhsal sağlık üzerinde de oldukça etkilidir. Somon balığı bağışıklık sistemini güçlendiren bileşenler içermektedir.

8. Tatlı patates : Lif, vitamin ve mineral yüklü tatlı patatesi pişirmesi de oldukça basittir. Bu tatlı yumru ile günlük A, C vitamini ve potasyum ihtiyacınızı karşılarsınız.

9. Hurma : Hurma hem tatlı ihtiyacınızı giderir, hem de lif açısından çok zengindir. Kuru ya da taze hurma kardiyovasküler kalp sağlığını destekler ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda mikrobiyal faydaları da mevcuttur.

10. Yeşil Çay : Yeşil çay kahvenin verdiği enerjiyi yavaş bir şekilde sağlar.

11. Muz : Muz, muhteşem bir potasyum kaynağıdır. Aynı zamanda B6 vitamini, magnezyum ve lif içerir. Sindirim sisteminizde bulunan iyi bakterileri destekler.

12. Yumurta: Uzun zamandır günde kaç tane yumurta tüketmemiz gerektiği ile ilgili tartışmalar sürmekteydi. Yüksek kolesterol içerdiği için çok sık tüketilmemesi tavsiye ediliyordu. Ancak bilim artık beslenme programımızdaki besinlerde bulunan kolesterolün vücudumuzdaki kolesterol seviyesini yükseltmediğini savunmaktadır.

13. Karahindiba Yaprağı : Karahindiba yaprağı sadece bir ot değildir. Yüksek miktarda K, A ve B vitamini ile demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi önemli mineraller içerir. Karahindiba yaprağındaki acımsı bileşenler sindirime yardımcı olur ve karaciğer ile pankreası korur. Ayrıca, çalışmalar bu bitkideki bileşenlerin sinir hasarlarına karşı koruyucu olduğunu ve karahindiba çayının güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu göstermiştir. Karahindiba yaprağını salatalarınıza ekleyerek tüketebilirsiniz.

14. Su teresi : Lahana ve ıspanağı herkes bilir. Ancak su teresi de popüler olmaya aday bitkilerden. Kaynak sularında yetişen bu bitki yüksek oranda nitrat içerir. Böylelikle tansiyonu düşürür ve egzersiz sırasında ihtiyaç duyulan oksijen miktarını azaltır. Ve de 2 kâse su teresi sadece 7 kalori içerir! 15. Arpa : Kolesterolü sünger gibi içine çeken beta-glukan isimli life sahiptir. Arpa aynı zamanda diyabet hastaları için çok faydalıdır. Beta-glukan daha sağlıklı kan şekeri düzeyi için insülin aktivitesini geliştirir.

16. Avokado: Güçlü bir besin deposu olan avokado, vitamin ve mineral açısından oldukça zengindir. Orta boy bir avokadonun yarısı yaklaşık olarak 140 kaloridir ve kolaylıkla menüye uyarlanabilir. Direkt olarak tüketebileceğiniz gibi, salsa sosuna, sandviçe ya da smoothieye ekleyerek de tüketebilirsiniz.

17. Kırmızı çekirdeksiz üzüm : Lutein ve zeaksantin isimli beta-karotenleri içerir. Bu maddeler gözleri yaşa bağlı sarı nokta hastalığından korur ve yaşa bağlı zihinsel rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olur. Bu iki beta-karoten aynı zamanda yumurta sarısında, bezelyede, mısırda, dolmalık biberde, kabakta, ıspanakta ve brokolide de bulunmaktadır.

18. Kırmızı mercimek : Mercimek yüksek proteinli, yüksek lifli bir besindir. Mercimek tüketmek kalp rahatsızlıklarını azaltır ve insülin direncini arttırır. Özellikle kırmızı mercimek çok kullanışlı bir besindir. Çünkü çok kısa bir zaman içinde pişer. Yumuşak dokusu ile çorba ve püreler için de vazgeçilmezdir.

19. Elma : Bu tatlı ve sulu meyve dişlerinizi temizler. İçerdiği fito besinlerle kansere neden olan radikallerle savaşır. C ve B vitamini içeren elma, aynı zamanda karbonhidrat kaynağıdır. Ancak bu, sağlığınız için faydalı bir karbonhidrat türüdür. Karbonhidrat içerdiği için kan şekerini dengeleyen elma, şeker hastaları ve kilo vermeye çalışan kişiler için çok uygun bir meyvedir.

20. Badem : Kolesterol içermeyen protein, lif ve E vitamini içeren badem, saçlarınız, tırnaklarınız, cildiniz için son derece faydalıdır. Ayrıca, serbest radikallerle de savaşır. İçerdiği kalsiyum, fosfor ve magnezyum ile de kemiklerinizin güçlenmesine yardımcı olur.  

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?