social facebook  social twitter  social youtube  social ins
Menu
 saglikli beslenme bannersaglikli guzellik banner

Üzüntü Beynimizde Ne Yapar?

Hayat bitmeyen bir öğrenme sürecidir. Birey olarak gelişiminizi tamamlayabilmek için hatalarınızdan ders çıkarmanız gerekir.

Üzüldüğünüz Zaman Beyninizde Neler Olur? 

“Fırtına sırasında ağacın kökleri daha derine ilerler” sözü, konuyu gayet güzel açıklıyor. Bir bakıma bu demek oluyor ki, birey olarak gelişebilmek için hatalarımızdan ders çıkarıp, yenilgilerimizden bilgelik kazanarak bazen acı çekmek zorundayız. Gelin bugün duyguların büyüklükleri hakkında daha fazla şey öğrenelim ve üzüldüğünüzde beyninizde neler olduğuna bakalım.

1. Beynin heykeltıraşı, üzüntü göz yaşları: Eminiz ki, bununla ilgili bir fikriniz zaten var. Fakat, hayatınız boyunca çektiğiniz acılar sayesinde, beyniniz kişiliğinizi kaçınılmaz şekilde etkileyen derin değişiklikler geçirir. Örneğin, çocukları düşünün. Bazı çocuklar daha küçük yaşlarda kötü muameleye maruz kalırlar. Bunun gibi acı veren çocukluk dönemi olayları kadar yıkıcı başka bir şey yoktur.

Doktor ve psikiyatristlerin söylediğine göre, bu durumda çekilen acılar, bir askerin savaşta hissettiklerine benzer şeylerdir. Bitmeyen korku, devamlı tetikte olmak ve mutsuzluk beyinde kargaşaya neden olur ve bazı reseptörlerin harekete geçmesini sağlar. Acı ve korku hissiyle ilişkilendirilen beyindeki amigdala ve insular korteks gibi bölgeler harekete geçer. Bu hareketlenme, kişilikte uzun vadeli etkilere neden olabilir: güvensizlik, sinir, depresyona yatkınlık ve hatta şiddete yatkınlık. Tabii ki tepkiler dünyanın her yerinde aynı değildir. Fakat, değişimler öyle güçlü olurlar ki, beyin bir şekilde etkilenir. Mesela, evlilikte partnerlerden birinin kötü muameleye maruz kaldığı durumu düşünün. En sonunda bu aşırı acı, beyni etkileyen bir seviyeye ulaşır. Kişi kendini depresyon, sinir ve hayal kırıklıklarıyla yan yana, çaresiz bir duruma saplanmış olarak bulur… Bunu aklınızdan çıkarmamanız gerekir.

2. Güçlü bir öğrenme aracıdır.  Hayat, mutluluğu garantileyen kolay bir yol ya da üzerinde hiçbir engel olmayan dümdüz bir yol olmamalıdır. Hayatı öğrenmemizi sağlayacak birçok güzel duygu vardır. Fakat, acı çekmek daha iyi bir öğretmendir. En iyi yol bu olabilir; ancak en acımasız yol da budur. Her kim acı çekmemişse tam anlamıyla yaşamamış demektir, sözündeki gibi. Belki biraz abartılı olabilir, fakat bunu aklımızın bir köşesine yazmaktan zarar gelmez. Hepimiz hatalarımızdan ve yenilgilerimizden bir şeyler öğreniriz. Hatalarından ders çıkarmayı reddeden insan, hayatın ne olduğunu anlamamış demektir: hayat bitmeyen bir öğrenme sürecidir. Eğer hatalarınızı kabul etmezseniz, daha ileriye gitmek, onları aşmak ve sonunda daha güçlü olmak imkansız hale gelir. Biliyoruz ki acı çekmek hoş bir şey değil. Fakat, hayatınızın geri kalanı için bir bariyer ya da tüm kapıları kapatmak için bir mazeret olmamalıdır. Acılarınızın üstesinden gelmek için size gereken ateşlemeyi sağlayacak motorlar; iç dünyanız, gücünüz ve iradenizdir. Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın.

3. Üzüntü çıkış yolu arıyor : yalnızlık..  Üzüntünüzle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeden, dallanıp budaklanmasına izin vermeyin. Bu acıyla birlikte yaşamaya çalışmak beyinde bir çok problem yaratabilir: yüksek kortizol seviyeleri, stres, yeni şeyler öğrenememe, hafıza kaybı… Gitgide fiziksel olarak güçsüzleşirsiniz ve buna, sağlık ve duygusal dengenizdeki zayıflık eklenir. Eğer kendinizi serbest bırakabiliyorsanız, bunu yapın! Birisi canınızı yakarsa karşılık verin. Bir şey size baskı yapıyorsa, nefes almak ya da kaçmak için boşluk arayın. Gözlerinizin yaşla dolmasına izin verin ve ağlamanız gerekiyorsa ağlayın. Kendinizi bulun ve hak etmediğiniz, size zarar veren duvarları yıkın. Özellikle sonu olmayan acıları çekmeyi kimse hak etmez. Eğer bunu yapmak sizin elinizdeyse, her zaman sorunlarınıza çözümler bulmaya çalışın. Göstereceğiniz her bir çaba, size ve sağlığınıza değer. Siz bunu hak ediyorsunuz.  

Devamını oku...

Unutkanlık Yapan İlaçlar

Unutkanlığa neden olan bir çok faktör vardır, Harward Üniversitesinin yayınladığı bir makaleye göre unutkanlığa neden olan en önemli 7 faktör şöyle açıklanmıştır.

Yetersiz Uyku: Uykusuzlık beynin yeterince dinlenmemesine neden olmaktadır ve dinlenemeyen beyin zamanla duygu değişikliklerine ve anksiyete yol açabilir. Böylece geçici veya kalıcı unutkanlık tetiklenir.

İLAÇLAR

İlaçlar: Sakinleştiriciler, antidepresanlar, bazı tansiyon ilaçları, ve diğer ilaçlar genellikle sedasyon veya beyinde karışıklığa neden olarak, hafızayı etkileyebilir. Eğer yeni başladığınızı bir ilacın hafızanızda şüpheli faaliyetlere neden olduğunu farkederseniz mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz, bu şüpheli faaliyetler, başkalarının duymadığı sesler, halisülasyon, baş dönmesi olabilir. Belleği etkileyen bazı ilaçlar aşağıda sıralanmıştır, eğer bu ilaçları alıyor veya alacaksanız hakkında detaylı olarak bilgi edinmenizi öneririz:

Not: İlaçların Listesi Harward Health Publication sitesinden alınmıştır.

Antidepresan İlaçları: Paroksetin,Paxil,Prozac,Zoloft,Cymbalta,Effexor Mide ve Mide Ekşimesi İlaçları: Tagamet ,Prevacid, Prilosec,Nexium

Mesane İçin Kullanılan İlaçlar: Ditropan,Detrol, Detrusitol,Sanctura,Vesicare,Enablex

Nöropatik Ağrı ve Antidepresan: Amitriptilin,Elavil,Desipramin,Norpramin,Nortriptyline Aventyl, Pamelor

Bunlar dışında soğuk algınlığı ve diğer hastalıklar için kullanılan; Kaptopril, Capoten Bromfeniramin, Klorfeniramin, Difenhidramin Loratadin, Claritin

Tiroid: Tiroid bezlerinin sağlığını kaybetmesi zihni etkileyebilir ve dolaylı olarak unutkanlığa neden olabilmektedir. Tiroid bezlerinin sağlıklı olup olmadığını kan testi yaparak öğrenebilirsiniz.

Alkol: Çok fazla alkol alkolün etkisi geçtikten bir süre sonra bile belleğe etkisi devam eder ve unutkanlığa neden olabilir. Kişiden kişiye etkileri değişmesine rağmen kadınları daha fazla etkilemketedir.

Stres ve anksiyete: Stres, kaygı, korku, gerlimi gibi zihinsel sorunlar da belleği olumsuz yönde etkileyerek unutkanlığa neden olabilir. Önceden müdahale hafıza kaybı ve unutkanlığı engelleyebilir.

Depresyon: Depresyon bir şeyin eksikliği, üzüntü, hayattan zevk alamama gibi düşüncelerin artması unutkanlığa ve ilerleyen yaşlarda kronik unutkanlık hastalıklarına neden olabilmektedir. Unutkanlıkla ilgili bir şikayetiniz olduğunda mutlaka doktorunuzla görüşerek önceden tedavi almanız gerekir. Genelde zihinsel bozuklukların neden olduğu, stres, depresyon unsurları ortadan kalıdırlarak sağlığınıza kavuşmanız mümkün. 

Devamını oku...

Başkalarından İlaç Almayın! Çünkü..

Ne kadar basit değil mi? Hastasınız ve arkadaşınızın kullanmadığı, artmış ilaçları var… neden kullanmayasınız ki? Bizden size tavsiye: Sakın başkasının ilaçlarını kullanmayın. İşte nedenleri:

1. Stevens-Johnson Sendromu :19 yaşındaki Yaasmeen Castanada kendisini biraz hasta hissediyordu ve arkadaşının antibiyotiklerinden içti. Kızın vücudu ilaca karşı ciddi bir reaksiyon gösterdiği için yanık yoğun bakım ünitesine alındı. Bu reaksiyon Stevens-Johnson sendromu olarak da bilinir. Cilt ve mukozada yanıklar oluşur, bu yanıklar su toplar ve patlar.

2. O ilaca gerçekten ihtiyacınız olmayabilir. Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonlara karşı etki gösterir, virüslere karşı bir etkileri yoktur. Bu nedenle, soğuk algınlığınız için arkadaşınızın artan antibiyotiklerini kullanmayın. Çünkü işinize yaramayacak. Bu ilaçlar az önce de belirttiğimiz gibi Stevens-Johnson sendromuna yol açabilir. İshal ve deri döküntüsü gibi diğer yan etkilere maruz kalma ihtimaliniz de yüksektir. Dahası, antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı bakterilere karşı olan direncinizi arttırır, bakterileri güçlendirir ve ihtiyacınız olduğunda antibiyotikler bakterilerle savaşamaz hale gelir.

3. Hastalığınız daha da ilerleyebilir: Piyasada çok sayıda antibiyotik bulunmaktadır. Sizin için en iyi antibiyotik hastalığınız için üretilmiş olanıdır. Burada arkadaşınızın değil doktorunuzun kararı önemlidir. Başkası için reçete edilmiş bir antibiyotik sizin hastalığınıza iyi gelmeyebilir. Ayrıca, sizin için gerekli olan tedaviyi geciktirerek ve bakterilerin çoğalmasına neden olarak durumu daha da kötüleştirebilir.

4.Herkes kendi ilacını sonuna kadar kullanmalıdır : Eğer antibiyotik alıyorsanız, reçete edilen dozun tamamını içmeniz çok önemlidir. Hastalığınız geçmiş olsa bile. İlacı yarıda bırakmak, azalmış olan enfeksiyonun vücudunuzda kalmasına neden olur. Bu da hastalığın tekrar etmesi ile sonuçlanır. İşte bu yüzden arkadaşınızın ilaçlarını değil kendi ilaçlarınızı bitirmelisiniz.

5. Reçeteler kişiye özel hazırlanır: İlaçlar hastalığınıza göre reçete edilir. Aynı zamanda, dozlar kilonuza ve sahip olduğunuz şartlara göre ayarlanır. Başkası için reçete edilmiş ilaç sizin için tamamen yanlış olabilir. Ayrıca, bazı ağır ilaçlar küçük dozlar halinde verilebilir ve doz yavaş yavaş arttırılabilir—eğer arkadaşınız yüksek dozda ilaç kullanıyorsa, onun ilacını kullanmak kötü bir sonuç doğurabilir.

6. Olumsuz ilaç etkileşimi ihtimali yüksektir: Reçete edilen ilaçlar kuvvetlidir ve vücudunuza aldığınız diğer maddelerle her zaman uyum göstermeyebilirler. Bazı ilaçları, bazı besinlerle, içeceklerle ve diğer ilaçlarla birlikte kullanmak tahrip edici sonuçlar doğurabilir. Nadiren de olsa başkalarının ilaçlarını kullandığınızda bu riski de göze almış olursunuz.

7. Önemsiz saydığınız bu dikkatsizlik sizi ölüme götürebilir!: Her ilaç potansiyel yan etkilere sahiptir. Ancak reçete edilen ilaçların yan etkileri doktorlar tarafından öngörülür. Eğer doktorunuz tarafından reçete edilmeyen bir ilacı içerseniz, yaratacağı yan etkileri kontrol edemezsiniz.

Uzmanlar opioid gibi ağrı kesicilerin aşırı ya da yanlış kullanımından kaynaklanan solunum depresyonunun öldürücü olabildiğini, benzodiazepin gibi sakinleştiricilerin yoksunluk sendromuna neden olabildiğini, hiperaktivite bozukluğunda kullanılan stimulan ilaçların ise kan basıncında tehlikeli artışlara yol açabildiğini belirtmişlerdir.  

Devamını oku...

Soğuk Duş Alın ,Çünkü!

Soğuk duşun bir çok faydası olduğunu duyduğunuzda şaşıracaksınız. Aşağıda verilen noktalar, uzun süren sıcak banyolardan hoşlananlar için pek ikna edici olmasa da, belki fikrinizi değiştirmek istersiniz. Ve banyo suyunuzun sıcaklığı aşağıdakileri okuduktan sonra azalmaya başlayacaktır.

Aşağıdakileri okuyunca belki suyun sıcaklığı hakkındaki fikrinizi değiştirirsiniz.

Soğuk Suyun Faydaları:

-Dolaşım Sistemi Üzerine Etkileri: Bir çok kişi, soğuk suyun onlar üzerinde harikalar yarattığını söyleyecektir. Soğuk su cildinize değdiğinde, kutanöz vazokonstriksiyon yaratacaktır yani cildinizin yüzeyindeki kan damarlarını büzüp, kanın iç organlarda toplanmasını sağlayacaktır. Bu hayati organlara giden kan akımını arttırmayı sağlar. Bu kan akımı kalbin daha iyi çalışmasını sağlayarak, vücuttaki toksinlerin atılmasını da sağlar.

Bazı insanlar sıcak ve soğuk suyla yıkanmanın hem iç organlar hem de cilt açısından faydalı olduğunu söylerler.

-Sağlıklı Saç ve Deri: Çok sıcak su cildi ve saçları kurutur. Saçlar ve cilt kurumaktan ciltte bulunan bezler tarafından salgılanan sebum tabakası tarafından korunur. Sıcak suyla banyo yaptığımızda bu sebum tabakasını ortadan kaldırırız. Bu cildinizi kurutur, saçlarınızı kırılgan ve kepekli yapar eğer bunu bir alışkanlık haline getirirseniz sağlıklı ve güzel görünen saçlarınıza veda edebilirsiniz. Sıcak su cildinize direk değdiğinde ciltteki gözenekleriniz açılır. Bu gözenekler açıkken havayla ve tozla dolup tıkanma şansları daha yüksektir. Bunun sonucunda tıkanmış gözenekleriniz akneye bile dönüşebilir.

–Uyandırma Çağrısı: Soğuk su sizi anında uyandıracaktır. Özellikle bu alışkanlığı yeni yeni deniyorsanız. Vücuttaki artmış dolaşım sayesinde kendinizi enerjik hissedecek ve güne başlamak için hazır olacaksınız.

–Doğurganlığa Etkisi: Soğuk duşun yararlarından biride, erkeklerde doğurganlığı arttırmak olduğunu biliyor muydunuz? Bildiğiniz gibi testisler vücudun dışındadır çünkü spermler vücut sıcaklığına dayanamazlar. Eğer bir kişi düzenli olarak çok sıcak suyla banyo yaparsa sperm sayısı ve bunların hareketliliği azalır. Eğer sperm sayısı ile ilgili sorun yaşıyorsanız düzenli olarak soğuk suyla duş almak isteyebilirsiniz. Soğuk duşun erkekler için en önemli faydalarından birinin bu olduğu söylenir.

 -Bağışıklığı Güçlendirir:

Soğuk duşlar nezle, grip ve enfeksiyonlara karşı koruyucu bir etki sunuyor. Prag’ta yapılan bir araştırmada haftada 3 kere 14 derecedeki soğuk suya 6 hafta boyunca giren kişilerde 2 tip akyuvar (monosit ve lenfosit) sayısında artış gözlenmiş. Lenfositler bakteri, virüs ve toksinlerin ortadan kaldırılmasında çok önemli bir role sahiptir. Araştırmacılar vücudun kendini ısıtmak istemesi sonucu artan metabolizma hızının bağışıklı sistemini aktivite ettiğini, böylece de daha fazla akyuvar hücresi ürettiğini düşünüyor. Bu yüzden düzenli olarak soğuk duş alanlarda nezle, grip ve hatta bazı kanser türleri riski azalıyor.

 

-Kan Dolaşımını İyileştirir

İyi kan dolaşımı kardiyovasküler sağlık için çok önemlidir. Soğuk duşa geçmenizle beraber kan dolaşımı iyileşir. Soğuk suyla temas ettiğinde kan damarları daralır. Bu daralma kanın akış hızını artırır. Peki kan dolaşımının iyi olması neden önemli? İyi kan dolaşımı yüksek tansiyonu önler ve kan damarlarını güçlendirir. Kan dolaşımı iyi olduğunda bütün vücut sistemleri daha iyi çalışır, böylece daha iyi görünür ve daha iyi hissedersiniz.

- Sıcaklığı Düzenler

Soğuk duşlar termojeneze (vücut ısısının üretilmesi) yol açan stresin iyi bir formunun oluşmasını sağlar. Böylece vücudunuzdaki onarım sistemleri aktive olur. Eğer kronik olarak soğuk el ve ayaklardan şikayetçiyseniz ya da çok fazla terliyorsanız, soğuk duşu deneyin.

- Metabolizmayı Hızlandırır ve Kilo Verdirir

Kahverengi yağ hücreleri, beyaz yağ hücrelerinin tersine enerji üretiminde sıkça kullanılır. Soğuk suyla temas kahverengi yağ hücrelerinin üretilmesini sağlar. Bu hücreler glikoz yakarak, daha fazla ısı enerjisi üretmeye çalışırlar. Daha fazla kahverengi yağ hücresi daha fazla enerjinin yakılmasına, böylece de daha hızlı kilo kaybına neden olur. Artan kahverengi yağ düzeyi, artan kan basıncı ve vücut sıcaklığı ile beraber kimyasal reaksiyonlar daha hızlı olur. Metabolizma hızını artırmak birçok insanın aradığı şey. Çünkü böylece hem kilo kaybı hızlanır, hem de kas üretimi artar.

 

- Depresyonu Azaltır

Soğuk duş depresyona yardım etmede ve önlemede de yardımcı olur. Virginia Common Wealth Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre soğuk su beynin mavi noktalarını uyarıyor. Mavi noktalar beynin noradrenalin üretim bölgesi. Noradrenalin ise depresyonu önlemede kullanılan bir hormon.

- Lenf Sistemini Güçlendirir

Lenf sistemi atık maddeleri vücuttan dışarı çıkararak patojenlerle (hastalıklarla) savaşır. Atık maddelerin taşınması lenf sıvısı ile sağlanır. Lenf sıvısının hareketi kasların kasılması ile olur. Soğuk duş bütün vücuttaki kasların kasılmasını sağladığı için lenf sistemi de daha iyi çalışır. Böylece atık maddeler vücuttan daha hızlı atılır. Eğer lenf sistemi iyi çalışmazsa atık maddeler vücudun uç noktalarında toplanır. Bu da çeşitli sağlık sorunlarına neden olur.

-Nefesi Derinleştirir

Soğuk duşun etkisini nefesinizde net bir şekilde hissedeceksiniz. Soğuk duş ciğerleri açarak daha fazla oksijen alınmasını sağlar. Böylece daha az yorgun hissedecek ve spor yaparken daha az yorulacaksınız.

-Enerjiyi ve Canlılığı Artırır

Duşlarınızı soğuk suyla bitirmenin birçok avantajı var. Eski samuray savaşçılarının her sabah başlarını soğuk suya soktukları bilinir. Bu ruhsal düzeyde bir arınma ritüeliydi. Böylece ruhlarını temizlediklerine ve güne taze bir başlangıç yaptıklarına inanırlardı. Soğuk duş kesinlikle daha canlı ve enerjik yapar. Kalp atmaya başlar ve uykudan kaynaklı letarji ortadan kaybolur.

-Hormon Üretimini Artırır

Soğuk duş hormon bezlerinin aktivitesini artırarak, vücutta daha fazla hormon salgılanmasını sağlar. Örneğin, üreme sisteminde büyük yarar sağlayarak çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olabilir. Sperm sayısı sıcaklık arttıkça düşer. Bu yüzden soğuk su bu konuda da işe yarayabilir.

Nasıl Başlamalı

Soğuk suyla yıkanmak biraz rahatsız edici görülebilir ancak bir kez alıştıktan sonra eski sıcak rutininize dönmek çok daha zor olacaktır. Eğer bütün duş boyunca soğuk suya dayanamıyorsanız, sıcak suyla yıkanmaya başlayın banyonuzun son 5 dakikasını soğuk suyla tamamlayın. Bazı durumlarda soğuk suyla banyo yapmamanız gerekir örneğin banyodan çıktıktan hemen sonra soğuk bir odaya geçecekseniz. Kalp hastası ya da aterosklerozunuz varsa soğuk suyla yıkanmanız önerilmez.

Derece derece sıcak sudan soğuk suya geçişi sağlayabilirsiniz. Birçok kişi için, ani bir değişiklik kaldırılamayacak kadar büyük bir stres kaynağı olabilir. Soğuk duşu günlük rutine eklemenin iyi bir yolu duşlarınızın son bir dakikasında soğuk suyu açmaktır.

Sıcak su mu, soğuk su mu? Bu tartışma sonu gelmez tartışmalardan biridir. Eğer bunun için yeterince cesursanız ve daha sağlıklı, enerjik olmak istiyorsanız, hayatınızda bu ufak değişikliği yapın ve ilerde büyük sonuçlarını görün. Sıhhatler olsun! Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/cold-shower-benefits.html 

Devamını oku...

Giriş or Üye Ol

- Facebook’la Bağlan

Parolanızı mı unuttunuz? / Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?